| |
| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
| | DECCÂL Kıyamete yakın bir dönemde çıkıp İslâm dinini ve ümmetini ifsad edip kötülüklere sürükleyecek olan ve aynı zamanda kıyametin alametlerinden sayılan biri. Deccâl "decl"in mübâlağa siğası olup "çok yalancı aldatıcı hilekâr" manasına gelmektedir. O "Bu ümmetin âhir zamanında çıkacak Yahûdîlerden biri olup ilâhlık iddia edecektir." Yalancı olduğundan kendisine bu isim verilmiştir. (İbn Manzûr Lisânü'l-Arab Beyrut 1389 I 948).Deccal aldatıcı ve yalancı özelliği ile çok eski batıl dinlerde de varlığı kabul edilmiş olup ilk olarak Zerdüşt dininde görülmüştür.Kur'ân-ı Kerim'de Deccâl'den bahsedilmez. Ancak sahih hadis. kitaplarında Deccâl'le ilgili pek çok rivayet vardır. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadislerinde: "Şüphesiz on alâmet zuhur etmedikçe kıyamet kopmayacaktır." Doğuda Batıda ve Arap yarımadasında birer yerin batması: Duman*; Deccâl; Dâbbetü'l-arz ; Ye'cûc ve Me'cuc*; güneşin battığı yerden doğması ve Aden toprağının sonundan (Yemen'den) bir ateş çıkarak insanları haşrolacakları yere sürmesi" buyurmuştur. (Müslim Fiten 39 40 128 129; Ebû Dâvûd Melâhim 12; Tirmizî Fiten 21; İbn Mâce Fiten 25 28).Deccâl'in çıkması haktır. Deccâl belli bir şahıs olup Cenâb-ı Allah onunla kullarını imtihan edecektir. Deccâl olsun diğer kıyamet alâmetleri olsun bizim için gaybdır. Bunlar hakkında bilgi edinmemiz ancak nakil (Kur'ân ve hadis)le mümkün olur. Akılla verilebilecek bilgilerin isabet etmeme ihtimali büyüktür. Öteden beri kıyâmet alâmetleriyle ilgili olarak çok te'vîller yapılagelmiştir. Herhangi bir dayanağı olmayan bu te'villerin geçerliliği de yoktur. Ayrıca bunlar akılla ulaşılamayacak bilgiler olduğundan yapılacak te'viller halkı yanlış bilgilendirme vebâline sevk edecektir. Aynı yanılgı ve vebâl bunun için de söz konusudur. Bazıları Deccal'in komünizm olduğunu ileri sürerler. Ancak komünizm bir şahıs değil bir sistemdir. Halbuki hadis-i şeriflerde Deccâl'in vasıfları sıralanırken onun her haliyle bir insan olduğu belirtiliyor. Ancak gözlerinin birinin kör olduğu bildiriliyor. Nitekim bir hadislerinde Hz. Peygamber (s.a.s.); "Hiç bir peygamber yoktur ki ümmetini tek gözlü yalancı (Deccâl)'den uyarmış olmasın. Dikkat edin ki onun bir gözü kördür. Rabbiniz ise tek gözlü değildir. Körün (Deccâl'in) iki gözünün arasında KFR (kâfir) yazılmış olacaktır" buyurdular. (Buhârî Fiten 26; Müslim Fiten 101; Tirmizî Fiten 56)Hz. Peygamber (s.a.s.) bu hadisleriyle Deccâl'in bazı vasıflarını haber veriyor. Buna göre Deccâl bir gözü kör olan bir insandır. Hz. Peygamber de ümmetini Deccâl'e karşı uyarmıştır. Zira Deccâl bazı harikalar gösterecek ve tanrı olduğunu iddia edecektir. İmansızlarla bazı zayıf imanlılar ona kanacaktır. İmanı kuvvetli olanlar ise kanmayacaklardır.Dünya imtihan yeridir. İnsanlar bu dünyada imtihana tabi tutulmaktadırlar. Deccâl da bir imtihan vesilesidir. Allah'ın kendisine verdiği güçle birtakım hârikalar gösterecektir. Deccâl'in göstereceği hârikalara "istidrâc" denir. İstidrâc "inançsız ve şerîr kimselerin arzularına uygun olarak gösterdikleri hârikalara" denir.İlâhlık iddia eden Deccâl istidrâc türünden hârikalar gösterecek ve neticede bazı zayıf inançlılar buna aldanacak imanı kuvvetli olanlar ise kanmayacaklardır. Zira insanlar çok iyi bilirler ki ilah doğmaz yemez içmez acıkmaz susamaz dünyada insanlar tarafından görülmez. Halbuki Deccâl ise bir insandır üstelik eksik yani kör bir insan ve hatta kendi gözünü iyileştirmekten aciz bir yaratıktır. İşte insanlar akıllarıyla bunları bilebilecekleri için Deccâl ve benzerlerinin istidrâc göstermeleri mümkinattandır. Müseylemetü'l-kezzâb gibi peygamberlik iddia edenler ise "ihânet" türünden hârikalar gösterebilirler. Yani isteklerinin zıddı gerçekleşerek rezil olurlar. İstedikleri yönde harika gösterseler; yalancı peygamberle gerçeğini halk ayırt edemez. Ve bu halkın sapmasına sebep olacağından caiz değildir. İnsandan peygamber olur ama ilah olamaz. Hz. Peygamber (s.a.s.) "Dikkat edin Deccâl'in sağ gözü kördür. Rabbiniz ise tek gözlü değildir" diye ümmetini bu konuda uyararak Deccâl'in harikalarına aldanmalarını önlemiştir. Hadislerde Deccâl'in iki gözü arasında KFR (kâfir) yazılacağı ve bunun herkes tarafından okunacağı bildirilmiştir. (Müslim Fiten 102 103 105). Deccâl müminler için çok büyük bir fitne olduğundan bütün peygamberler ümmetlerini Deccâl'e karşı uyarmışlardır. (Buhârî Fiten 26; Müslim Fiten 101).Yine hadislerde bildirildiğine göre Deccâl Medine'ye giremeyecektir. Zira Deccâl çıktığı zaman Medine'nin yedi kapısı olacaktır ve her kapıda iki melek bekçilik yaparak Deccâl'i Medine'ye sokmayacaktır. (Buhârî Fiten 26; Müslim Fiten 112).Deccâl Medine'nin dışındaki bazı işlenmedik tarlalara kadar gelecek o günün en hayırlı insanı çıkıp Deccâl'e "Şehadet ederim ki sen bize Rasûlullah'ın sözünü ettiği Deccâl'sin" diyecektir. Deccâl de yanındakilere "Ne dersiniz bu adamı öldürsem sonra diriltsem şüphe eder misiniz?" diye soracak oradakiler de "hayır" diyecekler. Bunun üzerine Deccâl onu öldürecek sonra diriltecek. Dirilttiği adam o anda: "Vallâhi senin hakkında hiçbir zaman şimdikinden daha basiretli etli olmamışımdır" şeklinde cevap verecektir. Deccâl onu tekrar öldürmek isteyecek ama buna gücü yetmeyecektir. Bu şahsın Hızır (a.s.) olduğu söylenir. (Buhârî Fiten 27; Müslim Fiten 112) Yine Hz. Peygamber Deccâl'in aldatmacasına karşı da ümmetini şöyle uyarmıştır: "Ben Deccâl'in beraberinde olan şeyleri pekala biliyorum: Onun beraberinde sudan bir nehir ve ateşten bir nehir olacaktır. Ama ateş gördüğünüz şey sudur. Su gördüğünüz şey ise ateştir. İmdi sizden kim buna erişir de su içmek isterse ateş gördüğünden içsin. Çünkü onu su bulacaktır." (Buhârî Fiten 26; Müslim Fiten 105-109). Demek ki Deccâl Allah'ın insanları imtihan için kıyâmetten önce göndereceği bir sihirbazdır. Cennet'i Cehennem gibi; Cehennem'i Cennet gibi göstermeye çalışarak fitne ve fesada sebep olacaktır. Kehf sûresinin ilk ve son âyetlerini (Deccâl'e karşı) okuyan mümin onun fitnesinden korunmuş olur. (Müslim Fiten 110)Deccâl yeryüzünde kırk gün kalacaktır. Sıkıntıdan dolayı kırk günün birinci günü bir yıl gibi ikinci günü bir ay gibi üçüncü günü bir hafta gibi diğer günleri normal günler gibi gelecektir. (Müslim Fiten 110). Deccal'in göstereceği harikalar; rüzgâr estirmek yağmur yağdırmak bitki bitirmek vb. birtakım harikalardır.Deccâl'le ilgili hadis kitaplarında pek çok rivayetler vardır. Bunların sahih zayıf ve merdûdlarını ayırt eden bir araştırmanın yapılması faydalı olacaktır.Allah Deccâl'in fitne ve fesadından Ümmet-i Muhammedi korusun.Diğer dinlerde "Deccal" inancı var mıdır ? Hak muharref ve bâtıl bütün dinlerde hak ile bâtıl iyi ile kötü mücadelesinin sürekli var olduğunu görmekteyiz. Eski Mısırlılar Çinliler ve Hindlilerde iyiliği temsil eden ilâhla kötülüğü temsil eden şerli yaratıkların savaşlarına yer verilmektedir ki burada şerli varlıkla Deccal arasındaki benzerlik açıkça görülmektedir.Bâtıl dinlerde mânâ olarak yer alan Deccal inancı muharref dinlerde ismen dahi yer alabilecek bir boyut kazanmıştır. M.Ö. 2. yüzyılda Deccalın Daniel'in kitabında zâlim bir hükümdar olarak muşahhaslaştığını görüyoruz.(1) Eski Ahid'de ve tarihî kaynaklarda âhirzaman Deccalının bir kısım özelliklerine sahip muşahhaşlaştırılmış daha birçok şahıs bulmak mümkündür. Meselâ Nemrud bunlardan biridir. Roma imparatoru zalim Neron Deccalın bir prototipi olarak görülmüştür.Yahudîlerde kurtarıcı Messiah'ın zıddı olan Deccal Anti-Messiah olarak nitelendirilir. Ve Deccal Messiah'ın ağzından çıkan nefesle öldürülecektir.Âhirzaman Deccalından da bahsedilir Eski Ahid'de. Hezekiel'de herşeyi tahrip eden büyük ve korkunç bir plân hazırlayan fakat sonunda mağlup düşen Deccalın şer kuvvetlerinden bahsedilir.(2) Zakarya ve Yoel'de de yer alan Deccal fikri Daniel'de daha bariz şekilde kendini gösterir. Daniel onu bizzat gözleriyle görür ve portresini çizer.(3) Bu Deccal büyük bir idareci güçlü orduların komutanı üç kralı deviren mabed yıkan bir kimse olarak bilinmektedir.Hıristiyanlıkta da Deccaldan özellikle bahsedilir. Pavlus'a göre Mesih'in âhirzamanda gelişine inanmak Hıristiyanlığın rükünlerindendir.Yeni Ahid'de belirtildiğine göre Deccal Mesih'in ikinci gelişinden önce çıkacaktır ve Hz. İsa'nın soluğuyla öldürülecektir.(4) Matta İncil'inde Deccaldan "Mesiha Daggala" diye bahsedilmektedir. Yeni Ahid'in Süryanice tercümesinde Mesiha Daggala açıkça zikredilir.(5) Matta İncil’inin bir âyetinde yalancı Mesih'le ilgili şöyle denildiğini görüyoruz: "İsa'nın şâkirdleri dünyanın sonuna alâmet ne olacak diye sordular. İsa cevap verip onlara dedi: ‘Sakın kimse sizi saptırmasın. Çünkü birçokları 'Mesih benim' diye benim ismimle gelip birçoklarını saptıracaklar. Ve birçok yalancı peygamberler kalkıp birçoklarını saptıracaklar ve fesat çoğalacağından ötürü birçokların sevgisi soğuyacak. Ancak sona kadar dayanan kurtulur." Başka bir âyette ise bu yalancı mesihlerin "büyük alâmet ve harikalar" göstereceklerinden söz edilmiştir.(7) Yuhanna İncilinin birinci mektubunda Deccaldan İsa'nın zıddı anlamında antichrist diye bahsedilir. Görüldüğü gibi bu âyetlerde Mesih-i Deccaldan tek bir şahıs olarak değil çoğul olarak yani bir topluluk olarak söz edilmektedir. Ancak Katolik ilahiyatçıların çoğu onun bir şahıs olacağı konusunda ittifak etmişlerdir.(9)Markos İncili'nde de yalancı Mesihlerden söz edilmekte seçilmiş insanları bile saptırabilecek alâmet ve harikalar gösterecekleri belirtilmekte ve onlardan sakındırılmaktadır.(10) Benzer sakındırma Luka İncili'nde de yer alır.(11) Yuhanna İncil'inde ise Deccala Yahudîlerin inanacaklarından söz edilmekte "Çünkü onlar Mesih'e inanmamışlardır" denilmektedir. İncil yorumcuları da sayıları 64'ten fazla olan Deccallere Yahudîlerin inanacaklarını söylemektedir.(12)Havarîlerin risalelerinde de Deccalden söz edildiğini görüyoruz. Pavlus Selâniklilere yazdığı bir mektupta dinden dönme gelmedikçe tanrılık dâvâsında bulunan fesad adamı çıkmadıkça Kıyametin kopmayacağını belirtmekte (13) Hz. İsa'nın gelişiyle güneş doğduğunda karanlığın kaybolduğu gibi Deccalın da yok olacağını bildirmektedir.(14)Yunanna risalelerinde belirtildiğine göre ise Hz. İsa'nın kurtarıcı olduğuna hücum eden birçok Deccal çıkacaktır. Vahiy kitabında Deccal yalancı peygamber canavar ejderin başı gibi ifadelerle anılmaktadır.(15)Hıristiyanlarca 2. yüzyıla kadar Neron Deccalle özdeşleştirmiş çağımızda da Hitler ve Lenin için aynı teşhis konulmuştur.(16)Deccallerin bir değil birçok olduğu anlayışı Hıristiyanlık dünyasında da hâkimdir. Ama âhirzaman Deccalı hepsinden de büyük ve korkunçtur. Bir Hıristiyan yazar ve öğretmen bunu şöyle anlatır:“Mesih-Deccalın birçok prototipi vardır. Fakat bu çok Deccaller arasında birisi çıkacaktır ki hepsinden daha şiddetli olup bu isme en lâyık kişi olacaktır. Diğerleri değişik zamanda bulunmakla birlikte bu gerçek Deccal âhirzamanda çıkacaktır."(17)Görüldüğü gibi muharref dinler onca değişikliklerine rağmen kâinatın “en büyük hadisesi ” “en dehşetli fitnesi” Deccala ilgisiz kalmamış birçok âyetlerinde hem de doğrudan bahsederek ona yer vermişlerdir. Bu durum Resûlullahın bütün peygamberlerin Deccalın şerrinden ümmetlerini sakındırdıkları gerçeğini de teyid etmektedir.Aynı zamanda bu âyetler Yahudîlik ve Hıristiyanlığın Deccal anlayışıyla İslâmdaki Deccal anlayışı arasında genel hatlarıyla büyük benzerlikler bulunduğunu göstermektedir. Deccal ne zaman çıkacak? Bu soruya daha net bir cevap verebilmek için Deccalın çıkacağı atmosferi bilmekte fayda vardır. Bu bilinirse onun ne zaman çıkacağını anlamak kolaylaşır. Bilindiği gibi çöplükler bataklıklar haşerâtın menbaıdırlar. Deccal da çıkmak için kendine manevî bir bataklık bulacaktkır.Mikropların zayıf bünyede at oynattığı gibi Deccal da zayıf bir mânevî atmosferi kollar ortaya çıkar ve faaliyetini sürdürür. Bir hadis-i şerifte bu gerçeğe şöyle dikkat çekilir: “Deccal dinin güçsüzleştiği ilmin yetersiz hale geldiği bir anda ortaya çıkar."(1)Evet Deccal dinî duyguların zayıfladığı sulhün sükûnun kalktığı insanların ihtilâfa düştüğü kin ve düşmanlık duygularının kol gezdiği bir anda zuhur edecektir.(2)O günler îman ve küfrün açıkça kamplaştığı kesin hatlarla birbirlerinden ayrıldıkları günlerdir.(3)O günler akılların çelindiği günlerdir. İnsanlar birbirlerini öldürürler. Öyle ki kişi komşusunu amcaoğlunu yakınını öldürür de(4) öldüren de öldürülen de niçin olup bittiğini bilmezler.(5)Başka bir hadiste ise bu ortam şöyle anlatılır: "Kitap ve Sünnet ne tarafa dönerse siz de o tarafa dönünüz. Haberiniz olsun kitap ile hükümet birbirlerinden ayrılacaktır. İşte o zamanda sizler sakın Kitabın emrinden ayrılmayınız. Haberiniz olsun şu muhakkak ki başlarınıza bir takım âmirler ve devlet başkanları gelecek de onlar (siz yardıma muhtaç iken devlet hazinesinden ) sizlere vermezlerken (hakları yokken) kendilerine verilmesini hükme bağlayacaklar. Eğer sizler onlara karşı gelirseniz sizi öldürürler kendilerine itaat edip uyarsanız sizi (Şeriat yolundan) saptırırlar."Deccal ve Süfyan âhirzamanın insanlarıdır. Dönemlerinde herşey alt üst olur bozulur; hele insanlar görülmedik derecede bozulurlar. Bir rivayette bildirildiğine göre o devirde bir kısım kimseler dinle dünyayı talep ederler. İnsanlara karşı yumuşak dindar görünmek için koyun postuna bürünürler. Dilleri şekerden tatlıdır fakat kalbleri canavarların kalblerine benzer. Allah onlara içlerinden öyle bir fitne gönderir ki değil sadece kötülük işleyenler iyiler bile şaşkına dönerler. Ne onu uzaklaştırabilirler ve ne de paçalarını ondan kurtarabilirler.(7) İşte Deccal ve Süfyan böyle anları kollarlar.Bir rivayette Deccalın büyük bir savaştan sonra çıkacağı bildirilir. Her asır büyük savaşlar görmüştür ve kendilerine göre deccalları da bulmuştur. Meselâ zamanlarının büyük savaşlarının baş aktörleri olan Cengiz ve Hülagu birer deccal idiler. Ama yaşlı dünyamız daha nice büyük savaşlara sahne olacak ağrımayan başını ağrıtacak saçlarını ağartacak ölüm fermanını çabuklaştırmak için âhirzamanın dehşetli şahıslarına meydan açacaktı.Birinci ve ikinci Cihan Savaşları çağların en büyük savaşları arasında yerlerini almıştır. Acaba böyle bir anda Deccal ve Süfyan çıkamazlar mıydı?Bediüzzaman İkinci Cihan Savaşına katılan devletleri ele alırken Büyük Deccalın çıktığının sinyallerini verir. Bu savaşta "Allah’a dayanıp dinsizliği kaldıracağım. İslâmiyeti ve İslâmları himaye edeceğim” diyen Almanya Büyük Deccalın şahs-ı mânevîsini temsil eden dinsizliği yaymaya çalışan Rusya Çin ve müttefiklerine karşı kahramanca mücadele vermiş Büyük Deccalın çıkışının değişik mânâlarından bir mânâsının mu’cizâne haberini fiilen göstermiştir." (9)“Din afyondur” sloganıyla ortaya çıkıp bütün dinlere savaş açan 1917’de Rusya’da çöreklenen sonra da etrafına dal budak salan komünizmin çıkış zamanı da başka bin büyük savaş olan Birinci Cihan Savaşı yıllarına denk gelmektedir. Bu da yine Resûlullahın gaybî bir ihbarının mu’cizâne bir tarzda gerçekleşmesinden başka birşey değildir.İslâm Deccalı Süfyanın çıkış yılları da Büyük Deccalın çıkışıyla hemen hemen aynı yıllardadır. Hz. Ali’nin (r.a.) istikbalden haber veren meşhur Kaside-i Ercûze'sinde Süfyanın çıkacağı zamanı bildirdiğini görüyoruz. Şeyh Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevî Hazretleri Mecmuatü'l-Ahzab isimli matbû eserinin 582-597 sayfaları arasında yer alan bu kasidenin Süfyan'dan bahseden bölümüne tarih bile düşmüştür. Bediüzzaman Hazretleri Kaside-i Ercûze hakkında bilgi verirken bu husustan da bahseder: "1350 sene evvel Hazreti Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın bir şâkirdi ve esrar-ı Kur'âniyenin dersini bizzât Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmdan alan Hz. Ali (r.a.) meşhur ve matbû kasidesinde demiş ki:...... İşte bu kasidede Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmdan aldığı derse binâen diyor ki: Huruf-u Arabiye Acemî yani Frengî hurufuna tebdil edildiği zaman Deccalı intizar ediniz [bekleyiniz>."(10)Bu ifadelere göre İslâm Deccalı Süfyanın çıkmış olması gerekiyor. Önceden siyaseti İslâma âlet edip o yolla da önemli hizmetler veren Bediüzzaman’ın gün gelip siyaseti terk ettiğini ve mesâîsini bütün bütün îman hizmetine tahsis ettiğini görüyoruz. Sebebini ise şöyle açıklar: "Beşinci Şuâ'nın aslının verdiği haberin bir kısmını orada bir adamda gördüm. Mecbûriyetle o çok ehemmiyetli vazifeleri bıraktım. Ve bu adamla başa çıkılmaz mukabele edilmez diye dünyayı ve siyaseti ve hayat-ı içtimâiyeyi terk edip yalnız îmanı kurtarmak yolunda vaktimi sarf ettim."(11)Bu durum talebelerinin kaleme aldığı ve kendi tashihinden geçen Tarihçe-i Hayat isimli eserinde ise şöyle anlatılır: "Bediüzzaman rivayetlerde gelen eşhas-ı âhirzamana [hadislerde âhirzamanda çıkacağı belirtilen şahıslara> ait haberlerin mühim bir kısmını ve Hürriyetten evvel İstanbul'da tevilini söylediği hadislerin ihbar ettiği âhirzamanın dehşetli şahıslarının âlem-i İslâm ve insaniyette zuhur ettiğini görür. Ve yine gelen rivayetlerden onlara karşı çıkacak ve mukabele edecek olan Hızb-i Kur'ân hakkında 'O zamana yetiştiğiniz zaman siyaset cânibiyle onlara galebe edilmez; ancak mânevî kılınç hükmünde i'caz-ı Kur'ân'ın nurlarıyla mukabele edilebilir' tavsiyesine u***** Van'a gider." (12)Bu ifadeler bir yandan açıkça Süfyanın çıktığını bildirirken öte yandan da ona karşı siyasetle değil maddî güçle de değil ancak mânevî kılınç hükmündeki îman ve Kur’ân hakikatleriyle durulabileceğini göstermektedir.Büyük Deccal İkinci Dünya Savaşıyla dünyayı kasıp kavururken İslâm Deccalı da âlem-i İslâmda sinsî plânlarını uygulayacaktır. Tefekkürnâme-Mârifetnâme isimli eserinde Bediüzzaman "Allah bu ümmetin üzerinde Deccalın kılıncıyla büyük harb kılıncını bir arada tutmayacaktır" hadis-i şerifi altına düştüğü bir notla bu noktaya işaret eder: "Melhame-i Kübrâ [Büyük Savaş> olan İkinci Harb-i Umûmî âlem-i İslâmı hırpalamadığı işaretiyle İslâmlar içinde bir Deccal âlem-i İslâmı başka bir tarzda hırpalayacak."(13)Kalacağı süre Deccalın yeryüzünde kalacağını süreyle ilgili olarak değişik rivayetler vardır. Kırk sabah (14) kırk gece (15) kırk yıl(16) gibi. Deccalın uzun veya kısa süre kalması o kadar önemli midir? Aslında bundan daha önemli olan onun ister uzun ister kısa süre kalsın yaptığı tahribattır. Çünkü o çok kısa zamanda çok büyük tahribât yapacaktır. Yıkmanın kolay yapmanın zor olduğu düşünülürse tamirâtının yıllar alacağı da kendiliğinden ortaya çıkar. Deccalın dört gününün bulunduğu; birinci gününün bir sene ikinci gününün bir ay üçüncü gününün bir hafta dördüncü gününün de normal günler gibi olduğu şeklindeki rivayet (17) aynı zamanda Deccalın icraatının dehşetini de haber vermektedir.Şuâlar'da belirtildiğine göre hem büyük Deccalın hem İslâm Deccalının üç istibdat dönemi mânâsında üç günleri bulunmaktadır: Birinci gün ve devresinde üç yüz senede ikinci devresinde otuz senede üçüncü gün ve devresinde bir senede yaptığı değişiklikler on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdîleşir birşey yapmaz yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır.(18)Deccalın dönemi uzun gelir insanlara. Çabuk bitmez. Çünkü yokluklar sıkıntılar çileler dönemidir. Evet sıkıntılı günler çabuk geçmez.--------------------------------- (1) Müsned 3:367.(2) Abdülkadir Badıllı Risale-i Nur'un Kutsî Kaynakları (İstanbul: Envar Neşriyat 1992) s. 561.(3) Ebû Davud Fiten: 1.(4) İbni Mâce Fiten: H. 3959.(5) Müslim Fiten: 55.Şârânî Ölüm Kıyamet ve Âhiret ve Âhirzaman Alâmetleri (İstanbul: Bedir Yayınları) s. 350.(7) Tirmizî Zühd: 60. Tirmizî Fiten: 58; İbni Mâce Fiten: 35; Ebû Davud Melahim: 7 9. (9) Nursî Kastamonu Lâhikası (Germany: 1994) s. 53-54.(10) Rumuzât-ı Semâniye 4. Remiz.(11) Şuâlar s. 314.(12) Nursî Tarihçe-i Hayat (Germany: 1994) s. 131-132.(13) Nursî Bedüzzaman Said Tefekkürnâme-Mârifetnâme çev. Dr. Abdülaziz Hatip (İstanbul: Gençlik Yayınları 1993) s. 248.(14) Müsned 5:364 434-435.(15) Müsned 3:367(16) İbni Mâce Fiten: 33.(17) Müslim Fiten: 110; Ebu Davud Melahim: 14; Tirmizî Fiten: 59; Müsned 6:455-456.(18) Nursî Şuâlar s. 506. Kur'ân "Deccal"den bahsediyor mu? Bilindiği gibi Kur'ân'da herşey bulunur. Ama bunu Kur'ân makam gereği bazan açıkça doğrudan bazan da gizlice işaretle ve dolaylı olarak anlatır. Deccaldan da doğrudan olmasa da dolaylı olarak ve işaretle bahsettiğini görüyoruz. Âlimler Hz. İsa'nın çarmıha gerilmeyip gökyüzüne çıkarıldığını bildiren âyetin hemen peşinden gelen ifadelerde “And olsun ki Ehl-i Kitaptan hiçbir kimse yoktur ki ölümden önce İsa'nın hak peygamber olduğuna îman etmesin" meâlindeki Nisa Sûresinin 159. âyetinde geçen "ölümden önce" ifadesinin tefsirinde şu ifadelere yer vermişlerdir: "Âhirzaman geldiğinde Hz. İsa yeryüzüne inecek ihtilâfa düşen Ehl-i Kitap da ona inanacaktır. Kıyamet kopmadan önce ona iftiraya kalkacak derecede ileri giden Yahudîlerle ilâh diyecek derecede ifrat eden Hıristiyanların iftiralarında yalancı oldukları ortaya çıkacaktır.Hz. İsa'nın inmesi söz konusu olduğuna göre mücadele edeceği Deccala da otomatik olarak işaret edilmiş olmaktadır. İki zıttan birinden bahsedip diğerinden söz etmemek Arapların âdetidir." (1) Kıyamet alâmetlerinden bahseden ve önemli bir Kıyamet alâmeti olan Deccala "Rabbinin bazı âyetleri geldiği gün"(2) âyetinde de işaret edilmiştir. Birçok müfessir de "O Kıyamete bir alâmettir."(3) âyetinin Deccala işaret ettiğini bildirmişlerdir.“Zamanımızın fitnesi en büyük fitne olduğundan hem müteaddit hadisler hem çok işârât-ı Kur’âniye aynı tarihiyle haber veriyorlar." (4) diyen “Herbir âyetin mütaddit mânâları herbir mânânın küllî ve her asırda efradı bulunduğunu” belirten birçok âyetin işarî olarak asrımıza baktığını “O küllî mânâda asrımız bir ferttir. Fakat hususiyet kesb etmiş ki ona tarihiyle bakar” diyen "asrımızın dehşetli fitnelere sahne olduğunu söyleyen" (5) Bediüzzaman’ın Şuâlar'da kaydettiğine göre "Hayır muhakkak insan azgınlaşır" âyet-i kerimesi hem mânâ hem de cifir hesabıyla o dehşetli şahsın hem zamanına hem de şahsına işaret etmektedir.(7)Bediüzzaman Şuâlar’da Felak Sûresinin bu asra bakan bir tefsirini yaparken de yokluk âlemleri hesabına çalışan şerîrlerden insî ve cinnî şeytanlardan muhafazayı emreden sûrenin her asra olduğu gibi acip asrımıza da işarî mânâsıyla hem de daha çok ve daha açık şekilde baktığını belirtmektedir. Âyetlerin cifir hesabı ve mânâ yönüyle tahlil ve tefsirini yaparken sûrede “şer” kelimesinin dört defa tekrar edilmesinin “asrın emsalsiz dört dehşetli ve fırtınalı maddî ve mânevî şerlerine ve inkılâplarına ve mübarezelerine aynı tarih ile parmak basıp “Bunlardan çekininiz” diye emrettiğini ve bunun Kur’ân’a yakışır tarzda bir irşad-ı gaybî olduğunu ifade etmektedir. Aynı yerde sûrenin ecnebî antlaşmaların icbariyle önemli sarsıntılar ve felsefenin tahakkümüyle dindar millette ehemmiyetli tahavvüller meydana geleceğine hem cifir hem de mânâ olarak işaret ettiğini de bildirmektedir. Ayrıca sûre zamanlarının birer Deccalı olan dehşetli Cengiz ve Hülagu fitnesine işaret ettiği gibi asrımızın maddî mânevî şerlerine de baktırmaktadır.Âyetü’l-Kürsî’den hemen sonra gelen Bakara Sûresinin 256. âyetinde de asrımızın bu dehşetli tahribatlarına hem cifir hesabı hem de mânâ olarak dikkat çekilmektedir.(9)Ayrıca Bediüzzaman “Onlar Allah’ın nurunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nurunu tamamlamaktan başka birşeye razı olmaz—kâfirler hoşlanmasalar da” meâlindeki Tevbe Sûresinin 32. âyetinin asrımıza bakan işaretlerini anlatırken de Deccal ve komitesine işaretler çıkarmaktadır. Bu tesbite göre Avrupa zâlimleri devlet-i İslâmiyenin nurunu söndürmek niyetiyle müthiş bir sûikast plânı yaparlar. Türkiye hamiyetperverleri ise 1324’te Hürriyeti ilân ederek o plânı akîm bırakmaya çalışır. Bundan altı yedi sene sonra Birinci Cihan Savaşı sonunda yine o sûikast niyetiyle Sevr Antlaşmasıyla Kur’ân’ın zararına gâyet ağır şartlarla kâfirâne fikirlerini icra etme plânlarını yaparlar. Bunu akîm bırakmak için de Türk milliyetperverleri Cumhuriyeti ilânla mukabeleye çalışmışlardır. İşte âyet cifir hesabıyla bu plânın yapıldığı tarihe yani Hicrî 1324-34-54’e tam tamına tevafuk ederken aynı zamanda bu herc ü mercte Kur’ân nurunu muhafazaya çalışan fedâkârlara da işaret etmektedir. Ayrıca âyet cifir hesabıyla 1284 tarihinde Avrupa kâfirlerinin devlet-i İslâmiyenin nurunu söndürmek niyetiyle on sene sonra Rusları tahrik edip meş’ûm doksan üç harbiyle âlem-i İslâmın parlak nuruna geçici bir bulut perde edişlerine Mevlânâ Halid’in şakirdleriyle bu bulut zulümâtını dağıtışlarına remzen parmak basmaktadır. Sonra da şu kayıt yer alır: “Eğer şeddeli lâmlar ve ‘mim’ ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümâtı dağıtacak zâtlar ise Hz. Mehdînin şâkirdleri olabilir.”(10)Hz. Mehdînin hizmetinin söz konusu olduğu yerde Deccal da icraatını sürdürüyor demektir. Onun mânevî tahribatına ancak mânevî tahribatla karşı konulabilir. Ayrıca İslâm âlimlerinin Kur'ân'da tağut Calut Sâmirî gibi örnekleri Deccal'ın bir proto-tipi olarak kabul ettiklerini de burada belirtelim.Görüldüğü gibi Deccal Kur'ân'da açıkça yer almamaktadır. Ancak ona işaret eden birçok âyet-i kerime bulunmaktadır. Deccalın Kur'ân'da açıkça zikredilmeyiş hikmetini ise âlimler şöyle yorumlarlar: “İslâmın iki ana kaynağı vardır. Birincisi Kur’ân ikincisi Sünnet. Deccaldan Kur’ân açıkça söz etmiyorsa da birçok hadis-i şerifte onun varlığından açık açık bahsedilmektedir. Bazan açık seçik olan şeyleri ikinci bir defa zikretmeye gerek duyulmamaktadır.”---------------------------- (1) İbni Kesir Nihayetü’l-Bidaye (Riyad: Muhammed Fehim nşr. 1968) .I:153; el-Askalânî Fethu’l-Bârî XIII:98.(2) En’âm Sûresi 59.(3) ez-Zuhruf 67. (4) Şuâlar s. 293.(5) A.g.e. s. 240.Alak Sûresi 6.(7) Şuâlar s. 514-515. A.g.e. s. 238-241. (9) A.g.e. s. 242.(10) A.g.e. s. 619-620. |
| |
| | #2 |
| | DECCAL Sonlu sınırlı bir Tanrı! Sağ gözü kör yâni Hakk’ı-gerçeği görmekten perdeli sahip olacağı olağanüstü güçlerle insanları kendine tapındıracak YÜCE RAB olduğunu iddia edecek varlık!!!"Deccal" adı verilmiş bulunan bu yaratık bize naklolunan bilgilere göre birtakım olağanüstü şeyleri insanlara gösterecek ve kendisine inanılmasını isteyecektir...Kudret sıfatı da en geniş şekliyle Deccal'da açığa çıkacaktır! DECCÂLİYET Deccal kelimesini “Deccâliyet” olarak anlamak gerekir. İşlevi; ‘’ak’’ı kara ‘’doğru’’yu yanlış ‘’cennet’’i cehennem göstermektir! Kısacası “Deccâliyet” her gerçeği saptırma olduğunun aksine gösterme ve kabul ettirme işlevidir’!DECCAL EN BÜYÜK YALANCIDIR! (Soru: Bir Hadis’te: “Deccal en büyük yalancıdır.” diyor... Niçin?.) Bir mahlûkun bütün yaratılmışları var eden bir TANRI olduğunu iddia etmesinden daha büyük yalan olabilir mi?...DECCAL FİTNESİ Sağ gözü kör yâni hakkı gerçeği görmekten perdeli sahip olacağı olağanüstü güçlerle insanları kendine tapındıracak YÜCE RAB olduğunu iddia edecek varlık!!!.Allah'ın sünneti olduğu üzere önce insanları ALLAH'a inanmaya O'nun SONSUZ-SINIRSIZ TEK olduğuna; tapınılacak bir TANRI olmadığına her türlü şekil renk ışık ve bu tür kavramlardan münezzeh yüce bilgi ve güç sahibi evrenüstü enerji üstü bir kavram olduğuna işaret edip uyaracak olan "MEHDİ" lâkablı kişi çıkacak. Arkasından da bu anlayışın imtihanına tâbi tutulmak üzere insanlar DECCAL ortaya çıkacak; ve insanların asırlardır tapındıkları gökyüzündeki TANRISI olduğunu bildirecek ve onları kendine tapınmaya kendi TANRI'lığını kabul etmeye davet edecek."MEHDİ"nin açıkladığı ALLAH kavramını idrâk etmiş olanlar bu gerçeği farkettikleri için ne kadar olağanüstü olaylar ortaya koyarsa koysun DECCAL lâkablı TANRI"lık iddiasındaki varlığa inanmayacaklar ve Hazreti Muhammed'in Kur'ân-ı Kerîm ile bildirmiş olduğu esaslara bağlı kalarak ölümötesi yaşama geçeceklerdir.Kur'ân-ı Kerîm'de "İHLÂS" sûresinde açıklanan "ALLAH" kavramının manâsını anlamamış; kafasında yarattığı bir TANRI'ya "ALLAH" ismini etiketliyerek yönelen insanlar ise tasavvurlarındaki gökte bir yerde yaşayan TANRI'larını karşılarında bulunca hemen O'na koşacaklar ve sonuçta kendilerine yapılan uyarıya kulak vermemenin cezasını büyük bir hüsran ile alacaklardır.DECCAL NEREDE ÇIKAR? "Deccal bireyin bilincinde açığa çıkar!. Deccal bireyin karşısına çıkar!. Deccal bir ülkede toplumun karşısına çıkar!. Deccal tüm dünyanın karşısına çıkar!."HER İNSAN YAŞAMINDA DECCAL FİTNESİYLE KARŞI KARŞIYA KALIR Düşünmeyiz ki her insan Deccal fitnesiyle karşı karşıya kalır yaşamında! Bekleriz hep kıyâmet öncesinde gelecek sağ gözü kör Deccal’i! “Deccal”ın kişinin kendisini “Allah”tan ve “hilâfetten” alakoyan dünyası olduğunu; dünya zevkleri için beyin çalıştırmanın “Deccalin Cennetini seçmek”; ölümötesi yaşama hazırlanmak “fiysebilillah” yaşamak ve “halifelik” sırrına ermenin de “Deccalin cehennemini göze alıp içine atlamak” olduğunu farketmeyiz bile!Çünkü bu konuları hobi olarak veya vicdanımızı rahatlatacak kılıflar olarak ele alıp; haftada bir kaç saat bu konuyla ilgilenerek muhteşem bir şekilde kendimizi aldatırız!DECCALİN SÖZCÜLERİ İlme yönelen kişi ve kişilikle uğraşmaz ilmin gereğini yaşar. Vehmin hükmü altında olan kişi ise ilmi bir yere bırakır kişi ve kişilikle uğraşır. Eğer kişi ve kişilikle uğraşıyorsa bilecek ki o anda vehme tâbi. Tasavvufi tâbirle şeytana tâbi. Yok eğer ilme tâbi ise o zaman bugün bir çok insan var toplumda özellikle bu ülkede şöyle fikir öne süren:“Efendim Hazreti Muhammed sekiz tane hanım almış on tane hanım almış bu kadar hanıma düşkün bir insanın nasıl Rasûl olması söz konusu olabilirmiş?.” Rasûlullah diyor ki; “Yarın ölmeyeceksin diri diri mezara gireceksin!. Ölüm ötesinde seni böyle bir yaşam bekliyor. O yaşama göre kendini hazırla!.”Öteki ahmak da diyor ki: “Rasûl sekiz tane hanım almış. Ben Onu dinlemem!.” Dinlemezsen dinleme!. Sen Onu dinlemiyorsun diye Rasûlullah’ın bir kaybı mı var?. O sana sadece uyarıda bulunuyor; “Böyle bir olay böyle bir hesap seni bekliyor. O yaşama göre kendini hazırla!.” diyor.Sen tutup da Onun yemesi-içmesi ile oturması-kalkması ile evlenmesi ile vaktini harcarsan boş konuşmuş olursun!. Kaybı da bunun sana olur!. Rasûlullah’ın kaybedeceği bir şey yok!. O kendi için senden bir şey istemiyor ki anlayışı kıt!.Demek ki önemli olan ilimle ilgilenmektir. Kişi ve kişisel yaşamla değil!. Kişi ve kişilikle uğraşmaya seni gerek vehmin veya gerekse çevren yönlendirir. Böyle konuşanlar “Deccal”ın sözcüleridir!. Orada senin diyeceğin şey; “Arkadaş kişiyi bırak bana ilmi eleştir!. Kişi benim için önemli değil!. Ben bugün varım yarın yokum. O kişi de bugün var yarın yok!. Kişiden bana ne?. Sen bana bu ilmi eleştir!. Gücün yetiyorsa!.. Eleştirebiliyorsan eleştir; eleştiremiyorsan o zaman şeytanlık yapıyorsun demektir.” Şu hanım az evvel çok kısa bir örnek verdi. “Ben kaç sene efendi şeyhime gittim. Bize nâfile ibadetlerin bir çoğunun gereksiz olduğunu söyledi. Ben yapmam gereken bu ibadetleri yapamadığım için boşa geçirdim zamanımı demek ki!. Şimdi ne olacak?.”Ne olacak!. Kayıp kayıptır. Yanlış adresten yanlış bilgi aldın!. Bunun sonucu da senin kaybındır. Telâfi etme şansın yok!. Kişinin geçmişi telâfi etme şansı yok. Bunu baştan beri söylüyorum!. İnsanlar hataya yatkın varlıklar. Bunu biliyoruz. Dünden ibret alıp ona göre yarını değerlendirmeliyiz.Dün seni yanıltan kişi yarın da yanıltacak demektir. O zaman ona karşı panjurunu indireceksin. Başka yolu yok!.SAHTE DECCALLER Hz. Rasûlullah’ın bir açıklamasına göre gerçek DECCAL çıkmadan önce 30`a yakın sahte DECCAL ortaya çıkacak ve bunlar kendilerinin "PEYGAMBER" olduklarını iddia edeceklerdir...Bu da her orijinalin öncesinde ve sonrasında yan dalgalardan oluşan sahtelerin ortaya çıkacağına işaret etmektedir... Ancak İslâm Dini kaynaklarına göre esas DECCAL`dan önce 30`a yakın sahte Deccal türeyecek ve bunlar PEYGAMBER OLDUKLARINI çevrelerine bildirecek; telkin edecek; kendilerine bu şekilde inanılmasını isteyerek bir takım şeylerin yapılmasını veya yapılmamasını emredecektir. En son gelecek olan hakiki DECCAL ise TANRI olduğunu iddia edecek; ve kendisine tapınılmasını isteyecektir bir takım olağanüstü olaylar da göstererek!Evet işte bu sebeple ister istemez şimdi hatırımıza bu hakiki Deccal`dan önce türeyecek ve Peygamberliklerini iddia edecek olan 30`a yakın sunî Deccal`lar gelmektedir...Çünkü gerek Türkiye`de ve gerekse dünyanın çeşitli yerlerinde insanları hümanist gayeler perdesi arkasında aldatıp çevresine toplayan CİNler; ya kendilerini ya da o grupların önde gelen isimlerinden birisini çevresindekilere bir "modern PEYGAMBER" edâsıyla takdim etmekte; O`nun her dilediğinin kesinlikle yapılmasını istemekte; ve o grubun Türkiye`nin öncü veya önderleri olacağını öne sürmektedirler. Ki bu da yukarıda verdiğimiz "MEHDİ" akîdesinin değişik bir şekilde ortaya çıkışıdır.Hattâ tesbitlerimize göre bugün dünya üzerinde bu gruplara katılmış olanlardan öyle kişiler vardır ki Hasan Sabah`ın esrarkeş derviş(!)leri gibi kendilerine verilen emirlere gözünü bile kırpmadan adam öldürecek yapıya girmişlerdir.Halbuki bu grupları dikkatle inceleyen; konuşmaları verilen bilgileri mantık süzgecinden geçiren bir kişi çok sayıda çelişkili ve yanlış bilgilere rastlayabilir;Gerek ilmî ve gerekse gayba ait konularda sorulan suallerin cevapları genellikle palavradır ve nazarı dikkate alınmaktan uzaktır... Geleceğe dönük sorulan suallere ise daima kaypak muğlak geniş zaman ölçülerini içine alan kesin rakamlardan çok öte bir durumdadır.En büyük adam kandırma usülleri aralarına katılanların o günlerde yaptığı bir takım gizli işleri ifşa etmek ve onu bu şekilde teşhir etmektir.Bu gruplara katılanların durumları ve bilgileri yakından incelenirse her biri de dini bilgilerden hele RUH CİN hakkındaki bilgilerden tamamıyla uzaktır; ve bunları inkâr edici bir yapıya sahiptirler... Ve bu yüzden de göremedikleri bir takım yaratıklara âdeta kurban olmuşlardır.Burada anti parantez ilâve edelim ki bu grupların pek çoğunun temasta oldukları CİNLER BU KİTABIN YAYINLANMASINDAN SONRA DERHAL BİRER TEBLİĞ ÇIKARTARAK BU KİTABIN KENDİ İNANANLARINCA OKUNMASINI YASAKLAMIŞLARDIR! Çünkü bu kitabı okuyanlar hiç şüphesiz ki onların içyüzünü görecek; tam deyimiyle onların ne mal(!) olduğunu anlayacaklardır.Nitekim bu gibi gruplara bağlı olanlardan "ALLAH"a inandığını söyleyenlerin bazılarının yaptıkları ibadetler incelendiğinde bu durumları çok açık bir şekilde ortaya çıkar; Meselâ bunlardan bir kısmı namaz (!) kılarlar... Günde üç veya bir defa! Ve de AYAKTA! Yani RÜKÛSUZ SECDESİZ! Bazıları da sadece secde ile!Sadaka verirler!!! Ve bu verdikleri sadaka karşılığında da bütün günahları affolunur... Elbette o kendilerini yöneten büyük RUH(!) tarafından! Sonra bir yandan günah işlerler suç işlerler diğer yandan da sadaka dağıtarak bu günahlarından suçlarından beraat ederler!!!Kısacası o grubu yöneten CİN hangi dine yakınlık duyuyorsa; veya o gruba gelenler çoğunlukla hangi dine yakın veya yatkın ise orada genellikle o dine yakın hükümler geçerlidir ve o dine yakın kurallarla hüküm verilir.Üstelik bu gruplardan öyleleri de vardır ki hastaları iyi etmek gayesiyle bir kısım halktan yüzmilyonlarca para alırlar... Çeşitli sebeplerden dolayı içlerinde iyi olan bir kaç hasta varsa da bunun oranı % 2-3`ü geçmez.Ve bu yolda binlerle iyi niyetli temiz saf Hakk’ı ve Hakikati arayan insan kandırılıp tavlanmış ve saptırılmış olur.DECCAL’DEN DAHA ŞERLİ OLANLAR Deccal açık açık “ALLAH” olduğunu ilân ederek geleceği için onu tanımak ilim sahipleri için hiç zor olmaz... Bu sebepten de onun fazla bir korkulacak yanı yoktur.Kurân‘da anlatılan "ALLAH" gerçeğini idrâk edenlerin Deccal’a inanması mümkün değildir...Ama ondan evvel 30 a yakın sahte Deccal’in; yâni insanlara yanlışı doğru imiş gibi gösterenlerin geleceğinden söz ediyor Allah Rasûlü... Ki ‘’işte bu esas tehlikeli olandır’’ demek istiyor anladığım kadarıyla. Çünkü onlar sûreti Hakk’tan görünerek insanları yanlışa sürükleyecektir.(Soru: Rasûlullah aleyhisselâm diyor ki: "En çok korktuğum Deccal'den başkalarıdır sizin için; Deccal'den daha çok başka şerlilerden korkarım." Başka şerlilerle kastedilen nedir Üstadım?)Deccal açık açık tanrı olduğunu ilân ederek geleceği için onu tanımak ilim sahipleri için hiç zor olmaz... Bu sebepten de onun fazla bir korkulacak yanı yoktur.... Kurân’da anlatılan "ALLAH" gerçeğini idrâk edenlerin Deccal’a inanması mümkün değildir... Ama ondan evvel otuza yakın sahte Deccal’in; yani insanlara yanlışı doğru imiş gibi gösterenlerin geleceğinden söz ediyor ki Allah Rasûlu işte bu esas tehlikeli olandır demek istiyor anladığım kadarıyla... Çünkü onlar sûreti Hakk’tan görünerek insanları yanlışa sürükleyecektir.RUHLARINI VARLIKLARINI BENLİKLERİNİ![]() BÖYLESİNE “DECCALİYET”E SATAN YA DA KİRALAYAN BİR TOPLULUK GÖRÜLMEMİŞTİR! 2000 devrimini hayâllerinde öteden bir balon olarak düşünenler hâlâ o balonun gökten inmesini bekliyorlar… Ya da bir UFO’nun gelmesini… Devrimlerin tüm şiddetiyle başladığının farkında değil kimse çünkü başka türlü hayâl ediliyor ve bekleniyordu!Önce gecenin zulmeti sonra günün aydınlığı gelir! Şu değişime bir bakın ve görmeye çalışın... Akı kara karayı ak; doğruyu yanlış yanlışı doğru; realiteyi sapma sapıklığı realite; soyanı sömüreni yüce doğruları yazanı hakkını arayanı ÖCÜ “tukaka” gösteren DECCÂLİYET adamlarıyla her yanı sarmış her şeye hâkim duruma gelmiş; hâlâ topraktan fırlayacak ya da uzaydan gelecek bir DECCAL bekliyorlar! Gelecek olanı bundan daha ne beterini getirecek ki! Pes!… Yuh OLSUN!… Bu ne basiretsizlik! Bu ne kadar hayâl dünyasında yaşamak!…İnsanlık tarihinde değerlerin bu kadar ters-yüz edildiği bir devir yaşanmamıştır! Ruhlarını varlıklarını benliklerini böylesine “Deccâliyete” satan ya da kiralayan bir topluluk görülmemiştir! Deccal devrinde olacakları söylenenlerin neredeyse hepsi gerçekleşmiş… İnsanlar cennet diye cehenneme davet ediliyor; cehennem cennet gösteriliyor; cennetse cehennem!…. Ve hâlâ daha DECCAL bekleniyor!Not: Hadiste 30 a yakın sahte Deccalden bahsediliyor gerçeği öncesi çıkacak dünyanın çeşitli ülkelerinde. Bu “deccaliyet”te olabilir kanâatimce. DECCAL İLMİ İLE İSA ALEYHİSSELÂM İLMİ ARASINDAKİ FARK “Kudret” sıfat mertebesidir. Muhammedî ilim ise Zât’tan gelir!Sıfat mertebesinin kemâlâtından ve kudret sıfatının özelliklerini açığa çıkarabilecek şekilde yaratılan İsa aleyhisselâm zaten bu yüzden “kudret” sıfatıyla zâhir olmuştur; bu yüzden de getirdiği ilim anlaşılmamıştır. İlmin anlaşılır olması için o kişinin fıtratının ilim sıfatından programlanması gerekir!Deccal ise ilimde işin hakikatına ilmen vâkıf olmasına rağmen programı itibariyle kudret zuhûruyla gelecektir..Deccal ilmi ile İsa aleyhisselâm İlmi arasındaki fark ise şudur; İsa (a.s) enfüsî kemâlâta sahip olarak hakikata vâkıf olmuştur; bu yüzden insanları ALLAH'a; semânın krallığına yâni düşünsel boyutun özelliklerine davet etmiştir... Buna karşılık Deccal ise âfâki boyuttan seyirle hakikatına vâkıf olmuş bu yüzden de kendisinde açığa çıkan “kudret sıfatı “ desteğiyle de insanları kendine tapmaya dâvet etmiştir!İnsan hakikatı yalnızca âfâktan alırsa; enfüste seyrini tamamlayamaz ise ona da deccalleşme tehlikesi baş gösterir.Bilmem açıklayabildik mi? "Âfâkta" algılamaktan anlatmak istediğim şu; Kesret=çokluk boyutunda bütün varlıkların aslında TEK varlık olduğunu farkederek kendisinde o çokluktaki tek varlığın kudretini farkedip açığa çıkarmak."Enfüste" algılamak ise nefsinin hakikatının Mutlak "TEK"e ait olduğunu farkederek herkesi kendi hakikatını tanımaya dâvet etmek...DECCAL’İ YERYÜZÜNDEN KALDIRACAK ŞAHIS ![]() İSA ALEYHİSSELÂMDIR! Ve DECCAL'ı yeryüzünden kaldıracak olan şahıs da Hazreti İSA aleyhisselâmdır. İSA aleyhisselâmın gelip gelmeyeceği ya da ne şekilde geleceği konusunda bir hayli fazla spekülasyonlar yapılmaktadır. Biz Cenâb-ı Hakk’ın verdiği ilim ve eriştirdiği müşahede nisbetinde düşüncemizi arzedelim belki meraklılarına faydalı olur.Nakledilir ki Hazreti İSA yeryüzünden ayrılmadan önce "İki bin sene sonra tekrar aranıza döneceğim" demiştir.Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ise Kur’ân-ı Kerîm’den sonra gelen en itibarlı hadîs kitaplarında kesinlikle vurgulandığı bir biçimde İSA aleyhisselâmın yeryüzüne ineceğini ve DECCAL’i yok edeceğini açıklamıştır. DECCAL’İN CEHENNEMİNE ATLAYAN BİLİNÇ BOYUTUNDA KENDİNİ BULMAYA BAŞLAR… DECCAL’İN YALANCI CENNETİNE GİREN İSE EMMARE BATAĞINDA BOĞULUR GİDER! Kişi Nefsi yönünden Rabbını bilir ve tanır. Daha doğrusu Rubûbiyet mertebesinin "Nefs" adı altındaki zuhûrunu idrak eder. Bunu müşahede ettiği zamanda Nefs "Mâdem ki ben Rabbım dilediğimi yaparım." düşüncesine kapılır!"Mâdem ki Hakk benim! Benim dışımda bir Tanrı yok öyleyse Hakk dilediğini yapar" der; bedensel istek ve arzular doğrultusunda yaşamaya başlayıp sigaraya başlar içkiye başlar; zinayı mübah görür; kumar oynar ve tüm mânevî değerlere boşverir! İşte bu Deccal`a tâbi olup O`nun yalancı cennetine girmek diye tanımlanır ehli kemâl tarafından tasavvufta! Bu haliyle Nefs eğer tabiat ve şartlanmalarından tam hakkıyla arınamamışsa; kendini gerçek boyutlarıyla tanıyamamışsa; kendini bu beden olarak tanıma hâlindan arınamamışsa; diğer bir anlatım ile Bilinç tam bir arınışa tâbi olmamışsa; kişinin kendini bu beden olarak kabul etmesinin ve "Hakk"lığı bedenine vermesinin neticesinde tamamen tabii-bedenî zevklere düşer! "“MÜLHİME" bilincinin zirvesinden "EMMARE" batağına saplanarak boğulur gider! Bu hususu İnsan-ı Kâmil mertebesindeki Abdülkerim Ceyli "İnsan-ı Kâmil" isimli eserinde şöyle anlatır :"Tabiatın icabı olan uygunsuz işleri bırakmak onunla olan bağları yok edip kesmek sûretiyle Nefse muhalefet etmek Deccal'in sağına aldığı |