| |
| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
| | Sahip bulunduğu ilim hazinelerine karşılık “dünya” için “din”ini satan âhiretini dünyaya değişen ve bu doğrultuda azgın yöneticiler ve tâğutlarla işbirliği yapan onlara hizmet veren dini ve bilimi âlet edip kullanarak insanları zâlimlerin buyruğuna ve boyunduruğuna sokan kimliği simgeleyen bir addır Bel’am. Tâbiri câizse Allah’ın peygamberine Allah'ın dinine karşı Allah adına mücâdele veren ve halk katındaki itibarını bahane ederek tevhid mücâdelesine karşı direnen bir azgın! Bir kısım müfessirler bu âyetin Ümeyye bin Ebi’s-Salt hakkında nâzil olduğunu beyan etmişlerdir. Bu kişinin de Hz. Muhammed (s.a.s.)’e nübüvvet görevi verilmeden önce “hanif”lerden olduğu Allah’ın kısa bir süre içerisinde peygamber göndereceğini söyleyip durduğu halde gurura kapılıp ona iman etmediği bilinmektedir. Rivâyetlerdeki ortak yön muayyen bir şahsı tariften çok onun prototip karakterini ortaya koymasıdır. Nüzul sebebinin husûsî olması hükmün umûmî olmasına engel değildir. Kıyâmete kadar Bel’am’ın vazifesini yapan “Bel’am” tipi bu karakterin yapısı ortaya konulmaktadır. İnsanları “Allah adını kullanarak” aldatan hevâ ve heveslerini tatmin için tevhid akidesini tahrip eden Bel’am’ın etkisi korkunçtur.Bel’am; Firavun’un ilkelerini Allah’ın dini adına muhâfaza eden bir mel’undur. Her düzenin bir sâdık bekçisi vardır. Tâğûtî düzenin sâdık bekçisi ise hiç şüphesiz Bel’am’dır. Câhiliyye düzeninde Bel’am sadece bir kişi değil; bir çetedir. Evet Bel’amlar çetesi tâğûtî düzen tarafından örgütlenmiş bulunan bir haydutlar çetesidir. Bel'amlar çetesi tâğûtî düzen içerisindeki kiralık din bezirgânlarıdır. Tabii ki bunları kiralayan tâğûtî düzenin kendisidir. Bu Bel'amlar çetesinin kökü Firavun düzenine dayanır. Bel'amlar çetesinin ilk reisi Bel'am bin Baura'dır. 7/A'râf sûresindeki âyetleri dikkate alarak Bel'am'ın vasıflarını şöyle sıralamak mümkündür: Bel'am Allah'ın âyetlerini bilen bir âlimdir.Bel'am Bildiği Allah'ın âyetleriyle amel etmekten vazgeçip bunların yerine şeytanın rehberliğine sığınan kimsedir. Bel'am Allah'ın rızâsı yerine gazâbına müstahak olmuştur. Bel'am dünyevî menfaat için imanını ve ilmini satan bir din hâinidir.Bel'am Firavunî düzeni devirmeye çalışan muvahhidlere hırlayan bir köpektir.Bel'am Allah'a tâbi olmak yerine kendi hevâsına tâbi olmuştur.Bel'am Allah'ın yasalarını yalanlaması nedeniyle köpeğe benzetilmiştir.Bel'am sadece Firavun dönemine mahsus bir şahsiyet değildir. Aksine ümmet-i Muhammed içerisinde de ortaya çıkmış ve daha da çıkacak olan bir şahsiyettir.Bel'am ümmet-i Muhammed'e düşman ümmet-i Muhammed de Bel'am'a düşmandır.Bel'am Hz. Muhammed (s.a.s.) tarafından kötülüğü beşeriyete bildirilen bir fitne ve fesad odağıdır.Bu vasıflar kimde bulunursa o bir Bel'am'dır. Câhiliyye düzeninin kuşatması altındaki toplumlarda devlete bağlı bir din vardır. Bu devlete bağlı dinin mümessilleri Bel'amlardır. Bu Bel'amlar her yerde ve her zaman dine bağlı devlet anlayışına karşı savaşırlar. Tâğûtî düzenin her türlü icraatını İslâm'ın mührüyle mühürlemeye çalışırlar. Tâğûtî düzenin kapılarında ev sahibinden kemik bekleyen köpekler gibi kuyruk sallarlar. Tâğûtî düzenin hatırı için İslâm dinine eklemede ve çıkarmada bulunurlar. Kur’ân-ı Kerim’de Bel’am Karakteri; Sorumlu ve Sorunlu Âlimler "...Âyetlerimi az bir karşılık ile satmayın yalnız Benden korkun. Hakkı bâtıl ile karıştırmayın bilip dururken hakkı gizlemeyin." (2/Bakara 41-42)"(Ey bilginler!) Siz Kitab'ı okuduğunuz (gerçekleri bildiğiniz) halde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" (2/Bakara 44)"Ey iman edenler onların (yahûdilerin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra bile bile onu tahrif ederlerdi/değiştirirlerdi." (2/Bakara 75) "Elleriyle Kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için 'Bu Allah katındandır' diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü yazıklar olsun onlara!" (2/Bakara 79)“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası dünya hayatında ancak rezilliktir. Kıyâmet gününde ise (onlar) azâbın en şiddetlisine itilirler. Allah yapmakta olduklarınızdan asla gâfil değildir.” (2/Bakara 85) “İşte onlar âhireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hiç hafifletilmez ve onlara hiç yardım edilmez.” (2/Bakara 86) "İndirdiğimiz açık delilleri ve hidâyeti Biz kitap'da insanlara açıkça belirttikten sonra gizleyenler var ya; işte onlara hem Allah lânet eder hem de bütün lânet edebilenler lânet eder. Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıklayanlar başkadır; onları bağışlarım. Çünkü Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça merhamet edenim." (2/Bakara 159-160)"Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir şeyi gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu işte onların yiyip de karınlarına doldurdukları ateşten başka bir şey değildir. Kıyâmet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır. Onlar doğru yol karşılığında sapıklığı mağfiret bedeli olarak da azâbı satın almış kimselerdir. Onlar ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar! O azâbın sebebi Allah'ın Kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. (Buna rağmen farklı yorum yapıp) Kitap'ta ayrılığa düşenler elbette derin bir anlaşmazlığın içine düşmüşlerdir." (2/Bakara 174-176)"Ey ehl-i kitap! Neden hakka bâtılı karıştırıyor ve bile bile hakkı/gerçeği gizliyorsunuz?" (3/Âl-i İmran 71)"Allah kendilerine Kitap verilenlerden 'Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız onu gizlemeyeceksiniz' diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alışveriş ne kadar kötü!" (3/Âl-i İmran 187)"Ehl-i Kitap'tan öyleleri var ki Allah'a size ve kendilerine indirilene tam bir samimiyet-le ve Allah'a boyun eğerek iman ederler. Allah'ın âyetlerini az bir paraya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında ücretleri/ecirleri vardır. Şüphesiz Allah hesabı çabuk olandır." (3/Âl-i İmran 199)"...İnsanlardan korkmayın Benden korkun. Âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir." (5/Mâide 44) "Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah kâfirler topluluğuna hidâyet etmez/rehberlik yapmaz." (5/Mâide 67)“İsrâiloğullarından kâfir olanlar Dâvud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır. Onlar işledikleri münkerden/kötülükten birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!” (5/Maide 78-79)"Âyetlerimiz hakkında (ileri geri konuşmaya) dalanları gördüğünde onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak ol (meclislerini terket). Eğer şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (hemen kalk) o zâlimler topluluğu ile oturma." (6/En'âm 68) bk. 4/Nisâ 140"İçlerinden bir topluluk 'Allah'ın helâk edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?' dedi. (Öğüt verenler de) dediler ki: 'Rabbinize mâzeret (beyan etmek) için bir de belki sakınırlar diye (öğüt veriyoruz). Onlar kendilerine verilen öğütleri unutunca Biz de kötülükten men edenleri kurtardık zulmedenleri yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık." (7/A'râf 164-165)"Onların ardından (âyetleri tahrif karşılığında) şu değersiz dünya malını alıp 'nasıl olsa bağışlanacağız' diyerek Kitab'a vâris olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Acaba Allah'a karşı haktan/gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o Kitabın hükmü üzere mîsak/kuvvetli söz alınmamış mıydı ve onlar Kitab'ın içindekini ders edinip okumadılar mı? Halbuki âhiret yurdu takvâ sahipleri/Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?" (7/A'râf 169)“Onlara (Yahûdilere) kendisine âyetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan o yüzden de şeytanın tâkibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin (Bel’am’ın) haberini oku. Dileseydik elbette onu âyetlerle yükseltirdik. Fakat o yere saplandı ve hevâsınınn/hevesinin peşine düştü. Onun durumu üstüne varsan da kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu budur. Bu kıssayı anlat umulur ki düşünür ibret alırlar.”Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmekte olan kavmin durumu ne kötüdür!” Allah kimi hidâyete erdirirse doğru yolu bulan odur. Kimi de saptırırsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.” (7/A’râf 175-178)"Ey iman edenler (biliniz ki) hahamlardan (yahûdi bilginlerinden) ve (hıristiyan) râhiplerden birçoğu insanların mallarını bâtıl/haksız yollarla yerler ve onları Allah'ın yolundan men ederler. Altın ve gümüşü yığıp biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlara hemen acıklı bir azâbı müjdele!" (9/Tevbe 34)"(Sizden olduklarına dair yemin eden) Münâfık erkekler ve münâfık kadınlar (sizden değil) birbirlerindendir. Çünkü onlar münkeri/kötülüğü emreder ma'rûftan/iyilikten alıkorlar (siz ise iyiliği emreder kötülükten alıkorsunuz) ve onlar ellerini sıkı tutarlar (Allah için infak edip harcamak husûsunda cimrilik gösterirler). Allah'ı unuttular Allah da onları unuttu. Çünkü münâfıklar fâsıkların ta kendileridir." (9/Tevbe 67)"Dediler ki 'Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları) yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın.' Dedi ki: 'Ey kavmim! Eğer benim Rabbim tarafından (verilmiş) apaçık bir delilim varsa ve O bana tarafından güzel bir rızık vermişse buna ne dersiniz? Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam ancak Allah'ın yardımı iledir. Yalnız O'na dayandım ve yalnız O'na döneceğim." (11/Hûd 87-88)"(Ey Rasûlüm) Buna karşı (yaptığın tebliğ ve imana dâvetten dolayı) onlardan bir ücret de istemiyorsun. O Kur'an bütün âlemlere ancak bir nasihattir." (12/Yûsuf 104). Rasûlullah'ın tebliğine karşı ücret istememesi ile ilgili olarak benzer ifadeler için bkz. 42/Şûrâ 23; 38/Sâd 86; 34/Sebe' 47; 6/En'am 90. "(Müşrikler ) sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere Bize isnat etmen için seni neredeyse sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi. Eğer seni sebatkâr kılmasaydık gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecek-tin. O takdirde hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra Bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın." (17/İsrâ 73-75)"Sabah-akşam Rablerine sırf O'nun rızâsını dileyerek duâ edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının zînetini/süsünü isteyerek gözlerini onlara çevirme. Kalbini Bizi zikretmekten/anmaktan gâfil kıldığımız kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme." (18/Kehf 28) "(Ey Rasülüm) de ki: 'Ben bu yaptığım tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum ancak Rabbine bir iman ve itaat yolu tutmak isteyen kimseler istiyorum." (25/Furkan 57)"Onlar ki Allah'ın gönderdiği emirleri duyururlar Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olara Allah (herkese) yeter." (33/Ahzâb 39) “Kim izzet ve şeref istiyorsa (bilsin ki) izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır (onu dilediğine verir). O’na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah’a amel-i sâlih ulaştırır...” (35/Fâtır 10)"Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun onların sözlerine kulak verin; çünkü onlar hidâyete (doğru yola) ermiş kimselerdir." (36/Yâsin 21)"Onların bu konuda ilmi yok; sadece atıp tutuyorlar." (43/Zuhruf 20) "Hevâsını ilâh edinen ve Allah'ın bir ilim üzere sapıtıp kulağını ve kalbini mühürleyip gözü üzerine de perde çektiği kimseyi gördün mü?" (45/Câsiye 23) "Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da borçlu kalmaktan yük altında ezilmişler midir?" (52/Tûr 40; 68/Kalem 46)"Onların hiç ilimleri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez." (53/Necm 28) "Ey iman edenler niçin yapmayacağınız şeyi söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük bir nefretle karşılanan en sevilmeyen bir şeydir." (61/Saff 2-3) “Kendilerine Tevrat yükletilen sonra onu taşımayanların (Kitab'ın hükümleriyle amel etmeyenlerin) durumu koca koca kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.” (62/Cum’a 5)"Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip sâlih amel işleyenler birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hâriçtir." (103/Asr 1-3) Hadislerde Bel’am Tipli Kötü Âlimler ve İlmin Sorumluluğu "İlim aramak her müslüman üzerine farzdır. Ehil olmayan insanlara ilim öğretmeye kalkan kimse domuzların boynuna cevher inci ve altın gerdanlık takan adama benzer." (İbn Mâce Mukaddime 17 hadis no: 224)"Ne âlimlere karşı iftihar edip övünmek için ne câhillerle münakaşa etmek ve ne de meclislerin seçkin köşelerinde yer almak için ilim talep edin. Bu yasağa rağmen kim böyle yaparsa ateşe (müstahaktır) ateşe (müstahaktır)." (İbn Mâce Mukaddime 23; hadis no: 254)"Allah'ım huşûu olmayan (korkmayan) kalpten kabul olmayan duâdan doymayan nefisten ve fayda vermeyen ilimden Sana sığınırım." (Tirmizî Kitabu'd-Deavât 68 hadis no: 3711)"İlmin kaldırılması câhilliğin kökleşmesi şarabın içilmesi zinânın çoğalması kıyâmet alâmetlerindendir." (S. Buhâri İlm 22 hadis no: 22; S. Müslim İlm 5 hadis no: 8 -2671-)"Şüphesiz Allah ilmi kullardan silmek sûretiyle değil âlimlerin ruhlarını kabzetmek sûretiyle giderecektir. Nihâyet hiçbir âlim bırakmayınca insanlar câhil kişileri başlarına geçireceklerdir. Bunlara meseleler sorulacak; onlar da bilgileri olmadığı halde fetvâ verecekler. Onlar bu sûretle hem kendileri sapıklığa düşerler hem de halkı sapıtırlar." (Buhâri İlm 35 hadis no: 41; Müslim İlm 5 hadis no: 13 -2673-) "Kendisine bir ilim sorulup da bunu gizleyen kimseye kıyâmet gününde ateşten bir gem vurulacaktır." (İbn Mâce Mukaddime 24 hadis no: 261; Tirmizi İlm 3 hadis no: 2651 2787; Ebû Dâvud İlm 9 hadis no: 3658)"Kıyâmet gününde bir adam getirilir ve cehenneme atılır da cehennem değirmen merkebinin taşlarıyla (buğday) öğütmesi gibi onu öğütür. Bunun üzerine cehennem halkı onun başına toplanır da: 'Ey filan sen ma'rufla emrediyor ve münkerden nehyediyor değil miydin?' derler. O da: 'Evet ben ma'rufla emrederdim de onu kendim yapmazdım ve yine ben münkerden nehyederdim de onu kendim işlerdim' der." (Buhâri Fiten 17 hadis no: 46 Bed’u’l-Halk 10; Müslim Zühd 7 hadis no: 51 -2989-; Ahmed bin Hanbel Müsned V/205 206 207 209)"Allah'ın benim vâsıtamla gönderdiği hidâyet ve ilim bol yağmura benzer. Bu yağmur bazen öyle verimli bir toprağa düşer ki onun bir kısmı toprağı suya doyurur ve çayırda bol ot yetişir. Bir kısım toprak kurak olur suyu üstünde tutar gölcük olur da Allah onunla insanları yine faydalandırır; ondan hem kendileri içerler hem de hayvanlarını sularlar ekin ekerler. Bu yağmur bir de diğer bir çeşit toprağa isâbet eder ki kıraç ve kaygandır; ne suyu üstünde tutar ne de ot bitirir. İşte Allah'ın dinini anlayıp da Allah'ın benim vâsıtamla gönderdiği hidâyet ve ilimden faydalanan ve bunu bilip de başkasına bildiren kimse ile; bunu duyduğu vakit kibrinden başını bile kaldırmayan ve Allah'ın benimle gönderilen hidâyetini kabul etmeyen kimse böyledir." (S. Buhâri İlm 21 hadis no: 21; S. Müslim Kitabu'l-Fedâil 5 hadis no: 15 -2282-)“İyiliği emir ve kötülüğü yasaklamaktan ve Allah’ı zikirden başka insanoğlunun her sözü aleyhinedir.” (İbn Mâce Fiten 12)“Cihâdın en faziletlisi zâlim idarecinin karşısında doğru ve adâletli sözü hakkı haykırmaktır.” (Ebû Dâvud; Melâhim 17; Tirmizî Bey'at 37)Peygamber (s.a.s.) ayağını bineceği hayvanın üzengisine koymuş vaziyette iken bir adam: "Hangi cihadın sevabı daha çoktur? diye sordu. Peygamberimiz: "Zâlim idârecinin karşısında doğru ve adâletli sözü haykırmaktır" buyurdular. (Nesâî Bey'at 37)“Allah’ın çizdiği sınırları aşmayarak onları koruyanlarla yasaklarını hiçe sayarak hudûdu çiğneyenlerin durumu aynen şöyledir: Bir gemideki yerlerini almak üzere bir toplum aralarında kur’a çektiler. Bunlardan bir kısmı geminin alt katına bir kısmı da üst katına yerleşmişlerdi. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçiyorlardı. Alt katta oturanlar hissemize düşen alt kattan bir delik açsak da üst katımızda oturanlara su almak için eziyet etmemiş olsak dediler. Eğer üstte oturanlar bu isteklerini yerine getirmek için alttakileri serbest bırakırlarsa hepsi birlikte batar helâk olurlar. Eğer buna engel olurlarsa hem kendileri kurtulur hem de onları kurtarmış olurlar.” (Buhârî Şirket 6)Kendisine: "Ey Allah’ın Rasûlü içimizde iyiler de olduğu halde felâkete uğrar mıyız?" denildi. Rasûlullah (s.a.s.) de şöyle cevap verdi: “Kötülükler ve fenâlıklar çoğaldığı vakit evet.” (Buhârî Fiten 4; Müslim Fiten 1) “Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; ya iyilikleri emreder kötülüklerden sakındırırsınız ya da Allah size yakında üzerinize bir belâ gönderir de sonra Allah’a duâ edersiniz de duânız kabul edilmez.” (Tirmizi Fiten 9)“İsrâiloğullarının dindeki bozuklukları şöyle başlamıştır. Bir adam başka birine rastlar ve: 'Hey arkadaş Allah’tan kork ve yapmakta olduğun şeyi terket zira o işi yapmak sana helâl değildir' derdi. Ertesi gün aynı işi yaparken tekrar o adamla karşılaşır ve onu yaptığı kötülükten yasaklamadığı gibi onunla yiyip içmekten ve birlikte olmaktan da çekinmezdi. Onlar böyle yapınca Allah onların kalplerini birbirine benzetti.” Sonra Rasûlullah (s.a.s.) şu âyeti okudu: "Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmeye şartlanmış olan şu İsrâiloğulları Dâvud ve Meryemoğlu İsa’nın diliyle lânetlenmişlerdir. Bu onların isyan etmeleri ve hak adâlet sınırlarını aşmalarındandır. Onlar birbirlerini işledikleri kötülüklerden vazgeçirmeye çalışmadılar. Yaptıkları şey gerçekten ne kötü idi ve şimdi onlardan birçoğunun Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerle dost olduklarını görebilirsin. Nefislerinin onlar için önceden hazırladığı şey ne kadar kötüdür ki Allah onlara gazap etmiştir onlar azapta ebedî kalacaklardır. Eğer onlar Allah’a ve kendilerine gönderilen peygambere ve ona indirilen her şeye gerçekten inansalardı bu; Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenleri dost edinmezlerdi. Ama onların çoğu İlâhî sınırları aşan kimselerdir." (5/Mâide 78-81). Bu âyeti okuduktan sonra Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Hayır Allah’a yemin ederim ki ya iyiliği emreder kötülüklerden sakındırır zâlimin elini tutup zulmünden el çektirir hakka döndürüp hak üzerinde tutarsınız ya da Allah kalplerinizi birbirine benzetir de İsrâiloğullarına lânet ettiği gibi size de lânet eder.” (Ebû Dâvud Melâhim 17)Tirmizî’nin rivâyeti ise şöyledir: Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “İsrâiloğulları günahlara daldıklarında âlimler onları sakındırdılarsa da onlar izledikleri günahlara devam ettiler. Bu sefer âlimleri de onlarla birlikte oturdular beraberce yediler içtiler. Bunun üzerine Allah da onların kalblerini birbirine benzetti de Dâvud ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle onlara lânet etti. Bu onların isyan etmeleri ve sınırları aşmaları sebebiyle idi.” Rasûlullah (s.a.s.) dayanmakta olduğu yerden doğrulup oturdu ve: “Hayır canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki dil ile yasaklama yetmez siz onları hakka boyun eğdirip hak üzere tutmadıkça bu lânetleme de devam edecektir.” (Tirmizî Tefsiru Sûre-i Mâide 6)Ebû Bekir es-Sıddık (r.a.) şöyle demiştir: "Ey insanlar şüphesiz siz şu âyeti okuyor (fakat yanlış anlıyor)sunuz: “Ey iman edenler! Siz yalnız kendinizden sorumlusunuz. Eğer siz doğru yolda iseniz sapıklığa düşenler size hiçbir zarar vermezler. Hepinizin dönüşü Allah’a olacaktır ve o zaman Allah size hayatta yapmış oluğunuz şeyleri bildirecektir.” (5/Mâide 105). Zira ben Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyururken işittim: “Şüphesiz ki insanlar zâlimi görüp de onun zulmüne engel olmazlarsa Allah’ın bütün insanları gazâba uğratması pek yakındır.” (Ebû Dâvud Melâhim 17; Tirmizî Fiten ![]() “Kıyâmet gününde azâbı insanlar arasında en çetin olacak kimse Yüce Allah’ın kendisini bilgisiyle faydalandırmadığı ilim adamı olacaktır.” (İbn Mâce Sünen; el-Heysemî Mecmau’z-Zevâid I/185) “Cenâb-ı Hakk’ın benden önce ümmetler arasında gönderdiği her peygamberin ashâbı ve havârileri (kendi sünnetine uyan ve emrine sarılan samimi ve seçkin çevresi) vardır. Bunlar o peygamberin sünnetine ittibâ eder emirlerine uyarlar. Fakat onlardan sonra öyle nesiller gelir ki yapmadıklarını söyler ve emr olunmadıklarını işlerler. Kim onlara karşı eliyle mücâhede ederse mü’mindir kim diliyle mücâhede ederse mü’mindir. Bunun ötesinde ise zerre kadar iman yoktur.” (Müslim İman 80; Ahmed bin Hanbel I/458 461)“Şu muhakkak ki sizin üzerinize birtakım âmirler/yöneticiler tâyin olunacak da siz onların yaptıklarından bazısını mâruf ve güzel göreceksiniz. Kim münker işi çirkin görürse onun günahından berî (uzak) olur. İnkâr edip ondan sakındıran (günaha katılmaktan) uzak olur. Ancak kim ona râzı olur ve (onu işleyenlere) uyarsa günahından kurtulamaz.” (Sahâbîler) dediler ki: ‘O idarecilerle savaşmayalım mı?’ Buyurdu ki: “Namaz kıldıkları müddetçe hayır!” (Müslim İmâre 63)“İnsanları doğru yola çağıran kimseye kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksilmez. Başkalarını dalâlete/sapıklığa çağıran kimseye de kendisine uyanların günahı gibi günah yazılır ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksilmez.” (Müslim İlim 16; Tirmizî İlm 15; Ebû Dâvud Sünnet 6)“İslâm'da iyi bir çığır açan kimseye açtığı o çığırın sevâbı verileceği gibi o yolda gidenlerin sevabı da verilir ve onların sevabından da hiç bir şey eksilmez. Her kim de İslâm'da kötü bir çığır açarsa o kimseye açtığı çığırın günahı yükletildiği gibi kendisinden sonra o yoldan gidenlerin günahı da yükletilir. Fakat onların günahlarından da hiçbir şey noksanlaşmaz.” (Müslim Zekât 69)“Mü’min dil uzatıcı değildir lânet okuyucu değildir kötü iş yapan değildir kötü kaba ve çirkin söz söyleyen değildir.” (Tirmizî Birr 48 hadis no: 1978) “Bir kimse başka bir kimseyi fıskla veya küfürle itham etmesin. Aksi takdirde itham edilen arkadaşında bunlar yoksa kelime (itham ettiği sıfat) kendine döndürülür.” (Buhârî Edeb 44)“Bir mü’mine şer olarak müslüman kardeşine hakaret etmesi kâfidir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn III/156) "Kendisinin yapmadığı bir davranışa veya söze insanları çağıran kişi ya vazgeçinceye veya çağırdığı şeyi yapıncaya kadar Allah'ın azâbının gölgesi altındadır." (Taberânî naklen İbn Kesir II/325-326)"Cehennemde cehennem ehlinin kokusundan bîzâr/şikâyetçi oldukları bir adam vardır." Denildi ki: "O kimdir ey Allah'ın Rasûlü?" Hz. Peygamber (s.a.s.) de: "İlminden kendisi istifâde etmeyen âlimdir" buyurdu. (Tefsir-i Kebir II/482)"Kendisi yapmadığı halde insanlara hayrı (iyiliği) öğreten kimse tıpkı insanları aydınlatırken kendisini yakıp tüketen bir kandil gibidir." (Tefsir-i Kebir II/482) “Muhakkak ki Allah sığır cinsinin otu yerken ağzında evirip çevirdiği gibi sözü ağzında evirip çevirerek lugat parçalayan kimselere buğzeder.” (Ebû Dâvud Edeb 94; Tirmizî Edeb 72)“İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyâmet gününde bana en yakın olacak olanlar güzel ahlâk sahibi olanlarınızdır. Güzel konuşuyor dedirtmek için uzun uzun ve edebiyat yaparak konuşanlar sözünü beğendirmek için avurdunu şişire şişire laf edenler bilgiçlik taslayarak lügat parçalayanlar ise hiç sevmediğim ve kıyâmet günü bana en uzak olan kimselerdir.” (Tirmizi Birr 71) "Şâyet Nebînizin Sünnetini terkederseniz sapıtırsınız." (İbn Mâce Mesâcid 14) "Benim Sünnetimle amel etmeyen benden değildir." (Buhârî Nikâh I ; Müslim Nikâh 5)"Kur'an- Kerim'i okuyun onu (dünya menfaatlerine vesile kılmak sûretiyle) yemeyin!" (Ahmed bin Hanbel Müsned; Heysemî M. Zevâid VI/168)"Kur'an okuyun onunla amel edin On(u okumak)dan asla uzaklaşmayın onun hakkında haddi aşmayın; onun karşılığında ücret alıp yemeyin onunla dünya menfaati artırmayı talep etmeyin." (Ahmed bin Hanbel Müsned II/428; Heysemî VI/167); Şevkânî Neylü'l-Evtâr V/322; Aynî Umdetü'l-Kaarî XII/95; S. Buhari Tecrid-i Sarih Terc. VII/46)Übeyy bin Kâ'b: "Bir adama Kur'ân-ı Kerim öğrettiydim de bana bir yay hediye etmişti. Durumu Rasûlullah'a söylediğimde: "Onu alırsan ateşten bir yay almış olursun demektir" buyurdular ben de sahibine geri verdim. (İbn Mâce II/157; S. Buhari Tecrid-i Sarih Terc. VII/47-48)Ubâde bin Sâmit: Ehl-i Suffe'den bir çok kimselere Kur'an öğrettim. Bu öğrencilerimden birisi bana ok atılan bir yay hediye etti. -Kendi kendime- 'Bu bir mal/para değildir. Özellikle bununla ben savaşlarda Allah yolunda ok atacağım' dedim. Bununla beraber Nebî (s.a.s.)'e bu olayı arz ettim. Rasül-i Ekrem cevaben şöyle buyurdu: "Allah Teâlâ'nın Kıyâmet gününde boynuna ateşten bir halka takmasını arzu edersen kabul et!" (Ebû Dâvud; S. Buhari Tecrid-i Sarih Terc. VII/47)"Kim Kur'an öğretmesi karşılığında bir kavs/yay alırsa Allah ona ateşten bir yay kılâde yapıp boynuna takar." (Dârimî; S. Buhari Tecrid-i Sarih Terc. VII/48) (Bu hadislerin çoğunda Suffe talebelerinin öğretmenlerine hep kavs ok yayı hediye ettikleri zikredilmiştir. 'Bunların hediye edecek başka şeyleri yok mu idi? Bunların hepsi de ok yay sahibi mi idi?' Evet başka şeyleri yoktu. Bunların tümü fakir ve ihtiyaç sahibi kimselerdi. Ayrıca bunların hepsi mücâhid idi. Hepsinin de mâlik olduğu dünya malı okla yaydan ibaret idi. Ekserisi bâdiye (çöl) halkından idi. En güzel yay bunlarda bulunurdu. Birbirini görerek hocalarına yay hediye etmek istedikleri anlaşılıyor. -S. Buhâri Tecrid-i Sarih Terc. VII/48-) "Kim Kur'an okuyup Kur'an'ı insanların malını yemeye vesile edinirse Kıyâmet gününde yüzü etten soyulmuş bir kemikten ibaret olarak Arasat meydanına gelir." (Aynî Umdetü'l-Kaarî XII/96; Beyhakî; S. Buhari Tecrid-i Sarih Terc. VII/48)"Kur'an okuyan onunla Allah'tan istesin. Zira birtakım insanlar gelecek Kur'an'ı okuyacaklar ve onunla insanlardan menfaat temin edeceklerdir." (Tirmizî V/179 hadis no: 2917; S. Buhari Tecrid-i Sarih Terc. VII/48-49; Şevkânî Neylü'l-Evtâr V/322; Aynî Umdetü'l-Kaarî XII/96) İmam Buhârî Sahih-i Buhârî'nin "Fedâilu'l-Kur'an" bölümünde "Kur'ân'ı; gösteriş yeme ve övünme için okuyanlar" diye bir başlık açmış ve ilk olarak şu hadis-i şerifi almıştır: "Dünyanın sonunda birtakım insanlar gelecek ki onlar basit akıllıdırlaralıntıdır |
| |
![]() |
| Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet |
| Etiketler |
| belam, kimdir |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Lincoln Kimdir? | EMRE | Galatasaray Multimedya | 7 | 28.11.08 18:20 |
| Süryaniler Kimdir? | ibiramcan | Genel Kültür | 0 | 26.06.08 16:03 |
| G.HAGI kimdir? | EMRE | Galatasaray Multimedya | 1 | 12.04.08 13:03 |
| Tohsılar kimdir? | ibiramcan | Türk Tarihi & Türk Büyükleri | 0 | 26.07.07 14:49 |
