HarbiForum  

HaC Anıları!

İslamiyet bölümde HaC Anıları! konusunu görüntülüyorsunuz.Hac anıları Beş Mart 1999 Cuma (Hicri: 17 Zilkade 1419 Senesi) Sabah namazından sonra Köln’den ...
Geri git   HarbiForum > Bizi Biz Yapan Değerler > İslamiyet

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Alt 30.03.08, 10:17   #1
Cool HaC Anıları!


Hac anıları

Beş Mart 1999 Cuma
(Hicri: 17 Zilkade 1419 Senesi)

Sabah namazından sonra
Köln’den minibüsle çıktık yola
vardık üç saat sonra Frankfurt havaalanına.
Öğleye yakın uçtuk Suud Hava Yollarıyla:
Önce bir saat Cenevre’de verdik mola
yüze yakın yeni yolcular bindi uçağa
ve oradan da kanatsız kuş gibi uçtuk Medine’ye
Medinet’ün-Nebi’ye (Hz.Peygambner’in Şehrine)
Medinetü’l Münevvere’ye: (Aydınlık şehir Medine’ye)
indik yedi saat sonra Medine Havaalanına
kazasız-belasız şükürler olsun Allah’a.

Mescid-i Nebi (Hz.Peygamber’in Mescidi):
Tam girerken Medine’ye geceyarısı
gözlerimi aldı mübarek Mekân’ın Cennet Şuası
on minareden sanki seller gibi nurlar akıyordu
elde olmadan insanın gözleri doluyordu.

Sübhanallah sübhanallah! Sanki bir deniz o ışıklar!
Sanki bütün dünyayı onlar aydınlatıyorlar.
Sübhanallah! Bunu anlatmaya yetmiyor kelimeler
Maşallah! Ne güzel Mescid’in var ya Rasulallah!

Sübhanallah Sübhanallah ve Maşaallah!
Af Allah’tan Şefaat senden ya Rasulallah.

Dört bir yanında duşlu tâharat yerleri
Beşer katlı hem de yürüyen merdivenli
Hepsini saydım kadın-erkek ayrı onbeş idi
Temizliğin imandan geldiği böyle belli!

Bern de geldim karşına ezile ezile
günahlarım belki afedile
o en son hesp gününde
yalnız bana değil tüm Ümmetine
Şefaatini bizden esirgeme!
Ya Ahmed Muhammed Mustafa!
Şefaat et ki hazırlanalım o büyük hesaba.
Ümmetin senden yardım umar
Affolunsun diye günahlar
Ve hesap günü “aklananlardan” olsunlar.

Elhamdülillah eda ettik kırk vakit namaz vaktini:
Susayınca içtik her köşedeki
Fıçılardan mübarek “Zemzemi”
Onbinlerce (Kur’an-ı Mübin) süslemişti
Mescid-ı Nebi’nin her köşesini.
Binlerce Müm’in ellerindeki Kur’an-ı Kerim’den
Hatimler indirdi namazları eda etmeden.
Eda eyledik ayrıca tüm ziyaretleri
Gezdik ve gördük diğer mübarek yerleri.
Görmeye çalıştık Peygamberimizin ayak izlerini:
Hicret esnasında ilk Cuma namazı eda ettiği
(MESCİD-İ CUMA)’yı
Mescid-i Nebevi’nin doğusundaki
(CENNET’ÜL BAKİ) Baki Kabristan’ı
Namaz esnasında Kâbe’ye döndüğü
(MESCİD-İ KIBLETEYN)’i
Hnedek Savaşı bölgesindeki (MESCİD-İ SEB’A)’yı
Yedi Mescitleri
Uhut Savaşı meydanını ve tepelerini
Ve orada yatan (UHUT ŞEHİTLERİ)’ni.

Buralar Senin Mekânların ya Muhammed!
Allah’ım bu ne heybet bu ne güzellik bu ne haşmet!
Yüzbinler diziliyor saf-u saf ediyorlar türbeni tavaf.
Maşaallah Maşaallah ve Sübhanallah!
Cennet gibi Mescidin var ya Rasulallah!

Sübhanallah Sübhanallah!
Bu güzellikleri gören gözlerden
Olduğum için Elhamdülillah!

Alölahım! Ne güzel dizi dizi oluyor insanlar.
Afrikalı Asyalı Avrupalı Amerikalılar
Esmerler sarılar beyazlar ve kapkaralar
Anlatmakla bitmiyor yetmiyor sözler
Türlü türlü yüzlerce çeşitli diller.
Gözkamaştırıcı renk renk giysiler
ve de dünyanın her yerinden gelmişler
ama ibadette hepsi aynı duaları ederler.
Seni güzel Camiinde
“RAVZA-İ MUTAHHARA’da
diziliyor insanlar Senden şefaat dilemek için.
Hepsi ayrı dilde dilek iletiyorlar dualarla
ve dualarla birlikte getirdikleri selamlarla.

Ne güzel Mescidin var
Minarelerinden nurlar akar!

Tövbe estağfirullah.
Şefaat Sen’den ya Rasulallah!
Şefaat ya Nebiyyel evveline vel ahirin!
Şefaat diler Sen’den Ümmetin.

Mescid-i Nebevi’ye Veda Zamanı:

Medinet-ül Münevvere’de geçti günler su gibi
Ve artık ayrılmak zamanı geldi-çattı şimdi:
Allahaısmarladık ya Rasullah Sen’i
Şefaatinden mahrum etme Ümmetini!

Onaltı Mart 1999 Salı
(Hicri:28 Zilkade 1419 Senesi)

Elveda ya Habiballah ey Mescid-i Nebevi!
Şefaatin korusun dünyada ve ahirette bizleri.
Şimdi çıkıyoruz Mekke-i Mükerreme’ye
Doğru yola.
Allah bilir bu güzel Makam’ı
bir daha görmek ne zaman nasip ola?
Güzel ve nurlu Mescidinde namazlar eda ettik
her seferinde Allah’tan af Sen’den şefaat diledik..
Eksiğiyle yanlışıyla eda ettik namazlarımızı:
Kabul eyleye Allah
biz zayıf kullarının naçizane dualarını..

Elveda ya Ahmed Muhammed Mustafa!
Allah gelmeyi tekrar nasip ede buralara
ve de henüz gelemeyen kullarına!
Gelsinler de nurlu Mescidinde namaz kılsınlar
Şefaatine onlar da mazhar olsunlar.
Elveda derken şimdi „MESCİD-İ NEBİ“ye
Temizlendik ve girdik „İHRAM“ içine.

Medine’nin on kilometre dışında
„MİKAD MAHALLİ“nde
„İHRAM“ namazını eda ettik grup halinde.
Yolumuz dörtyüzelli kilometre
Akşam namazaını eda ettik yol üzerinde bir camide.
Tekbir Telbiye ve Salavat getire getire
geldik altı saat sonra
gecenin yarısında ulaşabildik minibüsle
O güzel „MEKKE-İ MÜKERREME“ye.
Beytullah’ın olduğu Saygıdeğer „MEKKE“ye.
Hz.İbrahim’in yaptığı o güzel Ev’e
„Esselâmüaleyküm!“ dedik
„KÄBE“ye.

Önce kamaştı gözlerim
kör gibi oldum Camii’nin güzelliğinden.
Sonra tutuldu dillerim dua edemedim
„BEYTULLAH“ın heybetinden.

Öyle birden çıkıverdi ki karşıma
tıpkı bir „NUR-U CİHAN“ gibi
şıkları nüfuz etti sardı her yerimi
O an Cennetteymişim gibiydi sanki!
Bir an olsun kendimi „MAHŞER“ gününde ayakta sandım.
Ayaklarım tutmadı bir anda dondum kaldım duygulandım.
SANA uygun kelime bulanmıyorum anlatmaya;
Affet beni yakışmayan kelimeler söylüyorsan SANA.
ALLAH; ALLAH; KEBİR-ALLAH nedir bu insan seli!
Dönüyorlar KÄBE etrafında sanki ezecekler birbirlerini
Sanki mahşer günü mahkemeye koşuşuyorlar
sırtlarında kefenleri.
Hepsinin tek dilde duaları „günahları affolunsun“ tek arzuları.

UMRE
Grup halinde niyet ettik „UMRE“ ibadetini yapmaya
ve de başladık arkasından „BEYTULLAH“ı tavaf etmeye
ve her dönüşümüzde duaları grup halinde okuduk
„BEYTULLAH“ın etrafında tam yedi defa döndük durduk.
Her dönüşte „HACER’ÜL ESVED“ köşesinde
„Bismillah-Allah’ü Ekber“ dillerimizde.
Ve her „ŞAVT“ esnasında
O güzel dualar çınladı havalarda.
Tavaf bittikten sonra „SA‘Y“ başladı:
Dillerimizde dualar tekrarlandı
„MERVE VE SAFA“ yürüdük yedi kere
ve ibadetler bittikten sonra geldik evlerimize.
Tıraş ve temizlikten sonra „İHRAM“dan çıktık.
Elhamdülillah „UMRE“yi de böylece eda ettik.

Bir başka seferinde yalnız başıma
Niyet ettim „TAVAF“a;
Daldım o yüzlerce kişilik kalabalığa
ne anam ne babam çocuklarım;
ne de eşim kimse yoktu yanımda.
İşte demekki Mahşer günü de tıpkı böyle
bugün gibi olacak:
Herkes kendisinden sorumlu ellerini havaya kaldıracak.
Zaman mefhumu kaybolmuş şu anda saat dakika gün yok
herkes bir tek yere ulaşmak istiyor
ölüm-kalım savaşı yok.
Bütün insanlar dönüyorlar „BEYTULLAH“ın etrafında
Hz.Peygamberin de öptüğü Taş’a dokunma arzusuyla.
O HACER-ÜL ESVED’ki Makam-ı Cennet
O’nu öpmeye çalışıyor Ümmet-i Muhammed..
Şu anda nur misali ışıklarla süslenmiş bir Mahşer günü
ama Mahşer gününde ışık olmayacak karanlıktır belki.
Öylesine bir ortam ki insan unutuyor zevkleri
tüm dünya dertlerini
insanlar kefenleriyle mezardan çıkmış gibi
bugün işte o hesap vakti sanki.
En azından üç kere güçlükle
Dokunabildim „Rükn’i Yemani“ye.
Elhamdülillah kısmet oldu bana öpmek
O mübarek köşeyi de.

ÇÜNKÜ „BEYTULLAH’IN HER YANI
MÜBAREKTİR“ bence!

Çok istediysem de kalabalıktan yaklaşamadım
„Hacer’ül Esved“ köşesine;
Umud ediyorum ki bu da mümkün olur
inşaallah bir başka sefere.

Yedi kere dönüp her seferinde
„BİSMİLLAH ALLAH’Ü EKBER“ dedim
Her seferinde „HACER’ÜL ESVED“ köşesinde başladım.
Işığın etrafında dönen kelebeklere benzedim.
Işığın ateşinden yanmadım
ama her dönüşte herkes bencildi
ve hatta ezdik birbirimizi.
Tavaf bitince şimdi de Sa’y denen Mahşer’i yaşadık
„MERVE ve SAFA“ tepeleri arasında Hz.Hacer su aramıştı
ve sanki o günlerdeki duygular ruhumuzu sarmıştı.
O’nun gibi iki tepe arasında yedi kere yürüdük
sanki biz de O’nun gibi su aradık ve susadık.
Sakatlar yürüyemeyenler arabalarla sallarla omuzlarda
Taşındılar sürüldüler onlar için yapılmış özel yollarda.
Diğerleri koşuştular yürüdüler onlarla
dudaklarından düşmeyen dualarla.
İşte bu „SA’Y“ esnasımda o mübarek zamanlarda
„CEBRAİL A.S.“ın ökçesinin altında
kaynamaya başlayan o mübarek suyun kaynağında.
Yüzümüzü yıkadık „ZEMZEM“ suyu içtik kana kana.
Tavaf esnasında mini-miniler omuzlarda
tüm aile tavaf etmekte hep bir arada.
Kimbilir ne zaman kısmet olur bir daha?
Mini-miniler hatırlarlar bu günleri
yıllar geçip uzun ömürden sonra!

‚Beytullah“ın etrafında namaz esnasında
mini-miniler bazan uykusuz ağlamakta
ayrıca kuş cıvıltıları da buna karışmakta
onlar da sanki ibadet etmekteler Allah’a.

Çıktım yukarı katlara uzaktan bu görmek için
Bu Mahşer yerini
bu manzara öylesine büyüledi ki beni
sanki yeniden kefene girdim şimdi!

Ayrıldım bu güzel Mekân’dan bu duygularla
ve sonradan ben de daldım çarşılara
şimdi anladım ki;
Geri dönmüşüm Mahşer’den sonra bu dünyaya.
Tıklım tıklım dolu dolu ana-baba mahşer çarşılarda.
Alış-verişe öylesine dalmışlar ki;
Az evvelki Mahşer’den eser kalmamış şimdi.

Düşmüşler insanlar yeme-içme derdine
inci-boncuk hediye; gözler doymak bilmeye!
Bu dünyadaki bu günlük yaşam bu koşuşma
unutturuyormuş insana demek ki
o büyük hesap gününü o hakiki Mahşer’i.

Ve „MAHBES’ÜL CİN‘=Şeytanın hapishanesi;
Oturduğumuz mahallenin ismi.
Gitmek için bindik bir taksiye
„BEYTULLAH’ın önünde taksinin içinde
başladı bir arbede:

Gerek şöför ve gerek yolcular „Beytullah“ı unuttular.
Bu gürültünün sonunda indirildi zorla tüm yolcular!
Heyhat! Ne acı durum Ya Rabbi!
Beş dakika evvel denemek için Mahşer’de değildik sanki!
Zannederdim ki insan Hacca gidince
o mübarek yerleri Beytullah’ı ziyaret edince
değişir tepeden tırnağa gönlünce fikrince?
Unutur zannederdim eskileri; yeniler kendini.
Aslında budur bütün insanların istekleri!
Zira Mahşer’i yaşıyor insan o yerlerde
sanki bir an için buluyor kendini „HUZUR’U MAHŞER“de.
Herkes kendinden sorumlu herkes kendi derdinde
günahlar sevaplar tartılıyor sanki ol ilâhi terazide.

Allah’u Ekber! Sen Büyüksün Affedicisin
Sen Ğafur-ur-Rahimsin ya Allah!
Esselâmüaleyküm! Esselâmüaleyküm!
Sen de kusurumuzu bağışla ya Ğafurallah!

Ve böylece ibadetlerle geçti günler;
Tavaflar Sa’y-lar ve Umre’ler
Ve „MEKKE-İ MÜKERREME“de ziyaretler:
„RASULALLAH“ın doğduğu ev
Beytullah’ın karşısı
Vahy’in ilk geldiği „CEBEL’İN NUR“ Hira Dağı
Hicret esnasında Hz.Ali Rausallah’ın yatağında yattığında
Rasulallah Hz. Ebubekir ile saklanmıştı „SEVR“ mağarasında
Hz.Adem ile Hz.Havva buluşmuştu „ARAFAT‘ta“
ve Rasulallah „VEDA HUTBESİ’ni 632 yılında“
yüzbinden fazla müslüman karşısında
okumuştu bu mübarek „CEBEL’İR RAHME“ Mekânda.

Yirmibeş Mart 1999 Perşembe
(hicri: 7 Zilhicce 1419 Senesi)

HAC FARİZASI (Hac Görevi)

Sabah saatlerinde yürümeye başladı onbinler
Arafat’a doğru çoluk-çocuk grup halinde hep beraber
öğleye kadar sürdü bu yürüdüler yüzbinler
öğleden sonra kafileler oluşturdu otobüsler.

Akşama kadar aktı insanlar bir nehir bir sel
onları sonradan takip etti otobüsler.
Dünyada bir tek bu Hac’da görülmeye değer
dünyanın hiç bir yerinde böyle olmazmış meğer.

Ve biz de „İHRAM’a girdik kefen misali
Arafat’a taşındı yüzbinler otobüs kervanı
görmek ister gibiydik Hz.Adem Aleyhisselam’ı.
olsun diye hepimize
„Ahmed Mahmud Muhammed Mustafa“ şefaati!
O da okumuştu orada tüm insanlığa „VEDA HUTBESİ’ni.

Çadırlarda beraberce dua ve niyazlarla sabahladık
sanki o Mübareklerin zamanlarını yaşamayı arzuladık.
Ama bunların hepsi birer arzu birer heves idi
bunların hepsi bu dünyada „MAHŞER“ denemesiydi.

Yirmialtı Mart 1999 Cuma (AREFE)
(Hicri: 8 Zilhicce 1419 Senesi)
Sabah uyanınca anladım
çadır şehri olmuştu Arafat şimdi farkına vardım
gözünün alabildiğine onbinlerce çadır vardı
burası sanki dünyadan uzak bir Mekândı.
Onbinlerce çadır yüzbinlerce Müslüman
burada toplanmışlardı dünyanın her yanından.
Konuşsalar da her türlü lisanları
el-yüz işaretiyle yine de anlaşıyorlardı.

Ve bu Mahşer’ler devam etti işte bugün Arefe!
Bu sene de tam mübarek bir CUMA gününde!
„HACC’ÜL EKBER“ Büyük Hac
ne mutlu bini da idrak edenlere!
Gün boyunca hoparlörlerden dini program dinledik
gün boyunca huşu içinde ikindiyi bekledik
„MESKUN“ yer olmadığı için
„CUMA NAMAZI“ kılmadık:
(CEM-i Takdim) Öğle ve ikindiyi beraber kıldık
Güneş batınca yine yüzbinler yollara döküldük
bazıları yürüyerek bazılarımız otobüslere bindik
akşam namazından sonra „MÜZDELİFE“ye indik.
Orada da (CEM’i Tehir) akşam ve yatsıyı beraber eda ettik.
Uçsuz bucaksız bomboş bir meydan iken
„M Ü Z D E L İ F E“
gece yarısından sonra döndü Mahşere’e.
Her gelen kafile hemen namazlarını kıldı
yine bu Mahşer’de öncekilerle benzerlik vardı:
Yüzbinler dizildiler yan yana diz dize !
Evet hadislere göre Mahşer olmalıydı böyle.
Yüzbinler kefenlerle idi her yerde böylesine
ay ışığında ihramlı insanlar
kar gibi serpilmişti tepelere.
Sık sık megafonlardan sesler geliyordu
kaybolanlar birbirlerini arıyordu.
Mahşer’de de tanımayacaktı zaten kimse kimseyi
Evet burası da dünyadaki bir Mahşer di.

Yirmiyedi Mart 1999 Cumartesi
KURBAN BAYRAMI BİRİNCİ GÜN
(Hirci: 9 Zilhicce 1419 Senesi)
Ve geceyarısından sonra yaklaşırken sabaha
Tekbir ve salavat ile çıktık „MİNA“ ya yola.

Yine „MESKUN“ yer olmadığı için
„BAYRAM NAMAZAI“ kılınmadı.
Tam gün kaldık bu kez çadırlarda hepsi klimalı
Eda edildi böylece sabah öğle ve ikindi namazları.
Ve bütün Hacılar başladık bayramlaşmaya.
Ne mutlu bu günleri tekrar yaşayacaklara!
Şeytanları taşlamak düşüncesi ile kafalarda
ceplerimizde yedişer taş büyük şeytan ilk fırsatta.
Öğleden sonra saat dörtte yine düştük yollara.
Bazan kafilellerle yan yana arka arkaya
ve yukarı kata çıktık diğer kafilelerle birlikte
„BİSMİLLAH ALLAH-Ü EKBER“ bütün dillerde.
Küçük ve ortancayı geçtik sıra şeytanın büyüğünde
sembolik olarak yedi taş attık şeytanın kör gözüne.
Hz. İsmail de şeytanın gözünü kör etmişti
Allah tan sanki ona kuvvet gelmişti.
Kör edelim nefsimizi yenelim şeytanın kuvvetini
Allah ım bol bol ihsan et bize hidayetini!
Aslında şeytana değil içimizdeki şeytana
kurtulmak ve son vermek için günahlar.
Yedi taş atmakla her kötülük son bulsa
Oh! Ne mutlu bize Elhamdülillah Yaradan a!
Hemen grup halinde açtık hasırlarımızı
eda ettik imam ile oracıkta akşam namazımızı.
Ve sonra eve doğru çıktık üstü kapalı yolda
dünyanın her yerinden insanlar yerlerde yatmakta.
Hem yiyip içiyor yatıyorlar kenar yerlerde
hem yemekler hazırlayıp satıyorlardı önlerinde.
Kilometreler boyu uzundu açık hava oteli
kilometrelerce uzundu dünyanın en uzun çarşısı;
Sağlı-sollu kaplamışlardı yolun her iki yanını
gördüğüm kadar hiç birisinin yoktu derdi tasası.
Çinlisi Malezyalısı Hindistanlısı Pakistanlısı
Sudanlısı Fas-Tunus-Cezayirliai Libyalısı.
Herhalde bulamamışlar belli ki bir otel odası
güzel gelmişti Mübarek Şehir in açık havası.

Yirmisekiz Mart 1999 Pazar
KURBAN BAYRAMI İKİNCİ GÜN
(Hicri: Zilhicce 1419 Senesi)
Sabah namazını Beytullah ın etrafında kıldık
Mübarek Makam-da „VEDA TAVAF“ ını eda ettik.
Sonra da Sa-y için „MERVE“ ve „SAFA“ da gezdik
Ve böylece „BEYTULLAH=ALLAH İN EVİ“ ne veda ettik.
Elhamdülillah „HAC FARİZASINI“ eda ettik.

Yirmidokuz Mart 1999 Pazartesi
KURBAN BAYRAMI ÜÇÜNCÜ GÜN
(Hicri: 11 Zilhicce 1419 Senesi)
Ve üçüncü gün değişmeyen manzara:
Çünkü dünyanın en büyük açık hava oteli bedava.
Bugün de hepsi birden üç şeytan taşlanacak
yüzbinler yine her üç şeytana yedişer taş atacak.
Yine sabahtan giderken taşlamaya yüzbinler
birbirleriyle selamlaştı taşlamaktan dönenler.
Sabah giden otobüsler uzun konvoylar oluşturdu
ve trafik binlerce otobüs ve minibüsle tıkandı.

Otuz Mart 1999 Salı
KURBAN BAYRAMI DÖRDÜNCÜ GÜN
(Hicri: 12 Zilhicce 1419 Senesi)
Akşam namazından sonra yine
son kez olarak her üç şeytanın gözüne
yedişer taş atmak için kendi kendime
tek başıma katıldım yüzbinlerin kafilelerine.
Böylece bütün taşlamalar da bitti:
Bütün „HAC MENASIKI=İbadetler“ sona erdi
Ve sonunda kafileler gruplar kuşlar gibi
Mübarek yerlere birer birer veda etti.

Dünyanın en büyük açık hava oteli kapandı
dünyanın en büyük açık hava çarşısı boşaldı.
Göçmen kuşlar gibi Hacılar yüzer biner ayrıldı
kafalarda hatıralar ve yeni yıllara planlar kaldı.
Ve ben de yedi Nisan 1999 sabah saat yedide
uçtum bir Jumbo-Jet içinde dört yüz yolcu ile.
Altı saat sürdü uçuş Cidde-den Düsseldorf şehrine
geldim Allah-a sonsuz şükürler Köln-deki evime.
Sağ-salim kavuştum kızıma oğluma ve eşime.
Dilerim Allah-tan Hac ziyaretini aile fertlerime
Ve de bütün gitmeyenlere nasip ede !
MaVi_HoRoZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 30.03.08, 20:22   #2
Standart


paylaşım için teşekkür bundan sonra bende fıkralar bölümüne konu açıcam
P®€ñ§£$ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla


Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet

Etiketler
anilari_, hac


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Konu açma yetkiniz yok
Mesaj yazma yetkiniz yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesajlarınızı değiştirme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bir Dinazorun Anıları / Mine Urgan SaMeT46 Kitap Özetleri ve Yorumları 0 05.12.07 23:05
dolmuş anıları :))) sizin warsa sızde ekleyın Rebel Angel Harbi Muhabbet 4 03.12.07 23:45
Teğmen Mehmet Şevki’nin Galiçya anıları yalnızlar rıhtımı Edebiyat ve Kitap 0 10.08.07 17:07


Forum Zaman Ayarları GMT +2 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 09:37 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
HarbiForum; Haybeden Değil , Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2008
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.