| | Tekirdağ'da Mani Söyleme Geleneği Tekirdağ'da Mani Söyleme Geleneği Prof. Dr. Erman Artun
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi. Mani söyleme geleneği kulaktan kulağa aktarılarak günümüze gelmiştir. Mani Türk halk şiirinin en küçük nazım şeklidir. Manilerde söylendiği yöre insanının düşünce yapısını ve duygulanmalarını buluruz. Maniler her yörede kendine özgü bir gelenekle söylenir. Mani söyleme kültürel değişim ve gelişim nedeniyle her geçen gün azalmaktadır. Halk kültüründe kültürel birer varlık olarak önemli bir yer tutan maniler gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.
Maniler, çok geniş bir coğrafi alana yayılmışlardır. Yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Türkiye dışındaki Türk halk kültüründe de mani yaygındır(1). Mani genellikle yedi heceden oluşan dört dizelik bir nazım şekli ve türüdür. Bir dörtlükten oluşan mani anlam bütünlüğü gösterir. Genellikle ilk iki dize doldurma dizedir, anlam ağırlığı ve verilmek istenilen mesaj üçüncü ve dördüncü dizededir. Doğaçlama söylenilen manilerin ilk iki dizesi hazırlıktır(2).
Maniler, maniciler tarafından söylendiği gibi herkes tarafından da söylenmektedir. Karşılıklı söylenilen maniler “mani atışması” adını alır. Bunlar bir tür soru cevap özelliği gösterir. Maniler Türk ruhunun yansıtıcılarıdır. Manilerde söylendiği yörenin gelenek ve göreneklerinin izlerini buluruz.
Maniler uygun her ortamda söylenebilir. Söylenilen ortam ve söyleyicilerin ruh durumları, manilerin içeriğini belirler (3). Maniciler manici adı verilen kişiler tarafından özel bir ezgiyle , aşıklar tarafından özel makamlarla söylenir (4). Manilerle ilgili şekil ve konularına göre çeşitli sınıflamalar yapılmıştır(5). Mani söyleme geleneğiyle ilgili araştırmalardan manilerin söylendiği ortam ve manilere verilen adlar hakkında bilgi ediniyoruz(6).
Tekirdağ'da mani söyleme geleneği günümüzde eskisi kadar olmasa da bütün canlılığıyla sürmektedir. Mani söyleme kadınlar arasında yaygındır. Maniler bütün yaş gruplarında söylenirken en çok gençler arasında yaygındır. Maniler gelenek aktarımı yoluyla yaşlılardan öğrenilir. Özel bir mani söyleme toplantısı yapılmaz. Hıdrellez toplantılarında genç kızlar niyet ve fal manileri söylerler. Hıdrellez gecesi kızlar bir çömleğe yüzük, takar, anahtarlık vb. eşyaları koyarlar. Sabah çömlek açılarak kimin eşyası çıktıysa onun niyetine mani söylerler. Eşyaları çekip mani söyleyen kızın elinde bir ayna vardır. Manici aynaya bakarak talihini okur gibi mani söyler.
Maniler genç kızların duygularını dışa vurma, sıkıntılarını, özlemlerini iletme dışında, beğendikleri delikanlılara meramlarını anlatmak, buluşup, konuşma isteklerini belirtmek yönleriyle de işlevseldir. Kadın toplantıları bir şenlik havasında geçer. Tekirdağ'da manilerin söylendiği ortamları şöylece sıralayabiliriz. 1) Kadınlar arası toplantılar, 2) Evlenme törenleri (kız görme, kız isteme, nişan, ana kınası, kız kınası, gelin hamamı, düğün töreni, gelin alayı, gelin paçası vb. ) 3) Sünnet törenleri( sünnet kınası, sünnet töreni vb.) 4) Yardımlaşma toplantıları (mısır çekme, bulgur çekme, yufka açma, düğün yemeği hazırlama , çapa yapma, sebze ve meyve toplama, hasat vb.) 5) Hıdrellez eğlenceleri 6) Yağmur duası törenleri 7) Bolluk bereket törenleri ( cemale çıkma, saya gezme, çiğdem bayramı vb. ) 8) Köy seyirlik oyunları.
Kadınlar arası toplantılar bir cümbüş havasında geçer. Komşular birbirlerine haber verirler. Mani söylenilen ortama göre seyirciler tavır takınırlar. Dinleyici, mani üzüntülüyse üzüntülü , mani neşeliyse neşelidir. Maniler bazen birinin üzerine söylenir. Dinleyiciler maninin kime atıldığını anlamak için dikkatle dinlerler. Manilerde dinleyenleri en çok güldüren, eğlendiren gelin- kaynana manileridir. Eşi, oğlu, askerde gurbette olanlar ayrılık konulu manilerde hüzünlenirler, bazen ağlarlar. Onların bu durumları dinleyicileri de etkiler.
Maniler, kültür aktarımında önemli bir görev üstlenir. Öğüt konulu maniler eğitim işlevlidir. Yüzyılların bilgi ve deneyimleri genç kuşaklara aktarılır. Mani söylenecek bir ortam doğunca yaşlılar kızlardan mani söylemelerini isterler. Genellikle mani bilmesi ve güzel sesiyle tanınan kızlar mani söylerler. Diğer kızlar da ona katılırlar. Neşeli manilerde alkışla tempo tutulur, mendil sallanır, darbuka , tef veya tepsi çalınır. Bazen manilerin konularına uygun bazı eşyalar aksesuar olarak kullanılır. Bunlar çiçek, mendil yazma, bayrak vb.dir. Manici mani söylerken , manide gönderme yapılan kişiyi belli etmek için işaret eder, göz eder.
Tekirdağ'da maniler bazen karşılıklı söylenir. Hıdrellez evlenme törenleri toplantılarında manilerle atışan kızlara mendil, yazma konu vb. hediyeler verilir. Eski ramazan gecelerinde davul çalarak kapılarda maniler söyleyen davulcularla birlikte çocuklar da gezerlerdi. Ev sahipleri davulcuya mendil , yağlık, havlu vb. hediyeler verirdi. Davulcunun arkasında gezen bir çocuk bu hediyeleri uzun bir sopaya bağlayarak davulcunun arkasından gezerdi.
Tekirdağ'da toplanan kadınlar mani söylerken niyet tutarlar. Bahtlarına okunan manileri, iyi , kötü diye yorumlarlar. Özellikle sevdalılar, asker eşleri, asker anaları, eşi, oğulları gurbette olanlar niyet tutarlar. Bahtlarına çıkan mani güzelse sevinirler, kötü çıkarsa üzülüp hayra yorarlar.
Genelde arzu, istek ve duygulanmalar üzerine söylenen manilerde dua ve beddualara da rastlanır . Bazen maniler aracılığıyla kız ve erkekte aranılan özellikler sıralanır. Bazen de mani aracılığıyla beğendiklerini beğenmediklerini bildirirler. Ramazan manilerinde ayın kutsallığı anlatılır, bahşişin bol tutulması istenilir. Eskiden pazarcılar ve esnaf malını satmak için maniler söylermiş. Bugün örneklerine çok az rastlıyoruz. Mesleklerin özelliklerinin sıralandığı manilerde mesleklerin tanıtılmasından çok sevgilinin iş grubuna gönderme yapılır. Okul, askerlik ve hapishane hayatı manilere konu olmuştur. Eskiden mektupların sonuna mani yazılması yaygındı. Son yıllarda sünnet törenlerine çağrı davetiyelerine maniler yazıldığını görüyoruz.
Eski Tekirdağ manileriyle, yeni maniler arasında yaşama biçiminin farklılaşması, beğeninin değişmesi nedeniyle fark vardır. Günümüzün ekonomik koşulları ve teknolojisi, manilere yeni ögeler sokmuştur. Manileri incelediğimizde her şeyin maniye konu olabileceğini görüyoruz. Manilerin bir tek dörtlükten oluşması her konuda söylenmesi maniyi çok yaygın hale getirmiştir. Köyde söylenen manilerle şehirde söylenen maniler arasında köy ve şehir hayatını yansıtmaları yönleriyle farklılık vardır. Maninin söylendiği yer, bağlı bulunduğu kültür manilere yansır.
Maniler özel bir ezgiyle söylenmelerine karşın ezgisiz de söylenebilir. Toplantı ve evlenme törenlerinde maniler birbirlerine eklenerek türkü formuyla söylenir. Tekirdağ türkülerinin pek çoğu mani dörtlüklerinin ard arda sıralanmasıyla , türkü bütününde ayak birliği sağlama kaygısı güdülmeden söylenir. Bazen seçilen bir mani , maniler arasında tekrarlanarak türkü nakaratı görevi yapar. Genç kız toplantılarında maniler evlilik niyet ve temennisini dile getirmek ve hoşça vakit geçirmek üzere söylenir. Maniler yoluyla duygular açığa vurulur. Bazen maniler kötülüklere karşı uyarmak saygı ve sevgiyi pekiştirmek, olumsuzlukları eleştirerek örf , adet ve geleneklerin kuşaktan kuşağa aktarımının sağlaması yönüyle işlevseldir. Maniler duyguların açığa vurulması, güldürmesi, eğlendirmesi, işi kolay kılması, eğitim, örf, adet, gelenek aktarımı, birlik- beraberlik, dayanışma, kültürün sözlü yolla aktarımı yönleriyle işlevseldir.
Mani halkın ortak malı olduğu için yaratıcısı belli değildir. Maniyi genellikle kadınlar söyler. Mani söyleyene “manici”, mani söylemeye de “mani yakmak”, “mani düzmek” , “mani atmak” denir. Mani, sevgi konusunu işler, en kısa anlatım biçimiyle , insan duygularını ilettiği için önemi büyüktür. Maniler, aşk türkülerine, mizahi türkülere, oyun havalarına, ağıtlara biçim olarak malzeme vermişlerdir. Türk toplumunun sosyal yapısının ve düşüncesinin en güzel en duygulu anlatımını manilerde buluruz.
Sonuç: Tekirdağ'da mani söyleme geleneği, yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş, belirli kuralları olan kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmış bir gelenektir. Tekirdağ manilerinde Tekirdağ insanının düşünce yapısını, beğenisini, sevdalarını, özlemlerini, dertlerini, ortak duygu ve davranışların yansıtılmasını, yörenin kültürüne ait gelenek ve göreneklerin izlerinin sergilendiğini görüyoruz.
Tekirdağ manileri kendine özgü bir gelenekle söylenir. Onlarda diğer halk kültürü ürünleri gibi toplumu ayakta tutan dinamikleri belirleyebiliriz. Tekirdağ mani söyleme geleneğinin oluşmasında, şekillenmesinde geçmişten günümüze kalan tarihi ve kültürel mirasın önemli bir rolü vardır. Gün geçtikçe kaybolmakta olan mani söyleme geleneği halkın belleğinden silinmeden bir kültür varlığı olarak gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Tekirdağ’da Söylenen Manilerden Örnekler:
Manilerin içerikleri, doğrudan söylenmesi gereken olaylar ya da işlerle bağlantılı değildir. Manilerin araştırmacılar tarafından söylendikleri ortama, duruma, yere ve şartlara göre çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Belirli bir bölümde yer alan mani başka bir yönüyle diğer bölümlerde de yer alabilir. Derlediğimiz 400 Tekirdağ manisinden yola çıkarak Tekirdağ manilerini , söylenme amaçları, yerleri, zamanları, şartları ve ortamlarına göre aşağıdaki başlıklarda toplayıp tasnif ettik. 1- Sevda Manileri 2- Mani Atışmaları 3- Evlenme Adet ve Törenleriyle İlgili Maniler 4- Alkış (Dua) Manileri 5- Kargış(Beddua) Manileri 6- Mektup Manileri 7- Öğüt Manileri 8- Davulcu Manileri 9- Niyet -Fal Manileri 10- Meslekle İlgili Maniler 11- İş- İmece Manileri 12- Gelin -Kaynana Manileri 13- Evlenme Törenleri ve Çeşitli Toplantılarda Söylenen Maniler.
Tekirdağ manileri içinde en büyük bölümü sevda manileri oluşturdu. Sevda, özlem, ayrılık, yakınma, övgü, şikayet, evlenme dileği, sitem, kıskançlık, felekten talihten yakınma, sevdaya bağlı ölüm düşüncesi, ant içme, aşığa uyarı, sözünde durmayan aşığa sitem, gurbet acısı, bastırılmış duygular vb. üzerine söylenmiş manilerin ana eksenini sevda oluşturduğu için bunları sevda manileri başlığında topladık. Tekirdağ Manilerinden Örnekler: 1-Sevda Manileri: Acı bilirim acı Ağzında sigarası Ateşe koydum sacı Ne güzel içişi var Şimdi kızlar kaçıyor Fidan boylu yarimde Nedir bunun ilacı Efendi biçimi var. Ak üzüm asmasıyım Ak tiren kara tiren Fabrika basmasıyım Odur yari götüren Bana doktor ne lazım Gitti yarim gelmedi Ben sevda hastasıyım Odur beni bitiren Aklı giydim olmadı Al entarim asılsın Beyaz giydim solmadı Etekleri basılsın İki senedir bekledim Çoktan beri görmedim Yarim benim olmadı Kara gözlüm nasılsın ? Annem entari almış Arpalar dize kadar Siyah dalları varmış Gel yarim bize kadar Keşke sevmez olsaydım Çorap öreyim sana Onun da yari varmış Topuktan dize kadar Arpa biçtim ellikte Arabam teker meker Yare çıktım terlikle Şu Tekirdağ'ı kız çeker Yar ağladı ben sildim Şu Tekirdağ'ın kızları Kırk liralık mendille Pembe yuvarlak şeker Asmalarda çiçek çok Ayva külde pişer mi? Tutulacak budak yok Gül yanaktan düşer mi ? Şimdi kızlar kol kola Sen orada ben burada Dayanacak yürek yok Bana gülmek düşer mi ? Ay doğar ayazlanır Bahçelerde gündöndü Gün doğar beyazlanır Bahçeler gölgelendi Temrez'in kızları Yeni yari severken Çok zaman nazlanır Eski yarim gücendi. Bahçeler bağlar oldu Bahçelerde sarmaşık Gözlerim ağlar oldu Sormadan oldum aşık Yaralı geyik gibi Yar akılıma gelince Meskenim dağlar oldu Elimden düşer kaşık. Başörtümün gülleri Dantel öreyim diye Sarı olsun solmasın Dantel yumağı aldım Muratlı'nın kızlarını Her gün göreyim diye Beğenmeyen almasın. Köy içinden yar sevdim Dağda orman olur mu? Daireler gümbür gümbür Aşkta ferman olur mu ? Gel yarim beni güldür Yandım yandım kül oldum Ben yari görmeyeli Küle derman olur mu ? Bu gün on yedi gündür Denizin ortasında Derler buz bağladı Mum yanar sofrasında Avcılar iz bağladı Benim bir yarim var Beni bir gelin vurdu Tekirdağ ortasında Yaramı kız bağladı Elinde yeleceğim Elma yanak, gül yanak Gelmedi göreceğim Şimdi gelir bir sağnak Sevdadan deli oldum Haydi beni almadın Aşkından öleceğim Şu aldığın kıza bak Entarim yeşil bezden Fasulye pişirdim Ateşin yeğdir közden Toprak tenceresinde Ben senden ayrıldı Ben yarimle konuştum Olmuşum iki gözden Mutfak penceresinde Fırın üstünde kürek Fırın üstünde kalbur Ne yanarsın be yürek Yandır Allah'ım yandır Her derde dayandın Şu Tekirdağ erkekleri Buna da dayan yürek Hem buruşuk, hem kambur Geze geze yorulur Giden oğlan bak beri Bir bakışta vurulur Elinde mor mendili Gözüm seni görünce Sevdalandırırsın beni Dilim söylemez olur Kiraz ayından beri Makarada ipliğim Mendilim yere yere O yar benim bebeğim Yar gitti gurbet ellere Sen nereden gelirsin Yedi mendil çürüttüm Ben orayı beklerim Gözyaşı sile sile Merdivenim kırk ayak O hava yağmadı Kırkına sürdüm ayak Damlalar damlamadı Bu sabah yari gördüm Ben bir yar sevdim Ne el tutar ne ayak Kimsecikler anlamadı Otlu çayırdan geçtim Pencerede duran kız Kavızlara ot biçtim Bayram geldi dolan kız Ben yarimi görünce Kurbansız bayram olmaz Öyle bir dalga geçtim. Sana kurban olam kız Raf üstünde tencere Uykum geldi esnerim Kalk gidelim incire Davul gibi seslerim Annem babam duyarsa Mayadağ'a giderken Koyar beni zincire. Telli fistan isterim. Yağmur yağıyor yağmur Yelek örerim yelek Tülbendimin katına Arka olacak arka Çok üşüdüm sevdiğim İki tane yarim var Al ceketinin altına Biri, dalgacı marka. Yolda giden karamca Yelek örerim yelek Karamcaya varınca Şişten çıkardım ilmek Ben yarimi özledim Bu senenin modası Perçemine varınca Yar üstüne yar sevmek. İndim dereye durdum Ceviz dalı gevrek olur Dokuz güvercin vurdum Dul karı sarmak soğuk olur Müsteceb'in içinde Sararsan kızları sar Ben bir kıza vuruldum Cilve cümbüş çok olur. Gece çıktım dışarı Kara dutun gazeli Ayın peşinde yıldız Esmer yarin güzeli Çıkmıyorsun aklımdan Her anne büyütemez Ne gece, ne de gündüz Yarim gibi güzeli Motor geliyor motor İnci dizdim diziye Bacası ben olayım Kimler görmüş göz ile Yalnız yatan kızların Ben yardan vazgeçemem Kocası ben olayım Bir kıskancın sözü ile Muratlı güzel ama Ne cinim, ne periyim İçi çamur olmasa Ben herkesten geriyim Muratlı'yı yakarım Şirin'e aşık oldum İçinde yar olmasa Tastamam serseriyim. Gemi geliyor gemi Elim değdi eline Ümit burnundan beri Mail oldum diline Ben yarimi görmedim Ben dünyayı değişmem Eylül ayından beri Saçının bir teline Pınarın kapakları Dereye inen miller Çınarın yaprakları Yare döktüğüm diller Gurbette yarimin Unutulur mu be yarim? Çınlasın kulakları Seninle geçen günler Denizde mataramız Denizin kenarında Ayrı düştü aramız Sümbülümsün sen benim Ne kadar ayrı olsak Yedi yaşımdan beri Yürektendir yaramız Sevdiğimsin sen benim. Yarim dükkan önünde Naylon, naylon demekten Dayanmış direğine Ben kesildim yemekten Bizi çekemeyenler Seninkisi dalga ise Buz koysun yüreğine Benimkisi yürekten. İndim çeşme başına Ay aydındır içilmez Sabun koydum taşına Selviliktir geçilmez Sevda nedir bilmezdim Gönül bir top ibrişim. Sen getirdin başıma . Dolaşırsa açılmaz. Yengem çıkmış mahalleye Elmayı bıçakladım Topluyor kaşıkları Çevreyi saçakladım Yenge nasıl ayırdın Karanlıkta yar diye Biz gibi aşıkları. Yastığı kucakladım. Karpuz kestim ortadan Süpürgemin telleri Yarim girdi portadan Süpürüyor yerleri Bileydim yar olduğunu Salla yarim mendili Aç kalkardım sofradan Gelsin sevda yelleri. Uyumuş kalmışım Mendilimi uçurdum Şu ayvanın dibinde Kavak yapraklarına Ölüm var ayrılık yok Ben yarimi düşürdüm Yarda benim kalbimde. Sevda yataklarına 2. Mani Atışmaları: Kızlar: Mani maniyi açar Mani bilmeyen kaçar Gelin kızlar atışalım Hangimiz üste çıkar. I.Kız: II.Kız: Ahretimin boynunda Ak hindi beyaz hindi İki beşi bir yerde Hindi kümese girdi Gel ahretin gidelim Oğlu olan düşünsün Baylarımız bir yerde Kızlar beş bine bindi 1.Kız ll.Kız Bizim evin önünde Dere boyu dişbudak Karyola parçaları Koparalım bir budak Dinle ahretim dinle Gelini tellemişler Ayrılık türküleri Almışlar pembe duvak I.Kız ll.Kız Denizde mataramız Elek elek içinde Ayrı düştü aramız Elek tekne içinde Ahret ayrı olsak da Tekirdağ'ın kızları Yürektendir yaramız İpek yelek içinde I.Kız: II.Kız: Erik altında durma Geline bak geline Erik dalını kırma Kına yakmış eline Ahretine bakıp da Gelin kendi gidecek Benim kalbimi kırma Damat beyin evine I.Kız: II.Kız: Ahret hilal kaşını Kaleden altım keser Aldı gitti başını Fidan boylum gezer Seller gibi akıttım Tekirdağ'ın içinde Ben gözümün yaşını Yoktur yarime benzer I.Kız: II.Kız: Temelin altı kaya Kara kara böcekler Basmaya bak basmaya Duvarı delecekler Ahretimden vazgeçmem İstemediğim yere Götürseler asmağa Zorla mı verecekler I.Kız: II.Kız: Ah översin översin Ay Urumlu, Urumlu Öküzleri döversin Bacaları kurumlu Alıştırma elini Öyle bir yar sevdim Sonra beni döversin Hepsi koca burunlu I.Kız: II.Kız: Entarisi cim ,cimi Armut dalda sararmış Soyadım inci mi ? Yarim beni sorarmış, Dün gece neredeydin Hasta mı oldun yarim? Koynumun güvercini Elin yüzün sararmış. I.Kız: II.Kız: Asmada üzüm sana Aşağıdan gelir misin Kem midir gözüm sana? Yolları bilir misin Seher yıldızı gibi Elindeki mendili Dikmişim gözüm sana İstesem verir misin? I.Kız: II.Kız: Ata biner allanır Avluda kara kabak Bacakları sallanır Yuvarlak, yuvarlak Çalımından utanmaz Davuteli'nin kızları Emanet at kullanır Avanaktır avanak I.Kız: II.Kız: Ay etine etine Ay aparım, aparım Girdim çitin içine Gökte yıldız kaparım Sakın gönül vermeyin Tekirdağ'ın kızlarını El alemin piçine Dana fiyatına satarım I.Kız: II.Kız: Ayağımda kundura Ayakkabım var benim Yürüdüm dura dura Bir karış topukları İstediğim kızları Piyasaya çıkmışlar Alırım vura vura Tekirdağ'ın kopukları I.Kız: II.Kız: Bahçelerde bal kabak Bahçemin kapısını Açılır tabak tabak Açamıyorum yarim Beni beğenmedin de Anneme duyurmuşlar Aldığın kabağa bak Kaçamıyorum yarim. I.Kız: II.Kız: Cam cama eklenir mi? Çantası var kolunda Cam dibi beklenir mi ? Gezer sahil boyunda Üç sene bekle dersin Bu ne kadar güzellik Üç sene beklenir mi ? Melek mi var soyunda? I.Kız: II.Kız: Derede yılan bağırır Elbisemin önüne Kız senin neren ağarır? Sıraladım mor düğme Düştüm sarhoş eline Hasta mıydın be yarim Yorgun her yanım ağrır Niye gelmedin düğüne ? I.Kız: II.Kız: Giden eşekli oğlan Giden tren durmaz mı? Beli fişekli oğlan Mektup versem almaz mı ? İşaretten anlamaz İkimize bir yastık Eşek kafalı oğlan. Acep kısmet olmaz mı ? I.Kız: II.Kız: İn dereye dereye Ah dedim oydun beni Ne ineyim dereye Bu hale koydun beni Babanın parası yok Yelkensiz gemi gibi Seni evlendirmeye Ortada koydun beni I.Kız: II.Kız: İstanbul'a giderken İstanbul'a giderken Hangi rüzgarlar esti İzin mi kaldı yarim? Şu dalgalı saçını Muratlı kızlarında Hangi berberler kesti. Gözün mü kaldı yarim ? I.Kız: II.Kız: İstanbul'a giderken İstanbul'dan gelirken Bir teneke kum aldım Var altı istasyon Unutmadın mı ahret, Benim yarim kullanıyor Ben bıraktım, sen aldın Altmışlık Fergison. I.Kız: II.Kız: Su akar ulam ulam Sarılım, var olasın İçinde kara yılan Sineme yar olasın Ne zamansa benimsin Bana yar çok ama Mavi takımlı oğlan. İsterim ki sen olasın. 3- Evlenme Adet Ve Törenleriyle İlgili Maniler: Ay atlılar atlılar Ayakkabım var benim Geliyor Muratlılar Altları delik delik Kız görmeye gelmişler Benim yare zor geldi Muşmula suratlılar. Beş tane beşi birlik Ayakkabın teki Benim saçlarım uzun Akşamdan beri kayıp Örmüyorlar sevdiğim. Nişan olmadan çocuk Seni bana münasip Senle konuşmak ayıp. Görmüyorlar sevdiğim. Dere boyu dişbudak Elimde sarı kağıt Koparalım bir budak Dür de üstüne yat Gelini tellemişler Yar ben sana varırım Atmışlar pembe duvak On bilezik bir saat. Entarimin moruna Entarisi kırmızı Gitmem köylü oğluna Ben annemin bir kızı Beşibiryerde taksa Beni alacak oğlan Yine girmem koluna. Ballı köyün yıldızı. Entarimin moruna Erik çiçek açmadan Girmem köylü oğluna Altı gölge olur mu ? Gitcem şehir oğluna Küçücüğüm, sevdiğim Taksın beni koluna Benden gelin olur mu ? Fırın üstünde fırın Entarim kara dallı Vurun davullar vurun Ucunda para bağlı Bekir yarim geliyor Işıklar'ın kızları Evliler geri durun. Dokuz motordan pahalı Uzun saçı örmezler Geline bak geline Seni bana vermezler Kına yakmış eline Kalk kaçalım çavuşum Gelin kendi gidecek Gece yarısı görmezler. Damat beyin evine İndim derelerine İndim dereye çık düze Bilmem nerelerine Şimdi kızlar beş bine Kara kına yollamış Beş bini veren alır, Yar benim ellerime. Vermeyen bekar kalır. Karanfil deste deste Kar yağıyor sine sine Gel beni babamdan iste Kozyörük deresine Eğer babam vermezse Yarla lades tutunduk Kır atını iyi besle Bu nişan çevresine Karadır kaşlarımız Kara dut yemeli On altıdır yaşlarımız Altında eğlenmeli On altı yaştan beri Bu bekarlık çekilmez Bağlıdır başlarımız. Kasım ola evlenmeli Kuyu kazdırıp durma Karanfilim üç çatal Suyu azdırıp durma Üçü de ayrı açar Başkasına bakıp da Şu Tekirdağ kızları Beni kızdırıp durma. Alır bohçayı kaçar. Kaşıkçı minaresi Malkara’nın yolları Yanıyor idaresi Sıvayayım kolları Karabezirgan kızları Oğlan sana gidiyorum Beş bin lira tanesi Tutsana davulları Motor geliyor Mandaları sat baba Arkası tenekeli Bana altın yap baba Kalkmış beni istiyor Bana altın yapmazsan Tekirdağ tevekkeli. Senin kızın yok baba Motor geliyor motor Oğlanın adı Hakkı Motorun bacası yok Şişeler dolu rakı Kalkmış beni istiyor On bilezik, bir saat Pantulun paçası yok. Bin lira baba hakkı Yeşil taksi geliyor Yumurtanın sarısı Barbaros'a gidiyor Yere düştü yarısı Ablam gelin olacak On beşine girmeden Sıra bana geliyor Oldu subay karısı Darbukanın içinde Parmağındaki yüzük Yılanın kemikleri Halka mı yar halka mı? Oğlan sana geleceğim Candan mı seviyorsun? Hazırla binlikleri Yoksa yarim dalga mı ? Darbukamın ucunda Ayakkabımın teki Yıldıza bak yıldıza Akşamdan beri kayıp Ben pahalıyım şekerim Biz nişanlı değiliz Sen ucuza bak ucuza Bize konuşmak ayıp Cam dibinde durursun Derenin sularına Cama tık tık vurursun, Kuş konar kenarına Saçıma ilişirsen O kız bana varacak Beni almış olursun. Kış veya yaz başına Ahmet’im uyansın Ocak başında maşa Altın kemer kuşansın Kalk adam beni boşa Ahmet’i gören kızlar Boşayacaksan tez boşa Sözlüsünü boşasın Kalmayalım kışa Mendilimi yıkarım Mendilim kara dallı Seremem çardaklara Uçunda para bağlı Fazla yarim yok benim Müstecep’in kızları Veremem ortaklara Güzel ama çok pahalı Derenin servileri Parmağındaki yüzük Çevirin dünürleri Halkaya da benziyor Her yiğit harcı mıdır? Yar senin baktıkların İstemek sevdiğimi. Dalgaya da benziyor. Yarimin adı İsa Tarlası ayrıklıya Biraz çorapları kısa Ben gitmeme çarıklıya Ben İsa'ya varacam Allah kısmet ederse Evleri yakın olsa. Boynu kravatlıya. 4- Alkış(Dua) Manileri: Ak dutlar, kara dutlar Ay doğar aydır Allah’ım O dutları kim toplar Gün doğar gündür Allah’ım Asker olan yarime Canımı sıklet aldı Gölge olsun bulutlar Yarimi gönder Allah’ım Ayna attım çayıra Beyaz giyme toz olur Şavkı vurdu bayıra Siyah giyme söz olur Benim nazlı yarimin Gel beraber gezelim Sonu gelsin hayıra Muradımız tez olur Camide büyük kubbe Çimde otlar tavuklar İmam sırtında cübbe Gündüzleri yumurtlar Etmeli günahlara Koyun güden yarime Canı gönülden tövbe Gölge olsun bulutlar Dere boyu düz gider Dere boyunda dutlar İnce belli kız gider Dutlar kökünden parlar Kız yolunu şaşırmış Askerdeki yarime İnşallah bize gider. Gölge olsun şu dutlar Elimi soktum astara Entarisi karadan Elimi kesti testere Dağlar kalksın aradan Dua ettim Allah'a Ayrı düşen kulları Güzel bir kız göstere Kavuşturur Yaradan Malkara bayır olsun Mısır ektim azmasın Arkası çayır olsun Gelen geçen kazmasın Benim gözlerim kara Ben yarimle konuştum Yarimin çakır olsun Allah günah yazmasın Mavilimsin maşallah Sarı gülüm sararsın Sen benimsin inşallah Sararıp da solarsın Kavuşmadık yar olmaz Bana yar çok ama Kavuşuruz inşallah İsterim sen olasın Su yollarımız çamurdur Yetmiş üçü bitirdim Yarim bana dargındır Bir yeni yıla daha girdim Dargınsa dargın olsun Tanrım şükürler olsun Sonumuz hayırdır Bu günlere eriştim. 5-Kargış(beddua) Manileri Ayna attın çayıra Havada uçan kırlangıç Şavkı vurdu bayıra Kanadı ayrıç ayrıç Beni yardan ayıran Beni yardan ayıran Sürüm sürüm sürüne Kan kussun avuç avuç. Gitme yarim pazara Kara kaytanı mensiz Uğratırlar nazara Kalbim karardı sensiz Yarim ölmüş diyenler Şilteni yılan soksun Kendi düşsün mezara. Nasıl yatarsın bensiz Kara kara kartallar Portakal dilim, dilim Kara yazı yazanlar Darılmaz benim yarim Cennet yüzü görmesin Ne dedim de darıldın? Aramızı bozanlar. Kurusun ağzım dilim. Muratlı'nın yollarını Sini sini şekerler Sen mi yaptın kaldırım ? İçine gül ekerler Benden başka seversen Beni sana vermezler Vursun seni yıldırım Günahımı çekerler. Sular coşkun akarsa Seneler geldi geçti Yatağından çıkarsa Ah neler geldi geçti Haram olsun şu gözler Şu feleğe ettiğim Başkasına bakarsa Sitemler geldi geçti 6- Mektup Manileri: Bahar geldi, yaz güzel Bizim bahçe otlanmış Merhameti az güzel Gel ahretim kazalım Ben sana aşık oldum İkimizin baylara Defterine yaz güzel Birer mektup yazalım. Entarimin beyazı Kara katranım yok Dama kapadım kızı Suya batıranım yok Elinden mi gelmez Yare mektup yazdıkça İki satır bir yazı Alıp götürenim yok. Karşı karşı duralım Karanfilim süt beyaz Telefonu kuralım, Bir şeyini istemem Sen orada ben burda Yalnız kaldım bu yaz Nasıl ayrı duralım Mektubu kısa yaz. İstanbul'a giderken Mektup yazarsan yarim Sol tarafta hastane Koy kibrit kutusuna Yarimin mektubunu Bizim ordan geçerken Geciktirme postane At evin arkasına Mektup yazdım karadan Mektup yazdım sarı kağıt Dağlar kalksın aradan Ağlarım her saat Ayrılık pek çok gitti Sen orada ben burda Kavuştursun Yaradan Nasıl durayım rahat. Mektup yazarsın yarim Okula gider misin ? Sarı kurdele bağla Sen koyun güder misin? Ben yazarken ağlarım Gönderdiğim mektubu Sen de okurken ağla Sen kabul eder misin? Postacı gelir gelmez Oğlanın adı Zeki Kapıyı zillendirir Omuzunda ceketi Benim de bir yarim var. Sol cebinde geziyor Dilsizi dillendirir Mektupların paketi. Oya örerim oya Saçlara bak saçlara Oya örmesi sevap Demet urganı gibi Gönder yarim bir mektup Bana mektup yazmışsın Ben de vereyim cevap Ananın gözü gibi Tekirdağ'a giderken Yazı yazarım Latince Sol tarafta hastane Kalem defter bitince Yardan gelen mektubu Sen bekar değil misin? Eğlendirme postane. Bekle horoz ötünce. Al eline kalemi Denizde kum ziyade Yaz başına geleni Asker oldum piyade Seni sevdim seveli Seni ben çok severim Oldum döşek veremi Hayatımdan ziyade. Hatırladım yadını Beyaz giyme sevdiğim Unutmadım tadını Ben beyaz yıkayamam Hiç kimseler silemez Mektubunu alırım Kalbimdeki adını. Konuşmağa çıkamam. Ovada kavunlar Mani mani mani kelam Al çapayı kaz yarim Benden yare çok selam Maniye başlıyorum İncinip gücenmesin Al kalemi yaz yarim. Bende gelcem bir zaman 7- Öğüt Manileri: Asfaltta gezme yarim Bizim eve gelmek var Asfalt güzeli derler Yemeni çevirmek var Oku sevdiğim oku Düşün, düşün al yarim Okuyanı severler Sonunda geçinmek var Bizim evin önünde Karşıda kara katır Ayvalar şişman olur Eşek gibi yan yatır Müstecep'in kızlarını Şu zamane kızlarında Almayan pişman olur. Ne saygı var, ne hatır. Karşımda donup durma İnme yarim dereye Boynunu vurup durma Uyur uyanamazsın Beni sana vermezler Verme beni ellere Kendini kırıp durma Görür dayanamazsın. İnme bizim mahalleye İn dereye dereye Çamurdur kayarsın Dere çakılı yarim Bizim mahalle kızları Al bizim sülaleden Dalgacıdır yanarsın Benim akıllı yarim Mantomun cebi dardır Unut beni anıyorsan İçinde neler vardır Buzlu su iç, yanıyorsan Sabır et be sevgilim Durma avcunu yala Sabırda neler vardır. Seveceğim sanıyorsan Mendil bağladım yandan Sigaranı iç oğlan Seni seviyorum candan Bizim yoldan geç oğlan İki yarla bu iş olmaz Bizim yoldan geçerken Vazgeç sen eski yardan. Durma doğru geç oğlan Şu derenin odunu Susadım su isterim Yakan bilir tadını Kırmızı sürahiden Kız doğuran analar Yari güzel istersen Gülsüm koysun adını. Al bizim sülaleden Tepside üzüme bak Vur daireye gümlesin Biraz da gözüme bak Bekar olan dinlesin Eller ne derse desin Evli olan var ise Sen banim sözüme bak. Yanımıza gelmesin Bahçelerde hasır olur İn dereye dereye Bakalım nasıl olur İnmeseniz olmaz mı ? Yavuklusu olmayan çocuk Yarim şu sigarayı Üzüntüsünden berduş olur. İçmeseniz olmaz mı ? Su gelir akma ile Bahçede taş olmaz Taş bina yıkma ile Dört ayaklı kuş olmaz Adama kız verseler Seveceksen candan sev Fiyaka satmayla Yalan sevgi hoş olmaz Kara ağaç altında Taş üstüne oturma Uyuma yar uyuma Kumaşını batırma Boy resmimi vereceğim Madem beni seversin Kimselere duyurma. Geç karşıma utanma. Ateş başında ibrik Yapraklar arasında Kağıt dolusu kibrit Ayvalar şişman olur. Sana gelirim ama Bıyık Ali Kızlarını Bir hafta daha sabret Almayan pişman olur. 8- Davulcu Manileri: Allı beyazlı olur Aşağıdan beri geldim Bahçede kirazlı olur Düştüm davulumu deldim Sahura kalkmayanın İki gözüm benim ağam Orucu nazlı olur Ben sana yine geldim Avludan kara kedi atladı Davulumun üstü yaydan Davulcunun ödü patladı Kalmadı üstümde mintan Korkma davulcu korkma Verin ağalar beş on kuruş Ağam keseyi yokladı Alayım sırtıma mintan İşte geldim kapınıza Ne uyursun, ne uyursun? Bir taş attım başınıza Bu uykudan ne bulursun? Selamün aleyküm diyerek Kalk ye, oruç niyetlen Selam verdim hepinize Cenneti alayı bulursun Ne ola benim ola Şekerim var ezilecek Kalbimiz nurla dola İnce bezden süzülecek İki gözüm efendim Beklemeyim ağalar beni Ramazan mübarek ola Çok yarim var gezilecek 9- Niyet Manileri: Ak bakırı doldurdum Ak hindi beyaz hindi Dolu diye kaldırdım Hindi kümese girdi Ben yarimi kandırdım, Oğlu olan düşünsün Naylon yelek aldırdım. Kızlar beş bine bindi Armudumu dişledim Armut koydum sepete Sapını gümüşledim Yari gördüm tepede Ben yarimin ismini Öyle bir yar sevdim ki, Fistanıma işledim Şan olsun memlekete. Arpa biçtim az kaldı Al şalım, yeşil şalım Başağını aldım, saz kaldı Dağları dolaşalım Merak etme sevdiğim Aramız derya deniz Kavuşmamız az kaldı Biz senle nasıl buluşalım? Ana moru ana Aslının dediğini Yoğursana bazlama Cebinin deliğini Gönder beni gideyim Burda cennet istesen O nazlı teyzeme. Ver benim sevdiğimi Asker yapar talimi Bahçelerde pırasa Kimse bilmez halimi Yaprağına kar yağsa Hem askerlik hem sevda Bu gün tellal bağırsa Öldürecek yarimi Herkes sevdiğini alsa Bahçelere gel yarim Ben bir tavşan olaydım Gül vereyim al yarim Avlu dibi eşerdim Senin garip duruşun Bende talih olsaydı Ayrılıkmış be yarim Sevdiğime düşerdim. Bahçeye giriyorsun Ben bir evler yaptırdım Çilek mi ekiyorsun? İki oda, bir mutfak Sararmışsın solmuşsun Senin askerliğin varsa Sevda mi çekiyorsun ? Benim de yaşım ufak. Başörtümün gülleri Bu gün hava bulutlu Yana bakıyor yana Senin talihin kutlu Ahret senin sevdiğin Seni bir daha görsem Bana bakıyor bana Benim için ne mutlu Denizde kara balık Derin kuyu derindir Geliyor çalık çalık Suyu buzdan serindir Sanma yüzüm gülmüyor Merak etme be yarim İçerim yanık yanık Belki kısmet senindir. Dere boyunda nane Gidene bak gidene Ne diyorsun be anne Gül sarılmış dikene İlk yarime vermedin Allah sabırlar versin Bundan ayrılmam anne. Gizli sevda çekene Gemiler yanaşmaz mı ? Erik dalda saklanır Sandallar dolaşmaz mı ? Durdukça ballanır Sil gözünün yaşını Güzel kızın yanakları Ayrılan kavuşmaz mı ? Öptükçe allanır. Entarisi deneme Kalmadı hiç kuruntum Kaşlar benzer kaleme Benim senden umudum Oğlan seni koyacağım Dinlemem dedikodu Yedi türlü vereme . Ben yarimden hoşnudum. Kara tuzlar tuz gibi Karanfilim katmerli Sular akar buz gibi Al koynuna at beni Gel sarılıp yatalım Benden güzel bulursan İki karanfil gibi Tut kolumdan at beni Karanfilim üç çatal Kaşların mildir yarım Üçü de pembe açar Gel beni güldür yarim Muratlı'nın kızları Evimiz ayrı ama Yatsıdan sonra kaçar. Gönlümüz biridir yarim Kar yağıyor alçaklara Mani benim ezberim Serpilir saçaklara Kan ağlıyor gözlerim Öyle bir yarim var Ben o yarin yolunu Sığmıyor kucaklara. Ölene dek gözlerim. Manici başıyım Mendil versem almazsın Cevahir taşıyım Sen mendilsiz kalmazsın Beni soracak olursan Sigaranı yakayım On beş yaşındayım. Sana zahmet olmasın. Muratlı'nın camileri İki taksi geliyor Yayılıp yıkılıyor Hangisine bineyim Gönder yarim resmini Benim iki yarim var Çok canım sıkılıyor. Hangisine gideyim. İn bahçeye bahçeye İnanlı çeşmeleri Bahçe patates gibi Avlusuzdur, avlusuz Benim sevdiğim erkek İnanlı oğlanları Mecmuada artist gibi Namussuzdur , namussuz. İndim dere boyuna İstanbul hastanesi Ayazmadan su içtim Elli kuruş tanesi Sanma seni seviyorum Sevda hastalarının Seninle dalga geçtim . Bakırköy hastanesi İn dereye dereye Uzun yollar uzasın Yar ben inecek miyim ? Koyunlar kuzulasın Verdin bana bir sevda Daha dört sene duracam Yar ben ölecek miyim? Beşlikler ucuzlasın Oğlanın adı Metin Tren boyunca çiçek Çini tabakta zeytin Trenler geçmeyecek Kimselerde gözüm Benim sevdiğim oğlan Yare gitmek niyetim Sigara içmeyecek Yeşil biber ekerim Yol üstünde durmalı Dibine su dökerim Güzel bir kız bulmalı Eller almış yarimi Ona bir gül vererek Ben derdini çekerim Yüreğinden vurmalı Yüklü üstünde pire Atladı gitti yere Beni alan çocuklar Vursun şak diye yere. l0- Mesleklerle İlgili Maniler: Araba gelir taşlıktan Ballı köyün ağaları Dingil çıktı başlıktan Doldur ambarları İstanbul memurları Köye kız verenler Yürüyemez açlıktan. Çadır oğlanları. Bu gün günlerden pazar Bu gün hava bulutlu Katipler yazı yazar Terzilere ne mutlu Gidin sorun katibe Terzi kızı görünce Hep ayrılık mı yazar? Vazifeyi unuttu. Çiftçilerin edası Denizin dibi mermer Cepte yoktur parası Elimi soksam terler Gitmeyin kızlar çiftçiye Benim bir yarim var Çıkaramaz traktör parası Hem kahveci hem berber. Hastane yolları Kanaviçe işlerim Paket taşı olmalı Terzi benim müşterim Bir insanın sevdiği Ben terziye gidersem Başöğretmen olmalı Kol saati isterim. Mandaları karaman Masa üstünde roman Kaybolursan aramam Okurum zaman zaman Ben bir esnaf kızıyım Benim gideceğim yar Çiftçilere yaramam Başöğretmene benzer Sevdiğim bir sporcudur Susurluk çayırları Hücumları durdurur Çal asker boruları Her şeye veda etti Yarime giydirmişler Kalan bir can borcudur. Öğretmen urbaları Vurun kızlar daireyi Sen pancar ekmedin mi ? Gümledelim mahalleyi Ekte bak nasıl olur Kahveciler duyarsa Sen bana çekmedin mi ? Kapar gelir kahveyi Çekte bak nasıl olur. 11- İş-İmece Manileri: Ben bir evler yaptırdım Bu gün ayın beşidir. Rengi akşam güneşi Entarisi yeşildir. Yeter dalga geçtiğimiz Yeşil entarili oğlan Ciddi yapalım işi. Ne vakit olsa iştedir. Gündoğdu tarlasında Kara kara karınca Yarim harman olur mu ? Karıncaya varınca Eski yar yakmış seni Ben yarimi özledim Benden derman olur mu? Perçemine varınca Karşıdan gelenlere Kara kara kaşlarım Gül, karanfil haşlarım Gül, karanfil haşlarım Her yan bakan kızın Her yan bakan kızın Alnını karışlarım. Alnını karışlarım Karanfilim , ıtırım Kara çadır is tutmaz Hasta oldum yatarım Beylik martin pas tutmaz Bana doktor kar etmez Ben bu dertten ölürsen Sevdiğimi getirin Elin kızı yas tutmaz Karanfilin kalburda Kara kara böcekler Neler vardır sonunda Duvarı delecekler İkimiz bir ölelim İstemediğim yare Çift koysunlar tabuta Zorla mı verecekler ? Kalıplarda menteşe Kara kara yaş kına Fiyatı yetmiş beşe Elim değdi fışkına Gel sevdiğim konuşalım Kibrit oldum yanarım Burası tenha köşe. Yar senin aşkına. Karanfilim üç çatal Kaleden attım keser Üçü de pembe açar Fidan boylum gezer Gece çuvalda yatar Tekirdağ'ın içinde Gündüz fiyaka satar Yoktur yarime benzer Kara ağacı kaldırdım Kara üzüm salkımda Dibinden kum aldırdım Yar benim aklımda Ben yarimi kandırdım Şu yarimin sevgisi Naylon çanta aldırdım. Can evimin altında Karanfilim saksıda Kapıdan geçti yarim Yarim gelir takside Yaramı deşti yarim Ben yarimi beklerim Uydu eller sözüne Ezan ile yatsıda. Benden vazgeçti yarim. İn dereye dereye İndim çeşme başına Dere bulanık yarim Bir kız çıktı karşıma Sen orada ben burada Sevda nedir bilmezdim Bize ölüm yok yarim. O da geldi başıma. Karadeniz üstünde İn dereye dereye Kalayladım kazanı Toplayalım taşları Yarim senin aşkından Senin yarla benim yar Tutamadım Ramazanı. Mahalle arkadaşları. İndim dereye durdun İndim aşağı mahalleye Dokuz güvercin vurdum Topladım kaşıkları Dokuzunun içinde Ablan ayırdı yarim Ben Ali'ye vuruldum. Biz gibi aşıkları. Yazdan toplar erzakın Kışa saklar karınca Hocamız bizi affeder Yalvarıp yakarınca 12- Gelin Kaynana Manileri: Bizim evin önünde Denizde kayık yüzer Zerdali, şeftali Annem kendini üzer Annesi istemez Üzme anne kendini Oğlu oldu zırdeli. Damadın benden güzel. Dağda meşe yarması Elimde kara bıçak Fenadır kaynanası Sapından tutulacak Fenaysa fena olsun Genç kızların günahı Oğlu altın damlası. Anadan sorulacak. Elbisem sarı olsun Elma attım geline Sararıp da solmasın Gelin almaz eline Sevdiğimin annesi Yazık olsun geline Beğenmezse almasın. Düştü sarhoş eline. Gece vakti erişti Rakı koydum şişene Çıkrık önüne apıştı Geç kaynana köşene Çekişmeyelim kaynana Ne korkak oğlun varmış Bize gömlek çıkıştı. Yatıramadık döşeğe. Sarı kavun dilimi Tut kaynana dilini Şimdi oğlun gelirse Kırar kambur belini. 13-Evlenme Törenleri Ve Çeşitli Toplantılarda Söylenen Maniler: Ahretimin boynunda Ana ilk tepe, ilk tepe İki beşi bir yerde Kamyon gelir diktepe Gel Ahret gidelim Benim yarim okuyor Baylarımız bir yerde. Tekirdağ'da mektepte. Ata binerek geldi Bahçelerde filbahri Çayda inecem geldi Var git ellerin yari Kara gözlü yarımı Sen bana yar olamazsın Yolda göreceğim geldi. Yüzüme gülme bari Bizim camın altında Bizim evin önünde Ahmet mektup okuyor Dökümcü fabrikası Gül takmış yakasına Bir şey istemem yarim Yol gittikçe kokuyor. Bir ayak makinesi. Cevizin dalı seyrek Çığıl tepe taşcazı Cebimden düştü çeyrek Çın çın öter kuşcazı Bu devir kurulalı Yaktı beni kül etti Dengine giden seyrek. Anadolun kızcazı. Dam başında ısırgan Denizin içinde enser Kafir misin Müslüman ? Ucu yeşile benzer Gel bir kere öpeyim Şam'ı ve şarkı gezdim Vallah billah ısırmam. Yoktur yarime benzer. Derelere ineceğim Derenin kılçıkları Ormanı inleteceğim Boynumun boncukları Annen almam dermiş Bir yıl daha geçerse Oğlunu delirteceğim. Yakarım çocukları. Dere boyu kızılcık Elek elek içinde Kız saçların kıvırcık Elek tekne içinde Çoktan beri gülmedim Tekirdağ'ın kızları Güldür beni azıcık. Temiz yelek içinde. Ey yayalar yayalar Fırın üstünde fırın Çimen bağladınız mı ? Hanımlar şöyle durun Gidiyoruz buradan Şimdi yarim geçecek Kızlar ağladınız mı ? Hepiniz selam durun. Haksız yere yanamam Hırsız geldi çarptırdım Boş sözlere kanamam Yare elimi sıktırdım, Her derde katlanırım Bir güzelin birine Cefan dayanamam. Ben gönlümü kaptırdım. Hoş geldin , sefa geldin Giden oğlan geri bak Oturtmaya yerim yok Aldığın gönlümü bırak Sana kahve pişirsem Yare gidecem ama Cezve delik, şeker yok. Yollar çok uzak. Gidene eş olayım Karaağaç yaprağını Paltona peş olayım Üflesem kuruturum Sigaranın üstüne Yarim senin sevdanı Cilveli kuş olayım. Ölürsem unuturum. Kadife yelek giydim Karanfil eşim, gül eşim Elimle güle değdim Gel beni güldür eşim Ne söylersem darılmam Bir gün seni görmezsem Ben sana boyun eğdim . İleri gitmez işim. Kara dutun dalını Kara dut parmak gibi Eritirler balını Yemesi kaymak gibi Gel sana öğreteyim Benim bir yarim vardır Hovardalık yolunu. Şişede bir konyak gibi. Karşıda yansın lüküs Kaşların kara yarim Tarlayı süren öküz Gözlerin ela yarim Kara gözlü sevdiğim O senin güzelliğin Anadan kalmış öksüz Başına bela yarim. Karşı karşı durdunuz Kaynar kazan taşmaz mı Telefonu kurdunuz Yol buradan aşmaz mı? İkiniz de bir boyda Merak etme güzelim Ne de güzel uydunuz. Ayrılan kavuşmaz mı ? Pencerede sarı kağıt Portakal soyulmuyor Ağlarım saat, saat Feryadım duyulmuyor Yari bana verseler Yarimin gül yüzüne Uyurum rahat rahat. Bakmakla doyulmuyor. Pancar ketkim sel aldı Raftan aldım makası İlk yarimi eller aldı Açtım gömlek yakası Eştim eştim eşemedim Bizim evden gözükür İlk yarime düşemedim. Yavuklumun odası. Maviler giymişsin Mantomun cebi var Mavi güle dönmüşsün İçinde neler var Tanıyamadım seni Sahi söyle be yarim Sanki gökten inmişsin. Hesabında neler var. Manici başı mısın ? Menekşeler tutam tutam Cevahir taşı mısın ? Arasına güller takam Göndereyim bin mektup Sevgilim sıladadır Cebinde taşır mısın ? Gurbet elde nice yatam Masa üstünde testi Mendil mendil şekerim Kemer belimi kesti Yol üstüne dökerim Orta yerde oynayan Ben sevda bilirim İstanbul'un süksesi. İçimden ne çekerim Mendilimde gül oya Muratlı'nın yolları Gülmedim doya doya Karanfile kokuyor Dertlere karıyor Benim sevdiğim oğlan Günleri saya saya. Muratlı'da okuyor. Mısırın arasında Motor geliyor motor Oturdum sırasında Ekinler arasından Yarim sigara içer Yarim bana el etti Söyleycem babasına Motor arabasından. Naştırpa kalayını İçime neler doldu Yıkarım dolayını Hayat bana dert oldu Dalgacıyım dalgacı Mor sümbüllü vatanım Bulamaz kolayımı. Sensiz bir gurbet oldu. İndim dere akmıyor İndim çeşme başına Yar yüzüme bakmıyor Sabun koydum taşına Dokuz daldan gül aldım Gelen geçen okusun Yarim gibi kokmuyor. Neler geldi başıma. O benim baş şalım Oğlanın adı Murat Dağları dolaşırım Bana diyorlar bırak Sen yağmur ol ben bulut Ben nasıl bırakayım Bir gece kavuşalım. Karaciğerde merak. Odam kireç tutmaz Ortaokul önünde Kumunu koymayınca Yarim kitap okuyor Canım rahat olmaz Elindeki çiçeği Sarılıp yatmayınca Bana bakıp kokuyor. Otobüsler geliyor Ördeğim suya daldı Hepsi de narin narin Kanadı açık kaldı Hangisinden inecek Söyleyin dostlar Dalgalı saçlı yarim. Yarimi kim aldı. Parmağımdaki yüzüğün Rüzgar gibi eseydin Yar verdi parasını Kuvvetimi keseydin Eğer inanmazsanız Benim sevdiğim kadar Arayın arkasını. Sen de beni sevseydin. Sarı yeleği sattım Saçlara bak saçlara Sol yanıma uzattım Demet urganı gibi Yar aklıma gelince Benim bir yarim var Üç gün, üç gece yattım. Bahçede fidan gibi. Sıra sıra pencereler Suda balık yan gider Bakla gözlü çingeneler Açtım yaram kan gider Her gün ekmek yerler Geçme kapının önünden Gene oruçluyuz derler. Yüreğim hop hop eder. Suya giden su kuşu Şu derenin uzunu Al şu elli kuruşu Kıramadım buzunu Kimden öğrendin yarim? Aldım Çerkez kızını Öyle baygın duruşu. Çekemedim nazını. Vurun davullar vurun Yaylanın çimenine Vurun da geri durun Koyunum kuzuladı Biz ikimiz duruyoruz Ben yarimi görünce Siz de ikiniz durun. Yüreğim sızıladı. Gidiyorum ellere Kemer bağla bellere Nasıl mekan tutayım Yar olmadık yerlere. Kaynaklar: 1-Erman ARTUN, “Adana'da Mani Söyleme Geleneği”, VII. Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Semineri, Eskişehir, l997 2-Ahmet Vefik Paşa,Lehçe-i Osmani, İstanbul, l893, s. 62 - Şemsettin Sami , Kamus-i Türki, s.1263-1264 - Niyazi ESET, Mukayeseli ve Neşredilmemiş Maniler , Ankara, l994, s.7-8 - Pertev Naili BORATAV, Mani Maddesi, İslam Ansiklopedisi c. 7, M.E.B. İstanbul, l993, s.285-288 - BORATAV . A.g.m. s.286 3- M.Fuat KÖPRÜLÜ, Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul, l981 - Şükrü ELÇİN, Türkiye Türkçesinde Maniler, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yay., Ankara, l990, s. 6-7 - Nevzat GÖZAYDIN, Anonim Halk Şiiri Üzerine, Türk Dili Dergisi, Türk Şiiri Özel Sayısı, III (Halk Şiiri) S. 445-450, Ankara l990, s.3-25 - Sadettin Nuzhet ERGUN- M.Ferid KAM, Konya Vilayeti Halkıyat ve Harsıyatı, s.149 - Pertev Naili BORATAV, l00 Soruda Türk Halk Edebiyatı, .Gerçek Yayınevi, Gül Matbaası, İstanbul l978, s.185-197 4- Hikmet DİZDAROĞLU, Halk Şiirinde Türler,T.D.K. Yay. Ankara l969, s.53 - Şükrü ELÇİN, Halk Edebiyatına Giriş, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara l98l s.278 5-Pertev Naili BORATAV,. Mani.... s.287 6- Erman ARTUN, Tekirdağ Folkloru Araştırması, Tem Ofset, İstanbul, l978, s.93-130 - Erman ARTUN, Tekirdağ Folklorundan Örnekler, Taner Mat. , Tekirdağ, l983 s.5-22 - Erman ARTUN, Cemal Ritüeli ve Balkanlardaki Varyantları, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, l983, s.97, 127 - Erman ARTUN, “Tekirdağ'da Hıdrellez Geleneği”, Türk Halk Kültüründen Derlemeler, l990, Hıdrellez Özel Sayısı, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara l990 s.1-25 - Erman ARTUN, “Çukurova Yörüklerinin Gelenek-Görenekleri ve Bunlardaki Eski Kültür İzleri”,Yörükler, 1.Akdeniz Yöresi Türk Toplulukları Sosyo-Kültürel Yapısı, Ankara,l996 s.25-2 KAYNAK KİŞİLER K-1 - Zehra Aydın, Hayrabolu, l912, öğrenimi yok, Delibedir Köyü, l978 K-2 - Hayret Akça, Tekirdağ, l940, İlkokul, Osmanlı Köyü, l978 K-3 - Meliha Ayar, Osmanlı, l928, Öğrenimi yok, Tekirdağ, l978 K-4 - Fahrettin Ateş, Bıyıklı, l948, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-5 - Fatma Akgün, Kaşıkçı, l935, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-6 - Esma Adlim, Tekirdağ, l93l, Öğrenimi yok, Tekirdağ, l978 K-7 - Sabiha Akdemir, Tekirdağ, l928, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-8 - Reyhan Akyüz, Tekirdağ, l938, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-9 - Kadir Aydın, Bulgaristan, l916, Ortaokul, Tekirdağ, l978 K-l0 - Asiye Akıntürk, Şarköy, l932, İlkokul, Şarköy, l978 K-11 - Güher Apaydın, Ballı, l912, İlkokul, Malkara, l978 K-12 - Ahmet Akdemir, Banarlı, l954, Lise, Tekirdağ, l978 K-13 - Saime Akgül, Gölsüz, l917, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-14 - Şaziye Artun,Bulgaristan, l324, Ortaokul,Tekirdağ,l978 K-15 - Nuriye Amaca, Bulgaristan, l915, İlkokul, Muratlı, l978 K-16 - Fatma Aslantaş, Tekirdağ, l970, İlkokul öğrencisi, Tekirdağ, l978 K-17 - Necati Biçer, Tekirdağ , l900, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-18 - Aliye Biler, Malkara, l924, İlkokul, Malkara, l978 K-19 - Selahattin Baydır, Çorlu, l927, İlkokul, M.Ereğlisi, l978 K-20 - Fatma Bilgi, Doyran, l900, öğrenimi yok, Malkara, l978 K-21 - Fatma Bayer, Büyükkarakarlı, l928, İlkokul, Hayrabolu, l978 K-22 - Tenzile Buğu, Işıklar, l9l0, Öğrenimi yok,Tekirdağ, l978 K-23 - Afiye Burhan, Seymenli,1338, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-24 - Fatma Başkır, Yukarıkılıçlı, l905, öğrenimi yok, Tekirdağ, l978 K-25 - Pakize Beyiz, Saray, l9l0, Öğrenimi yok, Saray, l978 K-26 - Zarife Bulut, Muratlı l931, İlkokul, Muratlı, l978 K-27 - Şerife Boyalı, Tekirdağ, 1921, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-28 - Ulviye Can, Işıklar, l931, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-29 - Hatice Ceylan , Yukarıkılıçlı, l938, Öğrenimi yok,Tekirdağ, l978 K-30 - Mehmet Ceylan, Ormanlı, l929, İlkokul, Tekirdağ, l978 K-31 - Hakkı Çelik, Yurtbekler, l934, İlkokul, Muratlı, l978 K-32 - Aynur Dinçaslan, Teslim, l955, Lise, Malkara, l978 K-33 - Ulviye Dubaz, Bulgaristan, l945, İlkokul, Çorlu, l978 K-34 - Hatice Değirmendere, Kırcalı, l898, İlkokul,Tekirdağ, l978 K-35 - Hatice Hüngör, Arzulu, l915, İlkokul, Muratlı, l978 K-36 - Zehra Güven, Yugoslavya, l908, İlkokul, Muratlı, l978 K-37 -Ali Kızgın, Yunanistan, l917, İlkokul, Uçmakdere,Tekirdağ, 1978 |