Turgut Özal Kimdir - Turgut Özal Hayatı

Konusu 'Siyaset TR' bölümündedir ve SaMeT46 tarafından 26 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

  1. SaMeT46

    SaMeT46 Moderatör

    Turgut Özal Kimdir, Turgut Özal Hayatı, Turgut Özal Özgeçmişi
    [​IMG]
    Turgut Özal ( 1927)- (17.04.1993)
    8.CUMHURBAŞKANI

    GÖREV SÜRESi

    9 KASIM 1989
    17 NİSAN 1993

    1927 yılında Malatya'da doğdu. 1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. 1952 yılında A.B.D'ne giderek ekonomi tahsili gördü. Türkiye'ye döndükten sonra Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdür Yardımcısı oldu ve Türkiye'nin elektrifikasyonu ile ilgili projelerde çalıştı.

    1961-62 yılları arasında askerlik hizmetini Milli Savunma Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu üyesi olarak ifa etti ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulmasına katkıda bulundu. Bu sırada, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde ders de verdi.

    Bir süre Başbakanlık Teknik Uzmanlar Kurulu Üyesi olarak çalıştı ve 1967-71 yılları arasında da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini yürüttü. Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Para ve Kredi Kurulu, RCD Koordinasyon Kurulu ve AET Koordinasyon Kurulu başkanlıklarında bulundu.

    1971-1973 tarihleri arasında Dünya Bankası'nda danışman olarak çalıştı. Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli sınai kuruluşlarda çalıştı ve 1979 yılı sonlarına doğru Başbakanlık Müsteşarı olarak atandı. Aynı dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini de vekaleten yürüttü.

    12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra kurulan hükûmete ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak atandı. 1982 yılında bu görevinden istifa etti. 1983 yılında Anavatan Partisi'ni kurdu ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisinin başarılı olması üzerine hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve böylece Türkiye'nin 19. Başbakanı oldu. 1987 yılında yapılan seçimler sonrasında tekrar hükûmet kurdu ve başbakan olarak görev yaptı.

    31 Ekim 1989'da TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9 Kasım 1989 tarihinde bu görevine başladı.

    17 Nisan 1993 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görevi sırasında vefat etti.

    HAKKINDA YAZILANLAR

    Turgut Özal
    1983-1993
    Fatih Emin
    Risale Yayınları

    Özal Hikayesi
    Hasan Cemal
    Doğan Yayıcılık

    “Kimdir Turgut Özal? İnsan olarak, siyaset adamı olarak... Kişiliği nasıl oluşmuştur? Ya beslendiği kültürel ortam? Bu dünyaya ve öbür dünyaya bakışı... Kendisinde, ailesinde, partisinde yaşayageldiği Doğu-Batı ikilemi nedir? Vefalı bir insan mı? Kindar mı? İnatçı mı? Politikadaki güvenilirliği ve inandırıcılığı... Özal ve ABD... Özal ve asker... Özal ve hanedan... Ekonomide ve demokraside modeli... 12 Eylül'ün siyasal ortamında geçerli "haksız rekabet"le 1983'te iktidara tırmanışı... 1989'daki inişi... Bu süreci çok yakından izledi Hasan Cemal. Altı yılda yükseliş ve düşüş: tarihsel süreç içinde, ancak bir an sayılabilir bu. Hasan Cemal bu anı fotoğrafladı ve ortaya Özal Hikayesi çıktı. Özgün bir yapıttır Özal Hikayesi; eksiğiyle fazlasıyla Özal'ın kendisidir. Çekilen fotoğraf, tarihi yakalamaya dönük bir çaba sayılabilir. Tarihi yaşarken yakalamak... Evet, belki de olanaksız. Ama bir gazeteci vazgeçemez bundan. Akıp giden zamanın gelecekteki öyküsünü bugünden ele geçirmeye çalışır. Çünkü her şeyden önce çağının tanığı olmak ister. Onun için sürekli kıpır kıpırdır gazeteci. Suyun yüzüne vuranla yetinmez. Sahnenin arkasındakini sergilemeye çalışır çoğu kez. Turgut Özal da sahnede yıllarca kaldı... İşte böyle bir çabanın ürünüdür Özal Hikayesi...”

    Özal'ın Misyonu
    Meşhurların Hatıraları ve Değerlendirmeleriyle
    Osman Özsoy
    Türdav Yayınları

    “Siyasetçilerimiz Özal'ın vizyonuna sahip olma yarışında. Partilerimiz, Özal'ın misyonunu en iyi biz temsil ediyoruz iddiasında. Vefatının üzerinden yıllar geçmesine rağmen, sağlığında olduğu kadar ölümünden sonra da ülke gündemini meşgul eden isimlerin başında geliyor Turgut Özal. ... Ve Özal tartışılıyor. Yaşadığı dönemde vizyonu, ölümünden sonra misyonu tartışılan Turgut Özal"ı anlatan kapsamlı bir eserle karşı karşıyasınız. Eserin, Özal'ın vizyonuna sahip olmak isteyenlerle, misyonunu temsil etmek isteyenlere faydalı olacağı kanaatindeyiz. Şimdi söz, okuyucunun...”

    Turgut Özal'ın Anıları
    Mehmet Barlas
    Birey Yayıncılık / Yakın Tarih - Anı Dizisi

    Elinizdeki kitapta, ülkemizin en yetkin gazetecilerinden Mehmet Barlas'ın Cumhuriyet döneminin en çok tartışılan, en vizyoner liderlerinden rahmetli Turgut Özal'la hayatının son yıllarında gerçekleştirdiği röportajlar yer alıyor. Kitapta Özal, ülkemizin dünü, bugünü ve geleceğine ilişkin hala geçerliliğini ve önemini koruyan görüşler dile getiriyor. Yayınevimiz,
    ülkemizin ve dünyanın devasa sorunlarla, açmazlarla ve belirsizliklerle karşı karşıya kaldığı bir zaman diliminde Özal'ın Anıları'nı yayımlayarak siyaset ve ekonomi dünyamıza anlamlı bir katkıda bulunuyor. Barlas'ın kitabı, yabancı kaynaklarda Özal hakkında en fazla referans olarak başvurulan kitaplardan biri.

    Özal'lı Yıllar
    1983-1987
    Yavuz Donat
    Bilgi Yayınevi / Yavuz Donat'ın Vitrininden Dizisi

    "Özal'lı Yıllar", Yavuz Donat'ın Vitrin'inden dizisinin son kitabı. Donat, "Sandıktan İhtilale", "Buyruklu Demokrasi" ve "Özal'lı Yıllar" adlı bu üç kitapla, 1977'den, 1987 Eylülü başına değin ülkemizin siyasal görüntüsünü , yine 1987 notlarıyla renklendirerek çiziyor.
    -Rauf Tamer (Tercüman, 5.4. 1987)-

    24 Ocak Yargılanıyor (İcraatın Dışından)
    24 Ocağın Ekonomi Politiği
    Faik Y.Başbuğ
    Tekin Yayınevi

    İşte "24 Ocak" pastasından acı bir ziyafet. Ortadirek adlandırmalı müşteriler çokluğunda, tadsız düşündürücü ve sanki hep ağıt dolu... Bu yönlü ağırlıklarıyla, yazılanlar, izleyicileri çok ilginç bir senaryo kurgusunda, zengin Başbakan masalarından yoksullara bakımyurdu'na, piyango milyarderliği umudundan fahişeliğin ekonomik diyalektiğine taşıyacak içerikte. Konular, uzun bir dönemi içeren anı-günlük yaklaşımıyla izlenmeye çalışılmıştır. Bunun için de, özellikle "ihtilalin" ya da yerleşik deyimiyle
    "Kurtuluş Harekatının" bereketlendirdiği topraklarda, 24 Ocak ve mimarlarının icraatı yansız bir şekilde ele alınmış ve bu açıdan sistem bütünlüğü, kendi mantığı içinde özenle korunmak istenmiştir.

    YORUM

    Davut Bey ve Turgut Bey
    Hilmi Yavuz
    Zaman 27 Nisan 2001

    Batılılaşma ya da Modernleşme girişimleri, Osmanlı entelektüellerini, Aydınlanma sonrasında Avrupa siyasal düşüncesiyle ilişki kurmaya götürmüştür; ama buna benzer bir ilişki Avrupa iktisat düşüncesiyle kurulamamıştır.
    Geçen haftaki yazımda da belirtmiştim: Prof. Ahmet Güner Sayar, bırakınız Yeni Osmanlılar'ı Jön Türkler'in bile 'ne teorik iktisattan anladıklarını, ne de bizatihi iktisadi süreci anlayabildiklerini' öne sürmenin mümkün olmadığını bildirir; Adam Smith ve Ricardo'nun iktisadi fikirlerinin 'Yeni Osmanlıların teorik esaslarına kaynaklık ettiğini' öne süren Bernard Lewis'in bu iddiasının bir 'fanteziden öteye geçmediğini vurgular.

    Namık Kemal'in, Montesquieu ve J.J. Rousseau'nun siyasal teorilerinden etkilendiğini biliyoruz elbet; –bizzat Namık Kemal'in yazıları bu etkilenmeye tanıklık ediyor çünkü! Gelgelelim, Adam Smith ve Ricardo'nun iktisat teorilerinin Yeni Osmanlılar'ın iktisadi görüşlerine kaynaklık ettiği iddiasının dayanağı nedir? Ve bu iddia, niçin 'bir fanteziden öteye' geçememektedir?
    Prof. Dr. Şerif Mardin, 'Türkiye'de İktisadi Düşüncenin Gelişmesi' adlı kapsamlı makalesinde, 1838'de İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Baltalimanı anlaşmasının 'bütün hazırlık safhalarında ehemmiyetli bir rol' oynayan İngiliz Sefareti Başkatibi David Urquhart'tan söz ediyor. Prof. Mardin'in deyişiyle, 'Adam Smith'ten daha Adam Smith'çi' olan Urquhart, 'Adam Smith'in kaldırılmasını tavsiye ettiği devlet müdahalelerinden Türkiye'de hiçbirinin bulunmadığına ve binaenaleyh Türkiye'nin serbest ticaret için ideal bir ülke olduğuna' inanmaktaydı. Urquhart, bu düşüncelerini 1833'te yayımladığı 'Turkey and Its Ressources' adlı kitabında açıklamıştır. O yıllarda, yine İngiliz sefaretinde katip olarak görev yapan (Sir) Henry Layard'ın Autobiography and Letters'te yazdıklarına bakılırsa, Ahmet Vefik Efendi (Paşa) ile, 'Adam Smith ve Ricardo'nun eserlerindeki politik ekonomi konuları üzerinde' tartıştıkları anlaşılıyor.

    Urquhart üzerine kuşatıcı bir çalışma yapmış olan Prof. Taner Timur da, 'Osmanlı Çalışmaları'nda, onun İngiliz politikasında 'Rus tarafdarları'na karşı, 'Osmanlı tarafdarları'nı temsil ettiğini yazmıştır. Urquhart'a göre 'Osmanlı düzeni en geniş ölçüde özgür ticarete ve özgür sanayie dayanmakta, bu durum da yerel idarenin son derece özerk ve gelişmiş olmasına yol açmaktadır. Türkler, 'çürümüş Bizans aristokrasisinin', 'kalabalık ve zalim ruhban sınıfının', 'hor görülmeye layık hükümetinin haksız kanunlarının' ve özellikle de tekelleri işle 'mali idaresinin ve tahsildarlar ordusunun' tam anlamıyla ezdiği halka rahat bir nefes aldırmışlardır. Timur'un belirttiğine göre David Urquhart (Osmanlıların verdikleri adla, 'Davut Bey'!), Osmanlı Devleti'nde yerel idarelerin özerkliğinin, 'kökeni İslam hukukuna dayanan vergi sistemi sayesinde' gerçekleştiğini düşünmektedir: 'Gerçekten de Türkler dolaylı vergileri toptan reddederek ve mali sistemleri basit ve dolaysız bir vergi sistemine dayandırarak, ticaretin ve sanayinin son derece gelişmesine elverişli bir zemin hazırlamışlardır. Doğrudan vergiler, yerel idareleri geliştirmiş ve bu durum Müslüman olmayan reayanın da kendi kurumlarını korumalarına ve hatta, Avrupa'da sanılanın aksine, geliştirmelerine yol açmıştır.' Urquhart, Osmanlı sistemi analiz edilirken iki tip 'merkeziyetçilik'in birbirine karıştırılmaması gerektiğini hatırlatarak, Osmanlı'da siyasal merkeziyetçilikten söz edilebileceğini, ama idari merkeziyetçiliğin bulunmadığı görüşündedir. (Şerif Mardin, Urquhart'ın özellikle Rumeli'deki vergi sistemini yakından incelediğini ve bu vergilerin 'beledi teşekküller olan ayanlar tarafından tayini ve toplanması'nın Urquhart'ı çok etkilediğini bildirmektedir.) Kısaca Urquhart, Osmanlı iktisadi yapısının liberal bir iktisat konsepti bağlamında örgütlendiğini, devlet müdahalesinin (zannedilenin aksine) asgari düzeyde olduğu kanısındadır. Taner Timur da, Osmanlı toplumunda yerel yönetimlerin özerk konumuna yaptığı vurgu dolayısıyla Urquhart'ın fikirlerinin günümüzde moda olan 'Osmanlı'da sivil toplum yok!' iddialarına uzak düştüğünü söylüyor. Osmanlı 'sivil toplum'unu, Urquhart'ın 'Türk ilkeleri' adını verdiği ilkelere dayandırabiliriz: Pazar ve ticaret özgürlüğü, sultanın keyfî vergi koyamaması, yerel geleneklere saygı, dini kurumların özerkliğini koruma, gayrimüslimlerin inanç özgürlüklerinin teminat altında bulunması... Bu durum, Prof. Timur'un haklı olarak belirttiği gibi, Osmanlı'nın 'modernist' potansiyelini gösterir.

    Urquhart'ın 'Yeni Osmanlılar'la olan ilişkisi, özellikle 'sarıklı ihtilalci' Ali Suavi'de görülür. Hüseyin Çelik, 'Ali Suavi ve Dönemi'nde, 'Suavi, Urquhart'ta adeta kendisini bulmuştur' der. 'Çünkü o, Urquhart'ın söylediklerini, küçük nüanslar dışında bir ömür boyu söylemiş adam'dır. Çelik şunları yazıyor: 'Suavi de Urquhart gibi, İslam'ın Hıristiyanlık'tan farklı olarak, bütün çağların ihtiyacına en modern şekilde cevap verecek bir din olduğuna inanıyordu.' Nitekim Urquhart'ın Sultan Abdülaziz'e gönderdiği bir mektupta, Osmanlıların 'ancak ve ancak, geçmişte olduğu gibi Kur'an–ı Kerim'in hükümlerine tam uyarak yaşayabileceğini' bildirdiği de biliniyor.

    David Urquhart ya da Davut Bey, Adam Smith'ten daha adam Smith'çi olduğu kadar, Osmanlı'dan daha Osmanlıcı olarak yadırganmış, hatta bizzat İngiliz hükümeti ve elbette Dışişleri Bakanı Lord Palmerston tarafından dışlanmıştır. Urquhart, İngiltere'nin Osmanlı ile olan ticari ilişkilerini geliştirmesi için çalışıyordu; –Lord Palmerston ise, Rusya ile! Ama maalesef, Ali Suavi dışında Yeni Osmanlılar'ın Davut Bey'i ciddiye aldıklarına dair bir tanıklık yoktur. İngilizler de ciddiye almamışlardır Urquhart'ı... Kimilerine göre 'acayip', 'egzantrik' ve 'megolaman'dır, kimilerine göreyse 'yarı deli!' Prof. Mardin bile, 'Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu'nda Urquhart'ın hissi egzotizmi'nden söz etmekten kendini alamamıştır. Dolayısıyla, Adam Smith ve Ricardo'nun görüşlerinin Urquhart gibi 'acayip' biri aracılığıyla dolaşıma sokulmasının Osmanlı entelijansiyası tarafından 'fantezi' olarak kabul edilmesine şaşmamak gerekir...

    Davut Bey'in Osmanlı toplumunun modernist potansiyeline ilişkin değerlendirmelerinin Yeni Osmanlılar'ın ya da Jön Türkler'in fikirleri üzerinde etkin olmayışını anlamak mümkün de, bu düşüncelerin belli ölçekte değerlendirilebilmeleri için Turgut Bey'in iktidara gelmesini beklemek? İşte bunu anlamak mümkün değil! Hem siyasi hem de iktisadi anlamda gerçek 'Modernleşme' ya da 'Batılılaşma', bütün sancıları, problemleri ve elbette hatalarıyla, Osmanlı'nın modernist potansiyelinin farkında olan Turgut Bey'le başlamıştır çünkü...
    Son düzenleme moderatör tarafından: 14 Eylül 2011
  2. turgutreis

    turgutreis Yeni Üye

    Turgut Özal hakkında yazılmış kitap tanıtımları görülüyor yukarıda. Gerçekten hakkında çok kitap yazılmıştır. Rahmetlinin sağlığında hakkında bir kitap yazılacaksa önceden bunu bilmek, görmek ve incelemek istediği şeklinde bir görüş var.Cumhurbaşkını iken basın danışmanlığını yapmış gazeteci Yavuz Gökmen, “ÖZAL YAŞASAYDI” başlıklı kitabında (Verso Yayınları,Ankara, 1994) Özal, Fehmi Koru ve kendisinin bulunduğu odada şu konuşmanın geçtiğini aktarıyor:

    “Fehmi Koru – Yavuz Gökmen sizi çok özlemiş efendim.

    Bu cümle Özal’ın çok hoşuna gitti. Başını Fehmi’ye çevirerek konuştu :
    T.Özal – Kitaplar yazıyor, bana sormuyor!

    Sonra sarılıp öpüştük. Ama cümlesini hiç unutmadım. Özal’a göre onun hakkında bir kitap yazılırken, ona mutlaka sorulması gerekiyordu. Bir yerde buna alışmıştı da. Hakkında yazılan ilk kitapların, kendi dizi dibinde yazıldığını, hatta redaksiyona tabi tutulduktan sonra, basımında yardımcı olunduğunu söylediği ileri sürülürdü.”
    (Gökmen ÖZAL SENDROMU kitabını niçin Özal’dan habersiz yazdığını iki nedene dayandırıyor, birincisi şöyle)

    “Kitabı sorarak yazmış olsaydım, daha önce yazılan bazı kitaplar gibi Özal’ın kitapta sadece imzası eksik olacaktı. O’nun dizinin dibinde yazılacak bir kitap benim değil, Özal’ın kitabı olacaktı. Özal belki de bazı kitaplarda tutturduğu yolu tutturacak, kitabı bir de redaksiyondan geçirdikten sonra baskıya gönderecekti. Ben kendi kitabımı ve objektif gözlemlerimi yazmayı tercih ettim.”

    Özal’ın yukarda adı geçen özellikle gazetecilere ait kitapları dizi dibinde dikte ettirmiş olabileceği daima akılda tutulması gereken bir önemli ayrıntıdır.

    Sayın Özal’ın daha objektif tanınması için kendinden uzak durmuş ve akademisyenlerce yazılmış (bazılarını bizzat okuduğum) kitap isimlerini vererek bu konuyla ilgili bibliyografyaya katkıda bulunmak isterim :

    1.M.Nazif Ülgen (Master, ihracatcı)
    ÖZALİZM ÇIKMAZINI AŞMAK İÇİN, Arba Yay.İst.1989, 280 sayfa

    Alıntı : “1980 yılından beri biraz daha fedakarlık edin, karşılığında enflasyonu indireceğiz, diyerek halka kemer sıktıran v enflasyonu %75 lere tırmandıran Özal şimdi hangi mucize ile enflasyonu indirecek?”(s.41)

    2.Ali İhsan Samurkaş (Marter)
    ENFLASYON DÜŞÜNCESİ :Türkiye’de ve Hz.Muhammed Döneminde, Kökyayın, Ankara 1993, 513 sayfa.

    Alıntı : “1988’de enflasyon son sekiz yılın en yüksek düzeyi olan %68’e çıkması üzerine dönemin Başbakanı Özal kendi partisinin İzmir kongresinde taraftarlarının siyasi icraata yönelen eleştirilerine karşı kendini Hz.Muhammed’in 7.yüzyılda söylediği bir hadisi dayanak yaparak savunmuştur. Özetle ‘Fiyatlar Allah’ın tasarrufundadır” anlamına gelen hasen-hadisin birkaç versiyonunu bu toplantıda nakleden Başbakan bunlar üzerinden uzun ve sofistike görüşler öne sürmüş ve kendi icraatları ile Hz.Muhammed’in zorlu geçen yönetimi arasında bir takım benzetme ve değerlendirmeler yapmıştır.”(s.23).

    3.Tevfik Ertüzün (Doç.Dr)
    ÖZAL NE DEDİ NE OLDU?, ABC Ajansı Yayınları, Ankara, 1988, 184 sayfa

    Alıntı : “İcraatın İçinden Programında, 30.6.1985 gün Turgut Özal : Mayıs 85’ten geriye doğru 12 ay giderseniz, bakınız, enflasyon ortalaması %40 dolayındadır.”(s.17).

    4.Mehmet Albayrak (Doç.Dr)
    Avrupada Türkiye :ÖZAL’IN GÜNAH GALERİSİ, Rehber Yay.Ankara, 1989,228 sayfa.

    Alıntı : “Özal hayat pahalılığının suçunu Allah ile paylaşmak yerine hayali ihracatçılarla paylaşsa daha iyi ederdi.”(s.118).

    5.Osman Ulagay (Master, gazeteci)
    ENFLASYONU AŞMAK İÇİN, Afa Yay.İst.1990, 161 sayfa.

    Alıntı : “ANAP iktidarı döneminde enflasyon %90 lara yaklaştı, üç haneli enflasyon tehdidi başımızın üzerinde dolaşmaya başladı.”(s.85).

    6.Osman Ulagay (Master, gazeteci)
    ÖZAL’I AŞMAK İÇİN, Afa Yay.İstanbul, 1982.

    7.Osman Ulagay (Master,gazeteci)
    ÖZAL EKONOMİSİNDE KİM KAYBETTİ KİM KAZANDI, Bilgi Yayınevi, Ank.1986.

    8.Bilal Çetin (Gazeteci)
    SOYGUN: Hayali İhracatın Boyutları, Bilgi Yayınevi, Ank.1989.

    9.Ahmet Kahraman (Gazeteci)
    HANEDAN’IN ÖNLENEMEYEN ÇIKIŞI VE SALTANATI, Boyut Yay.İst.1989.
    Son düzenleme moderatör tarafından: 14 Eylül 2011

Sayfayı Paylaş