Sporun Hz.Peygamber'in sünneti içinde yeraldığı herkesçe bilinmektedir.
Düşünülsün ki

15 Asır Öncesi gibi erken bir devirde

bir KUM okyanusunun ortasında
'' ÇOCUKLARINIZA YÜZME ÖĞRETİN '' diye emrediyor.
Bizzat kendisinin güreş tuttuğunu ve eşleriyle koşu yarışları yaptığını biliyoruz.
Arap yarımadasının en ünlü pehlivanı putperest
RÜKANE'yi ( Daha sonra müslüman olduğu kaydediliyor ) 3 Kez Yendiğini ve ödül olarak konan koyunları alıp

daha sonra yenik pehlivanın ricası üzerine ona verdiğini kaynaklar bize bildiriyor. (bk. İbn İshak

paragraf

426 ; İbn Hişam 1/390 )
Evinin hemen bitişiğindeki mekanda

müzik eşliğinde spor gösterileri yaptıran eşi Aişe'yi kınayarak engellemek isteyenlere karşı çıkmış ve bu gösterileri eşiyle birlikte seyretmiştir.
Sahabilerin O'nun nezaretinde çeşitli spor oyunları

koşular yaptıklarını

ağırlık kaldırdıklarını ve O'nun bunları taktirle izlediğini bilmekteyiz.
Sevgili torunları Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin'in
ağırlık kaldırma sporları yaptıklarıda malumdur.İlim

irfan ve hikmette Hz.Peygamber'den sonra bir numaralı şahıs olan Hz.ALİ'nin sporda

özellikle harp sporlarında eşsiz bir kişi olduğu tarihsel bir gerçektir.
Hz.Peygamber'in
''harpte kuvvet
iyi atıcılıktır'' sözü

İslam bilginleri tarafından harp tekniğine

özellikle

harbe hazırlayıcı sporlara verilen önem manasında değerlendirilmektedir.
Kısacası ;
İslam'ın temel prensiplerine ters düşmemek ve koyduğu yasaklara çarpmamak şartıyla
SPORUN her türlüsü Muhammedi SÜNNET bünyesinde ele alınmalıdır.
İslam açısından baktığımızda spor estetik yönden de önemlidir.Hz.Peygamber'in tavrı ve beyanları bunu gösteriyor.Örneğin ;
Hz.Peygamber hayatının her döneminde göbeğinin göğüs hizasını geçmemesini sağlamıştır.
Maddi yapısıylada bir örnek olan Tanrı Elçisi'nin omuzları geniş

bilekleri iri ve güçlü idi.
O

bir yerde şöyle buyuruyor ;
'' Ümmetim adına en çok korktuğum şey
Göbek İriliği
Uyku Düşkünlüğü ve Tembelliktir ''