HarbiForum  

Ölüm ve Sonrası

İslamiyet bölümde Ölüm ve Sonrası konusunu görüntülüyorsunuz.Yiyecekler İçecekler ve Giyecekler Dünya Allah'ın insan için yarattığı sayısız lezzetli ve besleyici yiyecek maddeleriyle ...
Geri git   HarbiForum > Bizi Biz Yapan Değerler > İslamiyet

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Yeni Konu aç Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24.01.08, 16:50   #11
Standart


Yiyecekler İçecekler ve Giyecekler
Dünya Allah'ın insan için yarattığı sayısız lezzetli ve besleyici yiyecek maddeleriyle donatılmıştır. Farklı lezzetlerdeki etler türlü renk tat ve kokuda meyve ve sebzeler baldan süte kadar uzanan hayvan ürünleri hatta baharatlar insan için özel olarak yaratılmışve dünya var olduğu günden itibaren insanlara cömertçe sunulmuştur. Bu arada insan vücudu da bu lezzetleri algılayabilecek yapıda özel olarak yaratılmıştır. İnsan güzel yiyeceklere karşı Allah'ın verdiği bir ilhamla iştah ve arzu duyar. Aynı şekilde de pis ve iğrenç maddelere (çürümüş kokuşmuşmaddeler irin iltahap kan vs.) karşı da bir tiksinti besler. Bu da insana ilham edilmişbir başka özelliktir.
Bu dünyada var olan nimetlerin çok daha üstünleri Allah'ın Rahman sıfatı gereği cennette müminler için sonsuza dek hazır bulundurulacaktır. Cehennem ehli ise dünyada yapıp ettiklerinin cezası olarak Allah'ın lütfedici ve rızıklandırıcı (Rezzak) sıfatlarından çok uzakta kalırlar. (Şura Suresi 19) Artık onlar için yalnızca azap vardır. Bir ayette onların ahirette karşılaşacakları son şöyle haber verilir:
İnkar edenler ateşe sunulacakları gün (onlara şöyle denir "Siz dünya hayatınızda bütün 'güzellikleriniz ve zevklerinizi tüketip-yok ettiniz onlarla yaşayıp-zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı bugün alçaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız." (Ahkaf Suresi 20)
Artık onlar için hiçbir nimet yoktur. En temel en doğal ihtiyaçlarının karşılanması bile onlar için bir azaba dönmüştür. Yiyecekleri birer acı kaynağı olarak Allah özel olarak yaratmıştır. Artık sonsuza kadar yiyebilecekleri tek şey darı dikeni veya zakkum ağacıdır. Bunlar da ne doyurur ne de besler. Yalnızca acı verirler; ağzı ve boğazı yırtar karınlarını parçalar kanatır iğrenç bir tat ve koku verirler. Ayetlerde cennetteki muhteşem güzelliklerden ve lezzetlerden söz edildikten sonra cehennem ehlinin yiyecekleri şöyle tarif edilir:
Nasıl böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı? Doğrusu Biz onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık. Şüphesiz o 'çılgınca yanan ateşin' dibinde bitip çıkar. Onun tomurcukları şeytanların başları gibidir. Artık gerçekten ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar. (Saffat Suresi 62-66)
Onlar için (zehirli olan) darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur. Ne doyurup-semirtir ne açlıktan korur. (Gaşiye Suresi 6-7)
Cehennem ehli Allah'ın verdiği nimetlere nankörlük ederek herşeyin Yaratıcısı Rabbimiz'e iman etmeyip O'nu gereği gibi takdir edememişolmalarının cezasını bu şekilde çekmektedir. Ceza olarak kendilerine hazırlanmışbir "şölen" vardır. Vakıa Suresi'nde inkar edenlerin suçu ve kendilerine hazırlanan bu özel "şölen" şöyle haber verilir:
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.
Onlar büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz toprak ve kemik olduğumuzda mı gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"
"Önceden gelip-geçmişatalarımız da mı?"
De ki: "Şüphesiz öncekiler de ve sonrakiler de."
"Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
Sonra gerçekten siz ey sapık olan yalanlayıcılar
Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız. Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz. Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz. (Vakıa Suresi 45-55)
Dünyadaki boğaz ağrıları şiddetli karın sancıları insana en çok sıkıntı ve acı veren hastalıklardan iken cehennemde bütün bunlardan çok daha şiddetlilerini sonsuza kadar inkarcılar yaşar. Yemek zorunda oldukları bu yiyecekler boğazlarında tıkanıp kalır yutkunamazlar. Yutabildikleri ise karınlarında kaynar durur. Tokluklarını gidermez. Cehennem ehli sonsuza kadar korkunç ve sürekli bir açlık içindedir.
Cehennem ehli öyle açtır ki daha önce sayısız kereler denediği halde azabını artırmaktan başka bir işe yaramayan dikenleri her seferinde yemek zorunda kalırlar. Ardından da kaynar suya hücum ederler. Ama bu su ne hazmettirir ne de susuzluğunu giderir. Yukarıdaki ayette de söylendiği gibi hasta develer gibi içtikçe susuzlukları artar. Bu cezayı iyice çekmeleri için inkarcılar cehenneme susamış olarak sokulurlar. (Meryem Suresi 86)
Cehennem ehline içirilen bir başka iğrenç içecek irindir. İrin tıpta en kötü kokan salgı olarak bilinmektedir. Bir başka ayette ise hem irin hem de üstüne katılmışkaynar suyun inkar edenlere içirildiği bildirilir. Bu şekilde inkarcı hem kaynar suyun azabını hem de irinin iğrenç tadını birlikte aynı anda tadar.
Sunulan içecekler bu kadar iğrenç ve dayanılmaz olmasına rağmen inkar edenlerin susuzluklarını gidermek için bunlara koşmaları susuzluklarının derecesini gösterir. Birinin azabını tadıp diğerine koşarlar. Bu da yemeleri gibi sonsuza dek tekrarlanır. Cehennem ehli sonsuza kadar korkunç ve süregiden bir susuzluk içinde kıvranır. Onların bu sonu Kuran'da şöyle bildirilir:
Orada ne serinlik tadacaklar ne bir içecek.
Kaynar sudan ve irinden başka.
(İşlediklerine) Uygun olan bir ceza olarak (Nebe Suresi 24-26)
Bundan dolayı bugün kendisine hiçbir sıcak dost yoktur.
İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur.
Bunu da hata edenlerden başkası yemez. (Hakka Suresi 35-37)
Ağızlarına aldıkları bu iğrenç karışımı bir türlü yutamazlar boğazlarında kalır. Yutmaya yutkunmaya çalışır ama başaramazlar. Kan ve irinle boğulurlar ancak yine de bir türlü ölemezler:
(Böylesinin) Önünde cehennem vardır ve (orada) irinli sudan içirilecektir. Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramayacak ona her yandan ölüm gelecek oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azab olacak. (İbrahim Suresi 16-17)
Bu çaresizlik içinde kendileri için özel olarak yaratılan bir diyalog imkanıyla cennet ehli ile muhatap olurlar. Onların içinde bulundukları muhteşem nimetleri görürler. Bu çektikleri azabı kat kat artırır. Bu arada cennet ehlinden biraz kendilerine de nimet verilmesini isterler ama bu boşuna bir yalvarıştır. Onların bu yakarışları Araf Suresi'nde şöyle haber verilmektedir:
Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Allah bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır." (Araf Suresi 50)
Yiyecek içeceğin yanı sıra giyecekler de küfredenler için özel olarak hazırlanmıştır. İnsan derisi hassastır. Kızgın bir soba veya ütüye bir saniye bile dokunamaz. Kazayla dokunduğu zaman ise günlerce acı çeker yarası su toplar derisi kabarıp dökülür. Cehennemde ise bir ütüden çok daha kızgın elbiseler insanın vücudunun her tarafını sarıp yapışacak insanın savmaya güç yetiremediği bir ateşolup derileri kavuracaktır:
... İşte o inkar edenler onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir... (Hac Suresi 19)
Asfaltı yola yapıştıran katran cehennemde inkarcının elbisesi olur onun üstüne yapışıp için için yanarak onun vücudunu eritir:
Giyimleri katrandandır yüzlerini ateşbürümektedir. (İbrahim Suresi 50)
Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız. (Araf Suresi 41)
Zebaniler
Cehennem ehline sonsuza kadar acıyacak onları ateşten kurtaracak onlara yardım edebilecek tek bir kişi yoktur. Herşeyden önemlisi Allah onlara sonsuza kadar yardım etmez onlarla konuşmaz. Unutulmuşluğun terk edilmişliğin itilmişliğin ızdırabını yaşarlar. Ayette "bugün kendisine hiçbir sıcak dost yoktur" (Hakka Suresi 35) diye bildirilir. Tek muhatap olabildikleri önlerindeki sonsuz yaşamlarında kendilerine sayısız azap ve işkenceler uygulayacak olan azap melekleridir: "Zebaniler". Cehennem ehline azap vermekle görevli olan bu melekler bu inkarcılara asla merhamet etmezler. Son derece acımasız sert güçlü ve dehşet vericidirler. Alemlerin Rabbi olan Allah'ı inkar edenlerden hak ettikleri şekilde intikam almak için yaratılmışlardır ve görevlerini kusursuz olarak yerine getirirler. Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır:
Ey iman edenler kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. (Tahrim Suresi 6)
Hayır; eğer o (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa andolsun onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı günahkar olan alnından. O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. (Alak Suresi 15-18)
Kuran'da haber verilen zebaniler Allah'ın inkarcılar üzerindeki gazabının öfkesinin ve kahrediciliğinin bir tecellisidirler. İnkar edenleri her yönden en korkunç en acı en aşağılayıcı hor ve hakir kılıcı muamelelere tabi tutarlar.
Cehennem melekleri zebaniler inkarcılara hak ettikleri cezayı ne bir eksik ne de bir fazla en güzel bir biçimde verirler. Allah'ın adaletinin tecellilerinden olan bu melekler Allah'ın kendilerine emrettiği görevi yerine getiren mübarek varlıklardır.
CEHENNEMDEKİ MANEVİ AZAP
Cehennemde inkar edenlere yaşatılan fiziksel azabın yanında en az bunlar kadar önemli bir başka azap olan manevi azap vardır. Manevi azap pişmanlık ümitsizlik horlanma aşağılanma utanç hayal kırıklığı gibi pek çok ruhi azabı içinde barındırır.
"Kalplere Tırmanan Ateş"
Kendini Allah'a teslim etmemişve O'na iman etmemişinsanların dünyada çeşitli vesilelerle tattığı bir manevi azap vardır. Örneğin çok sevdiği bir yakınını dostunu karısını kocasını ya da evladını kaybeden ve ona bir daha ebediyen kavuşamayacağını düşünen veya çok yakın bildiği güvendiği birisinin ihanetine uğrayan bir insan acı çeker. İşte bu manevi azap gerçekte o insanın kaybettiği veya ihanetine uğradığı kişiyi ilahlaştırmasının karşılığı olarak Allah'ın kalpte yarattığı özel bir azap türüdür. Bu insanın Allah'a yöneltmişolması gereken sevgi hayranlık takdir dostluk bağlılık ve güven duygularını herşeyiyle Allah'a muhtaç aciz ve ölümlü bir insana yöneltmişolmasının sonucudur Bu şekilde Allah'a O'nun yarattığı bir kimseyi ortak koşmasının karşılığı olan bir cezadır. Müşrikliğinin cezasını Allah'ın daha bu dünyadayken insana böyle yaşatması bu insanın ahirete gitmeden önce akıllanmasına ve tevbe ederek yalnızca Allah'a yönelip dönmesine vesile olabilir. Burada ilahlaştırılanın mutlaka bir insan olması da şart değildir. Kişilerin zaafları farklı farklıdır. Mal mülk para servet itibar kısaca Allah'a ortak koşulan şirk koşulan herhangi bir nesne ya da kavram da aynı şekilde ilahlaştırılabilir.
Dünyada bunları kaybetmenin verdiği azap ise yalnızca cehennemdeki benzerinin çok küçük dozdaki bir yansımasıdır. Bir ibret ve uyarı mahiyetindedir. Ahirete şirk dolu bir kalple gideni ise cehennemde bu acının aslı ve süreklisi beklemektedir. Yalnızca dünyadaki bu manevi azap bile kimi zaman öyle şiddetli olur ki bu acıyı çeken kurtulmak için her türlü fiziksel işkenceyi bile bu manevi acıya tercih eder. Hatta ölüp kurtulabilmek için intihar bile edenler olur. Bu tarifsiz acıyı ifade edebilmek için ise müşrik "yüreğinin yandığını" "ciğerinin yandığını" "içinin yandığını" söyler.
Nitekim Kuran'da cehennem azabının bu manevi yönü dikkat çekici bir şekilde vurgulanarak "kalpleri yakan bir ateş"ten söz edilmektedir:
Arkadan çekiştirip duran kaşgöz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline;
Ki o mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır.
Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor.
Hayır; andolsun o 'hutame'ye atılacaktır.
"Hutame"nin ne olduğunu sana bildiren nedir?
Allah'ın tutuşturulmuşateşidir.
Ki o yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar.
O onların üzerine kilitlenecektir;
(Kendileri de) Dikilip-yükseltilmiş sütunlarda (bağlanacaklardır). (Hümeze Suresi 1-9)
Dünyadaki en şiddetli acı bile zamanla unutulur belki izleri bir süre devam eder ama hiçbir zaman ilk günkü şiddetini korumaz. Cehennemde ise bu acı dünyadakinden kat ve kat daha fazla olmak üzere hem de ebediyen hiç eksilmeden inkarcıların yüreklerine tırmanıp yakar.
Bunun yanı sıra cehennem ehlinin umutsuzluk pişmanlık aşağılanmışlık öfke kin ve çekişme duygularının karışımı sonucunda yaşadığı manevi azap da buna katılır ve inkar edenler en az fiziksel olduğu kadar ruhi yönden de işkence çekerler.
Cehennemdeki Aşağılanma
Cehennemle ilgili pek çok ayet burada inkarcılar için aşağılayıcı alçaltıcı bir azap olduğunu haber verir. Bu inkarcıların dünya hayatındaki kibir ve büyüklenmelerine karşılık takdir edilmişbir cezadır.
Dünya hayatında inkarcının en büyük hedeflerinden biri başka insanların kendisine imrenmeleri kendisini takdir etmeleridir. İyi bir iş çocuklar güzel evler arabalar ve benzeri dünyevi tutkular insanlara yapılan gösterişle değer kazanır. Nitekim Kuran'da dünya hayatının aldatıcı süslerinin arasında insanların kendi aralarında "övünme"leri sayılır.
İşte insanların dünyadaki en büyük tutkusu olan bu "övünme" inkarcılar için ahirette şiddetli bir azaba dönüşür. Bu azab önceden sözünü ettiğimiz fiziksel acıların yanında aşağılanmayı hor ve aşağılık kılınmayı da içermektedir. Çünkü inkar eden kişi dünyadayken "Övülmeye layık olan" (Bakara Suresi 267) Allah'ı unutmuş buna karşın "kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edinmiş"tir. (Furkan Suresi 43) Bu nedenle de hayatını Allah'ı övmekle değil kendisine övgü toplamaya uğraşmakla geçirir. Kendisini yaratan Allah'ın değil insanların hoşnutluğu üstüne bir hayat kurmuştur. İşte bu yüzden de en büyük yıkımı insanlar karşısında küçük düşüp aşağılanınca yaşar.
İnkarcı için en büyük kabuslardan biri başkalarına rezil olma küçük düşme aşağılanma halidir. Hatta inkarcılar arasında diğer insanlara rezil olmamak aksine onlardan övgü toplamak için canını bile verebilecek çok sayıda insan vardır. Bu yüzden cehennemdeki birçok azap bu kabusun üzerine kuruludur. İnkar edenler dünyadaki kibir ve büyüklenmelerine karşılık cehennemde korkunç bir biçimde aşağılanırlar. Kuran ayetlerinde bu gerçeğe şöyle dikkat çekilir:
İnkar edenler ateşe sunulacakları gün (onlara şöyle denir "Siz dünya hayatınızda bütün 'güzellikleriniz ve zevklerinizi tüketip-yok ettiniz onlarla yaşayıp-zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı bugün alçaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız." (Ahkaf Suresi 20)
O küfre sapanlar kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar Biz onlara ancak günahları daha da artsın diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azap vardır. (Al-i İmran Suresi 178)
Bu aşağılanmanın binbir çeşidi vardır. Cehennem ehline dünyada hayvanlara yapılan muameleden çok daha alçaltıcı davranılır. Onları aşağılamak için demirden kamçılar bukağılar ve tasmalar bulunur. İplerle direklere bağlanırlar boyunlarına tasmalar (bukağılar) geçirilir ayaklara zincirler vurulur.
Aslında aşağılanmak cehennem içindeki tüm diğer azaplarla aynı anda gerçekleşir. Örneğin ateşe atılırken de bir yandan aşağılanırlar. Bu büyük horlanma inkarcıların diriltildikten ve cehenneme götürülmek için seçildikleri andan itibaren başlar.
İnkarcı bu melekler tarafından milyarlarca insan içinden alnından ve ayaklarından yakalanır. Kuran'da bildirildiği gibi "işte o gün ne insana ne cinne günahından sorulmaz... (Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar." (Rahman Suresi 39-41)
Allah'a isyan etmiş O'nu unutmuşolan kimse bu şekilde yakalandıktan sonra hayvanlardan beter bir muamele görecek saçından tutulup yerde sürüklenecek ve cehenneme atılacaktır. Karşı koyamaz bağırsa çırpınsa da kimse ona yardım edemez. Bu sadece çaresizliğin verdiği azabı artırır:
... andolsun onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı günahkar olan alnından. O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. (Alak Suresi 15-18)
Ayetlerde haber verildiğine göre inkarcılar "cehennem ateşine 'küçültücü bir sürüklenme ile' sürüklenecekler" ve onlara "işte sizin yalanladığınız ateşbudur" denecektir. (Tur Suresi 13-14) Bir diğer ayette haber verildiğine göre de bu "sürükleniş" "yüzükoyun" olacaktır. (Furkan Suresi 34)
Cehenneme de aynı şekilde yüzükoyun olarak atılırlar:
Kim bir kötülükle gelirse artık onlar da ateşe yüzükoyun atılır (ve onlara "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?" (denir). (Neml Suresi 90)
Ateşin içinde yüzükoyun sürüklenecekleri gün cehennemin dokunuşunu tadın" (denecek). (Kamer Suresi 48)
Oraya girmeleriyle birlikte aşağılanma daha da şiddetlenir. Çektikleri tüm fiziksel azapların bir de bu yönü vardır. Örneğin ateşe atıldıklarında yanmanın verdiği acının yanında bir de aşağılanmanın horlanmanın küçültülmenin ızdırabını yaşarlar.
Bir başka surede inkarcının ateşazabı sırasında nasıl aşağılandığı şöyle anlatılır:
"Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin. Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün; (Azabı) Tad; çünkü sen (kendince) üstün onurluydun. Gerçekten bu sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir." (Duhan Suresi 47-50)
İnkar edenleri aşağılamak için ayrıca özel olarak hazırlanmışkamçılar tasmalar bukağılar zincirler vardır. Kuran'da şöyle buyurulur:
(Allah buyruk verir "Onu tutuklayın hemen bağlayın. Sonra çılgın alevlerin içine atın. Daha sonra onu uzunluğu yetmişarşın olan bir zincire vurup gönderin. Çünkü o büyük olan Allah'a iman etmiyordu yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı." (Hakka Suresi 30-34)
Dünyada vahşi olanlar dışında hayvanlar bile zincire vurulmazlar. İnsanlardan ise artık insan muamelesi görmeyen ileri derecede tehlikeli akıl hastaları bağlanırlar. Buna karşın cehenneme gönderilmişinkarcılar tüm yaratıkların en aşağılarıdırlar. İşte bu nedenle üstteki ayette haber verilen "uzunluğu yetmişarşın olan zincir"e vurulurlar. Başka ayetlerde bu aşağılatıcı azaptan şöyle söz edilir:
Boyunlarında demir-halkalar ve (ayaklarında) zincirler olduğu halde sürüklenecekler. Kaynar suyun içinde; sonra ateşte tutuşturulacaklar. Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?" (Mümin Suresi 71-73)
... İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır. (Rad Suresi 5)
Diğer bazı ayetlerde söz konusu aşağılayıcı azap şöyle anlatılır:
O gün suçlu-günahkarların (sıkı) bukağılara vurulduklarını görürsün. Giyimleri katrandandır yüzlerini ateşbürümektedir. (Bu azap) Allah'ın her nefsi kendi kazandığıyla cezalandırması içindir. Şüphesiz Allah hesabı pek çabuk görendir. (İbrahim Suresi 49-51)
… İşte o inkar edenler onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir; başları üstünden de kaynar su dökülür. Bununla karınları içinde olanlar ve derileri eritilmiş olur. Onlar için demirden kamçılar vardır. (Hac Suresi 19-21)
Cehennemdeki bu aşağılanmanın inkar edenlerin ruhunda yarattığı karanlık rezillik küçülmüşlük ve horlanmışlık dışlarına da vurur. Tıpkı dünyada insanlara rezil olan onuru ayaklar altına alınan bütün kişisel hakları tecavüze uğrayan insanların tarifsiz sıkıntılarının yüzlerine vurması gibi. Cehennemde yaşanacak olan aşağılanma da insanların çehresine etki edecek yüreklerdeki zillet dışa vuracaktır. Başka bir ayette şöyle buyurulur:
"O gün öyle yüzler vardır ki zillet içinde aşağılanmıştır". (Gaşiye Suresi 2)
Buraya kadar saydığımız tüm bu aşağılanma yöntemlerinin yanı sıra cehennemde inkarcılar için çok daha çeşitli aşağılanmaların da olacağını unutmamak gerekir. Allah Kuran'da inkar edenler için "aşağılanma" kavramını kullanmışve buna belli başlı örnekler vermiştir. Ancak aşağılanma çok genişbir kavramdır ve insanda dünyadayken bu duyguyu oluşturan herşey her muamele her olay bu kavrama dahildir. Cehennemde de belki de binlerce katıyla bulunmaktadır.
BERKİTO isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.01.08, 16:52   #12
Standart


Telafisi Olmayan Pişmanlık
İnkarcı dirildiği andan itibaren yaptığı kahredici hatanın farkına varır. Bu onarılmaz hatanın verdiği pişmanlık dalgası tüm vücudunu kaplar. Büyük bir yıkım yaşar pişmanlığın etkisiyle kendini yer bitirir.
Dünyada yaptıkları inkarcılara gösterildiğinde gaflet içinde geçirdikleri hayatlarını telafi etmeye karşı onulmaz bir hasret duyarlar. Geri dönmeyi kendilerine bir hak daha verilmesini isterler. Dünyada iken birlikte gaflete daldıkları dostlarını sevgililerini bir daha görmek istemezler. Tüm dostluklar tüm sevgiler tüm bağlar kaybolmuştur. Dünyada iken kurmuşoldukları yaşam yaptıkları işler evleri arabaları eşleri çocukları şirketleri örfleri gelenekleri savundukları "dünya görüşü" herşey ama herşey artık değersizleşmiş yok olmuştur. Herşey yok olurken yerine de bir tek azap gelmiştir. Ayetlerde o günkü yıkımın yarattığı ruh hali şöyle tarif edilir:
Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık." Hayır önceden saklı tuttukları kendilerine açıklandı. Şayet (dünyaya) geri çevrilseler bile kendisinden sakındırıldıkları şeylere şüphesiz yine döneceklerdir. Çünkü onlar gerçekten kafirlerdir. Onlar dediler ki: "Bu dünya hayatımızdan başkası yoktur. Ve bizler diriltilecek değiliz." Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen: (Allah "Bu gerçek değil mi?" dedi. Onlar: "Evet Rabbimiz hakkı için" dediler. (Allah "Öyleyse inkar edegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın" dedi. (Enam Suresi 27-30)
İnkarcı içindeki bu büyük yıkıma rağmen bir yandan da hala kibiri bırakmamakta ve ayette bildirildiğine göre "azabı görünce pişmanlığını gizlemekte"dir. (Yunus Suresi 54) Bu kibirin canlı kalması onun için ayrı bir azap kaynağı olacak cehennemde karşılaşacağı aşağılanma söz konusu kibir nedeniyle ona tarifsiz acılar verecektir.
Cehennem Ehlinin Birbirleriyle Çekişmeleri
Dünyada iken çok önemli sayılan makam ve mevkilerin ast-üst ilişkilerinin artık hiçbir anlamı kalmamıştır. Aksine insanlar liderlerine liderler de kendilerine bağlananlara lanetler yağdırırlar. Onların bu tartışmaları ve yakınmaları ayetlerde şöyle haber verilmektedir:
Öyle ki (o gün) kendilerine tabi olunanlar kendilerine tabi olanlardan uzaklaşıp-kaçmışlardır... (Bakara Suresi 166)
(O zaman yönetilip) Uyanlar derler ki: "Eğer bize bir kere (daha dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi) onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşır (onları yüzüstü bırakır)dık." Böylece Allah onlara bütün yaptıklarını onulmaz hasretlerle gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak değildirler. (Bakara Suresi 167)
Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün derler ki: "Eyvahlar bize keşke Allah'a itaat etseydik ve Resul'e itaat etseydik." Ve dediler ki: "Rabbimiz gerçekten biz efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik böylece onlar bizi yoldan saptırmışoldular. Rabbimiz onlara azabtan iki katını ver ve büyük bir lanet ile lanet et. (Ahzap Suresi 66-68)
Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki: "Andolsun Allah'a biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk. Bizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı. Artık bizim için ne bir şefaatçi var ne de candan-yakın bir dost. Bizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik." Gerçekten bunda bir ayet vardır ama onların çoğu iman etmiş değildirler. (Şuara Suresi 96-103)
Böylece sonsuz azapla karşılaşan cehennem ehli arasında büyük bir çekişme başlar. Herkes birbirini suçlar. Eski dostlar birbirlerine büyük bir kin beslerler. Aralarındaki nefretin tek nedeni dünya hayatındaki dostluklarıdır. Günah işlemede ve din dışı yaşamda birbirlerini teşvik etmiş inkarda birbirlerinden destek almışlardır. Bütün dostluk kavramları cehennem azabıyla birlikte yıkılır bütün bağlar parçalanıp koparılır. Bütün bu kalabalığın arasında herkes yapayalnızdır ve biri diğerini lanetler:
(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmişümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca en sonra yer alanlar en önde gelenler için: "Rabbimiz işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmışbir azab ver diyecekler. (Allah da "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek. (Araf Suresi 38)
İnkar edenler dediler ki: "Rabbimiz cinlerden ve insanlardan bizi saptırmışolanları bize göster ayaklarımızın altına alalım en aşağılarda bulunanlardan olsunlar." (Fussilet Suresi 29)
Ateşin içinde iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar büyüklenen (müstekbir)lere derler ki: "Gerçekten biz size uymuş(teb'anız) olan kimselerdik. Şimdi siz ateşten bir parçasını olsun bizden uzaklaştırabilir misiniz? Büyüklenen (müstekbir) ler derler ki: "Biz hepimiz (ateşin) içindeyiz; gerçekten Allah kullar arasında hüküm verdi (artık)." (Mümin Suresi 47-48)
(Müşrik olan hakim güçlere "İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir." (denilir). (Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak." Derler ki: "Rabbimiz kim bunu bizim önümüze sürdüyse ateşteki azabını kat kat arttır." Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz. Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?" Bu cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. (Sad Suresi 59-64)
Sonuçsuz Yalvarmalar ve Ümitsizlik
Cehennem ehli büyük bir çaresizlik içindedir. Başlarına gelen azap hem korkunç derecede acı verici hem de sonsuzdur. Tek çare olarak yalvarmayı seçerler. Gördükleri herkese yalvarırlar. Cennet ehlini görürler onlardan bir parça olsun su ve yemek isterler. Allah'a yalvarmaya merhamet dilemeye çalışırlar. Ama hepsi boşunadır.
Yalvarmalarının bir kısmı cehennemin bekçileri olan zebanileredir. Kendilerine en görülmedik işkenceleri yapan bu azap meleklerine bile yalvarır ve onlardan kendileri adına Allah'a seslenmelerini isterler. İçinde bulundukları azap o kadar yoğun bir azaptır ki onun bir gün için olsun hafifletilmesi için yalvarırlar. Ama yanıt alamazlar:
Ateşin içinde olanlar cehennem bekçilerine dediler ki: "Rabbiniz'e dua edin; azabtan bir günü (olsun) bize hafifletsin." (Bekçiler "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler "Şu halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duası çıkmazda olmaktan başkası değildir. (Mümin Suresi 49-50)
Bunun yanında Allah'tan merhamet dilemeye de çalışırlar. Ancak yine boşunadır:
Dediler ki: "Rabbimiz mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi biz sapan bir topluluk imişiz. Rabbimiz bizi (ateşin) içinden çıkar eğer yine (inkara) dönersek artık gerçekten zalim kimseler oluruz."
Der ki: "O'nun içine sinin ve benimle söyleşmeyin. Çünkü gerçekten Benim kullarımdan bir grup: "Rabbimiz iman ettik Sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın derlerdi de siz onları alay konusu edinmiştiniz; öyle ki size Benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz. Bugün Ben gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir." (Müminun Suresi 106-111)
Ayetlerden anlaşıldığına göre bu Allah'ın cehennem ehline son hitabıdır. Çünkü Allah bunlara "O'nun içine sinin ve benimle söyleşmeyin" dedikten sonra artık aksinin olması söz konusu değildir. Bundan böyle Allah cehennem ehli ile sonsuza dek muhatap olmaz. Bu düşünmesi bile insana acı veren bir durumdur.
Cehennem ehli çığlık çığlığa azap çekerken "kurtuluşa ve mutluluğa eren"ler yani müminler de cennetin nimetleri içindedirler. Ve cehennem ehlinin çektiği manevi azapların birini söz konusu cennet ehli ile olan diyaloğu oluşturur. İnkarcılar cehennemin korkunç azapları içinde işkence görürken özel olarak yaratılan bir sistem ile cenneti görür oradaki büyük nimet ve ihtişamı izlerler. Dünyada iken kendileriyle alay ettikleri müminlerin büyük bir rahatlık içinde görkemli mekanlarda muhteşem evlerde nefis yiyecek ve içecekleri tattıklarını görürler. Kendi yaşadıkları azab ve aşağılanmaya karşılık müminlerin böylesine büyük bir nimet övülmüşlük ve huzur içinde olduğunu fark ederler.
Bu ise yaşadıkları azabı daha da şiddetlendirir. Duydukları pişmanlık dayanılmaz boyutlara varır. Dünyada iken iman etmemiş müminlerin aksine Allah'ın hükümlerine itaat etmemişolmalarının kahredici pişmanlığı içinde boğulurlar.
Bu psikoloji içinde cennet ehliyle diyalog kurmaya hatta onlardan yardım dilemeye de çalışırlar. Yalvarırlar ancak yine boşunadır. Kuran'da cennet ve cehennem ehli arasındaki bu diyalog şöyle haber verilir:
Onlar (müminler) cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar. Suçlu-günahkarları;
"Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?"
Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.
"Yoksula yedirmezdik.
(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik.
Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk.
Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
Artık şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz. (Müddesir Suresi 40-48)
Müminler ile münafıklar arasında olan konuşmalar da Kuran'da bildirilmektedir. Münafıklar dünyada iken bir süreliğine de olsa müminlerin yanında bulunmuşkimselerdir. İman etmedikleri halde çeşitli çıkar hesapları gereği kendilerini mümin gibi göstermeye çalışmışve böylece "ikiyüzlü" sıfatını kazanmışlardır. Ahirette ise cehennemde yanarken müminleri görür ve yardım istemeye yalvarmaya kalkarlar. Kuran'da mümin ve münafıklar arasında geçen konuşma şöyle haber verilmektedir:
O gün münafık erkekler ile münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "(Ne olur) Bize bir bakın sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım." Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet dışyanında o yönden azab vardır. (Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz (Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz (Allah'a ve İslam'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak hatta masumca sizden görünerek) aldatmışoldu. Artık bugün sizden herhangi bir fidye alınmaz ve inkar edenlerden de. Barınma yeriniz ateştir sizin veliniz (size yaraşan dost) odur; o ne kötü bir gidişyeridir." (Hadid Suresi 13-15)
Kurtuluşu Olmayan Sonsuz Azap
Cehennemin şiddetini kat kat artıran bir özelliği oradan hiçbir zaman kurtuluşolmamasıdır. Bir acı çok şiddetli olsa bile eğer insan onun biteceğini bilirse bu onu rahatlatır her zaman kurtuluşiçin bir umut vardır.
Ancak bu umut cehennemde yoktur ve cehennem ehlini en çok yıkıma uğratan şey de budur. Ateşte yakıldıkları zincirlendikleri kaynar suyla haşlandıkları kırbaçlandıkları dar yerlere elleri boyunlarına bağlı olarak sokuldukları anlarda bilirler ki bu azap sonsuza kadar sürecektir. Her kaçmaya çalıştıklarında sert bir şekilde engellenmeleri onlara işkencenin sonsuza kadar devam edeceğini gösterir. Bir ayette bu kahredici ortam şöyle bildirilir:
Ne zaman ordan sarsıcı-üzüntüden çıkmak isterlerse oraya geri çevrilirler ve (onlara "Yakıcı azabı tadın" (denir). (Hac Suresi 22)
Cehennem tümüyle kapalıdır. İnkarcılar için cehenneme yalnızca bir kez girişvardır sonra çıkışimkansızdır. Hiçbir çıkışyolu bırakılmamıştır. Hapsedilmenin verdiği duygu inkarcıları çepeçevre kuşatır. Etrafları aşmaya güç yetiremeyecekleri duvarlar kilitlenmişkapılarla çevrilmiştir. Ayetlerde bu kahredici hapsolunmuşluk şöyle tasvir edilir:
Ayetlerimizi inkar edenler ise sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş'eme). "Kapıları kilitlenmiş" bir ateşonların üzerinedir. (Beled Suresi 19-20)
Ve de ki: "Hak Rabbiniz'dendir; artık dileyen iman etsin dileyen inkar etsin." Şüphesiz Biz zalimlere bir ateşhazırlamışız onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır... (Kehf Suresi 29)
Onların barınma yerleri cehennemdir ondan kaçacak bir yer bulamayacaklardır. (Nisa Suresi 121)
İnkarcılar ateşi gördüklerinde ait oldukları yeri anlarlar. Anlarlar ki artık hiç kimse için o ateşten kaçışimkanı yoktur. Zaman kavramı yok olmuştur ve sonsuz bir azap başlamıştır. Acının en korkunç özelliği ebediyen sürecek olmasıdır. Yüz yıl bin yıl veya milyon yıl geçse yine de sona yaklaşılmışolmaz. Milyonlarca yıl sonsuzluğun yanında bir hiçtir. Cehennemde yaşayan inkarcı dünyadaki gibi bir sonluluk bekler ama boşunadır. Bu yüzden ayetlerde azabın sonsuza kadar sürecek olması önemle belirtilmiştir:
Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vaat etti. Bu onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır. (Tevbe Suresi 68)
Eğer onlar (gerçek) ilahlar olsalardı ona girmeyeceklerdi. Oysa onların tümü içinde temelli kalıcıdırlar. (Enbiya Suresi 99)
İnkar edenlere gelince onlar için de cehennem ateşi vardır. Onlar için ne karar verilir ki böylece ölüversinler ne de kendilerine onun azabından (bir şey) hafifletilir. İşte Biz her nankör olanı böyle cezalandırırız. (Fatır Suresi 36)
Dünyada yaşanan bütün acılar için muhakkak bir son yani kurtuluşvardır. Acı çeken insanın iki kurtuluşu olabilir acı ya biter ya da kişi ölür. Dışarıdan bakıldığında ikisi de bir kurtuluştur. Cehennemde ise durum çok daha kötüdür. Izdırap sürekli ve kesintisizdir. İnkarcıların kendilerini toparlamalarına rahat bir nefes almalarına fırsat verilmez.
Sonsuz Azaptan Kurtulmak İçin Bir Hatırlatma
Dünyada Allah'ın ayetlerinden yüz çeviren ve herşeyi yaratan Rabbimiz'i inkar edenlerin ahirette hiçbir kurtuluşlarının olmayacağı cehennemde dehşet verici bir azapla karşılaşacakları Kuran'da bildirilir ve tüm insanlar Allah'ın azabıyla uyarılır.
İşte bu yüzden her insan burada anlatılan gerçekleri öğrendiğinde hiç zaman yitirmeden içine girdiği yoldan geri dönmelidir. Çünkü bu yolun sonu büyük bir yıkım getirir. Yapması gereken en önemli şey ise kendini Allah'a teslim etmektir. Bunu yapmadığı takdirde ebedi bir pişmanlık yaşayacaktır. Kuran'da inkarcıların pişmanlığı şöyle haber verilir:
O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak yesinler yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir. (Hicr Suresi 2-3)
Sonsuz azaptan ve bu pişmanlıktan kurtulmanın ve Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmanın yolu ise bellidir:
Geç olmadan Allah'a gönülden iman etmek
Tüm yaşamını O'nu razı edecek davranışlarla geçirmek…
BERKİTO isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 27.04.08, 17:59   #13
Standart


hepsini okudum Güzel Ve Dogru ŞEyler eyw
bads11 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla


Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet

Etiketler
sonrasi, olum


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Konu açma yetkiniz yok
Mesaj yazma yetkiniz yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesajlarınızı değiştirme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ateşli Öpüşme ve Sonrası... :D spettro Komik Resimler 3 12.02.08 22:13
dügün öncesi ve sonrası green_eyes Harbi Muhabbet 8 25.10.07 16:19
sınav sonrası yalanları green_eyes Harbi Muhabbet 2 22.08.07 16:53
hapşırma sonrası diyalogları.... Rebel Angel Harbi Muhabbet 0 08.07.07 13:44


Forum Zaman Ayarları GMT +2 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 09:40 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
HarbiForum; Haybeden Değil , Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2008
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.