HarbiForum  

Psikanaliz Nedir? Psikanaliz Kuramı Hakkında

Felsefe-Psikoloji-Sosyoloji bölümde Psikanaliz Nedir? Psikanaliz Kuramı Hakkında konusunu görüntülüyorsunuz.Psikanaliz Vikipedi özgür ansiklopedi Psikanaliz Sigmund Freud'un çalışmaları üzerine kurulmuş bir psikolojik kuramlar ve yöntemler ...
Geri git   HarbiForum > Kültür & Sanat > Kültür > Felsefe-Psikoloji-Sosyoloji

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Yeni Konu aç Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09.11.08, 23:40   #1
Yeni Psikanaliz Nedir? Psikanaliz Kuramı Hakkında

Psikanaliz
Vikipedi özgür ansiklopedi

Psikanaliz Sigmund Freud'un çalışmaları üzerine kurulmuş bir psikolojik kuramlar ve yöntemler ailesidir. Bir psikoterapi tekniği olarak psikanaliz hastaların zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışır. Analistin amacı hastanın transferansın sorgulanmamış ya da bilinçdışı engellerinden yani artık işe yaramayan ve özgürlüğü kısıtlayan eski ilişki kalıplarından serbest kalmasına yardım etmektir.
Psikanaliz kuramı ortaya atıldıktan sonra ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. Günümüzde psikanalizin bilimsel geçerliliği konusunda önemli şüpheler bulunmaktadır.

Tarihçe
Psikanaliz 1890'larda Viyana'da nevrotik ya da histerik belirtiler gösteren hastalara etkili bir tedavi bulmaya çalışan bir nörolog olan Sigmund Freud'dan miras kalmıştır. Bu hastalarla konuşmalarının sonucunda Freud hastaların rahatsızlıklarının kültür tarafından kabul edilmeyen sonuç olarak bastırılmış ve bilinçdışı cinsel doğanın arzu ve fantazilerinden kaynaklandığına inanmıştır. Kuramı geliştikçe Freud da hastalarını tedavi ederken karşılaştığı olayları biçilendirmek ve açıklamak için sayısız sistem geliştirtirmiş ve kenara koymuştur.
Günümüzde Önemli Psikanaliz Okulları:
  • Kendilik Psikolojisi diğer insanlarla kurulan karşılıklı empatik ilişkilerle dengeli bir kendilik hissinin gelişimini vurgular; Heinz Kohut
  • Lacancı psikanaliz psikanalizi semiyotik ve Hegel'in felsefesi ile birleştirir;
  • Analitik psikoloji daha çok tinsel bir yaklaşım taşır;
  • Nesne ilişkileri teorisi bireyin içselleştirilmiş ve düşlenmiş diğerleri ile ilişkilerinin dinamiklerini vurgular; Margaret Mahler Melanie Klein;
  • Kişilerarası psikanaliz kişilerarası ilişkilerin küçük ayrıntılarının üzerinde durur; Harry Stack Sullivan
  • İlişkisel psikanaliz kişilerarası psikanaliz ile nesne ilişkileri teorisini birleştirir; Stephen A. Mitchell Jessica Benjamin Jay R. Greenberg;
  • Modern psikanaliz bir grup teorik ve klinik bilgi ile Hyman Spotnitz ve arkadaşları Freud'un teorisini geliştirmiş ve teoriyi tüm duygusal bozukluklar yelpazesine uygulanabilir hale getirmişlerdir. Modern psikanalitik müdahaleler öncelikli olarak hastada entellektüel bir içgörüü geliştirmektense hastaya duygusal-olgun bir iletişimi sağlamayı amaçlar.
Bu okulların çarpıcı farklı teorileri olsa da çoğunluğu kendi kendini aldatmanın ve bireyin geçmişinin şimdiki ruhsal yaşamı üzerindeki güçlü etkilerinin önemini vurgulamaya devam ederler.
Bugün psikanalitik fikirler kültür içinde özellikle çocuk bakımı eğitim yazınsal eleştiri psikiyatri ve özellikle tıbbi ve tıbbi olmayan psikoterapi içinde gömülüdür. Evrilmiş ana analitik fikirler olmasına rağmen özellikle ilk teorisyenlerin yönergelerini takip eden gruplar vardır.

Teknik
Psikanalizin ana metodu serbest çağrışımın transferans ve direnç analizidir. Analizana (hastaya) rahat bir halde aklına gelenleri söylemesi söylenir. Burada düşler umutlar dilekler ve fantaziler geçmiş aile yaşantısının birer anısı olarak ilgi konusudur. Genellikle analist sadece dinler ve sadece profesyonel kanaati gerektiğinde yani hasta için içgörü uyandırma fırsatı yakaladığında yorumlar. Dinlemede analist empatik tarafsızlığı yani güvenli bir ortam yaratmak için geliştirilen yargılamayan bir duruşu korur. Analist analizanın söyleminde ve davranışlarında beliren kalıp ve çekingenlikleri değerlendirirken analizandan tüm dürüstlüğü ile bilincine ne gelirse konuşmasını ister.
Birçok klinisyen psikanalizi ciddi psikolojik bozukluğu olan olgular örneğin psikoz intihara meyilli depresyon ya da ağır tedavi edilmemiş alkolizm için önermez. Bu tip hastalar "analiz-edilemez" olarak nitelendirilir. Tipik uygulamalar klinik depresyon ve kişilik bozukluklarını içerir.
Günümüz bazı psikanaliz şekilleri kendine güveni artırma yoluyla hastalara özsaygı kazandırmakta ölüm korkusu ve bu korkunun davranışlar üzerindeki etkilerini yenmekte ve birbiriyle bağdaşmaz gibi gözüken ilişkileri sürdürmekte yardımcı olmaya çalışır. Bireysel danışan seansları bir gelenek olarak kalsa da psikanaliz bir grup terapi şekli olarak Harry Stack Sullivan tarafından uyarlandı.

Etkililik (Efficacy)
Şu an birçok psikanalist analizin daha çok nevroz olguları ve kişilik ya da karakter sorunları yaşayan olgularda yararlı bir yöntem olduğunu iddia eder. Psikanalizin daha çok samimiyet ve ilişkilerin kökleşmiş sorunları ve oturmuş problemli yaşam kalıpları ile uğraşırken faydalı olduğuna inanılır. Terapötik bir tedavi olarak psikanaliz genellikle haftada üç ila beş görüşme ile sürer ve doğal ya da normal olgun bir gelişme için belli bir tedavi süresini gerekli kılar (üç ila beş yıl arası).
Geçmiş randomize kontrollü denemelerin analizi belirli psikiyatrik bozukluklarda psikanalitik tedavinin tedavinin olmadığı durumlardan daha etkili olduğunu gösterir. Psikanalizin ve psikanalitik psikoterapinin etkililiği üzerine yapılan deneysel çalışmalar da psikanalitik araştırmacılar arasında belirginleşmiştir.
Bazı toplulukların psikodinamik tedavileri ile yapılan araştırmalar farklı sonuçlar vermiştir. Analist Bertram Karon ve arkadaşları tarafından Michigan Eyaleti Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma yeterli düzeyde eğitildikleri zaman psikodinamik terapistlerin şizofrenik hastalarda etkili olabileceklerini önermiştir. Daha yakın döneme ait araştırmalar ise bu önermeler hakkında şüphelidir. Şizofreni Hastaları Sonuçları Araştırma Grubu PORT) raporu etkililiğinin kanıtlanması için daha çok denemeye ihtiyaç duyulduğunu belirterek psikodinamik terapinin şizofreni olgularında kullanılmasına karşı çıkmışlardır (öneri 22). Ancak PORT'un önerisi deneysel çalışmalardan çok klinisyenlerin düşünceleri üzerine gelişmiştir ve deneysel veriler bu öneri ile çakışmamaktadır. (Özete bağlantı). Cochrane Kütüphanesindeki güncel bir medikal literatür çalışması (güncellenmiş özet) şizofreniyi tedavide psikodinamik psikoterapinin etkiliğini gösteren bir verinin olmadığı sonucuna varmıştır. Başka veriler de örneğin cinsel suçluların tedavisinde psikanalizin etkili olmadığını (ve muhtemelen zararlı) göstermiştir.

Maliyet ve Süre
Psikanalitik tedavinin Amerika Birleşik Devletleri'nde bir psikanaliz enstitüsünde bir psikanalist adayı ile seansı 10 dolardan kıdemli bir eğitim analisti ile seansı 250 dolara kadar değişebilen bir maliyeti vardır.
Tedavinin süresi değişkendir. Kimi psikodinamik yaklaşımlar örneğin Kısa ilişkisel terapi ve Kısa süreli psikodinamik terapi tedaviyi 20-30 seans ile bitirir. Geleneksel psikanaliz tedavisi daha uzun bir zaman alır yaklaşık 3-5 yıl. Tedavi süresinin uzunluğu hastanın ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösterir.

Eğitim
Psikanalizin tarihi boyunca az sayıda istisnalar dışında birçok psikanaliz topluluğu üniversite zemininin dışında varolmuştur.
Psikanalitik eğitim çoğunlukla bir psikanaliz enstitüsünde gerçekleşir ve bu eğitim 4-10 yıl sürebilir. Bir psikanalistin eğitimi dersleri hasta tedavilerinde aldığı süpervizyonu ve 4 yıl ya da daha fazla sürebilen kişisel analizini kapsar.
Profesyonel psikanaliz dünyasında devam eden bir tartışma psikanalitik eğitime girecek olan adayların niteliklerinin neler olması gerektiğini yönündeki kaygılardır. Freud sosyal bilimlerden gelen ve tıp eğitiminden gelmeyen adayların da hekimler kadar eğitime hazır olduklarına inanmıştır.
Amerikan Psikanaliz Derneği yakın bir zamana kadar psikanaliz eğitimini tıp doktorlarıyla sınırlamıştı. Geniş tartışmalar ve yasal mücadelelerden sonra psikanalitik eğitim diğer ruh sağlığı uzmanları örneğin psikologlar ve klinik sosyal çalışmacılar için açık hale geldi. Şu an ABD'de edebi çalışmalar ya da felsefe gibi disiplinlerden gelen adaylar için eğitim veren kısıtlı sayıda enstitü vardır. Öbür taraftan Avrupa'daki ve Latin Amerika'daki birçok enstitü formal klinik eğitim almayan adayları programlarına kabul etmektedir.

Klasik Psikanalitik Kuram
Freud'un orijinal görüşleri klasik psikanalitik kuramı oluşturur. Kuramda zihnin yapısı psişik öğeleri kişiliğin gelişimi ve değişimi dinamik bir bakış açısından anlatılır.
Psikanaliz genel olarak aşağıdaki hipotezlerden oluşur:
  • İnsan gelişimi en iyi cinsel arzunun değişen nesneleri yoluyla anlaşılabilir.
  • Psişik sistem alışılmış olarak cinsel ve saldırgan istekleri baskılar ve bu istekler düşüncelerin bilinçdışı sistemlerinde saklanır.
  • İstekler üstündeki bilinçdışı çatışmalar kendilerini rüyalarda dil süçmelerinde ve diğer belirtilerde ifade eder.
  • Bilinçdışı çatışmalar nevrozun kaynağıdır.
  • Nevroz psikanaliz yoluyla bilinçdışı isteklerin ve bastırılmış olanın bilince geri getirilmesi ile tedavi edilebilir.
Bilinçdışı ve Psişik Yapılar
Bilinçdışı ile dürtülerin farkındalık dışında olduğu zihinsel işlevler bölümü kastedilir. Psikanalitik bilinçdışı popüler bir kavram olan bilinçaltına benzer ama aynı değildir. Psikanaliz için bilinçdışı bilinçte olmayan her şey değildir. Örneğin motor becerileri istemdışı fizyolojik hareketler değil ancak bilinçli aktif düşüncedeki bastırılanlardır. Ayrıca önyargı gibi otomatik süreçlerin örnekleri ve şimdiki ilişkilerin üzerindeki geçmişin etkileri bilinçdışıdır.
Freud'a göre psikolojik bastırma yoluyla aklın ötesine taşınan kültür tarafından kabul edilmeyen düşünceler arzular ve istekler travmatik yaşantılar ve acı veren duyguların deposu bilindışıydı. Ancak içerik her zaman olumsuz olmak zorunda değildi. Psikanalitik bakış açısına göre bilindışı sadece kendi etkileri ile farkedilebilen bir güçtü - kendini belirtilerle ifade ederdi.
Freud'un daha sonra geliştirdiği "yapısal teorisi"ne göre ego superego ve id zihnin bölümleridir. "İd" "ilkel arzuları" (cinsellik saldırganlık açlık vs.) saklayan "süperego" içselleştirilmiş norm ahlak ve tabuları kapsayan ve "ego" bu iki bölümün arabulucusu ve kendilik duygusuna yol veren bölümdür.

İd
İd doğuştan vardır ve psişik enerjinin kaynağıdır. İlkel arzular; açlık su dışkılama cinsellik ve ısınma için temel güdüler İd'de saklıdır. Freud bu psişik enerjinin bebeğin doğuştan getirdiği biyolojik bir enerji olduğunu söyler. Libido adını verdiği bu biyolojik enerji bebeğin büyüyüp geliştiği süreçte psişik bir enerji haline gelir. Kurama göre bu süreç bebeğin bilinç düzeyinde değildir bilinçdışı olarak gerçekleşir.
İd haz ilkesi (pleasure principle) ile hareket eder ve amaç bir an önce doyuma ulaşmaktır. Amaca ulaşamamak ve bu yolda engellenmek gerginliğe neden olur ve bunu yenmek için gösterilecek çabayı körükler. Freud'a göre doyuma ulaşmak ve gerginliği azaltmak için bir yolu birincil süreç (primary process) düşüncedir. Buna göre istenilen ve arzu edilen şey düşlenerek doyuma ulaşılır.

Ego
Ego İd'den sonra gelişen bir diğer yapıdır. Bebeğin altıncı ayından itibaren İd'den kaynaklanarak gelişmeye başlayan Ego bilinci ve gerçekliği temsil eder. Enerjisini İd'den alır ve aldığı bu enerjiye göre şekillenir. İd'in doyuma ulaşmak için kullandığı birincil süreç tarzı düşüncenin yerini ikincil süreç (secondary process) tarzı düşünceye bıraktığı yerdir. Düşleyerek yaşamanın mümkün olmadığını söyleyen Ego devreye düşünme karar verme ve planlama yetilerini sokar. İd'in sabırsızca doyum elde etme ve düşlemlerini daha gerçekçi yapıya dönüştüren Ego gerçeklik ilkesine (reality principle) göre çalışır.

Süperego
İd ve Ego'dan sonra Süperego yapısı oluşur. Çocuk konuşmayı ve kültürü öğrenmeye başladıkça Süperego'su gelişir. Büyüme aşamalarının her birinde kültürü (babanın dilini) normları sembolleri kuralları yasakları öğrenir ve içselleştirir. Vicdani yapısı gelişen çocuk çevresi tarafından kimi zaman onaylanır kimi zaman onaylanmaz. Bakıcıları tarafından kabul edilmeyen şeyleri farkeder ve onaylanmamaktan kaçınır. Örneğin bakıcıları tarafından onaylanmak için yatağını ıslatmamayı öğrenir ve bundan haz duyar.

Kişiliğin Dinamiği
Klasik psikianalize göre bu üç ruhsal yapı çok karmaşık ilişkilerle ve sistematikle insan gelişimini belirler ve kişiliğini oluşturur. Bu üç yapı sürekli olarak birbirinden kaynaklanan ve birbiriyle etkileşen dinamik bir yapıdır (kişiliğin dinamiği). Bu dinamik yapı Freud'un görüşlerini takip edenlerin ve geliştirenlerin kendilerini psikodinamik kuramcılar olarak tanımlamalarını da yol açmıştır.
Breuer ile birlikte Freud histeri vakaları üzerinde yoğunlukla çalışmış ve kuramını geliştirmiştir. Hastalarından edindiği bilgiler doğrultusunda Freud farkında olunmayan bilinçdışı gelişen ve etkileşen güçlerin olduğu varsayımını kabul etmiştir. Bu durumda İd ve Süperego'nun çalışmaları bilinç düzeyindedir ve kişi bu etkileşimin farkında değildir. Ego birincil düzeyde biliçlidir ve biliçdışı gerçekleşen savunma mekanizmaları ile kişiyi yoğun kaygı ve çatışmadan korur.

Etkileri
Psikanalizden etkilenmiş olan psikanalist ve teorisyenler filozof ve yazınsal eleştirmenler:
Alfred Adler Karl Abraham Franz Alexander Lou Andreas-Salomé Jacob Arlow Michael Balint Therese Benedek John Benjamin Bruno Bettelheim Edward Bibring Wilfred Bion John Bowlby Charles Brenner Abraham A. Brill Ruth Mack Brunswick Helene Deutsch Françoise Dolto Kurt R. Eissler Erik Erikson Ronald Fairbairn Pierre Fédida Otto Fenichel Sandor Ferenczi Anna Freud Sigmund Freud Erich Fromm Frieda Fromm-Reichmann Merton Gill Andre Green Ralph R. Greenson Heinz Hartmann Edith Jacobson Ernest Jones Carl Jung Otto Kernberg Paulina Kernberg Melanie Klein Heinz Kohut G. Stanley Hall Paula Heimann Karen Horney Luce Irigaray Susan S. Isaacs Julia Kristeva Jacques Lacan Jean Laplanche Bertram D. Lewin Hans Loewald Rudolf Loewenstein Margaret Mahler Adolf Meyer Donald Meltzer Karl Menninger Stephen A. Mitchell Sandor Rado Otto Rank Theodor Reik Joan Riviere Herbert Rosenfeld David Rapaport Harold F Searles Hanna Segal Roy Schafer Melitta Schmideberg Sabina Spielrein Rene Spitz Daniel N. Stern Robert J Stoller Harry Stack Sullivan Neville Symington Viktor Tausk Frances Tustin Namık Volkan Donald Winnicott ve Slavoj Zizek.
sevdaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır Mesajı Moderatöre bildir  
Cevapla


Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet

Etiketler
hakkinda, kurami, nedir, psikanaliz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Konu açma yetkiniz yok
Mesaj yazma yetkiniz yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesajlarınızı değiştirme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Özel görelilik kuramı ibiramcan Genel Kültür 0 22.06.08 00:47
Yapılandırmacılık ve Çoklu Zekâ Kuramı Nedir? agent force Eğitim Haberleri 1 24.03.08 09:53
hıkd(kin beslemek)nedir.hıkd hakkında green_eyes İslamiyet 0 01.02.08 14:30
‘Psikanaliz ve Edebiyat’ Pasaj’da... yalnızlar rıhtımı Edebiyat ve Kitap 0 07.09.07 19:21


Forum Zaman Ayarları GMT +2 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 06:06 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.5
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
HarbiForum; Haybeden Değil ,Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2008
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.