Üstün Zekalı İnsanların Özellikleri Nelerdir?

Konusu 'Genel Kültür' bölümündedir ve Ömer tarafından 19 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. Ömer

    Ömer Yönetici

    Üstün Zekalı Çocukların Ortak Özellikleri Nelerdir?

    Doğuştan gelen üstün zihinsel özellikleri ve yetenekleriyle yaşıtlarından farklı özellikler sergileyen üstün çocuklar, kendilerini farklı kılan özellikleri olumlu yönde geliştirebilmeleri için özel bir eğitim programına ihtiyaç duyuyor. Hiperaktiflikleri (aşırı etkinlik) nedeniyle ebeveynleri ve çevresi tarafından 'haşarı' olarak nitelendirilebilen üstün özellikli çocuklar, karşılaştıkları baskı nedeniyle doğuştan gelen üstün özelliklerini çoğu zaman geliştirme imkanı bulamayabiliyor.

    Sakarya Bilim ve Sanat Merkezi'nde psikolojik danışman olarak görev yapan Yıldıray Çamdeviren, üstün çocukların zihinsel, görsel, işitsel ve sportif yetenekleriyle akranlarından ayrıldığını söyledi.
    Üstün özellikler taşıyan bireylerin sergiledikleri farklı davranışlarla fark edilebileceğini ifade eden Çamdeviren, şunları söyledi:

    ''Her yaş grubunda üstün diyebileceğimiz bireylerin farklı özellikleri var. Genelde bu çocuklar erken konuşmaya başlar. Gelişimleri akranlarına göre çok hızlı olur. Sosyal çevreyi algılamaları da üst düzeyde, empati (duygudaşlık) yetenekleri çok yüksek. Karşı taraftakilerin hislerini ve düşüncelerini anlayabiliyorlar. Zihinsel hesap becerileri de yüksek oluyor. 4 yaşındaki bir çocuk rahatlıkla 2. sınıf düzeyindeki zihinsel matematik becerilerine sahip olabiliyor. Hiçbir çevre faktörü olmasa bile ekseriyeti okuma yazmayı öğrenebiliyor ya da okuma yazma düzeyine gelebiliyor. Bu şekilde karşımıza çıkabiliyor. Çok hareketli oluyorlar ve sürekli merak ediyorlar, araştırıyorlar.''

    ''HİPERAKTİF ÇOCUKLARA YÖNELİK YANLIŞ KANI''
    Toplumda hiperaktif çocuklarla ilgili yanlış bir kanı bulunduğuna dikkati çeken Çamdeviren, hiperaktif olarak tabir edilen hareketli çocukların üstün özellikli olarak algılanmasının yanlış olduğunu vurguladı.

    Yapılan araştırmalara göre toplumda 15 yıl önce her 100 erkekten 4'ünün hiperaktif olduğunun belirlendiğini kaydeden Çamdeviren, şöyle konuştu:

    ''Günümüzde bu oranın arttığını görüyoruz. Farklı fiziksel etkenlerin ve çevre faktörlerinin verici mesajlarının çok fazla olması nedeniyle hiperaktif çocukların oranında da bir artış var. Şu anda erkek çocuklar için yüzde 12, kız çocukları için yüzde 8 düzeyinde ifade ediliyor. 15 yıl önce kız çocuklarında yüzde 2 düzeyindeydi, araştırmalar bu yönde. Genelde aileleri ve toplumu yanıltan bir şey de hareketli çocuğun zeki çocuk olarak düşünülmesi. Bu, halen devam ediyor. Aslında hareketli çocukların tamamı zeki değildir. Nöro biyolojik bir rahatsızlığı olabileceği gibi, üstünlüğü itibariyle devam ettiği öğretim programının kendisine çok basit gelmesi ve dikkati üzerine çekebilmek ya da farklı uğraşı alanları oluşturabilecek hareketlenme yaşıyor da olabilir. Bunların çok iyi ayırt edilmesi gerekiyor.''

    Çocuklarının üstün özellikleri olabileceğinden şüphelenen ailelerin rehberlik araştırma merkezlerine ya da hastanelerdeki psikologlara başvurmaları gerektiğini ifade eden Çamdeviren, üstün zihinsel özelliklerin psikometrik testlerle doğru şekilde belirlenebileceğini belirtti.

    ''HER YAŞ GURUBUNUN YÜZDE 3'Ü ÜSTÜN ÖZELLİKLİ OLABİLİYOR''
    Milli Eğitim Bakanlığı'nın, üstün çocukların eğitimiyle ilgili son yıllarda önemli çalışmalar yaptığını hatırlatan Çamdeviren, üstün yetenekli öğrencilerin eğitim gördüğü bilim ve sanat merkezlerinin ülke genelinde 65'e ulaştığını kaydederek, ''Bilim ve sanat merkezleri örgün yapıya devam eden çocukların, arta kalan zamanlarda proje temelli çalışmalar yaparak, bilimsel tabanlı çalışma metotlarını, prensiplerini öğrenebilecekleri bir kurum olarak çocuklara ciddi anlamda hizmet veriyor. Bilim ve sanat merkezleri bir okul ve dershane olmadığı halde, üstün çocukların eğitim ve öğretimlerine ne kadar yansıdığına ilişkin ciddi veriler elde ettik. Bu merkezlerde üstün çocuklar nasıl çalışmaları gerektiğini bilimsel yönden öğreniyorlar'' diye konuştu.

    Araştırmacıların kesin olarak bilinmemekle birlikte, her yaş grubundaki bireyler arasında yüzde 3'e yakın kesimin üstün özellikli olabileceğini belirttiğine işaret eden Çamdeviren, ''Her yaş gurubunun yüzde 3'ünün üstün özellikli olduğu söyleniyor. Anne ve babaların çocukları konusunda ciddi eğitim almaları gerekiyor. Çocuk denilen kavramın ne olduğuna yönelik bilgi sahibi olmaları gerekiyor. Normal bir insan yavrusunun özelliklerinin nelere işaret edeceğini bilirseniz ve bunun üzerinde performans görürseniz çocuğunuzun üstün olduğunu kavrayabilirsiniz'' şeklinde konuştu.

    ''WISC-R' IQ TESTİNDE 130 PUAN ÜZERİNDE ALANLAR ÜSTÜN'' TESTİ''
    Üstün zihinsel özellikler taşıyan çocukların ''WISC-R'' testiyle IQ seviyelerinin ölçülebileceğini dile getiren Çamdeviren, sözlerini şöyle tamamladı:

    ''Bu test 6 yaşından 18 yaşına kadar olan bireylerde kullanılabiliyor. Bugün tüm dünyada en yüksek düzeyde kullanılan ve güvenilirliği en geçerli bir ölçümdür. Genelde toplumun büyük bir kısmı 90 ile 110 arasındaki puana tekabül ediyor. Bunları normal olarak nitelendiriyoruz. Üstün olarak nitelendirdiğimiz çocuklar ise 110 ile 130 puan arasındaki öğrenciler değil. IQ olarak ifade ettiğimiz tanımlamanın kastettiği, çok üstün sınıftaki bireylerimiz 130 puanın üzerindeki bireylerdir. Puan yükseldikçe deha olarak nitelendirdiğimiz bireyler ortaya çıkıyor. Her çocuk bu puanı aldığı halde, beklenen davranışı sergileyebiliyor mu, Sergileyemiyor. Neden? Çünkü normal bireylere göre ayarlanmış bir eğitim programında çocuklarımız maalesef köreliyorlar ve normalleşmeye yüz tutuyorlar.''
  2. Ömer

    Ömer Yönetici

    Zeka dağılım eğrisinin bir ucunda zeka geriliği gösteren kişiler yer alırken diğer ucunda ise üstün zekalı kişiler yer almaktadır. Toplumu oluşturan kişilerin ancak %2'lik bir bölümü 130 ve üstündeki IQ derecesine sahiptir. IQ derecesi 140'ın üzerine çıkıldığında bu oran % 0.2 ye düşmektedir.

    Üstün zekalıların tipik örnekleri onları sakar, utangaç, sosyal açıdan akranlarıyla uyumsuz gibi gösterse de bir çok araştırma onların tam tersine bir çok şeyi ortalama insandan çok daha iyi yapabilen, iyi uyumlu, sevilen kişiler olduğunu ortaya koymuştur.

    Lewis Terman tarafından yapılan ve 1920 yılında başlatılan bir çalışma halen devam etmektedir. Bu çalışmada IQ derecesi 140'ın üzerinde olan 1500 üstün zekalı çocuktan oluşan bir grup 60 yıl boyunca düzenli aralıklarla takip edilmektedir. Başından itibaren bu gruptaki kişiler fiziksel, akademik ve sosyal açıdan, normal akranlarına göre daha ileride olmuşlardır. Genellikle daha sağlıklı, daha uzun, daha ağır ve daha kuvvetli oldukları gözlenmiş, okulda daha başarılı olmuşlar ve normal kişilere göre daha iyi sosyal uyum sergilemişlerdir. Bütün bu avantajlar, kariyer başarısına dönüşmüş, bu kişiler normal insanlara göre daha çok ödül almış, daha fazla maddi gelir elde etmiş, sanat ve edebiyata daha fazla katkıda bulunmuşlardır. Örneğin bu gruptaki kişiler 40 yaşına geldiklerinde, toplam olarak 90 kitap, 375 oyun ve kısa hikaye, 2000 makale yazmışlar, 200 üzerinde patente imza atmışlardır. Hepsinden önemlisi bu kişiler hayattan tatmin olduklarını diğer kişilere göre daha fazla belirtmişlerdir.

    Bu çalışma diğer yandan, üstün zekalı olmanın her zaman başarılı bir grafik çizmeyi garantileyemeyeceğini de göstermiştir. Terman'ın incelediği grupta bazı önemli başarısızlıklara da rastlanmıştır. Başka çalışmalardan da anlaşıldığı üzere üstün zeka her alanda düzgün bir dağılım göstermemektedir. Yüksek IQ derecesine sahip bir kişinin akademik konularda ille de başarı göstermesi gerekmemekte, ancak konulardan bir veya bir kaçında olağandışı bir üstünlük sergileyebilmektedir. Yüksek bir IQ derecesi, her şeyde başarı anlamını kesinlikle taşımamaktadır.
  3. Ömer

    Ömer Yönetici

    Üstün zekalı çocuğu nasıl anlarız?

    DPT desteğiyle gerçekleştirilen proje kapsamında üç yıldır süren çalışmalarda mevcut yöntemlerle teşhiste yüksek oranda hataya düşülebilen ''dikkat eksikliği'' ve ''hiperaktivitenin'' klinik tespitinde dünyada ilk kez yeni bir yöntem geliştirildi.

    Mevcut bilimsel verilerin dışında çarpıcı sonuçlara ulaşılan araştırmada, üstün yeteneklilerin beyinlerinin küçük bir bölümünü kullansalar bile başarıya ulaştıkları, dikkat eksikliği ya da hiperaktivite sorunu bulunanların ise beynin büyük bölümü kullanılmasına rağmen yanılma payının yüksek olduğu ortaya çıktı.

    Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü emekli öğretim üyesi ve HÜ KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi araştırmacılarından Prof. Dr. Sirel Karakaş, zekanın ne olduğu konusunda bilim adamlarının çok sayıda kuram geliştirdiklerini anımsattı.

    Yakın dönemdeki kuramlarda, entelektüel zekanın yanında duygusal zekanın da bulunduğunu dile getiren Karakaş, zekanın kendinin farkında olmayı, kendiyle barışık olmayı, sosyal becerileri, eşduyuşu (empatiyi) da kapsadığını belirterek, bu tür zekanın ''duygusal zeka'' olarak adlandırıldığını belirtti.

    Çocuk psikiyatrisinde tanı koymada, zorunlu temel eğitimde, üstün yetenekli çocukların devam ettiği Bilim ve Sanat Merkezi'ne önerilecek çocukların belirlenmesinde öncelikle Wechsler Çocuklar İçin Zeka Ölçeği Geliştirilmiş Formu: WISC-R isimli bir testin kullanıldığını belirten Karakaş, Türkiye'de eğitim ve sağlık kurumlarında yaygın olarak kullanılan bu testin zekayı gerekli tüm yönleriyle yeterli bir biçimde ortaya koyamadığını söyledi.

    Karakaş, büyük örneklem kullanarak yaptığı istatistiksel analizlerde, bu tekniği kullanarak dikkat eksikliği ya da hiperaktivite tanısını ortaya koyabilmenin ''şans'' olasılığına yakın olduğunu kaydetti.

    BEYİN GÖRÜNTÜLERİNİ KULLANAN İLK ÖZGÜN YÖNTEM
    Prof. Dr. Sirel Karakaş, DPT ve üniversite tarafından desteklenen projelerinin HÜ öncülüğünde, Gazi Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi ve Ufuk Üniversitesi ile ortak yürütüldüğünü belirterek, bu çalışmada Türkiye'de ilk defa üstün zekalı çocuklarla dikkat eksikliği ve hiperaktivite tanısı alan çocukların beyin faaliyetlerini fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (MR) tekniğiyle incelediklerini bildirdi.

    Karakaş, proje kapsamında 12 kişilik ekiplerinin, 136 çocuğun beyin yapılarını incelediğini ve üstün zekalı çocuklardan elde edilen beyin faaliyetinin, normal zekalı çocukların ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarınki ile karşılaştırıldığını kaydetti.

    Beyin faaliyetlerinin karşılaştırılmasında beynin çeşitli alanlarını faaliyete geçiren görevlerden oluşan ve ''Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme için TURCONS-4 Beyin Haritalama Bataryası'' adı verilen bir görevler bataryasını geliştirdiklerini bildiren Karakaş, bu bataryanın beyin cerrahisine hazırlanan hastalarda kullanıldığını aktardı.

    Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme için kullanılan ve uyarım-tepki görevlerini içeren TURCONS-4'ün Ar-Ge faaliyetlerinin Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi nöroradyolog Prof. Dr. Hakkı Muammer Karakaş ile birlikte gerçekleştirildiğini kaydeden Karakaş, TURCONS-4'ün kullanımını içeren kitabın da yayımlandığını bildirdi.

    Kullanılan teknikler, akademik birimlerin çeşitliliği ve örneklem sayısı bakımından çalışmanın Türkiye'de bir ilk olduğuna işaret eden Karakaş, tekniklerin bütünlüğünün de dünyada öncü çalışma özelliği taşıdığını aktardı. Karakaş, bilgisayardan uygulanan bu görevler bataryasının yakın gelecekte sağlık ve eğitim kurumlarında kullanıma girmesi için yetkililerle görüşmelerin başlatıldığını açıkladı.

    ZEKİLER, BEYİNLERİNİN DAHA AZ BÖLÜMÜNÜ KULLANIYOR
    Karakaş, yapılan çalışmayla uzun süredir doğru olarak bilinenlerin aksine beynin faaliyetiyle ilgili bazı gerçekleri de ortaya koyduklarını bildirdi. Araştırmalarında pek çok psikolojik çalışmada yer almayan, üstün zekalı ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu bulunan çocukların beyinlerinin ne kadarını kullandıklarına yönelik sonuçların çalışmanın en önemli bulguları arasında yer aldığını bildiren Karakaş, şöyle konuştu:

    ''MR görüntülerinden ve kullandığımız yöntemden, üstün zekalı çocukların karmaşık bir görsel-mekansal görevi genelde, beyinlerinin daha küçük bölümlerini çalıştırarak yerine getirdiklerini ortaya koyduk. Bunun aksine normal zekadaki çocukların bir görevi yerine getirmede beyinlerinin kullanım alanının büyüdüğünü de ilk kez ortaya çıkardık. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocukların ise beyinlerinin çok daha geniş kısımlarının, yaygın şekilde faaliyete geçtiğini gördük.

    Beyinde bir işi yapmaya ayrılan yerin büyüklüğü o işin zorluğu ve gerekli olan bilişsel çaba ile yakından ilgili. Beynin alanlarının kullanımını gösteren bu sonuçlar, üstün zekalı çocukların görevlerini daha az çaba harcayarak çözdüğünü gösterdi.''

    Karakaş, ayrıca üstün zekalı çocuklarda, şekil bulma görevinin beynin çeper lobunu faaliyete geçirdiğini, alın lobunun ise kısıtlı biçimde devreye girdiğini ortaya koyduklarını bildirerek, üstün zekalı çocuklarda bu kısıtlı beyin faaliyetinin, görevleri yerine getirmedeki başarıya yettiğini ifade etti.

    Normal zekadaki çocuklarda alın lobundaki faaliyetlerin, çeper lobundakinden daha etkin olduğunu dile getiren Karakaş, bu durumun karmaşık görevi yerine getirmede normal zekadaki çocukların yüksek zihinsel işlevlere başvurması gerektiğini ortaya koyduğunu aktardı.

    Karakaş, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklarda ise hem çeper lobunda, hem de alın lobundaki alanların, diğer iki gruba göre daha yaygın olarak çalışmasına rağmen başarılarında düşük performansa neden olduğunu söyledi.

    Karakaş, çalışmalarında üstün zekalı çocuklarla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklarda görsel mekanın algılanması ile ilgili karşılaştırmalı sonuçların da dünyada ilk kez gösterildiğini belirtti. Karakaş, bulguların üstün zekalı çocuklarla dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu bulunan çocukların beyin yapılarının çalışma prensibine ışık tuttuğunu bildirdi.

    Karakaş Türkiye'de 600 bin dolayında olduğu tahmin edilen üstün zekalı çocuğun belirlenmesi ve özelliklerin anlaşılması için, daha önce geliştirmiş oldukları yöntem ve yaklaşımları daha da ileri götürmeyi amaçladıklarını belirterek, ''Amacımız, ülkemizin üstün zekalı çocuklarını Türkiye'ye kazandırmak, ülkemizin gelişmesi ve ilerlemesinde onların etkin yer almasını sağlayacak önlemlerin alınmasını sağlamak'' dedi.

    HİPERAKTİVİTENİN BİLİNMEYEN NEDENLERİ
    Karakaş, dikkat eksikliği veya aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin de ''Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'' olarak bilinen hastalıktan kaynaklanabileceği gibi çocuğun ''dikkat çekme gereksinimi'', ''yapılan işleri basit bulması'', ''canının sıkılması'', ''ebeveyne tavır koyma isteği'' gibi nedenlerden de kaynaklanabileceğini dile getirdi.

    Karakaş birinci durumda tedavinin çocuk psikiyatrının denetiminde ilaç kullanımını içermesi gerektiğini, ikinci durumda ise tedavinin çocuğa ve ayrıca ailesine uygulanacak psikolojik teknik ve yaklaşımları içermesi gerektiğini kaydetti.

    Araştırmaları sonucunda, üstün zekalı çocuklarla normal zekadaki çocuklar arasında, dikkati verilen görevde tutabilme açısından fark olmadığını dile getiren Karakaş, ancak üstün zekalı çocukların normal çocuklara göre çok daha çabuk tepki verebildiğini, olayları kavrama ve cevap verme yeteneklerinin normal çocuklardan çok daha ileri olduğunu söyledi. Karakaş, geliştirdikleri nöropsikolojik testin kullanıldığı araştırmanın üstün zekalı çocuklarla normal zekadaki çocuklar arasında ezber öğrenme yeteneği açısından fark olmadığını da ortaya çıktığını bildirdi. Karakaş, bu sonucun eğitimde ezbere dayanan öğrenmenin yararsızlığını bir kere daha kanıtladığını dile getirdi.

    ÜSTÜN ZEKALI OLMAK
    HÜ'de yürütülen testlere katılan ve üstü zeka tanısı konulan 12 yaşındaki Serhan Kaya ise üstün zekalı olmasının arkadaşları arasında bazı sorunlara yol açtığını ifade ederek, ''Arkadaşlarım kendilerinden daha üstün zekalı olduğumu kendilerine yediremiyorlar. Bu nedenle bazı sorunlar çıkabiliyor. Ama arkadaşlarım ve öğretmenlerim tarafından seviliyorum. Sınıfımın en başarılısı olduğunu düşünüyorum'' diye konuştu.

    Futbol, resim, bilgisayar, maket yapma gibi ilgilerinin bulunduğunu anlatan Kaya, genelde öğretmeninin dersi bir kez anlattığında konuyu anlayabildiğini, soru sormasına gerek kalmadığına işaret etti.

    Kaya, ''Ama normal dersler bana yetmiyor ve daha fazlasını istiyorum. Üstün zekalı çocuklar için bir okul varsa buralara gidebilirsem kendimi daha iyi geliştirebileceğimi düşünüyorum'' dedi.

    Serhan'ın babası Erhan Kaya da Serhan'ın bazı konulardaki yeteneklerinin 1,5-2 yaşında farkettiklerini dile getirerek, ''Öncelikle resim yeteneği çok fazlaydı. Ablası okula başladığında yalnız onu izleyerek okumayı ve yazmayı öğrendi'' diye konuştu.

    Okula gittiği saatler dışında Bilim ve Sanat Merkezi'ne de devam eden Serhan'ın, bu merkezde iyi bir eğitim aldığını vurgulayan Kaya, ancak, üstün yeteneklilerin bulunduğu bir okulun açılması halinde oğullarını bu okula devam ettirmek isteyeceklerini söyledi.

Sayfayı Paylaş