Ali Gürbüz Kimdir

Konusu 'Biyografiler' bölümündedir ve kralex tarafından 9 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. kralex

    kralex Yönetici

    Ali Gürbüz'ün Hayatı
    ali gürbüz.jpg
    Ali Gürbüz, Ekim 1987’de güreşçi bir ailede Antalya'da dünyaya geldi. Annesi Elmalılı, babası Korkutelili idi. Dedesi ve annesinin dayısının oğlu da güreşçiydi. Babası Recep Gürbüz’ün nasıl bir güreşçi olduğunu dinleyerek büyüdü. Yastıklarla güreşiyordu evde. Bir odaya çekiliyor, saatlerce babasının kasetlerini seyrediyordu. 11 yaşında Kırkpınar’da güreşe başladığında artık tek bir hedefi vardı: Kırkpınar’da başpehlivanlığı elde ederek babasının emanetini geri almak. Recep Gürbüz’ün antrenörlüğünü yapmış olan dedesi Mehmet Öztürk, bu sefer torununun elinden tutacaktı. Ali’nin de zaten dedesinden başka tutunacak bir dalı yoktu.

    Babası Recep Gürbüz’ün yarım kalan başarı hikâyesi, oğlu Ali ile devam edebilir miydi? Dede-torun el ele verdiler. Öztürk, bütün bildiklerini öğretti torununa. Ali Gürbüz, büyüdü, gelişti. Babasına göre daha boylu ve ince yapılıydı. Korkutelili altın kemer sahibi Cengiz Elbeye’yi de kendine örnek almıştı. ‘Ustam’ dediği Elbeye’den çok şey öğrendi. Turnuvalarda fırtınalar estirmeye başlamıştı. Çıktığı müsabakalarda hep ilk üçteydi. Babasının namı ile birlikte yürüyordu namı. Üniversite öğrenimini de ihmal etmedi. Ankara Gazi Üniversitesi’nde okurken Şekerspor’da serbest güreşe de başladı. Gençlerde Türkiye ve Avrupa birinciliği, dünya üçüncülüğü kazandı.

    Son üç yıldır Kırkpınar'da başa güreşiyordu. 2009’da başpehlivanlık güreşlerinde üçüncü oldu. 2010'da bu sefer ikincilik kürsüsündeydi. Bu yıl ünlü pehlivanların katıldığı bütün büyük güreş turnuvalarını kazanmıştı. Üçüncü Kırkpınarı'nda 2011 yılıdan ise altın kemeri boynuna takan en genç pehlivanlardan biri olacaktı. 650 yıllık Kırkpınar tarihinde baba ve oğul başpehlivanlığı kazanan yoktu. Ali Gürbüz, babası Recep Gürbüz'ün yaşında, altın kemeri boynuna takıp bir ilke imza attı.

    Genç Ali Gürbüz'ü tanıyanlar, onun çok büyük başarıları kazanabilecek kapasitede bir pehlivan olduğunu biliyordu. O da kendindeki yeteneğin farkındaydı. Dedesi ve babasındaki güreş genleri ona da geçmişti. Ayrıca çok çalışmıştı. Hırslıydı. Yenilgiyi kabul edemeyen bir yapısı vardı. Onu kamçılayan, motive eden en büyük güç ise babasının yarım kalan başarısını onun bıraktığı yerden ileriye götürme arzusuydu.

    Ve 2012 yılında 651. Kırkpınar'da bir önceki yılda karşısına çıkan rakibi başpehlivan Recep Kara'yı tekrardan yenerek ikinci kez altın kemere uzandı.

    Ama onun bir hedefi var, Kırkpınar'ı üçüncü kez alıp, altın kemere ebediyen sahip olmak. Ahmet Taşçı'dan sonra bu başarıya imza atan hiç bir güreşçi yok. Bakalım atadan güreşçi Ali Gürbüz bu muradına erebilecek mi?

    Ali Gürbüz ve ailesinin romanlara konu olacak hikayesi
    1,5 yaşında kispet giydi. 11 yaşında güreşe başladı. Babasının altın kemeri kazandığı yaşta Kırkpınar’da şampiyon oldu. Baba-oğul, Kırkpınar’da altın kemeri kazanan pehlivanlar olarak tarihe geçti. Antalyalı 23 yaşındaki şampiyon Ali Gürbüz’ün başarı hikâyesi…

    1988’de Antalya’ya altın kemeri getiren ilk başpehlivandı Recep Gürbüz. Şehirde yer yerinden oynamıştı. Büyük bir karşılama töreni düzenlendi. Davullar, zurnalar kulakları sağır edercesine çalıyordu. 24 yaşındaydı ve henüz 3 yıl olmuştu evleneli. Eşi Hatice Hanım da 3 aylık yavrusu ile karşılamaya gelmişti. Minik Ali, babasının kucağına verilince davulun gürültüsünden korkmuş, ağlamaya başlamıştı.

    O yıl Gürbüz ailesi için aynı zamanda zor günlerin başlangıcıydı. 1989’un Kırkpınar’ına hazırlanırken Recep Gürbüz aniden rahatsızlandı. Bir baş ağrısı şikayeti ile hastaneye gitti ve acı gerçeği öğrendi. Kanserdi. Doktorlar, çok umutsuz konuştu. Yine de ailesi ve onu sevenler buna inanmak istemedi. Genç güreşçi, çayırda rakiplerini nasıl yendi ise hastalığı da bir oyunla yenebilirdi. Ancak beyindeki kötü huylu tümör hızla ilerledi. Altın kemerli pehlivan yatağa düşmüş, takatten kesilmişti. İkinci ve üçüncü kez Kırkpınar’ı kazanmayı çok istiyordu ancak ömrü vefa etmedi. Altın kemerin ebedi sahibi olma hayali gerçekleşmedi. Ailesi yasta, güreş dünyası şoktaydı. Küçük Ali ise babasız kalmıştı.

    Rahmetlinin güreşçi arkadaşları, babasının adına bir güreş düzenleyelim, gelirini Ali’ye verelim diye düşündüler. Antalya Köy Hizmetleri sahasında bir güreş yapıldı. Sonra Elmalı Yağlı Güreşleri’nde başpehlivanlardan Recep Kılıç’ın oğlu ile birlikte kispet giydirildi küçük Ali’ye. İkisini başpehlivanlarla birlikte saldılar çayıra. İlk güreşini tuttu. ‘İki ezeli rakibin oğulları sahada’ diye herkes gözyaşlarını tutamadı o gün. 1.5 yaşında giydirilen kispet üzerine yapışıp kalacaktı Ali’nin. 650. Kırkpınar güreşlerinde babası Recep Gürbüz’den 23 yıl sonra, 23 yaşında şampiyon olan ve ertesi yıl bu başarısını devam ettiren Ali Gürbüz'ün hikâyesi işte böyle başlıyordu.

    Türkiye’yi temsil etmek istiyor

    Kırkpınar’dan sonra düzenlenen Korkuteli ve Elmalı güreşlerine bu yıl her zamankinden daha büyük ilgi vardı. Güreşseverler, Kırkpınar’da bu yıl altın kemeri alan 23 yaşındaki hemşehrilerini görmek için akın etmişti çayırlara. Tribünler dolmuş taşmış, onun hareketlerine odaklanmıştı herkes. Cazgır, Ali’nin adını hep babası ile anıyor ve yer yerinden oynuyordu. Rakiplerini kısa sürede yeniyor, her maça hareketlerini tartarak çıkıyor, mücadelesini veriyor, kazandığı maçların ardından dinlenmek için tribünlerin altında bütün güreşçilerle birlikte bir sonraki etabı bekliyordu. Çocuklar ona soru sormak ve fotoğraf çektirmek için yarışıyordu. Hiçbirini kırmadan soruları cevaplıyordu. Bir küçük, ‘Abi kaç yaşında güreşe başladın?’ diye sordu. ‘11’ dedi. Bir güreşsever geldi yanına ve yanağını okşayarak tebrik etti. Korkuteli ve Elmalı’da maçların yapıldığı çayırda babasının büyük bir posteri asılmıştı. Onun yolunda olmanın, onun önünde güreşmenin mutluluğu vardı sadece yüzünde. Ne bir kibir, ne bir gurur!

    650.’si yapılan tarihi Kırkpınar’ı kazandığında da aynı duyguları yaşamıştı. Rakiplerini bir bir yenmişti. Finalde altın kemeri 2007 ve 2008’de kazanmış Recep Kara’ydı rakibi. Uzatmada altın puanla Kara’yı da yendiğinde gözyaşlarını tutamamıştı. Babasının 1988’de tur attığı Sarayiçi’nde bu sefer babasının resmi elinde o tur atmıştı. Bir rüyası gerçek olmuştu. Dedesi ve annesi de bu sevinci tribünde yaşamıştı. Antalya’ya geldiğinde aynı babası gibi bir karşılama düzenlendi. Yıllar öncesine götürdü bu sahneler onu ve annesi Hatice Hanımı. Sanki babası ile birlikte kürsüdeydi, sanki babası ile birlikte selamlıyordu seyirciyi. Sonra Elmalı’nın yolunu tuttular. Şampiyon babasının mezarını ziyaret etti. Altın kemeri babasının mezarına götürdü, ‘Emanetini geri aldım baba’ dedi.

    Peki, Ali Gürbüz, Kırkpınar’da bu başarıyı bekliyor muydu? Korkuteli’nde final öncesi dinlenirken bu soruya “Bekliyordum, iyi hazırlandım ve çok çalıştım.” cevabını veriyordu. Dedesi ve yine güreşçi olan annesinin dayısının oğlu Durmuş Durmuş’un da bu başarıda payı olduğunu ekliyordu. 23 yaşında gelen bu şampiyonluktan sonra planları neydi? Gürbüz, “Ben babamın yolundan gideceğim. Onu temsil ediyorum aynı zamanda. Ahlakını, efendiliğini örnek aldığım pehlivanlar var. Altın kemerin ebedi sahibi olmak istiyorum. Minderde de Türkiye’yi temsil etmek için çalışacağım.” diyordu.

    Antalyalılar ona büyük ilgi gösteriyordu. Ali Gürbüz bunu da babasına bağlıyordu: “Babam Antalya’ya altın kemeri getiren ilk güreşçi. Ancak ertesi yıl güreşemeden vefat etti. Antalyalılar babama, babam da güreşe doyamadı. Onda doyamadıkları sevgiyi bende yaşıyorlar.”

    Önce sağlıklı hayat

    Elmalı’daki evleri sanki bir güreş müzesi gibiydi. Hatice Gürbüz, bizi güler yüzle karşıladı; rahmetli eşi Recep Gürbüz ve oğlunun aldığı madalyalar, kupalar duvarları süslüyordu. Baba-oğulun güreş meydanında çekilmiş fotoğrafları bir fotomontajla aynı karede buluşturulmuştu. Rahmetli kocasının yanı sıra babası ve büyük ağabeyleri de güreşçi olan Hatice Hanım, oğlunun Kırkpınar’daki güreşlerini izlemeye gidiyordu. Başarılarını alkışlıyor, dualarla destekliyordu. Ondan beklediği önce sağlıklı bir hayat sürmesi, sonra da altın kemeri ebedi kazanma hedefine ulaşmasıydı. Peki, Ali Gürbüz nasıl bir evlattı? Oğlunu anlatırken heyecanlanıyordu: “Ali, güreşçilerin elinde ve evinde doğdu. Yastıklarla güreşirdi. Babasının güreş kasetlerini izler. Çalışmayı sever, çok disiplinlidir. Düzenli bir hayatı vardır. Uykusuna, beslenmesine dikkat eder. Yemekler etsiz olmaz. Tatlı aklına düştüğünde evde yoksa gece yarısı bile olsa gider alır yer. Güreşin yanında eğitime de önem verdi. Üniversiteyi bitirmek istiyor. Küçük yaşta pek çok şeyi yaşadı. Biraz içe kapalı ve kendi halindedir. Şöhret veya para onu değiştiremez. İlgi onu şımartmaz. Bunların üstesinden gelir.”

    Ali Gürbüz’ün dedesi Mehmet Öztürk (Sarı Mehmet) de ünlü bir güreşçi. Düğünlerde gösteri maçları yaparken başladığı güreş hayatı çayırlar ve minderlerde sürmüştü. Kırkpınar’da başpehlivanlığa çıkıncaya kadar bütün boylarda birincilikler kazanmıştı. 1982, 1983 ve 1984’te Kırkpınar’ı kazanan Denizlili Hüseyin Çokal’ın ustasıydı. Öztürk, güreş meydanlarında tanımıştı rahmetli Recep Gürbüz’ü. Ondaki yeteneği görmüş, el atmıştı. Tarihi Elmalı güreşlerinde usta ve çırak kura sonucu karşı karşıya gelince Öztürk, Recep’e elini öptürüp ona yol vermişti. Güreşi bıraktıktan sonra Gürbüz’ün antrenörü olmuş, kızını da bu yağız delikanlı ile evlendirmişti. 1988’de 80 kiloluk küçük yapısına rağmen bir önceki yılın başpehlivanı Recep Kılıç’ı yenip bütün dikkatleri üzerine çekmişti Recep Gürbüz. Öztürk, bu maçı hiç unutamıyordu: “Damadım gibi bir güreşçi ben görmedim. Kırkpınar’da başpehlivan olduğunda 80 kiloydu. Başpehlivanların çoğu 110-120 kilodur. Hepsini yenmeyi başardı.”

    Öztürk’ün arzusu, torunu Ali’nin minder güreşinde Türkiye’yi temsil etmesi. Öztürk, Ali’nin minderde de çok başarılı olduğunu söylüyor. Milli takımda Ali’nin şampiyonluklar kazanmasının sürpriz olmayacağını belirtiyor: “Ali’de olimpiyat ve dünya şampiyonu olacak kapasite var.”

    Ali’nin antrenörü ve annesinin dayısının oğlu Durmuş Durmuş da “Ali’nin genlerinde güreşçilik var. Çok çalışkan, zeki. Bir oyunu bir gösterdiğinde onu hemen kapar. Babası kısa boyluydu, kendine göre oyunları vardı. Ali, uzun boylu. Babasının oyunlarını yapabiliyor. Çok hırslı, gelişsin diye oynadığımız basketbol maçını kaybettiğinde bile ağlamıştı. Tek eksiği güçtü, onu da kazandı. Gelecek sene gücünün zirvesinde olacak.” diyor.

    Belediyelerin güreş kulüpleri, Ali Gürbüz gibi genç ve yetenekli sporculara altyapı ve imkan sağlıyor. Antalya Belek Belediyesi’nin antrenörü Atınç Korkmaz da spor akademisi mezunu, pek çok şampiyon yetiştirmiş bir spor adamı. Korkmaz, daha iyi imkanlar sağlanması durumunda yeni Gürbüz’lerin sahalarda boy gösterebileceğini söylüyor.

    Antalya yöresi, güreşçi yatağı aynı zamanda. Yörük düğün derneklerinde güreş mutlaka yaptırılır. Her baba çocuğunun güreş tutmasını ister. Her yıl yaz aylarında yapılan Elmalı yağlı güreşlerinin tarihi, Kırkpınar’dan da eski. Bu yıl 659. kez düzenlendi. Recep Gürbüz gibi Antalya Korkutelili Cengiz Elbeye de altın kemeri kazanan pehlivanlardan. Üstelik Elbeye, 1990 ile 2000 yılları arasında fırtına gibi esen ve iki kez altın kemerin ebedi sahibi olan Ahmet Taşçı’yı bu on yıl içinde iki defa yenme başarısını gösteren tek pehlivan. Antalyalı güreşçiler, bu yıl da Kırkpınar’a damga vurdu. Hemen bütün dallarda ilk üçte Antalyalı bir güreşçinin ismi vardı. Kırkpınar’da ve Elmalı’da bir gelenek yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek. Antalyalı Ali Gürbüz, Türk güreşinin geleceğini temsil ediyor. Hedefleri bitmiş değil. Dedesinin himayesi ve annesinin duası ile babasının emanetini daha yükseklere dikebilmenin hayali ile yoluna devam ediyor.

    Annesi Hatice Gürbüz: VASİYETE FIRSAT KALMADI

    Rahmetli eşim, 1989 Kırkpınar güreşlerine hazırlanıyordu. Aniden öldü. Oğluna vasiyet edecek fırsatı kalmadı. Ali, babasından fizikli. Dede de güreşçi, dayımın oğlu Durmuş Durmuş da güreşçi, kardeşim de güreşçi. Onların etkisi ile güreşe devam etti. Hep sahalardaydı. 11 yaşından sonra profesyonel olarak yapmaya başladı. Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Antrenörlüğü bölümünü kazandı. Şekerpsor’da minder güreşini öğrendi. Hem okudu hem güreş yaptı. Konya Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi’nde dördüncü sınıfı okuyacak. Gençlerde Avrupa şampiyonu olduğu için KPSS’ye gerek kalmadan öğretmen olarak işe başlayabilecek. Ali, gençlerde Türkiye ve Avrupa şampiyonu oldu. Dünya üçüncülüğü var. Artık 120 kiloda büyüklerde yarışıyor. Seneye olimpiyatlar var. Ekimden itibaren olimpiyatlara hazırlanacak, yağlı güreşi askıya alacağız.

    Dedesi Mehmet Öztürk: 2012’DE OLİMPİYATLARDA YARIŞMALI

    Elmalı’nın 52 köyü var. 52 köyde her hafta düğün güreşleri vardı. Yörük kökenliyiz. Antalya halkı güreşi sever, bir hakem kadar güreşi okur. Elmalı güreşlerinin tarihi Kırkpınar’dan eskidir. Türkiye’de Kırkpınar’a katılan bütün güreşçiler Elmalı’ya da geliyor. Bu güreşlerde Recep Gürbüz’ü görüyordum. Allah’ın takdiri, hem damadımız oldu, hem çırağımız. Elinden tuttuk, güreşlere gittik. 1988’de Kırkpınar başpehlivanı oldu. Antalya’ya ilk başpehlivanlığı getirdi. Recep Gürbüz gibi güreşçi ben tanımadım, olacağını da sanmıyorum. Ali, 120 kilo geliyor, babası 80 kiloydu. Ele avuca sığmaz, bitmez tükenmez bir enerjisi vardı. Cumhuriyet tarihinde ayarı olmayan bir güreşçiydi. 80 kiloluk adamdı ama 120 kiloluk adamlarla güreşiyordu. 10, 15 dakikada eritiyordu rakiplerini. Torunum Ali güreşe çok istekliydi. Dedesi, babası başpehlivan. Genlerinde güreş var. Her boyda birinci oldu. İki sene oldu başa çıkalı, ilk çıktığında üçüncü, geçen sene ikinci, bu sene de birincilik aldı. Ali’nin kapıcı, yenici, fizik avantajı var. 1.97 boyunda, 120 kilo. İdeal bir başpehlivan. Ona hem babalık hem de dedelik yaptım. Çok efendidir, temizdir, pırıl pırıl bir insandır. Elmalı’da babasının mezarında ‘Baba emanetini getirdim’ dedi, bizi çok duygulandırdı. Babasının izinde. 23 yaşında başpehlivanlığı kazanan bir-iki güreşçi vardır Kırkpınar tarihinde. Ali, altın kemerin ebedi sahibi olacak kapasite bir güreşçi ama ben minder güreşlerine gitmesini istiyorum. En büyük arzum 2012’de takıma girip olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil etmesi.

    Başarıları
    2008 Kırkpınar Başaltı Şampiyonu,
    2009 Kırkpınar Başpehlivanlık üçüncüsü,
    2010 Kırkpınar Başpehlivanlık ikincisi,
    2011 Kırkpınar Başpehlivanı,
    2012 kırkpınar Başpehlivanı

    Aksiyon Dergisi (Temmuz 2011) yazısından istifade edilmiştir...

    561. Kırkpınar Finali (Ali Gürbüz - Recep Kara ) Video



    ali gürbüz.jpg
    ali gürbüz.jpg
    ali gürbüz.jpg