Fenerbahçe’nin verdiği mutluluk...
Beşiktaş maçının ardından 1907 Derneği’nin salonunda ayakta coşkuyla şarkılar

marşlar söyleyen kadınlı-erkekli Fenerbahçelilere baktım ve bu takımın taraftarlarını

sevenlerini ne kadar çok mutlu ettiğini aklımdan geçirdim.
Hep birlikte “Yüz yaşında mutlu ol Fenerbahçe” diye seslerimiz yükselirken

hepimiz çok mutluyduk.
Son 5 yıldır

zamanın çoğu

ister Kadıköy’de stadyumda

ister evlerde televizyon karşısında veya maçların toplu seyredilebildiği mekanlarda veya hatta bu yıl en sonuncusu Sevilla’da olmak üzere

Fenerbahçelilerin çoğu mutlu hissetti kendini.
Dört yılda üç şampiyonluk. Biri

futbol dışı oyunlarla kaçırılmış. Şimdi 5. Yılda 4.’sü ufukta belirlemeye başlayan şampiyonluk. Bu yılın son iki haftası istisna edilirse

neredeyse bütün sezon liderlik konumunda geçmiş

maçların çok büyük bölümü kazanılmış

dünyanın ünlü isimleri sarı-lacivertli formayı giymiş

Kadıköy

lokantaları

kafeleri

kaldırımları ile bir çok maçtan önce ve sonra şenlik alanına dönmüş ve bu yıldan başlayarak yurt dışında önemli Avrupa başkentleri de Fenerbahçelilerin keyif mekanları olmaya başlamış. Evet

Fenerbahçeli olmanın mutluluk olması bir yana; bu takım

Aziz Yıldırım döneminin son 5 yılının Fenerbahçe’si

bu takım bizlere çok kez mutluluk yaşattı

veriyor ve verecek.Takımın özgüveni kadar

biz onu sevenlerin ona güveni de dikkat çekiciydi. Örneğin

Beşiktaş karşısında ekran karşısına geçerken

rakip sahada takımımızından emindik; “eğer maça asılırlarsa
kolay geçeriz” duygusu hepimizde mevcuttu. Öyle de oldu. Kendi işimizi kendimiz görüyoruz. Bir mucize ya da sürpriz olmazsa

şampiyonluk konusundaki rakiplerimizden birini saf dışı bıraktık. Sivasspor’u eksi 20 derecede Sivas’ın buzla kaplı zemininde 4-1 yenen de bu takım değil miydi? Galatasaray’ın başına da muhtemelen Ali Sami Yen’de aynı şey gelecek.
Geçen yılı hatırlayalım

orada maçı almamız gereken günde o maçı zorlanmadan almıştık. Fenerbahçe

şampiyonluğu ciddiye aldığı zaman

bu ligde şampiyon
olur. Şampiyonlar Ligi’nin zevkini alan bir takımın

bu ligi ve şampiyonluğu ciddiye almaması düşünülemez. Bu ciddiyet eksikliğini gösterdikleri nice maç yüzünden

zaten

topu topu 2 puanla farkla lider durumdayız. Aksi halde

şu anda 10 puan kadar fark atmamız gerekirdi en yakın takipçimize ve işi şimdiden bitirmemiz gerekirdi. Belki de

heyecan unsurunun devamı bakımından böylesi daha iyi. Yoksa

aradaki dağlar kadar fark ortada. İşte Beşiktaş ile olan fark. Üç maç yaptık

üçünü de kazandık. Galatasaray’ın antrenörü yok; var da yok

yönetimi ve mali durumu bizimle karşılaştırılmaz halde. Takımının sistemi

oyun düzeni

hiçbirşeyi yok. Aramızdaki puan farkı sadece 2 ve bu bir mucize. Fenerbahçe’nin yıl içindeki hovardalarının yol açtığı bir mucize. Artık bitti

takım şampiyonluk hedefine kilitlendi yürüyor. Arada Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde işimiz var. Chelsea ile çeyrek final oynayacağız. Ne mi olur?
Bildiğim şu: Fenerbahçeliler

bu takımdan o kadar mutlular ve ona o kadar razılar ki

çeyrek final geçirilir yarı finale çıkılırsa bayram yapacaklar; olmazsa da bu yıl çeyrek finale çıkmış olmanın gururuyla yüzlerini içeriye ve seneye daha yükseğine ulaşmaya çevirecekler. Hiç kimse

Avrupa’nın ilk 8 takımı arasını adını yazdırdıktan sonra

Fenerbahçe

şayet

Chelsea’ye elenirse

bu takımdan
hayal kırıklığına uğramış olmayacak. Herkes biliyor ki

hepimiz biliyoruz ki

Chelsea ile dişediş mücadele edeceğiz; ilk 8’deki her takım bir diğerini eleyebilir. Chelsea

şimdilik bizden daha zengin

hem kasaca

hem kadroca bir takım; hem de daha tecrübeli. Chelsea’nin tur şansı bizden fazla. Ama

biliyoruz ki

biz de Chelsea’yi eleyebiliriz. Bu da sürpriz olmayacak. Nereden baksanız bu Fenerbahçe. Avrupa’nın ilk 8’inden biri. Bunun için

ilk maçı almamız şart. Kadıköy’deyiz. Inter’in

PSV’nin

CSKA’nın

Sevilla’nın başına ne geldiyse

Chelsea’nin de başına onun gelmesi lazım ve pekala gelebilir.
Bu haftanın ardından

Çarşamba günü Chelsea maçına büyük bir mutlulukla gidiyoruz. Oradan son 5 yıldır ne çok mutlulukla çıktık. Orada çok mutlu olduk biz. Bir
mutluluk daha yaşamak umuduyla

Chelsea maçının ardından görüşmek üzere...
Cengiz Çandar