Kompozisyon Yazmada Kullanılacak Plan ve Uygulaması

Konusu 'Edebiyat & Türkçe' bölümündedir ve SüKuN tarafından 23 Ocak 2008 başlatılmıştır.

  1. SüKuN

    SüKuN SüKuNetten gelir

    Kompozisyon Yazmada Kullanılacak Plan ve Uygulaması


    Kompozisyon Nasıl Yazılır? başlığı altında kısaca özetlendiği gibi iyi bir konuşmanın, güzel bir yazının ortaya çıkmasında bilgi birikimi, konu seçimi ve plânlama birinci derecede etkili olmaktadır. Yazılı veya sözlü kompozisyon için yapılacak plânlamada, hareket noktası konu olacağı için önce bunun incelenmesinde yarar vardır.Başarılı bir kompozisyon yazabilmek için aşağıda sıralanan hususların iyice öğrenilmesi gerekmektedir:

    Konu
    PlânKonu



    Konu, bir konuşmada, bir yazıda, bir eserde ele alınan düşünce, olay veya durumdur. Üzerinde söz söylenebilecek veya yazı yazılabilecek bir duygu, bir düşünce, bir haber, bir sorun, bir eşya, bir olay... kompozisyon için konu olabilir.

    Yazmaya başlamadan önce konunun tespiti ve sınırlaması yapılmalıdır. Hakkında yazı yazmaya değer, ilginç, yazanın yeteneklerine ve geliştirilmeye uygun, bol kaynaklı konuların seçilmesinde yarar vardır.

    Plânlamanın daha kolay ve doğru yapılması, konunun iyi anlaşılmasına, sınırlarının iyi tespit edilmesine, anlatım şeklinin belirlenmesine bağlı olduğu için konunun üç yönü iyi bilinmelidir.
    Konunun üç yönü:

    a) Konunun maddesi: Konunun özünü oluşturan temel kavram veya problemdir, konunun incelenecek yönüdür. Seçilen konuda “açıklanacak olan nedir?” sorusunun karşılığıdır.

    “Hangi tür şiirlerden hoşlanırsınız?” şeklinde verilen bir konunun (sorunun) maddesi, şiirlerdir.

    b) Konunun görüş noktası: Konunun rast gele işlenmesini önleyen, konunun maddesini de içine alan, onun hangi yönlerden işleneceğini belirleyen, sınırlayan yönüdür. Sınırları iyi çizilmeyen bir yazıyı plânlamak, dağınıklıktan kurtarmak mümkün olmaz. Bu sebeple konular belirlenirken genel konulardan ziyade özel konular seçilmelidir. “Konya’da tarım ve hayvancılık” şeklinde verilen bir konu, “Ilgın’da şeker pancarı tarımı” konusuna göre çok geniş ve genel bir konudur.

    “Antalya’nın coğrafî konumu hakkında bilgi veriniz.” şeklinde verilen konunun maddesi Antalya; görüş noktası coğrafî konumdur. Yazıda Antalya’dan bahsedilecek ama turizmi, nüfusu, tabiî güzellikleri... değil sadece coğrafî konumu anlatılacaktır.

    Konuların değişik bakış açılarıyla işlenmesi mümkündür.

    c) Konunun şekli: Kompozisyonda konuyu işlemeye, geliştirmeye uygun anlatım türüne konunun şekli denir. Konunun maddesi belirlenip sınırları çizildikten sonra anlatımda; hikâye, roman, tiyatro, deneme, makale, fıkra, mektup... gibi türlerden hangisi kullanılacaksa o türün özellikleri iyi bilinmeli ve yazı buna göre kaleme alınmalıdır.
    Buradaki konuyu, aynı zamanda, sınavlardaki soru olarak düşünmek de mümkündür. Sınav sorusunda neye cevap verileceğini, nereden başlanıp nerede bitirilmesi gerektiğini bilmeyen öğrenci, bazen konu (soru) dışına çıkmakta, vakit kaybetmekte ve soruyu anlamadığını belgelemektedir.

    Plân



    Plân, herhangi bir eserde veya yazıda işlenecek fikirlerin, duyguların, olayların... önceden tespit edilmesi ve bunların ana başlıklar hâlinde sıraya konmasıdır. Plânsız bir yazıda, anlatılmak istenenler önceden belirlenip sıraya konmadığı için önemli konuların unutulması, yazıda kopuklukların ve anlaşılması güç yerlerin olması her zaman mümkündür.

    Yazının ve fikirlerin dağınıklıktan, boş sözlerden kurtarılması, konu dışına çıkılmaması, konuda birliğin sağlanması, neyin nasıl yazılacağının bilinmesi... plân sayesinde mümkündür. Kompozisyon bölümünde de bahsedildiği gibi, tek kelimeyle söylemek gerekirse plân, her zaman kolaylık sağlar.

    Esas itibariyle bir inşaat mühendisinin yaptığı plân ile bir yazarın yaptığı plân arasında pek fark yoktur: Mühendis, yapacağı inşaatın ne olduğunu belirledikten sonra taslak plân çizer. Bu plân üzerinde çalışarak eksiklerini tamamlar, fazlalıkları çıkarır, en ekonomik ve kullanışlı şekliyle (bir anlamda) binayı kâğıt üzerinde yapar, sonra uygulamaya geçer. Yazar da konusunu ve görüş açısını belirledikten sonra neleri yazabileceğini başlıklar hâlinde ortaya kor. Bu taslakta eksikleri tamamlar, fazlalıkları çıkarır; fikirleri veya olayları bir sıraya koyar; sonra bunların her birini ayrı bölümlerde (ayrı paragraflarda) geliştirir, işler. Kitapların içindekiler bölümü o eserin bir plânı olarak değerlendirilebilir.
    PLÂN YAPMA

    Kısa bir yazının plânı yapılırken konunun maddesi, görüş noktası ve şekli belirlendikten sonra, her biri ayrı paragrafta işlenecek temel cümleler (ana düşünceler) belirlenir ve bunlar kısa ifadeler (cümle değil) hâlinde Arap rakamları kullanılarak yazılır; bu ana fikirleri geliştirmede, açmada kullanılacak yardımcı düşünceler, (kısa ibareler şeklinde) küçük harflerle şıklar hâlinde belirtilir. Hazırlanan taslak üzerinde görülen fazlalıklar çıkarılır, eksikler tamamlanır ve işlenecek fikirler düzenlenir. Yazar, eserini bu plâna göre kaleme alır.

    Plân örneği

    Konu: Uzaktan eğitimin yararları
    Konunun maddesi: Uzaktan eğitim
    Konunun görüş noktası: Yararları
    Konunun şekli: Makale

    PLÂN

    1. Uzaktan eğitim

    a) Tanımı

    b) Özellikleri

    2. Uygulama şekilleri

    a) İnternet aracılığıyla

    b) Televizyonla

    c) Kitapla

    3. Yararları

    a) Zaman ve mekân sınırlamasının olmayışı

    b) Farklı seçeneklerin sunulması

    c) Geniş kitlelere ulaşması

    Uygulama: Örnek olarak Mehmet Kaplan’ın Hisar dergisinin, 1972 Mayıs sayısında yayınlanan Kompozisyon adlı yazısı aşağıda verilmiş ve bu yazının plânı çıkarılmıştır.

    KOMPOZİSYON

    Öğrencilerin imtihan kâğıtlarını okuyorum. Çoğunda bir yığın bilgi var, fakat konu ile ilgisi yok ve karma karışık. Kompozisyon işte bunların zıddıdır. Çeşitli konularda düzensiz bir yığın bilgiye sahip olmak yeterli değildir. Öğrenci herhangi bir konuda lüzumlu ile lüzumsuzu seçebilmeli, fikirlerini bir sıraya koymasını öğrenmelidir.

    Karışık bir taş, demir ve cam yığını bir araya geldi mi, bir mimarî eser vücuda gelmez. Yapı için elbette buna benzer malzemeye ihtiyaç vardır. Fakat mimarî, her şeyden önce, bir düzendir. Her taş bir plânın içinde yerli yerine konulunca bina göklere yükselir ve bir saadetin şarkısını söyler.

    Batı dillerinden alınan kompozisyon kelimesi, çeşitli şeylerin düzenli olarak bir araya getirilmesi manasını taşır ve çeşitli sahalarda musikide, resimde, mimarîde ve edebiyatta kullanılır. Kelimenin çeşitli sahalara tatbiki de gösteriyor ki, kompozisyon muhtevadan, yahut malzemeden ziyade, onların bir araya getirilişi ile ilgilidir ve bu çok mühim bir şeydir.

    Tabiat ve hayat, insanoğluna şekil vererek güzel ve faydalı eserler vücuda getirilebileceği muazzam bir malzeme deposudur. Resim mi yapmak istiyorsunuz? Dünyada renkten boyadan çok ne vardır? Hakikî bir ressam konu bakımından da bir sıkıntı çekmez. Bütün tabiat ve hayat işlenecek konu ile doludur. Mühim olan, herhangi bir konu etrafında bir renk kompozisyonu vücuda getirmektir.

    Sanatçının tabiata ilave ettiği şey, yeni bir düzendir.

    Sesler, taşlar, kelimeler ve fikirler için de durum aynıdır. Dünyada bir yığın çalgı aleti ve ses çeşidi vardır. Bunları gelişi güzel bir araya getirirseniz, sadece gürültü çıkarmış olursunuz. Musiki çeşitli sesler arasında güzel bir düzen kurmaktır. Yahya Kemal, şiiri bir “kelimeler istifi” olarak tarif eder. Güzel bir mısrada, kelimenin yerlerini değiştirdiniz mi, derhal büyüsü kaybolur.

    Öğrencilere çeşitli örnekler vererek dizi, sıra, istif veya düzenin emniyetini anlatmak lazımdır. Düşünce karşılığının önüne ancak böyle geçebiliriz.

    Aslında her insan duyar, düşünür ve etrafında olanları fark eder. Fakat bunlar bizim içimize karma karışık olarak girer. Her insan bir duygu, düşünce ve intiba deposudur. Konuşur veya yazarken, içinde bulunulan duruma göre, bu depolanan bazı şeyleri seçer, cümle haline getiririz. Eğer onlar arasında bir bağ kuramazsak, yazılan veya konuşulan şeyler, başkalarına saçma gelir. Saçmak ile ilgili olan saçma kelimesi, düzenin zıddıdır. Nazım, nizam, tanzim ve muntazam kelimeleri de birbirinin akrabasıdır. Tanzim edilmiş her şeyde şiire yakın bir taraf vardır. Bir manav dükkanı veya vitrin tanzim edilince göze güzel görünür.

    Nizam deyince akla asker veya ağaç dizisi gibi basit bir düzen gelmemelidir. Tabiatın yarattığı canlı varlıkları, nebat ve hayvanları yakından incelerseniz, teferruatına kadar işlenmiş bir nizam görürsünüz. Çiçek, kelebek, kuş, balık, hatta bazı madenlerdeki renk ve şekil ahengi hayret vericidir. Bütün varlık açık veya gizli bir nizama dayanır. “Güneş manzumesi”, “yıldızlar cümlesi” deyimleri bir gerçeğe tekabül eder. İlim kainatın nizamını keşfe çalışır. Öğrencilerde nizam fikrini uyandırabilmek için, ilimlerden de faydalanılabilir.

    Sosyal hayatta nizamın ehemmiyetini gösteren aktüel bir konu vardır: Trafik! Vasıtalar düzenli bir şekilde hareket ederse, caddelerde hiçbir karışıklık olmaz. Hayat canlı bir şekilde akar gider. Düzene uymayanlar tarafından yol tıkanırsa, herkesin canı sıkılır. Fakat İnsan, kafasının içinde bir nizam tesis edemezse, dışarıda onu nasıl kurabilir? Kompozisyon derslerinin gayesi öğrencilere kendi duygu ve düşünce dünyalarına bir çeki düzen vermektir.

    Mehmet KAPLAN

    PLÂN

    1. Sınav kâğıtlarındaki düzensizlik

    2. Kompozisyon

    a) Tanımı

    b) Özellikleri

    c) Nasıl yapılacağı

    d) Kompozisyonda düzen

    3. Sosyal hayatta kompozisyon
     

Sayfayı Paylaş