HarbiForum  
Bu Fırsat Kaçmaz
Geri git   HarbiForum > Bizi Biz Yapan Değerler > İslamiyet > Peygamber Efendimiz
Peygamber Efendimiz bölümde Peygamberliğin İlânı ve Dâvetin Birinci Safhası konusunu görüntülüyorsunuz.

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Yeni Konu aç Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04.04.08, 10:07   #1
Rooter Admin


 
kralex - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üye Hakkında
Üyelik tarihi: Mart 2007
HF Kimlik No: 1
Nerden: K.Maraş/Elbistan
Yaş: 20
Konular: 7763
Mesajlar: 11.434
Points: 21.438.026,93
Bank: 10.342.937,94
Total Points: 31.780.964,87
Rep Bilgisi
Rep Gücü : 3053
Rep Puanı : 92667
kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.kralex naptın ortalıktaki tüm repleri almışsın.
Hediyeler
bu forum için sana çok teşekkür ederim...hem çok güzel,hemde benm için artık çok ÖZEL:) - jack_fear
Standart Peygamberliğin İlânı ve Dâvetin Birinci Safhası


PEYGAMBERLİĞİN İLÂNI VE DÂVETİN BİRİNCİ SAFHASI
Bütün insanlığa hitap edecek ve bütün dünyayı kucaklayacak bir din, elbette gizli kalamazdı Madem, insanlığı maddî manevî huzura kavuşturmak için bu din gönderiliyordu Öyle ise açıktan açığa insanlara bildirilmesi ve tebliğ edilmesi zaruri idi
Cenâb-ı Hak, kâinatta her şeyi tedric kanununa bağlamıştır Bu kanuna riâyet ve itâat etmeyenlerin zamandan alacakları cevap hiç şüphesiz muvaffakiyetsizlik olacaktır
Resûlullah Efendimiz de, Allah'tan aldığı talimât üzere bu kanuna riâyet etti Üç sene müddetle peygamberliğini ve İslâmiyeti açıktan açığa kimseye bildirmedi ve anlatmadı Tebliğinde son derece tedbirli ve ihtiyatlı davranıyor, ancak emniyet ettiği kimselere durumunu arzediyordu
Bu hareketiyle onun İslâma muvaffakiyet yolunu açtığını da görüyoruz Üç senelik gizli davet devresinde birçok kimse İslâm safında yer almış ve davasına güç vermişti
Üç senelik devreden sonra davetin daha fazla gizli olarak devamında bir maslahat kalmamıştı Zira, Kureyşli müşrikler tarafından her şey az çok duyulmuştu ve üstelik İslâm davası bir çok kimseyle bir derece güç kazanmıştı Buna binâen mukaddes İslâm davasını açıklamanın ve tevhid hakikatlarını bütün âleme duyurmanın zamanı artık gelmişti

Yakın Akrabaları Dâvet
Halkı, İslâma açıktan davete, nereden başlayacağı Resûl-i Ekreme bizzat Cenâb-ı Hak tarafından vahiy ile bildirildi:
"Önce en yakın akrabâlarını azaptan sakındır" 207
Resûl-i Ekrem, bu işe girişmenin kolay olmayacağını biliyordu Bu sebeple bir müddet evinden çıkmadı Bu esnada birgün Hz Ali'yi yanına çağırarak şöyle dedi:
"Yâ Ali, Cenâb-ı Hakkın, yakın akrabamı azabla korkutmamı emir buyurması, bana çok güçlük verdi
Ben iyi biliyorum ki, ne zaman onlara bu işi açmaya kalksam; onların beni, hoşlanmadığım birşeyle ithama kalkışacaklarını göreceğim"
Görülüyor ki, Resûlullah Efendimiz, dâvâsını açıktan açığa akrabalarına anlatmaya kalkıştığı takdirde onların ithâmlarına maruz kalacağı edişesini taşıyordu Bunun için de bir müddet evine kapanıp, düşünmeyi uygun görüyordu Hatta onun uzun müddet evinden çıkmadığını gören, başta Hz Safiyye ile diğer halaları, durumunu öğrenmek için ziyâretine geldiler Efendimiz onlara,
"Benim hiçbir şeyden şikâyetim yok Rahatsız falan değilim Fakat Allah, bana yakın akrabamı, azabla korkutmamı emretti Abdülmuttaliboğullarını toplayıp, onları Allah'a îmâna davet etmek istiyorum" dedi
Halaları,
"Dâvet et, ama sakın, onlardan Ebû Leheb'i dâvet edeyim deme Çünkü o, senin dâvetine asla icabet etmez" diye konuştular Sonra da,
"Biz nihâyet kadınız" diyerek Resûlullahın yanından ayrıldılar
Dâvâsını açıklama emrini alan Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hazret-i Ali'ye şu emri verdi:
"Bize sadece bir kişilik et yemeği yap ve bir kap da süt doldur Sonra da Abdülmuttaliboğullarını topla, onlarla konuşacağım Emrolunduğum şeyi onlara bildireceğim"
Hazret-i Ali, emri derhal yerine getirdi
Sabah olunca, Ebû Talib'in evinde, dâvet edilmeyen Ebû Leheb de dahil, bütün amcaları ile birlikte ikisi kadın kırk beş kişi toplandı

Bir Mû'cize
Kapta bulunan et bir kişilikti Sadece bir insanı doyuracak kadardı Kaptaki süt de o kadardı
Resûl-i Ekrem, eti parçaladı ve ziyâfette bulunanlara,
"Bismillah, buyurun" dedi
İstisnasız davette bulunanların hepsi o bir parça etten doyasıya yediler Bir de ne görsünler, çok az eksilmiş haliyle et yine yerinde duruyor Hayrette kaldılar
Kaptaki sütü içmeye başladılar Kanasıya içtiler ve sütün eksilmediğini gördüler Şaşırdılar!
Yemek yendikten sonra Peygamber Efendimiz, söze başlamak üzere iken, Ebû Leheb müdâhale etti ve topluluğa hitaben şöyle dedi:
"Şimdiye kadar böyle bir sihir görmedik Arkadaşınız sizi büyük bir büyü ile büyüledi" Sonra da Kâinatın Efendisine hakarette bulunacak kadar ileri gitti ve topluluğu dağıtmak için ileri geri konuştu
Peygamber Efendimiz, konuşmaya fırsat bulamadan davettekiler dağıldılar
Resûl-i Ekrem, neticesiz kalan bu ziyafetten sonra, ikinci bir ziyafet daha tertipleyerek yine Hazret-i Ali vasıtasıyla yakın akrabalarını bir araya topladı Yemek yendikten sonra, ayağa kalktı ve şöyle bir giriş yaptı:
"Hamd yalnız Allah'a mahsustur Ben de Ona hamdederim Yardımı ancak Ondan isterim Ona inanır, Ona dayanırım Şeksiz şüphesiz bilmekle beraber size de bildiririm ki, Allah'tan başka ilâh yoktur O birdir, eşi ve ortağı yoktur"
Sonra da maksadını şöyle açıkladı:
"Herhalde otlak aramaya gönderilen bir kimse, gelip âilesine yalan söylemez Vallahi, ben bütün insanlara yalan söylemiş olsam(!) yine size karşı yalan söylemem Bütün insanları kandırmış olsam, yine sizi aldatmam
Sizi Ondan başka ilâh olmayan Allah'a îmâna dâvet ediyorum Ben de Onun, hususan size ve umumî olarak da bütün insanlığa, gönderdiği Peygamberiyim"
Maksadını böylece hülâsa eden Resûl-i Ekrem Efendimiz sözlerine şöyle devam etti:
"Vallahi siz, uykuya daldığınız gibi öleceksiniz, Uykudan uyandığınız gibi de diriltilecek ve bütün yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz İyiliklerinizin karşılığında iyilik, kötülüklerinizin karşılığında da ceza göreceksiniz Bu da, ya devamlı Cennette veya temelli Cehennemde kalmaktır İnsanlardan âhiret azabıyla korkuttuğum ilk kimseler sizlersiniz"208
Peygamber Efendimiz konuşmasını bitirince, Ebû Talib ayağa kalktı ve şöyle dedi:
"Sana, severek ve candan yardım edeceğiz Öğütlerini benimsedik ve kabullendik Sözlerini de tasdik ettik Bu toplananlar senin atanın oğullarıdır Ben de haliyle onlardan biriyim Senin istediğin şeye, onlardan koşacak olanların and olsun ki en çabuğu da benden başkası değildir
Sen, emrolunduğun şeye devam et Vallahi, etrafını kuşatıp seni korumaktan bir an dahi geri durmayacağım Nefsimi Abdülmuttalib'in dinini bırakmak hususunda bana itaat eder bulmadım Artık, ben onun öldüğü dinde öleceğim"
Diğer amcaları da bu sözleri tasdik ettiler ve Efendimizin hoşlanmayacağı hiçbir şey söylemediler Sadece biri müstesna: İslâm dâvâsının başından beri muhalifi bulunan Ebû Leheb Ortaya atıldı ve şöyle dedi:
"Ey Abdülmüttaliboğulları, bu vallahi bir kötülüktür Başkaları onun elini tutup bundan alıkoymadan önce, siz onun ellerini tutup bundan vazgeçirin Eğer, siz bugün ona itâat edecek olursanız, zillet ve hakarete uğrarsınız ve onu muhafaza etmeye kalkışırsanız, öldürülürsünüz"
İslâmın bu azılı düşmanına cevap, Peygamber Efendimizin kahraman halası Hz Safiyye'den geldi:
"Ey kardeşim! Kardeşinin oğlunu ve onun dinini yardımsız, hor ve hakir bırakmak sana yaraşır mı? Vallahi, bugün yaşayan âlimler, Abdülmüttalib'in neslinden bir peygamberin çıkacağını haber veriyorlar İşte o peygamber budur" dedi
Ebû Leheb, kız kardeşinin bu ulvî konuşmasına küstahça şu karşılığı verdi:
"And olsun ki, bu boşuna bir umuttur Zaten, kadınların sözleri, erkeklere ayak bağı ve köstek mesabesindedir Kureyş âileleri ve onlarla birlikte bütün Araplar ayaklandığı zaman, onlara karşı koyacak bizim ne kuvvetimiz var? Vallahi, biz onların yanında yutulacak bir lokma gibiyiz"
Ebû Leheb'in bu konuşmasından Ebû Talib fazlasıyla rahatsız oldu:
"Ey korkak," dedi, "vallahi biz sağ oldukça, ona yardım edeceğiz ve onu koruyacağız"
Sonra da Resûl-i Ekrem Efendimize dönerek,
"Ey kardeşim oğlu! Dâvet etmek istediğin zaman bilelim; silahlanıp seninle birlikte ortaya çıkarız"209
O âna kadar sadece konuşulanları dinleyen Peygamber Efendimiz, ayağa kalkarak şöyle bir konuşma yaptı:
"Ey Abdülmuttaliboğulları! Vallahi, Araplar içinde benim size getirdiğim, dünya ve âhiretiniz için hayırlı olan şeyden daha üstün ve hayırlısını kavmine getirmiş başka bir kimse bilemiyorum "Ben, sizi dile kolay gelen, mizanda ağır basan iki kelimeye davet ediyorum ki; o da: "Eşhedü en lâ İlâhe İllallah ve eşhedü enne Muhammede'n-Resûlullah [Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in, Onun resûlü olduğuna şehadet ederim] demenizdir"
Sonra da,
"O halde, hanginiz bu yolda bana icabet ederek, vezirim ve yardımcım olur?"210 diye sordu
Kimseden ses çıkmadı Bütün başlar öne eğildi Gözler, Peygamberimize bakacak takatı kendilerinde bulamıyorlardı Sadece biri vardı, Resûlullahın mübârek gözlerine dikkatle bakan Bu, henüz 12-13 yaşlarında bulunan Hz Ali idi Ayağa kalktı Fakat, Peygamberimiz ona,
"Sen otur" dedi
Resûl-i Ekrem Efendimiz, sualini üç sefer tekrarladı Üç seferinde de cevap sadece Hz Ali'den geldi:
"Yâ Resûlallah! Sana, ben yardımcı olurum Her ne kadar bunların yaşça en küçüğü isem de" 211
Bu söze kimisi dudak büktü, kimisi hayret etti, kimisi de alaylı alaylı gülümsedi: Sonra da hâdiseyi ciddiye almadan toplantıyı terk ettiler
Hz Ali'nin küçük yaşındaki bu kahramanlık ve cesareti Nebiyy-i Muhterem Efendimizi fazlasıyla sevindirdi Toplantıdan istediği neticeyi alamamaktan dolayı ise ne üzüldü ve ne de ye'se kapıldı Zira, vazifesinin sadece hak ve hakikatı tebliğ etmek olduğunu biliyordu Hidâyeti ise ancak Cenâb-ı Hak verebilirdi

207 Şuâra Sûresi, 214
208 Taberî, Tarih: 2/217; İbni Kesîr, Sîre: 1/457-459
209 Halebî, İnsanü'l-Uyûn: 1/285
210 Taberî, Tarih: 2/217; İbni Kesîr, Sîre: 1/459
211 Taberî, Tarih: 2/217; İbni Kesîr, Sîre: 1/459




Kainat' ın Efendisi (ASM), Salih Suruç
__________________
kralex isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet

Etiketler
safhasi, birinci, dvetin, ilni, peygamberligin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Konu açma yetkiniz yok
Mesaj yazma yetkiniz yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesajlarınızı değiştirme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gizli Davetin Hız Kazanması kralex Peygamber Efendimiz 0 04.04.08 09:53
Sultan Birinci Abdülhamid şeker Biyografiler 0 24.08.07 15:04
Sultan Birinci Mahmud şeker Biyografiler 0 24.08.07 15:02
Sultan Birinci Mustafa şeker Biyografiler 0 13.08.07 15:12


Forum Zaman Ayarları GMT +3 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 13:46 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Koskoca Bir Alemden Bahsediyoruz.
Alemin En HarbiForumu
Akıldan Noksan Kişiler Taklit Yapadursun !!!

Valid XHTML 1.0 Transitional