Mevlana Sözleri - Mevlana'dan Özlü Sözler

Konusu 'Güzel Sözler' bölümündedir ve cicozz tarafından 13 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. cicozz

    cicozz Çocukluk cicozlarda saklı

    Mevlânâ Sözleri - Mevlânâ'dan Özlü Sözler

    Köpeklerin ağzı deydi diye deniz kirlenmez.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu?
    Vefâsı var mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say!
    O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Şöhret âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa yakışmaz.
    Eğer sen hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek! Yoksa şöhret, gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça, bir habbesin, bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin! Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su hâlinde akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri söküp atarsan, can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.

    --------------------------------------------------------------------------------
    Sende bulunan beş duygu ışığını, gönül nuruyla aydınlat. Duyguları beş vakit namaz gibi bil. Gönlünse yedi âyetten ibâret olan Fatiha Sûresi’ne benzer.
    Her sabah göklerden bir ses gelir, gönlünden dünya sevgisini atabilirsen o sesi duyar, hakikat yolunun izini bulur, yol alır gidersin.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Gel, gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen, bensin, ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir?
    Biz Hakk’ın nuruyuz, Hakk’ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor?
    Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücut halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız?
    Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler, yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek, uğursuz.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Mânâların aşk burakı, aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü.”Nereye götürdü?” diye den bana sor. Aklımı da, gönlümü de senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü. Ben öyle bir revâka, öyle bir kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm, ne de gök.
    Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da, dünyalıktan çıkar, dünyalığını kaybeder.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Mutlu olmanın sırrını Peygamber Efendimiz’den öğren de, Allah sana ne verirse ona razı ol. Başına gelen derde, balaya razı olur da, ses çıkarmazsan, o anda hemen sana cennet kapısı açılır. Eğer gam elçisi sana gelirse, tanıdık bir dost gibi karşıla, onu kucakla.
    Zaten o sana yabancı değildir, onunla aşinalığın vardır. Sevgiliden gelen cefaya karşı sakın suratını asma, onu neşe ile karşıla, merhaba, hoş geldin de. Onu güler yüzle, tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen çarşafını üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Ey benim canım, şu toprak perdesinin ötesinde, gizli bir zevk, gizli bir mutlu yalayış vardır. Her şeyi gizleyen bu örtünün altında, yüzlerce güzel Yusuflar vardır. Bu ten, bu görünen beden ortadan gidince, asıl varlığın olan ruhun kalkar.
    Ey sonsuz olan ruh, ey fani olan ten! Bu halin nasıl olduğunu anlamak istersen, her gece kendine bak. Uykuya dalınca tenin ölmüş gibidir. Ruhunsa cennet bahçelerine kanat çırpmaktadır.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terk et de, daha iyi bir hâl,
    daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!



    --------------------------------------------------------------------------------
    Ezel sofrası üzerinde her ne kadar halk kavgadaysa da, yediler ve yerlerse de, sofra yine o sofradır,ondan hiçbir şey eksilmez. O olduğu gibi durur.
    Bir kuşu bir dağın üstüne konsa, sonra uçup gitse, dağda bir fazlalık veya bir eksiklik görünür mü?



    --------------------------------------------------------------------------------
    Şu tenimiz ruhumuzun bir köşküdür. Orası bir tepe, bit yıkık yer değildir. Ruhumuz bizim biricik dostumuz, yârimizdir. O, bize hiçbir zaman yabancı olmaz. Gönül yolu, korkunç bir çölden geçer. Yürekli bir er, Rüstem gibi bir yiğit olmayan oraya nasıl varabilir?
    Oraya varacak kişi, bir pehlivan gibi hasmını yere vuran, çeşitli gıdalarla bedenini besleyen, kuvvetli, güçlü kişi değildir. Oraya varacak kişi, nefsini yenen, kendi benliğini yıkıp alt eden, dünya âşığı değil, Allah âşığı olan kişidir. Böyle bir kişinin bedeni mezara girince; mezarın toprağı ile örtülünce, o bedenden tohum nasıl başverir yücelirse, tıpkı onun fini Hak tarafından kabul edilmiş ağacı yükselir, boy atar. Nurlu bir gönül erinden başka, o nura âşık olan kimdir? Aşk mumu, pervanenin gönlünden başka neyi yakar?



    --------------------------------------------------------------------------------
    Sermâyesi kanaat olan kişinin; her yaptığı iş, tâ’at olur, ibâdet sayılır. Onun yemesi, içmesi, uyuması, Hakk’ın emrini tutması, yerine getirmesi içindir.
    Sakın Hak’tan başkasını dost edinme! Çünkü halkın dostu olmak, halkın gözüne girmek ömürsüzdür, ancak yarım saat sürer.



    --------------------------------------------------------------------------------
    Gel, gel...
    Yine gel.
    Kafir, mecusi, putperest olsan da yine gel...
    Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir.
    Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...


    --------------------------------------------------------------------------------
    Kamil odur ki; koya dünyada bir eser,
    Eseri olmayanın, yerinde yeller eser.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Baskalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
    Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol,
    Sahavet ve cömertlikte akarsu gibi ol,
    Tevazu ve maluliyette toprak gibi ol,
    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
    Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...


    --------------------------------------------------------------------------------
    Kamil odur ki; koya dünyada bir eser,
    Eseri olmayanın, yerinde yeller eser.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Kimin aşka meyli yoksa, o kanatsız bir kuş gibidir; vah ona
    Kim benlikten kurtulursa, bütün benlikler onun olur.
    Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir


    --------------------------------------------------------------------------------
    Çoban uyudu mu kurt emin olur.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol.

    --------------------------------------------------------------------------------
    Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına tâc olmaktan iyidir.

    --------------------------------------------------------------------------------
    Geminin içindeki su, gemiyi batırır;

    Gemi altındaki suysa gemiye arka olur.

    Malı-mülkü gönlünden sürmüştü de

    Bu yüzden Süleyman, ancak yoksul adını takınmıştı.

    Ağzı kapalı testi, uçsuz-bucaksız denizin üstünde

    Hava dolu bir gönülle yüzer-gider.

    İçte yoksulluk havası oldu mu,

    İnsan, dünya denizinin üstünde eğleşir.

    Bu dünya, tümden onun mülküdür de

    Gönlünün gözünde hiçbir şey değildir mal-mülk.


    --------------------------------------------------------------------------------
    İnsanlarda gördüğün nice zulümler var ki bunlar,

    Onlara vuran, huyundur senin.

    İnananlar birbirinin aynasıdır;

    Bu haberi Peygamber´den getirirler.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Ten gözü görebilir mi; gamlanman, gülmen hayale gelebilir mi?

    Sen gamlanmaya, gülmeye bağlanmış gönüle,

    Onu görmeye layık bir gönül deme.

    Gama, gülüşe bağlı olan kişi, bu iki eğreti şeyle diridir.

    O, sonu olmayan yemyeşil aşk bahçesinde, gamdan, neş´eden, başka ne de çok meyveler var.

    Aşıklık bu iki halden de üstündür;

    Baharsız, güzsüz yemyeşildir, teru tazedir.


    --------------------------------------------------------------------------------
    A benim canım,

    Bu dünyanın direği gaflettir;

    Uyanıklık, afettir şu dunyaya.

    Uyanıklık o dünyadandır;

    Uyanıklık üst gelirse bu dünya alçalır-gider.

    Uyanıklık güneştir, ümitse buzdur sanki;

    Uyanıklık sudur, bu dünya kir.

    Bu dünyada ümit, haset coşup köpürmesin diye o dünyadan bu aleme birazcık su sızar.

    Fakat sızıntı, o gizli dünyadan fazlaca geldi mi, ne hüner kalır bu alemde, ne ayıp kalır.

    Bu dünya ile bu dünyanın yolu meydanda olsaydı bile gene pek az kişi bir soluk orada kalabilirdi ancak

    --------------------------------------------------------------------------------
    Beden ağacının köküne kurt düştü... Onu söküp ateşe atmak gerek. Kendine gel a yolcu, kendine gel... Akşam oldu; Ömür güneşi kuyuya düşmek üzere. Gücün kuvvetin varken şu iki günceğiz olsun, Kocalığını cömertlik yolunda harca.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Bu sözler, mana bakımından, Ya Rabbi...! sözüne benzer... Harfler, tatlı dudaktan çıkan soluğa tuzaktır. Kulun, "Ya Rabbi..!" demesine karşılık, "buyur kulum" cevabı gelirse Nasıl susar, nasıl Ya Rabbi..! demez kul? Bir buyur kulum var ki duymana, işitmene imkan yok; Fakat baştan sona dek de tadabilirsin onu.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Birisi, ansızın bir define buluverir de, Ben de bunu istiyordum işte; Artık işle-güçle, dükkanla ne işim var der. Baht işidir bu; ama pek az olur böyle sey. Bedende güç-kuvvet oldukça çalışıp kazanmak gerek. Çalışıp cabalamak, define bulmaya engel değil ya. Sen işten ayak çekme de kısmetse o da arkadan gelsin.


    --------------------------------------------------------------------------------
    Başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar

Sayfayı Paylaş

Bu sayfa için etiketler

  1. pişmanlık sözleri mevlana