| |||||||
| Kayıt ol | Etiketler | Ajanda |
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #11 |
| | Hayalet İki arkadaş bir gece bir parti dönüşünde yürüyerek eve dönüyorlarmış...Biri biraz macera olur eğleniriz düşüncesiyle ilerideki mezarlığa girip kestirmeden gitmeyi önermiş ve diğeri de hemen kabul etmiş.Mezarlığın içine girmişler ve yürümeye başlamışlar. Çok derinlerden 'tak!-tak!'diye garip sesler gelmeye başlamış biraz sonra. İki arkadaş bir taraftan tırsarak bir taraftanda tırstıklarını birbirlerine belli etmeyerek yürümeye devam etmişler ama bu korkunç ses onlar yürüdükçe artıyormuş.. Epey ilerledikten sonra ilerideki sis bulutunun arkasında bir kıpırtı görmüşler. İyice tırsmışlar ve sis bulutuna doğru yürümeye devam etmişler.İleride bir mezarın başında yaşlı bir adamın elinde çekiçle mezar taşına birşeyler yazdığını gören arkadaşlardan biri "Yahu amca bu saatte çalışılır mı biz de seni hayalet sanıp korkmuştuk"demiş.Yaşlı adam şöyle bir kafasını kaldırıp gençleri süzdükten sonra "Adımı yanlış yazmış gerizekalılar!!'demiş |
| | |
| | #12 |
| | Materyalist Çok havalı ve zengin bir avukat, yeni aldığı lüks spor arabasını ofisinin önüne park eder. Ofisteki arkadaşlarına nasıl gösteriş yapacağını düşünerek arabasından inerken, yoldan hızla geçen bir kamyon sürücü tarafındaki kapıyı kopartır atar.Avukat derhal cep telefonunu kapar ve polisi arar. Bir dakika içinde polis olay yerine gelir fakat daha tek bir soru sormasına fırsat bırakmadan avukat isterik bir şekilde haykırmaya başlar.. Daha geçen gün aldığı arabası mahvolmuştur ve kaportacı ne kadar ince iş görse gene de eskisi gibi olmayacaktır. O kamyonun sürücüsü derhal bulunmalı ve yaptığı hasar ona mutlaka ödettirilmelidir.Avukat kızgın ve öfkeli şikayetini nihayet bitirdiğinde, polis bıkkın ve inanamaz bir şekilde başını sallar "Siz avukatların bu kadar materyalist olmalarını bir türlü anlayamıyorum.." der "..sahip olduğunuz şeylere öyle baglanıyorsunuz ki, başka birşeyi gözünüz görmüyor..."."Nasıl söylersin böyle birşeyi?" diye hayretle sorar avukat. Polis adama acıyarak ve küçümseyerek bakar "Sol kolun dirseğinin altından kopmuş görmüyor musun?Kamyon sana çarptığı sırada olmuş olmalı ve sen bana kaportacıdan bahsediyorsun...." "Aman Tanrım!" diye bağırır avukat. "Rolex'im de gitmiş... |
| | |
| | #13 |
| | Kimin Telefonu Bir golf klübunun soyunma odasında bir sürü adam giyiniyormuş.Ortada duran bir cep telefonu çalmış, yakınındaki bir adam hands-free konum düğmesine basmış ve giyinirken konuşmaya başlamış. Adam: Alo Kadın: Merhaba şekerim, kulüpte misin? Adam: Evet. Kadın: Ay ben burda süper bir deri ceket gördüm. 1000 dolarcık. Alabilir miyim? Adam: Oluur, madem çok sevdin, al tabii. Kadın: Aslında buradan önce de galeriye uğradım. 2005 modelleri gelmiş, tam istediğim renkte birini buldum. Adam: Ne kadar? Kadın: 60 000 dolarcık. Adam: O parayı vereceksem bütün aksesuarlarını isterim ama... Kadın: Yaşasınnn! Bir şey daha var, geçen sene beğendiğimiz ev yine satılık ve 450 000 dolar istiyorlar. Adam: Tamam, ama 420 000 dolardan fazla verme sakın. Kadın: Oldu şekerim. Sonra görüşürüz. Seni seviyorum. Adam: Ben de seni...Görüşürüz. Adam telefonu kapatıp afallamış şekilde onu seyreden topluluğa döner ve sorar: "Bu telefon kimin, bilen var mı?" |
| | |
| | #14 |
| | Sizin Kızdan Ne Haber? İki aile varmış ve her iki ailenin de birer kız çocuğu varmış. Birgün misafirlikte sohbete başlamışlar; -Eee sizin kızdan ne haber?.. -Valla işte ne olsun biliyorsunuz işe girdi geçen sene. Başını kaşıyacak vakti yok. İlk başlarda geceleri fazla mesai yapıyordu. Sonra hafta sonları da çalışmaya başladı. Patronu çok sevmis her işi ona veriyormus. Derken Ankara seyahatleri başladı. Bizimki çanta sekreter gibi patron nereye o oraya.Sonra Paris seyahatleri filan en sonunda bu iş böyle olmayacak dediler, patronu ev tuttu. Deli gibi çalışıyor evladım. Ee , peki sizinki ne alemde? -Valla bizimki ****** oldu, ben sizin kadar güzel anlatamıyorum... |
| | |
| | #15 |
| | Not Yaşlı Fred, hastaneye kaldırılmış. Ailesi, aile papazını da kendilerine eşlik etmesi ve gereği halinde görevini yapması için çağırmış.Papaz ve aile efradı yatağın etrafında beklerken, Fred'in durumu anıden kötüleşmiş. Yatağından yarı doğrularak, el işaretleri ile yazacak bir şeyler istemiş.Papaz, anlayışlı bir şekilde,Fred'e bir kağıt ve bir kalem uzatmış. Fred titreyen ellerle hızlı hızlı kağıda bir şeyler yazıp kağıdı papaza uzatmış ve aniden ölmüş. Papaz, böyle acılı bir anda kağıttakileri okumanın doğru olmayacağını düşünerek kağıdı cebine sokmuş. Birkaç gün sonra, Fred'in cenazesı sırasında, Fred'in verdiği kağıdın cebinde olduğunu hatırlamış. Cenazenin gömülmesinden hemen önce,Papaz ileri çıkarak: "Sevgili Fred, ölmeden hemen önce benden kağıt isteyerek birşeyler yazdı. Zamanı uygun olmadığı için o anda bakmadım fakat şimdi, hepinizin önünde bu notu okumak istiyorum" demiş ve cebinden kağıdı çıkararak yüksek sesle okumuş:"Lütfen bir adım sola çekil. Oksijen hortumuma basıyorsun!" |
| | |
| | #16 |
| | Kazan Doğurdu Hoca'nın bir kazanı varmış... Neyse uzatmayalım mevzuyu.. Köylünün biri Hoca'dan kazanını istemiş. Hoca vermek istemiyo kazanı ama;bu sefer de hakkında olumsuz fikir oluşacağı ve kulis yapılacağı endişesi ile istemeye istemeye veriyo kazanı köylüye... Aradan epey bir zaman geçiyo ve köylü kazanın içinde bir küçük tencere ile birlikte geliyo hocaya... Yahu Hocam senin kazan doğurdu diyo Hoca'ya... Hoca kazanı alıyo şöyle evirip çevirip bakıyo, uzağa gidiyo oradan bakıyo,yukarı kaldırıyo aşağıdan bakıyo,iyice inceliyo süzüyo ve diyo ki köylüye; Doğurur tabi,.mına komuşsun kazanın |
| | |
| | #17 |
| | Geri Kalan Kısmı Bir gün açlıkla ilgili bir anket yapılacakmış insanlara: "Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm ile ilgili kişisel görüşünüzü belirtir misiniz? " Sonuç felaket çünkü: Afrikalılar "yiyecek" kelimesinin anlamını bilememişler. Batı Avrupalılar "eksiklik" kelimesinin anlamını bilememişler. Doğu Avrupalılar "kişisel görüş" sözcüğünün anlamını bilememişler. Orta Doğulular "çözüm" kelimesini anlamamışlar. Güney Amerikalılar "lütfen" kelimesini anlamamışlar. Ve ABD liler de "dünyanın geri kalan kısmının" ne olduğunu anlamamışlar. |
| | |
| | #18 |
| | Roket Yakıtı Dallas'daki NASA uzay üssünde, üs komutanı, George ve Bob adındaki astronotları yanına çağırıp, ertesi gün çıkacakları Mars yolculuğu hakkında son talimatları verir ve bu zor yolculuğun öncesinde uyumak üzere evlerine gitmelerini söyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur. "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?" "Henüz değil." "Ben çok heyecanlıyım. Uyku tutmadı. Sana da uyarsa, benimle birlikte içmeye ne dersin? Uzun süre içki içemiyeceğiz..." "Ok." Bir saat sonra George ve Bob buluşurlar, bir bara girip içki söylerler.Barmen tam içkiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar. "Hey men. Sizi tanıdım. Yarın Mars'a gidecek astronotlarsıniz. Size içki verdiğim ortaya çıkarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayın." George ve Bob barmenle tartışmalarına rağmen o barda içki içemezler. Başka barlarda şanslarını denerler; ama TV programlarını sürekli izleyen barmenler onları her seferinde tanırlar ve içki vermeyi reddederler.Marketlerde kapalıdır. Tam eve dönmeye karar verdiklerinde Bob'un aklına bir fikir gelir. "Yahu George'cuğum. Bizim uzay roketine koydukları yakıtın kokusunu hatırlıyor musun? Aynı viski gibiydi. İstiyorsan ondan içelim." Birlikte uzay üssüne girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakıt tankının yanına gelirler. Kimse şüphelenmez. Onlara güvenmeyip te kime güveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah füzeye binecek olanlar onlardır.George ve Bob yakıt tankından aldıkları yakıttan birer kadeh içerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon çalar. Arayan yine Bob'dur. "Alo George. Yine ben. Rahatsız ettim ama kusura bakma. Sana birşey sormak istiyorum. Karnın ağrıyor mu?" "Evet Bob. Hem de çok." "Peki. O zaman sakın gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan arıyorum..." |
| | |
| | #19 |
| | Heykel "Kadın sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve girdiğini duyar. - Çabuk! Köşeye geç ve bir heykel gibi davran. Adamın her yerine bebek yağı sürer, üzerine de bebe pudrası serper. - Sakın kımıldama ve heykelmişsin gibi davran! - Bu nedir? hayatım, diye sorar kocası kapıdan girer girmez.- O mu? Sadece bir heykel. Smithler yatak odaları için bir tane almışlardı. O kadar sevdim ki bir tane de ben ısmarladım. Kimse o andan itibaren heykel hakkında konuşmaz hatta yatağa girene kadar. Gece saat iki gibi koca kalkar ve mutfağa gider,bir kaç dakika sonra da elinde bir sandviç ve bir bira ile geri döner.- Al bakalım, der, bir şeyler ye. Ben 3 gün boyunca Smith'lerde idiyot gibi dikilirken kimse bana bir bardak su bile vermemişti. |
| | |
| | #20 |
| | Eşek Yok Sonradan olma zengin ağalardan biri safariye gitmeye karar vermiş. Uzun zaman sonra geriye döndüğünde köydekilere bahsetmeye başlamış. Yol boyunca zenginlerin neler yaptığını ve nasıl yaşadıklarını anlatmış. Bir süre sonra köylünün biri sormuş… ‘’Ağam neler görmüşsen hele anlat’’ Ağa anlatmaya başlar. ‘’ Bizi kocaman uçaklarla götürmüşlerdir. Kocaman tekerlekli jiplerle ormanların, nehirlerin, köprülerin üstünden geçirmişlerdir.’’ Derken bir köylü sorar. ‘’ Hiç hayvan yok mudur? Ağam.’’ ‘’ Olmaz mı. Hele zürefa görmüşem ilk önce’’ der ağa. ‘’ O nedir’’ diye sorar köylü. Ağa görmüş tavırları ile hem sorar hem anlatır. ‘’ Eşeği biliy misiniz?’’ ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler ‘’ İşte eşeğin uzun bacaklı olanı ve boynu eşeğinin üç katı, üzerinde yuvarlak benek olana zürefa diiyler.’’ Köylüler hayalinde zürefayı canlandırmaya çalışırlar. Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar. ‘’ Başka hayvanda var mıdır ağam?’’ ‘’ Olmaz mı. Zebra görmüşem bir sürü’’ ‘’ O nedir’’ diye sorar köylü Ağa görmüş tavırları ile tekrar anlatır. ‘’ Eşeği biliy misiniz?’’ ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler ‘’ İşte eşeğin aynı boyunda yukarıdan aşağıya çizgili pijama giyenine zebra diiyiler.’’ Köylüler hayalinde zebrayı canlandırmaya çalışırlar. Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar. ‘’ Başka hayvanda var mıdır ağam?’’ ‘’ Olmaz mı. Gergedan görmüşem bir sürü’’ ‘’ O nedir’’ diye sorar köylü Ağa görmüş tavırları ile tekrar anlatır. ‘’ Eşeği biliy misiniz?’’ ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler ‘’ İşte eşeğin yana doğri iki katı, burnunda iki tane boynuz olanına diiyiler.’’ Köylüler hayalinde gergedanı canlandırmaya çalışırlar. Bir süre yol aldıktan sonra bir köylü yine sorar. ‘’ Başka hayvanda var mıdır ağam?’’ ‘’ Olmaz mı. Boğa yılanı görmüşem bir tane’’ ‘’ O nedir’’ diye sorar köylü Ağa boğa yılanı ile eşek arasında nasıl bir bağ kurarım da anlatırım diye biraz düşünür. Köylüler merakla bekler. Ağa sorar. ‘’ Eşeği biliy misiniz?’’ ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler. ‘’ Eşeğinkini de biliy misiniz?’’’’ ‘’ Biliyiiiz ’’ der köylüler ‘’ İşte eşeğinkinin 5 katı uzunlukta amaaa eşek yok ortalıkta !!..... |
| | |
![]() |
| Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet |
| Etiketler |
| kopmaklik, fikralar, konu, sabitlestirilsin, lutfen___ |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| konu konu ÖSS (1966-2006) OKS(1990-2005) ÇIMIŞ SORULAR | a_o.b | Sınavlar | 9 | 10.05.08 00:47 |
| sesli fıkralar | 123456 | Fıkralar | 3 | 24.03.08 18:34 |
| temelden fıkralar | artistturk | Fıkralar | 0 | 21.08.07 01:29 |
| :D muhtesem fıkralar | T@RDiGraD-X | Fıkralar | 0 | 27.07.07 14:09 |