HarbiForum  

Her Şeyi Çürütür Zaman

Kitap Özetleri ve Yorumları bölümde Her Şeyi Çürütür Zaman konusunu görüntülüyorsunuz.YILMAZ ODABAŞI Kalplerimizin kuytu yerlerinde bize özel sığınaklar vardır; o sığınakların gündemleri hayatın hay huyundaki ...
Geri git   HarbiForum > Kültür & Sanat > Edebiyat ve Kitap > Kitap Özetleri ve Yorumları

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Alt 07.02.08, 19:01   #1
Standart Her Şeyi Çürütür Zaman


YILMAZ ODABAŞI


Kalplerimizin kuytu yerlerinde bize özel sığınaklar vardır; o sığınakların gündemleri hayatın hay huyundaki vasat gündemlerle örtüşmez…Orada bazen buruk ağlamaklı bazen de kasırgalar gibi dolaşır durur düşlerimiz.
Kalplerimizdeki düşleri üşüttüğümüzde ateşi bilincimizi sarar ve o ateş giderek içimizin sokaklarında bir kaos başlatıp iç barışımızı bozar.
O zaman ya düşlerimizin iniltilerini teskin edip o ateşi düşürmemiz veya hep acıyan acıtan o ateşle ve içimizin sokaklarındaki tedirgin sorularla yaşamayı kanıksamamız gerekir.
Çünkü düş oldukça peşi sıra insandır; çünkü en çok düşlerimizin bize hesap sormaya hakkı vardır.
Sonra kalplerinizin kuytu yerlerindeki sığınaklarda kendi kendimize telkin ve terapi seans-larıyla bekleriz…Bekleriz…İnsanı aşkı olmayı onarılmayı ve zamanın açtığı yaraları yine zamanın sarmasını bekleriz.Düşlerimizin başucunda bir tüfek gibi dikilerek bekleriz. Küçük nehirlere burun kıvırır ve hep okyanuslara ait olduğumuza inanırız…
Düşüp kaldığımız ya da itilip unutulduğumuz derin karanlık kuytularda sabırsız ve tedirgin kederlerle beklerken küçük sevinçler küçük yolculuklar hep bir kenarda durur hep erteleriz…O kitabı sonra okuyacak akşam yürüyüşlerine sonra çıkacağızdır; hele şu işimiz de bitsin filan-calar gelip gitsindir elbette zaman olacaktır...Her şey her şey yoluna girdiğinde yapılacak söyleyeceklerimiz bile sonra söylenecektir.Sonra...Sonra!
Derken zaman yani o büyük ve gizemli güç hayatın düşlerimizin gerisindeki kırıntılar olduğunu anlatır bize.
Belki okyanuslara gider kasırgalarla boğuşur ama bir damlaya yenilip döner ve zamanın hep ertelediğiniz ne çok şeyi nasıl öğüttüğünü küçümsediğimiz nehirleri nasıl kuruttuğunu; ihmal ettiğimiz küçük sevinçlerin sevgilerin nasıl solduğunu ve ileride bir gün yürümeyi düşündüğünüz ıssız yollara devasa binaların inşa edildiğini fark edince tıpkı bir İspanyol atasözünde olduğu gibiDon Kişot olmaya giderken evimize bir Şanso Panço olarak dönmek”le kalmayıp burun kıvırdığımız o küçük şeyleri de büsbütün yitirdiğimizi görürüz.
Çünkü avuçlarına bırakılan dostlukları sevgileri çürütür zaman.Çünkü zamana rüşvet veremezsiniz çünkü kendinizi ikna etseniz de zamanı edemezsiniz…
Yaşadığımız gezegen milenyumu kutlarken ben o tarihte“düşünce suçu” mahkumi-yetlerimin bir yenisi için bir cezaevindeydim.Diktörtgen bir gökyüzünün altında ikinci baharımdı.Yirmili yaşlarında siyasal suçlardan mahkum olmuş altı yedi kişiyle birlikte kalıyordum.
Koğuşumuzun havalandırmasında bazalt taş duvarlar bir basketbol potası koridorlarda küf
kokusukasvet ve karanlık dışarıda ise kışkırtıcı bir bahar vardı...
O bahar koğuş pencerelerinin tam karşısındaki avlunun taş duvarlarına boydan bo-ya sarmaşık ekmeye karar verip ceplerine üç beş sıkıştırdığım gardiyanlara rica minnet poşetler dolusu toprak getirttik.Duvarın dibine yığdığımız toprağa geniş suntalarla çevreleyip sarmaşık tohumlarını ektik.
Birkaç ayda gelişip uzayan sarmaşıklar havalandırma duvarında çivilere çaktığımız iplere boylu boyunca sarılmakla kalmayıp kimileri duvarları aşarak dışarıya göz kırpma-ya başladılar.
Ancak koğuştakiler şarmaşıklar yüzünden basketbol oynayamıyor ve o bana arada bir tedirgin bir sesle:“Top oynayabilsek çok iyi olurdu hani” diye mırıldanıyorlardı...

Yeni bir sonbahar geliyordu ve biz bütün kışı tabut gibi daracık bir koğuşta balık istifi geçirecektik.Bu yüzden bir tercih yapmak zorundaydık.
Bir gün ranzalarına uzanmış koğuş arkadaşlarıma dönüp”Sarmaşıkları artık sökebiliriz"
dedim…Onlar ranzalarından sıçrayıp sevinçle avluya yöneldiklerinde ben de o infazı görmemek için cezaevi kütüphanesine gittim.Bir saat kadar sonra döndüğümde koğuştakiler sarmaşıkları yolup toprağıyla birlikte bir köşeye istif etmiş keyifle top oynuyorlardı.
Beni görünce bir an duraksayıp yüzüme mahcup bir ifadeyle baktılar.Ben de gülümsemeye çalışarak:”Sorun değil çocuklar kışın nasılsa kuruyacaklardı”dedim...Sonra gün be gün büyüttü-ğüm sarmaşıkların bir köşede büzüşüp kalmış cesetlerine burkularak bakarken küçük siyah tohumları dikkatimi çekti.O tutsak ve ölü sarmaşıklar gövdelerinde bıraktıkları tohumları atıldıkları yerden sanki bir vasiyet gibi sunuyorlardı...
O tohumları bir kalem kutusuna bırakırken onları bir gün dışarıda diledikleri gibi büyüyebi-lecekleri bir alanda ekeceğime kendi kendime söz verdim…
Zaman geçti içeriden çıktım.Sonraki üç yıl oturduğum evlerin hiçbiri o sarmaşık tohumlarını ekmeme uygun olmadı.Arada bir onları barıktağım kalem kutusunu açıp bakıyor o tohumlara dokunuyor ve bir gün her tohumun artık dışarıda özgürce bir evin duvarlarını nasıl da boylu boyunca kaplayacağını düşlüyordum…
Dördüncü yıl taşındığım müstakil evde bir ilkbahar o tohumları evimin duvarının ön cephesindeki toprağa ektim.Üç günde bir sulayıp sabırla bekledim…Bekledim fakat filizleri bile görünmeyince dört yıl boyunca sakladığım sarmaşık tohumlarının çürüdüklerini anladım…
Şimdi dönüp geriye upuzun yıllara bakıyorum; aşklar vardı dostlar vardı gidilecekti…Söyleyeceklerim aklımın yazacaklarım kalemimin ucundaydı; kalbimin ve zamanın avuçlarından nasıl da kayıp gittiler…
Gittiler….O dostlar şimdi görmek istediğim dostlar değil eskiden okuyacağım kimi kitaplar artık okumayacaklarım o yıllar yapmak istediklerim şimdi yapmayacaklarım…Örneğin eskiden kalabalık olmak isterken şimdi yalnız kalmayı yeğliyorum.Beğenilerim tutkularım rüyalarım yaşam üslubum bile değişmiş...
Oysa tam sorunlarımı çözdüm işte oturdum ve artık gidebilirim derken bir baktım ki git-
mek istediğim pek fazla yer de kalmamış…
Bu yüzden siz olun tutkularınızı düşlerinizi sevgilerinizi ve yolculuklarınızı hiç ertelemeyin; çünkü çürürler.Çünkü dokunduğu her şeyi çürütür zaman.Her şeyi...Her şeyi çürütür zaman...
Haziran 2004 İstanbul
(Yılmaz Odabaşı'nın bu yazısı hiçbir kitabında yer almamıştır.)
HENA isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla


Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet

Etiketler
zaman, curutur, seyi, her


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Konu açma yetkiniz yok
Mesaj yazma yetkiniz yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesajlarınızı değiştirme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Arkanızı dönün ilk gördüğünüz şeyi yazın SЧSTЄM Harbi Muhabbet 12 03.03.08 20:04
içinde sen olan her şeyi özledim GAMZELİ Resimli Şiirler 0 01.01.08 22:06
Artık hiçbir şeyi kafasına takmıyor! gizems Magazin 1 19.08.07 14:57
Kuzey Irak konusunda her şeyi göze aldık RSS Haber Güncel Haberler 0 12.06.07 02:49


Forum Zaman Ayarları GMT +2 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 15:48 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
HarbiForum; Haybeden Değil , Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2008
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.