HarbiForum  

TÜrkİye'de Resİm Sanati Ve Bati EtkİleŞİmİ

Güzel Sanatlar bölümde TÜrkİye'de Resİm Sanati Ve Bati EtkİleŞİmİ konusu, TÜRKİYE'DE RESİM SANATI VE BATI ETKİLEŞİMİ Sanat, çevresindeki nesnelere anlamlar katan yaşam'ın yansımasıdır, toplumsal bir değerdir. Sanatçı çağının betimleme kavramlarını ...
HarbiForum > Kültür & Sanat > Güzel Sanatlar

Kayıt ol Arama Bugünki Mesajlar
25.03.08, 12:08   #1
TÜrkİye'de Resİm Sanati Ve Bati EtkİleŞİmİ

TÜRKİYE'DE RESİM SANATI VE BATI ETKİLEŞİMİ

Sanat, çevresindeki nesnelere anlamlar katan yaşam'ın yansımasıdır, toplumsal bir değerdir. Sanatçı çağının betimleme kavramlarını benimser. Toplumunun günlük yaşam davranışları, sloganları, işaret sistemleri ve birtakım tabu, ahlak, yasa kuralları ile yoğrulur, bu verilerle kaynaşır. Yaşamı sorgularken ruhsal ve zihinsel işlevleri çağı ile koşullu olduğundan,yaşadığı dönemin görsel görme biçimini ve Çağının ruhunu yansıtır. Kendi ulusal geleneğinden edindiği bilgi ve kavrayış değerlerini özümlemiş, zıtlıkların bilincine varabilen bir halk filozofu gibi duyar-düşünür. olumsuzluklar içinde İç güdülerinin gerekliliğiyle -somut ya da imgesel- yaşama anlam ve yorum katarak kendini olumlar, var eder.

Ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşuna değin gerçek anlamda sanat olgusuna yaklaşım, yok sayıcı ve yerici eleştirinin hakim olduğu dönemleri kapsar. İnanç düzeyinde, resimde suretin yasak ve günah olarak düşünülmesi nedeniyle mekanlarımız cami resimleriyle, hat-yazı, dekoratif sanatlarla süslenirdi. Tanzimat döneminde Türk resim sanatı ancak minyatür geleneğiyle resmi tanımıştı. Resimler genellikle konularını o devrin devlet adamlarının savaş, tören, av ve sünnet düğünü gibi diğer yaşantılarından alırdı. Bu çalışmalarda perspektif kurallarına uyulmaz, ışık ve gölgeye yer verilmez, şekiller kendi rengine uygun olarak düz boyanırdı. Figürler kişilerin önemine göre büyük ya da küçük yapılır, süs motifleri de en ince ayrıntılarına kadar gösterilerek sulu boya ve guvaş teknikleriyle yapılırdı. Ancak ne ressamları, ne de eserleri tanınmıyordu. Sanatçılar eserlerine imza atmadıkları gibi yapıtlarını sergileyebilecekleri sergi salonları, sanat galerileri, müzeler yoktu. Çünkü bu dönem; sanatçıların sanat güçlerini ve yeteneklerinin ürünlerini değerlendirmenin ötesindeydi.

Batı etkisinde Türk resmi Fatih'in saltanatı (1451-1481) döneminde başlar. Bu devirde İstanbul'a davet edilen İtalyan ressam Gentile Bellini Fatih'in portresini ve bir madalyonunu yapmış, saraydaki bazı odaların duvarlarını resimlemişti. Fatih'in yaptığı bu hamle ancak saray duvarları arasında kalmıştı. Halbuki bu dönemde Avrupa resim sanatı Rönesans ile yağlı boya tekniğine dayalı en büyük ustalarını yetiştiriyordu. III.Ahmet döneminde (1703-1730) Avrupalı ressamların, çalışmalarını Dolmabahçe sarayında sergilemeleriyle Batı resim zevki toplumumuza yayılmış ve yağlı boya resme ilgi uyanmıştır. Türk resim sanatında Batı toplumlarıyla olan ilişkiler ve evrensel iletişim sonucu etkileşim dengeleri ile Osmanlı İmparatorluğunun özel konumu batı dünyası sanatında oryantalizm'i yaratırken, bizim onlardan etkilenişimizle yapılan ilk çalışmalar III.Selim (1793) ve II.Mahmut(1835) dönemine rastlar. Mühendis ve harp okullarına konulan resim dersleriyle, bu okullarda yetişen yetenekli gençler Avrupa'ya resim sanatı öğrenimine gönderilmiş, döndüklerinde üniversite hocalığı yapmışlardır. Realist çalışmalar yapan bu ressamlar; Şeker Ahmet Paşa Türkiye'de ilk resim sergisini açmıştır. Osman Hamdi Bey eski eserler müzesini kurarak ilk kez müzecilik fikrini getirmiş, bu günkü Güzel Sanatlar Akademisinin de kurucusu olmuştur. Güzel Sanatlar Akademisinden yetişen ressamlar Nazmi Ziya GÜRAN empresyonizm ilkeleriyle, Sami YETİK milli harp sahneleriyle tanınmış, İbrahim ÇALLI genç Türkiye Cumhuriyetinin sanat kurucularından olmuştur. Namık İsmail, Ruhi Avni LİFİJ, Ali Sami BAYER, Şevket DAĞ, Feyhaman DURAN, Hikmet ONAT ülkemizin ilk resim sanatı ustalarındandır.

19. yüzyılın ilk yarısından itibaren Türk resim sanatı, derinliği içeren yağlıboya resme doğru uzanan çizgide ilerlemeye devam etmiştir. "Türk Primitleri" diye de anılan ve Enderunlu amatörlerden oluşan ilk kuşağın ardından, Natüralist üslûbu benimsemiş ressamlar kuşağı gelir. Birçoğu asker kökenlidir. Bu grup Batı etkileşimiyle, Türkiye'de geleneği olmayan sanat türünün kurucusudur. 1883'de Sanayii Nefise Mektebi'nin açılması, 1910'da Avrupa sınavlarının başlatılması, 1914'de "Çallı Kuşağı" olarak da anılan Empresyonist üslûpla çalışan kuşağın ardından "Osmanlı Ressamlar Cemiyeti" olarak 1908'de kurulan, 1921'de Türk Ressamlar Cemiyeti'nin girişimleri ile başlayan Resim Heykel sergileri ilk kez 1916 yıllı yaz aylarında Galatasaray Lisesi'nin resim atölyesinde açılmış ve İstanbul'un sanat yaşamına renk katmıştır. Çağdaş Türk resim sanatının gelişmesinde sanatçı gruplarının, birlik ve desteklerinin çok önemli rolü olmuştur. Köklü bir resim geleneğinin olmayışı, halk kitlelerinin üretilen sanat eserlerini değerlendiremeyişi ve sanatçıların yapıtlarını sergileyebilecekleri sanat galerilerinin bulunmayışı gibi nedenler bu tür gruplaşmalar yaratmıştır. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti 1926'da "Türk Sanayii Nefise Birliği" ve "Güzel Sanatlar Birliği" adını alan grup modern sanat akımlarının temel taşları olarak sanat tarihindeki yerlerini alırlar. Eğitim için Almanya'ya gidip, geri dönen gençlerin oluşturdukları "Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği" 1928'de kurulmuş, çeşitli eğilimleri içinde barındırmıştır. Bu eğilimler arasında Realizm, Ekspresyonizm ve Kübizm sayılabilir. 1933'de "D Grubu"nun kurulmasıyla modern sanatın çağa uygun üslûpları da Türk resim sanatının özgün arayışlarını hızlandırmıştır.

Atatürk, "çağdaşlık" olgusunun sanatla özdeş olduğu ve ulus bireylerinin çağdaşlık düzeyinde donanımı için eğitim ve sanat alanında sağlam temeller atılması gerektiği inancındaydı; "İnsanların yaşamına ve faaliyetine egemen olan güç, buluş ve yaratıcılık yeteneğidir. Buluş ve yaratıcılığı yapabilen insanların ise kesinlikle kültürlü olmaları zorunludur.", "efendiler, herkes bakan olabilir,mebus olabilir fakat sanatçı olamaz", "Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir."özdeyişleriyle, 1923 yılında Cumhuriyet'in ilan edilişinden 1938 tarihine kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin sanatsal-kültürel alanlarda ve her yönü ile çağdaş bir devlet olması için çabalamıştır. 30'lu yılların başında Kemalist Devrimin ideolojisini yerleştirmek amacıyla bir yandan yerel örgütlenmelere,kitle eğitimine girişilmiş, bir yandan da bizzat Mustafa Kemal'in kişisel çabalarıyla güçlenen ve zenginleşen bir kurumlaşma başlatılmıştır. 1928 yılındaki büyük ve önemli yazı devrimlerinden, Latin kökenli yeni alfabenin öğretilmesi ve okur-yazarlık için eğitim seferberliğinden sonra Halkevleri kurulmuş ve hızla yaygınlaştırılmıştır. Atatürk'ün güzel sanatlara karşı gösterdiği büyük ilgi ile resim ilk ve orta dereceli okullarda ders olarak uygulanmaya başlanmış, yurdumuzda topluma inen ve onu saran bir sanat kolu olmuştur. Bu yıllarda sanatın ve kültürün bir devlet politikası olarak güdülenmesinin iki önemli nedeni vardı. İlki, 1930'larda bütün dünyayı etkileyen ekonomik kriz Türkiye'de Devletçiliği güçlendirmiş ve mimaride bu etken ön plana çıkmıştır. İkincisi ve önemli olanı; Cumhuriyetin geçirdiği ilk on yılın sonunda atılan yeni ve atılımcı gelişme kararları olmuştur. Atatürk bu kararları 10. yıl Nutku'nda açık olarak şöyle belirtmiştir; "Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. milletimizi en geniş refah vasıta kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız." demiş ve çalışmalar başlatılmıştır. Bu aşamada Atatürk'ün çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma ülküsü; mimariden resim sanatına, tezyini sanatlardan heykellere, edebiyattan pedagojiye kadar her alanda yol gösterici olarak benimsendi.

1924'de resim konusunda yetiştirilmek üzere, Güzel Sanatlar Akademisi'nden Avrupa sınavını kazanan beş ressam Paris'e gönderildi. Bunlar Cevat Dereli (1900-1989), Mahmut Cuda (1904-1988), Refik Ekipman (1902-1974), Muhittin Sebati (1991-1935) ve Şeref Akdik (1898-1972)'dir. Akademiden ayrılıp Münih'e gidenler 1922'de Mahmut Cuda ve Ali Çelebi (1904) olmuştur. 1923'de Zeki Kocamemi (1900-1959) Türk Ocağı tarafından Münih'e gönderilmiştir. 1924 tarihinde Refik Epikman, Cevat Dereli, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati ve Ali Karsan Paris'de Lucien Siman, Jean Pierre Laurens'in atölyelerinde yetiştiler. 1925'de onları Hale Asaf (1902-1938) izlemiştir. İlk grup sanatçılar, 1927-1928'de Türkiye'ye döndüler. Bu dönemde soyut sanat adı verilen nesnelci görünüşün ardındakini arayan yeni bir sanat ortaya çıkmıştı ve bu sanat doğalcılık, izlenimcilik, dışavurumculuk akımlarına karşı savaşım vererek kendisini kabul ettirdi. Soyut sanatın içinde sentetik kübizm, Neoplastisizm, Konstrüktivizm, süprematism gibi değişik amaçlara yönelim vardır. Türk resminde en önemli gelişme, 1928 kuşağı sanatçılarının uyguladıkları Kübizm ve Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) sanat akımlarıyla meydana gelmiştir. Türk resminde 1927'den sonra Münih'ten dönen Zeki Kocamemi ve Ali Çelebi düşünsel eğilimleriyle, Avrupa modern sanat akımlarını, resim sanatımıza getiren iki öncü sanatçı olmuşlardır. Modern sanat akımları aynı gruptan olan Cemal Tollu (1899-1964), Refik Epikman, Muhittin Sebati ile 1924'de Paris'ten sonra Münih'te Hofman ile çalışan Hale Asaf ve daha ileri yıllarda Cevat Dereli tarafından uygulanmaya başlanılmıştır.

Günümüz sanatçıları çalışmalarını gerçekçi ve soyut olmak üzere iki yolda sürdürmektedir. Kimi sanatçılar toplumcu gerçekçilik anlayışı içinde çağımızın sorunlarını açıklarken, kimi sanatçılarda çağımızın duyarlılığını, resmin değerlerini zihinsel düzeyde soyut yoldan yansıtırlar ve sergiler açarak izleyicileriyle paylaşırlar.

KAYNAKLAR:
1) Türk Resim Sanatı - Celal Esat ARSEVEN
2) İslam Ülkelerinde Sanat - Suut Kemal YETKİN
3) Atatürkçü Düşünce - Atatürk Kültür Dil ve Tarih Kurumu/1992
 
Cevap Yaz

TÜrkİye'de Resİm Sanati Ve Bati EtkİleŞİmİ

Güzel Sanatlar bölümde TÜrkİye'de Resİm Sanati Ve Bati EtkİleŞİmİ konusu, TÜRKİYE'DE RESİM SANATI VE BATI ETKİLEŞİMİ Sanat, çevresindeki nesnelere anlamlar katan yaşam'ın yansımasıdır, toplumsal bir değerdir. Sanatçı çağının betimleme kavramlarını ...



En Popüler Etiketler
Etiketler
türkiyede resim sanatı, avrupa osmanlı etkileşimi, türkiye de resim sanatı, türkiyede resim, türkiyedeki resim sanatı, türkiyede yetişen ressamlar, ülkemizde yetişen ressamlar, türkiyede resim sanati, batı resim sanatı, türkiyede günümüz resim sanatı, avrupa osmanlı etkileşimin değerleri, türkiyedeki soyut sanatlar, ülkemizde tanımış resim sanatçılarının resimleri, türkiyede sanatta batı ile etkileşim, türkiyede yetişen ressamların listesi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ebru Sanati Betül17 Hobiler 0 15.03.08 12:58
İtalya’da RÖnesans Sanati ibiramcan Tarih 0 26.01.08 15:18
Suzukİ Sx-4 TÜrkİye'de audi tt Motorlu Araçlar Dünyası 0 25.01.08 15:00
TÜrkİye'de Tarim ibiramcan Coğrafya 0 22.01.08 19:01
Evet Dedirtme Sanati SaMeT46 Kitap Özetleri 0 01.12.07 10:05



Forum Zaman Ayarları GMT +3 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 08:19 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
HarbiForum; Haybeden Değil ,Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2009
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.
If you own the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be removed from our web site,
please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.