| |||||
| Kayıt ol | Arama | Bugünki Mesajlar |
| 14.11.08, 12:48 | #31 |
| | Delirten Delirten Sarı saçına tarak vurdun, sazım tellendi; Kapattın gözlerini yanakların sellendi; Bilmem nasıl yaratmış yüce yaradan seni, Gördükçe endamını deli gönlüm dellendi. Naim Özdamar 14 Kasım 2008 |
| 16.11.08, 13:39 | #32 |
| | O Gece Kalp atışını duydu, bütün gece kollarım; Saçlarının gölgesi omuz başıma düştü, Bir yudum su istedim sönsün diye dillerim, Boğazımdan aşağı bütün mahzenler taştı. * * * * * Bir tatlı hengâmede nasıl göz göze geldik? Neler oldu o anda, hangi duyguyla dolduk? Ömrümüzü bir anda iki öyküye böldük; Dertsiz, asi başıma bu tatlı aşk dolaştı. * * * * * Nereden, nasıl geldik bu muhteşem geceye, Binlerce aşk sözcüğü sığdı birkaç heceye, İlan-ı aşk boşuna, ne gerek dibaceye, Sevgiye aç gönlümüz bu gecemize koştu. * * * * * Pembe, beyaz dünyaya mavi yelkenler açtık, Bütün mutlu anları yudumlayıp da içtik, En güzel besteleri hep kendimize seçtik, En ahenkli şarkılar gecemiz için coştu. * * * * * Pervaneler misali ateşinde eridim; En mahrem hücrene fütursuzca yürüdüm Aşka susamış teni tenine bürüdüm, Dileğim, arzularım yıldızlara ulaştı. Naim ÖZDAMAR 19.09.2008 |
| 16.11.08, 13:57 | #33 |
| | Fitanat Hanım-1 Omuz başını öper kumral saçları, Kurumuş leylak kokusunda, Bayıltan hazlar gibi. Arada yalanlar kaçar dudaklarından, Geçmiş sevdalara dair. Önüne düşer gözleri, Gelinlik kızlar gibi. Avuç içlerinde ter, Apansız yanakları kızarır, Olgun kirazlar gibi. Dalına basınca ihanetler, Bir öfke ile Çiy damlaları uçuşur kirpiklerinde, Bakışları İskeçe soğuğu, Donduran ayazlar gibi. Şeytan kıvrım kıvrım , Gülerken dudaklarında. Öyle bir şeyler geçerken aklından, Bir sıcak rüzgâr girer bedenine, Bulutsuz yazlar gibi. Eski zaman türküleri söyler bazen; Söyler de Dalar gider geçmişte bir sevdaya, Ağırdan ağıra bir hüzün çöker. Anılar, tül perdeler ardından Serpilir, Sararan güzler gibi. Aklına düşer bir sabık sevgili, Yaşından genç, teninden yağız. Yüreğinde hafiften bir çırpınış, Serçeler misali. Sanki Hâlâ O’nu özler gibi, Hâlâ yüreğinin bir köşesi, Derinden derine, Dişlenmiş dudak acısı kıvamında, Sızlar gibi. Naim ÖZDAMAR 2.9.2008 BUHARKENT |
| 16.11.08, 14:05 | #34 |
| | Fitnat Hanım-2 Omuz başını öper kumral saçları, Kurumuş leylak kokusunda, Bayıltan hazlar gibi. Arada yalanlar kaçar dudaklarından, Geçmiş sevdalara dair. Önüne düşer gözleri, Gelinlik kızlar gibi. Avuç içlerinde ter, Apansız yanakları kızarır, Olgun kirazlar gibi. Dalına basınca ihanetler, Bir öfke ile Çiy damlaları uçuşur kirpiklerinde, Bakışları İskeçe soğuğu, Donduran ayazlar gibi. Şeytan kıvrım kıvrım , Gülerken dudaklarında. Öyle bir şeyler geçerken aklından, Bir sıcak rüzgâr girer bedenine, Bulutsuz yazlar gibi. Eski zaman türküleri söyler bazen; Söyler de Dalar gider geçmişte bir sevdaya, Ağırdan ağıra bir hüzün çöker. Anılar, tül perdeler ardından Serpilir, Sararan güzler gibi. Aklına düşer bir sabık sevgili, Yaşından genç, teninden yağız. Yüreğinde hafiften bir çırpınış, Serçeler misali. Sanki Hâlâ O’nu özler gibi, Hâlâ yüreğinin bir köşesi, Derinden derine, Dişlenmiş dudak acısı kıvamında, Sızlar gibi. Naim ÖZDAMAR 10.9.2008 |
| 16.11.08, 14:23 | #35 |
| | Fitnat Hanım-3 Davullar yankılanır Balkan’dan Balkan’a. Döner ipekler içinde, Döner, kıvrım kıvrım kıvrak kalçaları; Ve sazlar İskeçe Karşılaması’na. Nane likörü kokan, çilek tadında dudakları, Tecritli gözleri umursamaz, Dünya çevresinde dönüyor sandı. Kapılmış giderken, Rumeli tınısının ritmine, Dar geldi Fitnat Hanım’a meydan dar; Çarpınca diri bir bedene, Omuzlarına bir zeytin dalı biniyor sandı. Esrik haline gülerken, inceden gizliye, Oylum oylum gamzeleri, Zindan karası bir çift gözün, Tutsaklığında donuyor sandı. Zeybek edasıyla oynayan, Yağız ve yalım yüzün, Çöküverdi sağına. Diz vurdukça yere, Uzayan kolları, Kartal kanadınca Açılıp, iniyor sandı. Daldı bakışları bir levent boyuna; Bir oynadığı oyuna, Öyle bildik geldi ki, Sanki yıllar ötesinden tanıyor sandı. Bin yıllık güneşsiz ve dingin düşlerden, Uyanıyor sandı. Gönlünün tek ince dalına, Eflatun bir kelebek Konuyor sandı. Tunç bildiği yüreğinin, En gizli parçası, İçin için, Bir tatlı heyecanla Kanıyor sandı. Naim ÖZDAMAR 15.9.2008 |
| 17.11.08, 18:57 | #36 |
| | Bahar Ve Siz Bahar Ve Siz Zerrin yapraklarına düşerken sabah çiyi, Ilık bir bahar inmiş güzel gözlerinize. Gamzeli gülüşünüz goncaların pürçeği, Güller müjde veriyor sıcak yazlarınıza. Sonsuz yolculuğunuz hüzünden mutluluğa, Elveda kısa güne, hoşça kalın, soğuğa, Bulutlar, hoş geldin, der, bu nazende konuğa, Nisan yağmuru eşlik eder hazlarınıza Öncesi gonca idi, bileceksin her bir gül, Tanrı’dan sana lütuf, gençliğin bize ödül, Bende ömrün son çağı, sendeki bu genç gönül, Sevinç ve mutluluklar taşır güzlerinize. Yaşanmış günler gibi geçiyor gençliğimiz, Takvim yaprağındaki mevsimler gibiyiz biz, Sevilmeyi öğrendim, sevmeyi de biliriz, Yaşlı gönlüm katlanır bunca nazlarınıza. Naim ÖZDAMAR |
| 18.11.08, 10:50 | #37 |
| | Yakınma Sönmüş ateşlerden arda kalan, Küllenmiş korum ben. Nefessiz ocaklarda, Buz yangınları yaşıyorum, Donuyorum ben. Bir tatlı lodos esmedi ikliminizden; Gönlümce tütemedim. Mutluluk yağmuru yağdı saçlarına, Kestane rengi ışıklar gibi. Takıldım kaldım perçem uçlarına, Yıllarca süründüm hayalinin peşinde Yollarında bitemedim. Hangi kutlu dağın nurudur, Gözlerinizdeki? Nazarlınız, füsunkârınız oldum. Siz gelmeseydiniz nağmeler çınlamazdı, Yıldızları sönük gök kubbemde. Melekler anlamazdı, Güz şafaklarına çalan güzelliğinizi. Şarkıları terk etmeyin, Sedanızı güftelere katamadım. Nereden ve nasıl girdiyseniz, Bir tatlı hayal gibi, Hikâyeme, tuvalime, şiirlerime; Gülmektesiniz, Sevda suskunlukları çekmeden. Ben kapanındayım kıskançlıkların, Bir tatlı uykuya yatamadım. Sen devletsin, Yurt bellenecek köşesin, bucaksın. Sana en muhteşem saltanatı vaat ettim; Başına bir otağ çatamadım. Tutasım geldi nazik ellerinden, Uzaksın, Uzaksın Ülker yıldızı kadar. Ellerini tutamadım. Naim ÖZDAMAR 9 Ağustos 2008 |
| 18.11.08, 13:45 | #38 |
| | Akdeniz'e Aşk İlanı Bir tatlı rüzgâr eser, Ayın battığı yerden. Irgalanırım gelin havalarında. Dalgalara çelme takar baş tarafım. Şeytanlık gelir aklıma birden: Şaka yaparım kayalara çarpar gibi, Kayalar selam durur. Ateşli dullar gibi, Beni öpüp dört bir yanımı saran,, Ay şavkıyla yıkanmış, Yakamozlu dalgalara kayık olurum. Bir gün batımı, Kalkan Feneri’nde Bir rakı sofrasında, Yaşanırken en güzel bir gün bitimi, Ve limanın en mutena yerinde, Akdeniz’e bakıp bakıp gâh sarhoş gâh ayık olurum. Bir melanur, derinlerde bir mercan, Ala berkeler gibi ürkek, En nazlısından akya: can mı can, Sürüsünce ıskarmoz, gök mü gök, Ve Akdeniz’de balık olurum. Daha boşaltamadan şarap yükünü, Ksanthos dilberlerinin dudaklarına. Kaputaş açıklarında yan gelip yatmış, Ve hala zeytinyağı kokan, kekik kokan, Ve hala gökyüzünde uçan martılara bakan, Bu türkuaz koyda batık olurum. Ne serseri rüzgârlar esti başımda, Ne çılgın lodosun gürlemesinden ürktüm; Lakin şu yalnızlık binlerce yıldır canımı sıkan. Mahrem yerleri tuz kokan, yosun kokan, Kılıç Burnu’nda, Dalgalarla sevişen kayalık olurum. Okyanuslar kadar geniş gönül yok bende; Başka sulara türkü söylemez bu ağız, Bir yürek dokuz denize pay olmaz; Ve bu yüzden sadece ve yalnız, Akdeniz’e âşık olurum. Naim ÖZDAMAR |
| 18.11.08, 13:47 | #39 |
| | Olumsuz Dizeler OLUMSUZ DİZELER Ne inadından geçti, ne tatlı dilden anlar; Başımdaki büyünün bağını bozamadım. Ne aklım doğru yolda, ne yüreğim söz dinler, Uçarı hevesime bir mezar kazamadım. Kalemim yol bulamaz, kör lamba ışık vermez, Gözlerim kararmada, elim fırçaya varmaz, Bir haşarı bir hayta, hayalin bir an durmaz, Ak kâğıda en uysal resmini çizemedim. Ağzımda ana dilim, güler naçar halime, En sadık kafiyeler gelmez oldu dilime, Mısralar ölçü tutmaz, isyanda her kelime, Gözlerine ilahi şiiri yazamadım. En tatlı baharları sermek ayaklarına, En içten besteleri sürmek dudaklarına, En güzel ışıkları vurup yanaklarına, Billur sesli renkleri odana süzemedim. Sende yaşamak, senle bitmek bütün emelim; Senin için kar oldum, eridim, coşkun selim, Peşin sıra apansız sürüklenen bir yelim, Gezindiğin yollarda esip de tozamadım. Gönlümün kâsesine mücevher gibi doldun; Ben kaçtım, sen peşimde; aradım; sen yok oldun, Ne tadı var özlemin, ayrılıkta ne buldun? Aşk hüzne kilitlenmiş, hikmeti çözemedim. Naim ÖZDAMAR 10.08.2008 |
| 18.11.08, 14:16 | #40 |
| | Bu Akşam Boş verdim malı mülkü, borcun hepsi bir yana, Kralından bir sofra kuracağım bu akşam. Bu kalay çekmelerim, dertlerimin soyuna, Kadehi kadehlere vuracağım bu akşam. Halime hep gülerdi, şimdi çatlasın felek, Aydınlık günler için umuda çarpan yürek, Gamı da kasveti de boşaltıp kürek kürek. Maziye hesabını soracağım bu akşam. Neşeler, mutluluklar coşuversin kanımda, En neşeli sohbetler dillensin her anımda, Sağ yanımda kemancı, klarnet sol yanımda, Hüznümün defterini düreceğim bu akşam. Mutlu renkler ışıldar, pembesi de, beyaz da, Yaşama sevincimiz raks eder sözle, sazda, Bir kaç yudum rakıda, bir tek olgun kirazda, Mutluluğun izini süreceğim bu akşam. Hüzzam ile hicazlar şöyle kenarda dursun; Udî sazına, rasttan, uşşak perdeden vursun; Ruhumuzu neşenin ahenkli ipi sarsın; Sevinci dantel dantel öreceğim bu akşam. Bilmem kaç saat sürer bu muhteşem yolculuk, Öyle bir an olur ki sanki yüreğim kavruk, Eski bir aşk aklıma gelince buruk buruk, Efkar bastığı zaman duracağım bu akşam. Naim Özdamar |
| Cevap Yaz |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Yorum Yok | SaMeT46 | Fıkralar | 4 | 08.04.09 16:28 |
| şiir makinesi anında şiir yazın :)) | hektor__ | PC-Program | 2 | 13.02.09 14:31 |
| ...yorum yoq:D:D:D | jack_fear | Komik Resimler | 3 | 27.07.08 15:06 |
| 'Şiir yalnızca şiir' diyenler bu geceye | RSS Haber | Güncel Haberler | 0 | 14.05.08 11:50 |
| Şiir Dinletisinde Okuduğum Kısa Bir Şiir(SEZAİ KARAKOÇ-KARA YILAN) | Abdussamet | Şiir Pınarı | 1 | 12.06.07 20:12 |