Çanakkale Zaferi ile ilgili Kompozisyon

Konusu 'Makaleler' bölümündedir ve deep tarafından 24 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. deep

    deep Harbi Aktif Üye

    Çanakkale Zaferi ile ilgili Kompozisyon, Çanakkale Savaşı ile ilgili Kompozisyon

    Çanakkale'nin Çağrıştırdıkları

    Kurtlar sofrasına terkedilmiş bir millet ama hala payidar, hala hayat gamzeleri neşrediyor etrafa. Etrafı kimi hindu kimi yamyam kimi bilmem ne belalarla sarılmış her defasında. Yine de Çanakkale kader denk noktasının en güzel örneği olarak duruyor karşımızda. Çanakkale çok defa anlatılmış ve anlatılmaya da devam edecektir. Tarihi yazanların destanlarını anlatmak hiçbir zaman kolay olmamış ve olmayacaktır. Zira Çanakkale atmosferini yaşamayan birinin kaleminden dökülenler sadece his ufkundan söylenen şeyler olacaktır. Düşmanla karşılaşmadan, ateş tufanının altında kalmadan, vatan ve milletin yok olacağı endişe vari hislerle o cephede bulunmadan tam manasıyla Çanakkale'yi anlamak ve onu dile getirmek mümkün değildir.

    Evet, Çanakkale tarihe altın harflerle yazılması gereken büyük bir kahramanlığın, cesaretin, fedakarlığın ve sabrın destanıdır. Evden barktan geçmeden, yardan ayrılmadan, ölümü gülerek karşılayacak bir babayiğitliğe sahip olmadan yazılacak bir destan değildir. Hayata sıkı sıkıya yapışmış, hayatı sadece bu dünyadan ibaret görenlerin yazacağı bir destan hiç olmamıştır ve de olmayacaktır. Hele hayatı cismaniyetin dar mahbesinde geçirenlerin semtine bile yaklaşamayacakları bir destandır Çanakkale.

    Çanakkale bir manada yine varlıkla yokluğun mücadelesi gibidir. Bir tarafta en iyi donanıma sahip en mekanize birlikleriyle dünyanın zalimleri öbür tarafta yemeği, cephanesi olmayan, giyecek çorap, ayakkabı bulamayan, askeri tecrübesi olmayan bir milletin mücadelesi. Neticede Allah (c.c)’nun imana, sabra, fedakarlığa bahşettiği bir zafer.

    Unutulmamalıdır ki; Türk milleti bugün hala ayakta ise Çanakkale'deki duaların ve mücadelenin bereketiyle ayaktadır. Çünkü rasyonel değerler Türk devletinin milletiyle ayakta kalmasını izah edememektedir. Bu açıdan hal-i hazırdaki Türkiye ve Türk milleti dua bereketinin ve Bedir'deki mücadeleye denk bir mücadelenin bir yansımasıdır. Yarınki Türkiye ve Türk milleti yine dualar ve gayret üzere müesses olacaktır. “Allah katında en değerli şey duadır.” buyuruyor Efendimiz (sav). Allah adına en değerli millet ve devlet olmanın yoluda duaya sarılmaktan geçer. Gecenin karanlık zülüfleri, seherin ruhani iklimleri ne lütuflara gebedir.

    Bugün bir manada yine Çanakkale ruhuna ihtiyacımız olduğunu hissediyoruz. Zira kurt gövdenin içine girmiş, iç ve dış yine zalimlerle sarılmış ve bir millet yine yok edilmek istenmektedir. Geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimiz adına kardeşlik, iman, sabır ve fedakarlık üzerine müesses milli birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız olduğu açıktır. Çanakkale'de o birliktelik içinde mücadeleyi göğüsleyenler aziz oldular ve yad-ı cemil olarak dillerimizde dolaşmaktadırlar. Aziz olarak gelecek nesillerin dillerinde yad-ı cemil hale gelmenin yolu da hizmet kervanında üstümüze terettüb eden vazifeleri bihakkın yapmaktan geçer.

    Zaten hizmet kervanındaki fertler dünyanın en ücra köşesine giderken Çanakkale'deki gibi dönmemek üzere gidiyorlar, orada büyük fedakarlıklara katlanarak kalırken de hiçbir zaman bir beklentiye dayalı olarak bunu yapmıyorlar. Hedeflerinde tek bir şey o da “Allah rızası”. Onu sevda haline getirmişler, bütün ufuklarını o doldurmuş. Onun dışında bir beklentileri yok. Niyetleri, dünyanın bir kere daha sulha, huzura, güvene ve emniyete gark olması yolunda kendilerine düşeni yerine getirmek.

    Allah’ın (c.c) bu niyet ve gayretleri boşa çıkarmaması niyazıyla...

    Cengiz İnanır