HarbiForum  

Merhamet Güneşi

Peygamber Efendimiz bölümde Merhamet Güneşi konusu, “Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günahtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman!” (Tekvir, 8,9) Oğlunun söyledikleri karşısında hayali yıllar öncesine gitmişti. ...
HarbiForum > Bizi Biz Yapan Değerler > İslamiyet > Peygamber Efendimiz

Kayıt ol Arama Bugünki Mesajlar
28.05.08, 16:06   #1
Merhamet Güneşi

“Diri diri toprağa gömülen kıza,
hangi günahtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman!”
(Tekvir, 8,9)


Oğlunun söyledikleri karşısında hayali yıllar öncesine gitmişti. Henüz küçük bir çocuktu… Günlerden bir gün en güzel elbiselerini giymişler, iki kız kardeş, babalarının ellerinden tutmuş güle oynaya gidiyorlardı. Çocukluğun vermiş olduğu o sevimli hâlleriyle kızgın kumlarda ilerliyorlar, bir yandan da bu yolun ne zaman biteceğini merak ediyorlardı.

Fakat babaları hiç konuşmuyor, dalgın ve düşünceli bir şekilde yürüyordu. Sanki onları hiç mi hiç duymuyordu. Sadece “Geldik!” dedi. “Geldik!” Ve oracığa çöküverdi. Derin düşüncelere dalmıştı. Yapmak zorunda hissediyordu kendini. Yapmalıydı. Her kes öyle yapıyordu…
Göz göze gelmemeye çalışıyordu çocuklarla… Onları kucaklamak, bağrına basmak doya doya koklamak, sevmek istiyordu aslında. Ama başaramıyor, kendi çocuklarını sevmekten korkuyor, suçluluk duygusu onlara ulaşmasını engelliyordu. Sanki aralarında gizli bir engel vardı. Ama yapmalıydı. Biraz daha bekleyecek olursa yapamamaktan korkuyordu. Sonra ona ne derlerdi? Nasıl bakardı onca insanın yüzüne?..

Sonunda kararını verdi. Aklı durmuş, vicdanı susmuş, ruhu taş kesilmişti sanki… Hızla kazmaya başladı kızgın kumları. Hırsını sanki kumlardan çıkarmaya çalışıyordu. Buz tutmuş kalbini bu kızgın kumlar bile eritememiş, ne yaptığını bilmeden kazıyor, kazıyordu. Bir an önce bitirmeli, bu acıdan kurtulmalıydı artık. Çocuklar bunu bir oyun zannediyor, sevinçle babalarına yardım ediyorlardı.

Küçük Sümeyye daha öncede kumlarda oynamış, çukurlar açmıştı arkadaşlarıyla. Ama bu çukurlar onlara benzemiyor gözüne çok büyük görünüyordu. Acaba ne yapacaktı babası bunları? Tam sormaya hazırlanıyordu ki, gördükleri karşısında afallamış, şaşkına dönmüştü. Olamazdı böyle bir şey. Babası birdenbire ablasını çukura itelemiş, kumları hızla üzerine atıyordu!..

Ablası çığlıklar atıyor, “Baba, babacığııım, ne olur beni bırakma babaaaa!” diye feryad ediyordu. Ama ne çare ki bu feryad babasını durdurmaya yetmedi. Sonunda bir külçe gibi bıraktı kendini kumlara, ne yaptığını hiç düşünmek istemiyordu bile. Ama göz göze geldiğinde hatırladı diğer kızını. Onu da gömmeliydi. Onun için getirmişti buraya. Ama bir türlü yapamıyor, elleri varmıyordu. Yaptığı işin ağırlığı altında ezilmiş, şaşkına dönmüş, aklı başından gitmişti.

Yapamayacaktı!... Elinden tuttuğu gibi hızla adımlamaya başladı yolları. Eve dönüyordu. Büyük kızının çığlığı kulaklarında yankılanıyor, taşlaşmış kalbini parça parça ediyordu. Eve nasıl geldiklerini bilemediler. Saatlerdir ağlayan annesi, küçük Sümeyye’yi öpüyor, kokluyor, bağrına basıyordu. Ona yeniden kavuşmanın heyecanıyla kucaklıyor, sıkıyor, neredeyse boğuyordu onu.

Küçük Sümeyye kurtulmuş ama yıllar boyunca nice Sümeyyeler cânice can vermişti kızgın kumlarda. Hem de kendi öz babaları eliyle. İnsanlar öyle körleşmiş, ruhlarını öyle koyu bir karanlık kaplamıştı ki, yaptıklarının yanlış olduğunu bile anlamıyorlar, güya onları öldürmekle namuslarını koruduklarını zannediyorlardı.

İşte bu ruh hâli içerisinde dinliyordu oğlunu. Doğru söylüyordu. O Peygamber (asm) yasaklıyordu bu kötü âdeti, bu vahşeti. Evet kaldırıyordu karanlıkları… İnsanların ruhlarına bir nur, bir ışık olmuş, karanlıklar aydınlanmaya başlamıştı. Sümeyye Hanım oracıkta iman etmiş. Sanki yeniden kurtulmuş, yeni bir hayat kazanmıştı. Sadece bu yetmişti iman etmesine. Çünkü O zat (asm) öyle köklü bir değişim yapıyordu ki, hem çocukları, hem yüreği yaralı anaları, hem de ruhları karanlığa esir olmuş babaları kurtarıyor, insanlığa huzur ve muhabbet veriyordu.

Elbette hak olmalıydı. Elbette haktı bu Peygamber (asm). Uzun zamandır yerleşmiş bu âdeti, bu vahşi kavimden, bu inatçı insanlardan kaldırmış, bir ur, bir hastalık haline gelmiş bu âdetin kökünü kazımış, yerine muhabbet ve şefkat düsturlarını yerleştirmişti.

O taş kalpli insanlardan birer şefkat ve adâlet timsalleri yetiştirmiş, sadece kendi asrına değil bütün insanlığa, bütün asırlara eşi benzeri bulunmaz bir nur bırakmıştı. Allah (cc) asrımızın karanlığını da o nur ile aydınlatıp, bizi de şefaatine mazhar eylesin. Âmîn.
 
Cevap Yaz

Merhamet Güneşi

Peygamber Efendimiz bölümde Merhamet Güneşi konusu, “Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günahtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman!” (Tekvir, 8,9) Oğlunun söyledikleri karşısında hayali yıllar öncesine gitmişti. ...



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
O bir Şefkat Ve Merhamet Peygamberiydi!!! BERKİTO İslamiyet 0 11.02.08 19:35
Güneşi sağ elime verseler BERKİTO İslamiyet 0 11.02.08 18:52
Aşk güneşi.. HENA Aşk & Sevgi 0 08.02.08 20:05
Sagopa-Üfle Güneşi Sönsün AKGÜN Şarkı Sözleri 0 30.06.07 17:22
Güneşi hiç böyle görmediniz kralex Teknoloji Haberleri 7 19.06.07 01:17



Forum Zaman Ayarları GMT +3 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 04:18 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
HarbiForum; Haybeden Değil ,Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2009
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.
If you own the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be removed from our web site,
please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.