El Örgüsü Çorap ve Eldiven Modelleri

Konusu 'Örgü Modelleri & Örnekleri' bölümündedir ve cicozz tarafından 24 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. cicozz

    cicozz Çocukluk cicozlarda saklı

    El Örgüsü Çorap ve Eldiven Modelleri, Örnekleri
    Antik çağlardan günümüze günlük hayatımızın vazgeçilmez öğeleri olan çorap ve eldivenler, Anadolu geleneğinin içinde üzerine işlenen motifleriyle sahibinin sesi de olur.

    Anadolu toplumunda çorap ve eldivenler, örgü el sanatıyla oluşan zengin motifleriyle bir sözlüğe benzer, her biri ayrı anlama gelen... El ve ayak anatomisine “tıpa tıp” uyan, esnek olup günlük hayatta işlevsel rol alan, iki ya da beş madeni veya ahşap şişle örülen çorap ve eldivenler önemli giysi parçalarıdır. Eli, ayağı her türlü doğa olayına karşı koruyan, onu binbir motif, inançla süsleyen, zor yaşam koşullarına anlam ve renk katan çorap ve eldivenlerin sesini dinleyelim...

    ÇORABIN KISA TARİHİ
    MÖ 5. yüzyılda Altay Pazırık kurganında bulunan keçe çoraplar, Türklerde çorap geleneğinin çok eskilere dayalı olduğunu kanıtlar. Eski Yunanlı şair Hesiodos, hayvan kılından örülen bir ayakkabı astarından (piloi) söz eder. Örgüyle yapılmış, ayakkabı astarı dediği şey, çorabın bir türü olabilir. MS 2. yüzyıldan başlayarak keçe ya da hayvan postundan kesilerek dikilen, ama esnek olmayan çorap benzeri giyeceklerin üretildiği de biliniyor.

    Anadolu kültüründeki çorapların benzerlerini ise Balkan ülkelerinde, Türkmenistan’da, Yunanistan’da, sürüleriyle yaşayıp oradan oraya dolaşan topluluklarda da görebiliyoruz. Türkçe’deki çorap sözcüğü ise Farsça kökenlidir. ‘Gorab’ sözcüğü, Arapça’ya ‘curap’, buradan Türkçe’ye ise ‘çorap’ olarak geçer ve Balkan diline de girer. Türkmenistan’da ise çoraba ‘ceşka’ adı verilir.

    İngilizce çorap anlamına gelen ‘sock’ sözcüğünün kökeni olan Latince ‘soccus’ ise, aslında alçak topuklu hafif ayakkabılar için kullanılırdı. Romalılar bu sözcüğü antik Yunanlılardan almıştı. Yunanlıların giydiği ‘sukkhos’, yani ayağa dolanan bir posttan yapılan hafif ayakkabılar, Romalılar zamanında, Britanya’nın işgali ile adalara taşındı, çizmenin içine giyilebilen bu bir tür çoraplarla ayakların korunabileceğini gören Anglosaksonlarca benimsendi.

    El örgüsü çorap bugünkü biçimine ise, 17. yüzyılda örgü makinesini icat eden William Leey sayesinde kavuştu. Ardından ipek çorapların üretimi geldi. 1930’larda naylonun bulunmasıyla sanayi, ipek çorap üretme bağımlılığından kurtuldu ve dayanıklılığı nedeniyle naylon çoraplar yavaş yavaş piyasaya sürülmeye başlandı. Amerika’da üretilen ilk naylon çorapların, ‘naylon günü’ ilan edilen 15 Mayıs 1940’ta satışa sunulacağı duyurulmuştu. Dükkânlar açılmadan önce önlerinde oluşan kuyruklarla çoraplar daha o gün tükendi.

    PARMAKLAR ARASINDA BEŞ ŞİŞ
    Anadolu’da çoraplar yün, tiftik, pamuk, deve yünü, keçi kılından elde edilen malzemenin ipliğe dönüştürülmesiyle örülür. Anadolu toplumunda çorap, eldiven örmesini bilmeyen kadın, kız yok gibidir. Çorabı, eldiveni yolda, kapı önünde komşularla yarenlik ederken, sürüsünü güderken, ev ziyaretlerinde, boş zamanlarında durmadan örer… Parmaklar arasında beş şiş döne döne, ilmek ilmek motifleri oluşturur. Bazı yörelerde erkekler de kahvelerde ve köy odası toplantılarında kendi giyecekleri çorap ve eldivenleri örerek ev üretimine katkıda bulunurlar..
    Eldiven bilekten örülmeye başlar. El kısmı bitince, beşe bölünerek, boy boy parmaklar örülür, tırnak kısmı kırmızı renkle, ‘kınalı ellik’le tamamlanır. Çorapların da burun, topuk, taban, bilek ve ağız kısmında çok hoş bir örgü tekniği uygulanır.

    MOTİFLERİN DİLİ
    Anadolu köylüsünün yaşam felsefesi çorapların, eldivenlerin üzerine kısa, öz sözcüklerle yazılır. Elin uğurlu, şifalı, ayakların ‘deve tabanı’ gibi güçlü olması, gidilen yoldan sağ salim geri dönülmesi, doğa olaylarından, kazadan, beladan, kem gözlerden korunması için çeşitli motifler işlenir. Halı, kilim ve diğer dokuma türlerinde de görülen bu motifler, bitkilerden, çiçeklerden, kutsal sayılan hayvan uzuvlarından, kullanılan araç ve gereçlerden, düşsel buluşlardan alınıp stilize edilir. Bu gelenekselliğin içinde oluşturulan renk renk, çeşit çeşit çorap motiflerine verilen; ‘saç bağı’, ‘küçük gegekli (küçük kuş gagası)’, ‘töngel çiçeği (böğürtlen çiçeği)’, ‘koç boynuzu’, ‘üzüm asması’, ‘gül bahçesi’, ‘bülbül gözü’ gibi yüzlerce sözcük bulunur. Köyden kasaba pazarına inen, evli erkek ‘büyük ağa’, bekarsa ‘küçük ağa’ motifli çorap giyer. Bir delikanlının sevdiği ele gitmişse, yüreği yangınsa ‘yârimi eller aldı’ çorabını ayağına geçirir. Gelinler ‘güllü’, güveyler ‘dallı’ motifli çoraplar giyer.
    Çorap aynı zaman önemli bir hediyedir. Bir kız çeyizi için en az 20-25 çift çorap örülür. Ve bunların bir kısmı armağan olarak çevreye dağıtılır. Kızlar nişanlılarına çorap örüp yollar. Düğünlerde, bayramlarda, özel ziyaretlerde de çorap bebelere, çocuklara, gençlere, yaşlılara hediye edilir.
    Ayak anatomisine uyan ve bugün makinelerin ürettikleri gibi ayakkabı, çizme, çarık ve botla giyilebilen bu renk renk, süslü Anadolu çorapları yüzlerce yıl öncesinin önemli bir buluşuydu. Göçebe toplumların kâşifliğini yaptığı çoraplar ve eldivenler, vazgeçilmezlerimiz olarak günlük hayatımızda binbir çeşidi ile yer almaya devam ediyor.

    Fotoğraflarda görülen çorap ve eldivenler, Sabiha Tansuğ Koleksiyonu’na aitttir.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Son düzenleme moderatör tarafından: 24 Nisan 2012

Sayfayı Paylaş