HarbiForum  

Hz. Âmine'nin Ebedî Âleme Göçü

Peygamber Efendimiz bölümde Hz. Âmine'nin Ebedî Âleme Göçü konusunu görüntülüyorsunuz.HZ. ÂMİNE'NİN EBEDÎ ÂLEME GÖÇÜ Hz. Âmine Kâinatın Efendisi oğluyla Medine'de bir ay kaldıktan sonra ...
Geri git   HarbiForum > Bizi Biz Yapan Değerler > İslamiyet > Peygamber Efendimiz

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Alt 04.04.08, 09:28   #1
Standart Hz. Âmine'nin Ebedî Âleme Göçü


HZ. ÂMİNE'NİN EBEDÎ ÂLEME GÖÇÜ
Hz. Âmine Kâinatın Efendisi oğluyla Medine'de bir ay kaldıktan sonra Mekke'ye dönmeye karar verdi. Akrabalarıyla vedâlaşarak şehirden ayrıldılar.
Çöl seccadesinde üç yolcu: Hz. Âmine Şanlı Evlâdı ve Ümmü Eymen. Hepsinin de mânâ âleminde bir başkalık vardı. Aziz anne ve şerefli evladının ruhlarını ayrılık ve hasret rüzgârı dalga dalga dövüyordu.
Henüz genç yaşta ve evliliklerinin ilk aylarında ebedî âleme yolcu ettiği kocasını hatırlayan Hz. Âmine'nin gözleri oluk oluk su akıtan bir pınarı andırıyordu. Peygamber Efendimiz de aziz annesinin bu gözyaşlarına dayanamıyor o da ışıl ışıl ağlıyordu. Damla damla akan gözyaşları rahmet yağmuru gibi elbisesini ıslatıyordu.
Henüz yolu yarılamışlardı ki Hazret-i Âmine âniden rahatsızlandı. Peygamberimiz ve Ümmü Eymen'i bir telaş kapladı. Gittikçe şiddetini arttıran hastalık karşısında ne yapabilirlerdi?
Medine'nin 23 mil güneyinde Ebvâ Köyü yakınlarında bir ağacın gölgesinde konaklamaktan başka ellerinde çare yoktu. Hazret-i Âmine'nin dizlerinden güç kuvvet çekilmişti ve kendisini tutamayarak âniden yere yıkılıverdi. Üstünü örttüler. Hz. Âmine hastalığın şiddeti içinde ter döküyor Sevgili Peygamberimiz ise onu kaybedeceği ve annesiz kalacağı endişesi içinde gözyaşı akıtıyordu. Sanki herşey kendileriyle birlikte lâl kesilmişti. Yerde ses yok gökte sükût hâkimdi.
Hz. Âmine yerde halsiz bir şekilde yatıyordu.
Bir ara Peygamberimiz kendini toparlayarak
"Nasılsın anneciğim" diye sordu.
Gönlü şefkat hazinesi anne biricik yavrusunun üzülmesini istemiyordu. Şiddetiyle kıvranıp durduğu hastalığının ağır olduğu hissini uyandırmamak için
"İyiyim canım oğlum birşeyim yok" diye cevap verdi.
Bu birkaç kelimelik konuşmadan sonra da kendinden geçti. Artık hastalık konuşacak takati dudaklarından çekip almıştı. Bir ara "Su" dediği işitildi. Yaydan fırlayan ok hızıyla Peygamber Efendimiz aziz annesine suyu yetiştirdi.
Hazret-i Âmine suyu içti. Su kabı ile birlikte ciğerparesinin yumuşacık ellerini de tuttu. Gözlerini açtı. Peygamber Efendimizin nur saçan sîmasına doya doya baktı ve ellerini bir anne şefkatiyle okşadı. Kâinatın Efendisi bir ara annesini biraz doğrultup başını kucağına aldı. Gözlerinden akan mübârek yaşlar annesinin omuzlarına Nisan yağmuru gibi düşüyordu.
Hazret-i Âmine'nin ruh ve kalbinde feryadlar kopuyor fırtınalar esiyordu. Kocasını kaybediş ıztırabına şimdi de oğluyla vedâlaşma hasretini mi ekleyecekti? Bu dayanılmaz bir ıztırap çekilmez bir dertti. Kendisini yakalayan hastalıktan daha çok bu ayrılık onu yakıp kavuruyordu. Ama ne yapabilirdi bu İlâhî kaderin değişmez hükmüydü.
Hazret-i Âmine kendisini yakalayan hastalıktan kurtulamayacağını artık anlamıştı. Son olarak güneş gibi parlayan nur yavrusunun yüzüne ayrılık ve hasretin verdiği duygu içinde baktı ellerini doya doya kokladı ve dilinden şu cümleler döküldü:
"Ey dehşetli ölüm okundan Allah'ın yardım ve ihsanı ile yüz deve karşılığında kurtulan zâtın oğlu!
Allah seni aziz ve devamlı kılsın. Eğer rüyâda gördüklerim doğru ise sen celâl ve bol ikrâm sahibi olan Allah tarafından Âdemoğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderileceksin."
Sen ceddin İbrâhim'in teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin."
Allah seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan putperestlikten koruyacak ve alıkoyacaktır."
Her yaşayan ölür her yeni eskir. Yaşlanan herkes zevâl bulur. Herşey fanidir gider."
Evet ben de öleceğim. Fakat ismim ebedî yâdedilecektir. Çünkü ter temiz bir evlâd doğurmuş arkamda hayırlı bir yâdedici bırakmış bulunuyorum."53
Acıklı ve âdetâ istikbalden haber veren bu sözlerinden sonra Hazret-i Âmine'nin gözleri kaydı ve ruhunu orada yüce Allah'a teslim etti. Yer Mekke ile Medine arasında bulunan Ebvâ Köyü; tarih Milâdî 576.

Hz. Âmine'nin Defni
Sevgili Peygamberimiz ile Ümmü Eymen donakalmışlardı. Âdetâ dilleri tutulmuştu. Konuşan sadece Kâinatın Efendisinin gözyaşlarıydı.
Ümmü Eymen bir ara kendisini toparladı ve aziz yavrunun gözyaşlarını sildi. Sonra da bağrına basarak teselliye çalıştı:
"Üzülme ağlama canım Muhammedim" dedi. "İlâhî kadere karşı boynumuz kıldan incedir. Can da Onun mal da. Hepsi bize emânet. Emâneti nasıl vermişse öyle de alır."
Sevgili Peygamberimiz derin bir iç çektikten sonra
"Ben de biliyorum. Onun hükmüne her zaman boyun eğerim. Fakat anne yüzü unutulmayacak bir yüzdür. O yüzü tekrar göremem diye üzülüyorum" dedi. Sonra da derhal kendini toparladı ve gözyaşlarını silerek Ümmü Eymen'e
"Haydi o emâneti Sahibine teslim etti. Biz de onun na'şını toprağa teslim edelim rahat etsin" dedi.
Dünyanın en bahtiyar annesi Hazret-i Âmine'nin cesedini orada toprağın bağrına tevdi ettiler. Ruhu ise Kâinatın Efendisini bağrından çıkardığı için kimbilir ne kadar yükseklerde meleklerle bayram ediyordu.

Definden Sonra
Annesiz kalan Dürr-i Yetîmi Mekke'ye götürmek vazifesi dadısı Ümmü Eymen'e düştü.
Ümmü Eymen yol boyunca ona annesiz kaldığını hissettirmemek için elinden gelen gayreti gösterdi. Onu öz evladıymış gibi bağrına bastı ve teselliye çalıştı. Efendimiz de âdetâ onu bir anne kabul ederek "Anne anne" diye çağırdı. Daha sonraları da her gördüğünde "Annemden sonra annem" diyerek iltifatta bulunuyordu.54
Nur yüzlü Kâinatın Efendisi artık babadan yetim anneden öksüzdü. Fakat onun hakiki muhafızı ve hâmîsi vardı. O Hafîz onu ömrü boyunca kusursuz muhafazası ve eksiksiz murakabesi altında bulunduracak her türlü tehlike ve sıkıntıdan kurtaracaktır.
"Rabbin seni yetim bulup da barındırmadı mı?" 55 meâlindeki âyet-i kerîme Peygamber Efendimizin bu hâlini hatırlatır. Kâinatın Efendisi yıllar sonra Hicret'in 6'ıncı yılında Hudeybiye Umresi sırasında yine Ebvâ'dan geçecektir. Allah'ın izniyle annesinin kabrini ziyaret edip elleriyle düzeltecektir. Sonra da teessüründen ağlayacaktır.
Onun mübârek gözlerinden tahassür gözyaşları akıttığını gören Sahabîler de ağlayacaklar ve
"Yâ Resûlallah niçin ağladınız?" diye soracaklardır.
Resûl-i Ekrem "Annemin benim hakkımdaki şefkat ve merhametini düşündüm de ağladım" diye cevap verecektir.56

Peygamber Efendimizin Baba Ve Annesinin Erken Vefâtlarının Hikmeti
Burada hatıra şu suâl gelebilir:
"Muhterem peder ve vâlideleri Resûl-i Ekrem Efendimizin peygamberliğine neden yetişemediler ve neden ona îmân kendilerine nasib olmadı?"
Bu suâle Mektûbat isimli eserinde Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri şu cevabı verir:
"Cenâb-ı Hak Habîb-i Ekreminin peder ve vâlidesini kendi keremiyle Resûl-i Ekrem Aleyhisselâtü Vesselâmın ferzendâne hissini memnun etmek için valideynini minnet altında bulundurmuyor. Valideynlik mertebesinden mânevî evlâd mertebesine getirmemek için; hâlis kendi minnet-i Rubûbiyyeti altına alıp onları mes'ud etmek ve Habîb-i Ekremini de memnun etmekliği rahmeti iktiza etmiş ki vâlideynini ve ceddini ona zahirî ümmet etmemiş. Fakat ümmetin meziyetini faziletini saâdetini onlara ihsan etmiştir. Evet âlî bir müşîrin [mareşal]; yüzbaşı rütbesinde olan pederi huzuruna girmesi; birbirine zıd iki hissin taht-ı tesirinde bulunur. Padişah; o müşîr olan Yâver-i Ekremine merhameten pederini onun mâiyetine vermiyor."57

Peygamberimizin Baba Ve Annesinin Îmânları Meselesi
İslâm âlimleri ittifakla şu hususu belirtmişlerdir.
"Hazret-i İbrâhim'den (a.s.) gelen ve Resûl-i Ekremi (a.s.m.) netice veren nûrânî silsilenin fertlerinin hiçbiri hak dinin nûruna lâkayd kalmamışlar ve küfrün karanlıklarına mağlûp olmamışlardı. Hiçbirinin temiz gönlü şirk ve küfür ile kirlenmemiştir."58
Bu hususu kaydettikten sonra Sevgili Peygamberimizin baba ve annesinin îmânları meselesi üzerinde duralım.
Birbirine yakın izahlarla birçok İslâm âlimi Peygamber Efendimizin muhterem peder ve vâlidelerinin âhirette necât ehli olacaklarını açık ve kesin bir şekilde delilleriyle ortaya koymuşlardır.
Bu izah tarzlarını şöylece sıralayabiliriz:
1) Hz. Abdullah ile Hz. Âmine Efendimize peygamberlik vazifesi verilmeden çok evvel vefât etmişlerdir. Dolayısıyla Fetret Devrinde yaşamışlardır ve "Ehl-i Fetret"ten sayılırlar. Fetret Devrinde vefât edenlere ise azap yoktur.
Birgün birisi büyük âlimlerden Şerefüddin Münâvî'ye
"Peygamberimizin baba ve annesi Cehennemde midir?" diye sorar.
Münevî Hazretleri hiddetle
"Resûl-i Ekremin peder ve vâlidesi fetret zamanında vefat etmişlerdir. Peygamber gönderilmeden evvel ise azap yoktur" cevabını verir.59
Kendisine bir peygamberin dâveti ulaşmayan kimsenin âhirette azap görmeyeceği âyet ve hadislerle sabittir.60 Peygamber Efendimizin peder ve vâlidelerine de geçmiş peygamberlerden hiçbirinin dâvetinin ulaşmadığı tarihen sabittir. Şu halde tereddütsüz söyleyebiliriz ki onlar da necât ehlidirler ve âhirette azap görmeyeceklerdir.
2) Resûl-i Ekrem'in muhterem peder ve validelerinin şirk ehli oldukları sabit değildir. Belki onlar Zeyd bin Amr bin Nüfeyl Varaka bin Nevfel ve benzerleri gibi büyük babaları İbrâhim'den (a.s.) gelen inanç ve âdetlerle amel eden "Hanif"lerdendirler.
3) Sevgili Peygamberimizin baba ve annelerinin şirk ehli olmadıklarının bir delili de "Ben mütemâdiyen temiz babaların sulbünden temiz anaların rahminden nakloluna geldim"61 hadis-i şerifidir.
Kur'ân-ı Kerîm'de müşrikler "necis kimseler" olarak vasıflandınlmışlardır.62 Temizlik ile pislik îmân ile şirk mü'min ile müşrik arasında tezad bulunduğuna göre yukarda kaydettiğimiz hadis ölçüsü ışığında Resûl-i Ekremin ecdadından hiçbirinin küfür ve şirk gibi mânevî kirlere bulaşmadığını kabul etmek vacip olur.63
Bütün bunlardan sonra meseleyi şöylece özetleyebiliriz: "Resûl-i Ekreme (a.s.m.) Allah tarafından rahmet olduğu hitap edilirken parlak Nübüvvet ve Risâlet Güneşi henüz doğmadan apaçık nûru sîne-i ihtiramında taşıyan bir ana babayı evlâdının feyz ve nûrundan mahrum farzetmek hem edebe hem mantığa muvafık değildir. Hususiyle Resûl-i Ekremin muhterem anne ve babasının hayatları Cahiliyye Devrinde geçmiştir. Risâlet-i Ahmediyye zamanını idrâk etmemişlerdir."
Öyle ise bu hususta mü'minin bilmesi ve kabul etmesi gereken husus şudur:
"Resûl-i Ekremin (a.s.m.) peder ve vâlideleri ehl-i necâttır ve ehl-i Cennettir ve ehl-i îmândır. Cenâb-ı Hak Habîb-i Ekreminin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini elbette rencide etmez."64
Şu dörtlük de bu hakikati pek güzel dile getirmektedir:
"İki cihângüneşi bürc-i saâdette iken
Vâlideynine Mevlâ nice vermeye şerefi
Çeşm-i insaf ile ey dil nazar gavvâsa
Alıcak dürrini yabana atar mı sadefi?"
[İki dünyanın güneşi olan Hz. Muhammed (a.s.m.) saâdet burcunda iken Cenâb-ı Hak anne babasına nasıl şeref vermez ki?
Ey gönül! İnsaf gözüyle dalgıca dikkatle bak; inciyi alır da sadefini hiç yabana atar mı?]

53. İsfâhanî Delâilü'n-Nübüvveh s. 119-120
54. Resûl-ü Ekrem Efendimiz hakkında "Cennetlik bir kadınla evlenmek isteyen Ümmü Eymen'le evlensin" buyurduğu Ümmü Eymen'i daha sonra azâd ederek hürriyetine kavuşturmuştur. Birinci kocasının ölümünden sonra da onu Zeyd bin Hârise ile evlendirdi. Üsâme Hazretleri işte bu evlilikten dünyaya geldi.
55. Duhâ Sûresi 6
56. Tabakât 1/116-117
57. Bediüzzaman Said Nursî Mektubât s.398
58. A.g.e. s.397; Tecrid Tercemesi 4/537
59. Tecrid Tercemesi 4/539
60. İsrâ Sûresi 15
61. Kaâdı İyaz 1/183
62. Tevbe Sûresi 28
63. Tecrid Tercemesi 4/546
64. Bediüzzaman Said Nursî Mektubât s.398




Kainat' ın Efendisi (ASM) Salih Suruç
kralex isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla


Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet

Etiketler
gocu, leme, ebed, mine_nin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Konu açma yetkiniz yok
Mesaj yazma yetkiniz yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesajlarınızı değiştirme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ebedî saadetin gerekçesi BERKİTO İslamiyet 0 25.01.08 16:19
Ebedi / Ebedilik ne demek? BERKİTO İslamiyet 0 25.01.08 16:17
Kazıdım Aşkımı Yeminli Devri Aleme !! Rebel Angel Şiir Pınarı 1 02.08.07 11:49


Forum Zaman Ayarları GMT +2 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 02:47 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
HarbiForum; Haybeden Değil , Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2008
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.