HarbiForum  

Utangaçlık Hastalığı

Felsefe-Psikoloji-Sosyoloji bölümde Utangaçlık Hastalığı konusunu görüntülüyorsunuz.Hepimiz birşeylerden bir zaman utanmışızdır. Bu nedenle utangaçlık duygusunu tanırız. Eğer bu duygumuz çok sınırlı ...
Geri git   HarbiForum > Kültür & Sanat > Kültür > Felsefe-Psikoloji-Sosyoloji

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Yeni Konu aç Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09.11.08, 23:19   #1
Yeni Utangaçlık Hastalığı

Hepimiz birşeylerden bir zaman utanmışızdır. Bu nedenle utangaçlık duygusunu tanırız. Eğer bu duygumuz çok sınırlı sayıda sosyal ortamda yaşanmışsa ve uzun süreli bir problem oluşturmadıysa ne güzel. Ancak bazı kişiler için başka insanlarla birarada olmak sürekli bir problemdir. Bu kişiler sosyal ortamlarda kendilerinden hiç bir zaman emin olamazlar ve birileriyle beraber olmadan önce onlarla birlikteyken ve ayrıldıktan sonra hep doğru dürüst konuşmak ve davranmak konusunda endişe yaşarlar. Bazen de utangaçlık öyle boyutlarda yaşanır ki kişi kendini tamamen başkalarından izole eder ve kendini yanlızlığa mahkum eder.

Utangaçlık belli durumlarda da yaşanabilir. Örneğin: kişinin yaşadığı yeri değiştirmesi ve bir başka ortama girmesi yeni bir iş ortamına ya da okul hatta sınıf ortamına girmesi çok sevdiği bir yakınını kaybetmesi bir hastalık ya da fiziğinde değişikliğe yol açan bir rahatsızlık geçirmesi gibi....
Özetle şunu söylemek mümkündür: Utangaçlık kişinin yaşantısını engelleyecek ve onun yaşam kalitesini düşürecek düzeyde yaşanıyorsa bir problem oluşturur.

Utangaçlığın Nelerle İlişkisi Var?
Sosyal kaygı utangaçlıkla iç içe yaşanan yoğun ve rahatsız edici bir duygudur. Çevredeki insanların gözünde utanılacak duruma aptal durumuna düşme onlar tarafından reddedilme ya da yetersiz görülme korkusudur. Utangaçlık sorunu olan kişi birileriyle birlikteyken bu kaygıyı nasıl gidereceğine değil "ne kadar çok kaygılı" olduğuna konsantre olur böylelikle kaygısı daha da artar ve bir kısır döngüye girmiş olur. Bakınız aynı zamanda zihninden geçen otomatik düşünceler nelerdir:

-- Kendimi aptal durumuna düşüreceğim.
-- Herkes benim gerçekten salak olduğumu düşünecek.
-- Söyleyecek hiçbirşey bulamayacağım. Donup kalacağım.
-- Eğer ağzımı açarsam sesim bir tuhaf çıkacak.
-- Kalbim fena halde çarpıyor ya kalp krizi geçirirsem.
-- Delirebilirim.
-- Çok tuhaf görünüyor olmalıyım.
-- Bir kaçabilsem.
-- Herkes beni süzüyor.
-- Ne kadar sıkıcı olduğumu düşünüyorlar.
-- Kendimi kontrol edemeyeceğim.
-- Kızaracağım titreyeceğim....

Önemli olan bu düşüncelerin gerçekçi algılar üzerine oturtulmamış tam tersi mantık dışı bir korkuya temellendirilmiş olmalarıdır. Çünkü herkesin onları seyrettiğine zayıflıklarını ya da yetersizliklerini yakalamaya çalıştığına inanırlar ve kaygının kısır döngüsü arttıkça düşünceler de iyice çarpıtılır.

Sosyal kaygı utangaç olmayan insanlar tarafından da yaşanır. Ancak bu kişiler kaygılarını farklı bir biçimde yorumladıkları için aynı kısır döngüye girmezler. Utangaçlık sorunu olanlar bu kaygıyı kendi kişiliklerinin bir parçası olarak görürler diğerleri ise bunu bulundukları ortam nedeniyle hissettikleri geçici bir duygu olarak değerlendirirler ve "aynı ortamda kim olsa aynı duyguyu yaşardı" diye düşünürler.

Bu yorumlama farklılığı utangaç olmayan kişilerin kendine güvenlerinin daha fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Bir başka deyişle bu kişiler sosyal ortamdaki başarılarının kendilerinden başarısızlıklarının ise dış etkenlerden kaynaklandığını düşünürken utangaç kişiler tam tersine sosyal ortamlardaki başarısızlıklarının kendilerinden kaynaklandığını başarılarının ise ortam sayesinde gerçekleştiğini düşünürler.

Genelde utangaçlık sorunu olan kişilerde sosyal beceri eksikliği bulunmaktadır. Bir başka deyişle ilişkisini başlatma ve sürdürme konusunda gereken bir takım sözel ya da sözel olmayan davranış becerilerini öğrenmemişlerdir. Örneğin bir karşılaşma ya da tanışma anında ne yapacaklarını bir sohbeti nasıl başlatacaklarını ve sürdüreceklerini ve nasıl vedalaşacaklarını bilmezler. Topluluk içinde uzakta bir yerde dururlar göz göze bakışmaktan kaçınırlar eğer onlarla konuşursanız çok alçak sesle konuşurlar konuşurken çok uzun aralar verirler bir çok şeye ilgisiz gibi davranırlar yüzlerindeki ifadede neş'e yoktur. Böylelikle o anda çevrede bulunan kişiler onların kendileri ile ilgilendiklerini hissedemezler devamlı çevrenin kendileri hakkında ne düşündüğüne konsantre olduklarını bilemezler tam tersi utangaçların kendileriyle ilişki kurnak istemediklerini sanırlar.

Utangaçlığın Yol Açtığı Sonuçlar

1. Yeni arkadaşlıklar kurmada ve yeni insanlarla tanışmada güçlük.
2. Kendi kabuğuna çekilme ve yalnızlık duyguları.
3. Başkaları tarafından sönük sıkıcı soğuk ve ilgisiz olarak algılanma.
4. Sosyal ortamlarda kendini tanıtamama ve kendine güvenini kazanamama.

Şimdi tüm yazılanlarda kendinize ilişkin bir ortak yan bulduysanız ve utangaçlık sorunununuz olduğuna karar verdiyseniz sakın her zaman olduğu gibi kendi kendinizi yenilgiye uğratan düşüncelere kapılıp kendinizi yine kısır bir döngüye sokmayın! Çünkü bu sorununuzla başetmenin yolları var.

Utangaçlıkla Nasıl Başaçıkabiliriz?
Utangaçlığımızın temelinde yatan mantık dışı inançlarımızı değiştirmek:
Michel ve Girodo (1978) kendi çalışmalarından edindikleri deneyimler sonucu 'utangaçlık' sorunu olan kişilerin mantık dışı dört temel inançları olduğunu bulmuşlar:

1. Bir sosyal toplantıda uzun süre durup beklerseniz iyi birşey olur.
Bu inanç sohbet başlatmak korkusu nedeniyle geliştirilir. Oysa ki iki kişinin tanışması ya da konuşması için en az bir kişinin çaba göstermesi gerekir. Bu neden siz olmayasınız?

2. Diğer insanlar sosyal etkinliklere davet edildikleri için 'şanslılar'.
Çok yanlış. Tam tersi bu bir şans işi değildir. Sosyal olarak aktif olan insanlar başkaları ile tanışmak ve onlarla zaman geçirmek için çaba gösterirler kulüplere üye olurlar başkalarını birşeyler yapmak için davet ederler sohbetlerde yer alırlar ve çok az şeyi 'şansa' bırakırlar.

3. Nerede olursam olayım sosyalleşebilme olanağım hep aynı olacaktır.
Bu çaba göstermemek için bir başka bahanedir. Oysa birçok 'sosyal kulüb'ün insanları bir araya getirmek gibi bir işlevi vardır ve etkinliklerine katıldığınız zaman kendinizi birileriyle birlikte birşeyler yaparken bulursunuz.

4. Biri bana karşı ilgisiz görünüyorsa o kesinlikle beni sevmiyordur ve hiçbir zaman sevmeyecektir.
Bu inanç boş yere kendinizi insanlardan çekmenize ve yalnızlık hissetmenize yol açar. Biri hemen sizinle ilgilenmedi diye bu sizi sevmiyor anlamına gelmez. Sevgi zaman ister ve gelişen birşeydir.

Şimdi gelin gerçekçi olan inançlar nelerdir onlara bakalım ve biraz önce okuduğumuz hiçbir işe yaramayan mantık dışı inançların yerine bunları koymaya çalışalım.
1. Sosyal ortamlarda aktif olmaya başlayabilirim.
2. Sosyal ortama girince herkes biraz kaygı yaşar bu nedenle birşeyleri başlatma ya da yapma riskine girmeden önce tamamen gevşemeyi ya da rahatlamayı bekleyemem.
3. Olmadığım biri gibi davranmama gerek yok. Bu beni daha da çok kaygılandırıyor.
4. Başkalarının beni çok sert eleştireceğini düşünüyorum gerçekte kendime karşı acımasız olan benim.
5. Kendime sosyal becerilerimi ve deneyimlerimi geliştirmek için mantıklı amaçlar koyabilirim.
6. Ayrıca sosyal becerileri çok gelişmiş kişiler de her zaman % 100 başarılı değiller. Bu nedenle eğer bir etkileşim istediğim gibi iyi gitmezse çok üzülmemeliyim.

Böylelikle güzel bir başlangıç yapmış oldunuz.

Daha Neler Yapılabilir?
Kendinize Güveninizi Nasıl Artırabilirsiniz?

Kendi zayıf ve güçlü yönlerinizi gösteren bir liste hazırlayın.

Örnek:

[Linkleri kayitli üyeler görebilir. Kayit olmak için Tıklayin...]

Güçlü yanlarınıza iyice konsantre olun. Örneğin eğer yukardaki örnekteki gibi iyi bir dinleyici olduğunuzu düşünüyorsanız bunu diğer insanlara ne kadar sıklıkla gösteriyorsunuz? İnsanlara kendileri hakkında sorular sorup onları anlatmaya cesaretlendiriyor musunuz ki iyi bir dinleyici olduğunuzu görsünler? Muhtemelen bunu pek yapmıyorsunuz.

Şimdi kendinize güçlü yanlarınızı hatırlatın ve bunları biraz da olsa yaşatmaya çalışın. Biri ile bir sohbet başlatın. Bu denemeyi yaparken dikkatinizi karşıdaki kişinin sizi sevip sevmediğine dair ipuçları toplamaya değil sohbetin içeriğine ve söylenenlere verin. Unutmayın kendinize ait istediğiniz kadar bilgi verip istemediğiniz yerde konuşmanızın içeriğini değiştirebilirsiniz. Birileriyle konuşurken onların kontrolü altında değilsiniz sohbetler karşılıklı gelişir.

Bu tür birkaç deneme daha yapabilirseniz bazı şeyleri keşfedeceksiniz:

-- Hayret ben de bazı zamanlar insanların söylediklerini sıkıcı bulabiliyorum.
-- Konuştuğum herkesi sevmek zorunda değilmişim.
-- Beni seven insanların yanında sevmeyenlerin de olması doğal.
-- İnsanlarla konuşmayı sürdürdükçe onları daha iyi tanıyorum.
-- Arkadaşlık bir günde anında oluşmuyormuş zamanla gelişiyormuş.
-- Arkadaşlığın gelişmesinde benim adımlarımın da katkısı çok büyük.

Sözel ya da Sözel Olmayan Sosyal Becerileri Nasıl Öğrenebilir ya da Geliştirebilirsiniz?
Bir yabancı dili öğrenmek bir araba kullanmayı ya da kayak yapmayı öğrenmek nasıl zaman alıyorsa sosyal becerileri öğrenmemiz ve onların kendi davranış örüntümüze yerleşmesi de zaman ister. Unutmayın sosyal beceriler doğuştan gelme değildir sonradan öğrenilir. Yeni beceriler öğrenirken aklınızda tutmanız gereken iki önemli ilke: bol bol pratik yapmanın bu becerilerin kazanılmasını hızlandıracağı ve en kolay durumlarla başlayıp yavaş yavaş zorlara doğru gidilmesi gerektiğidir. Öyleyse çok kısa bir sohbet ile başlayabilirsiniz. Sohbetin üç temel aşaması vardır: Konuşmayı başlatmak sürdürmek ve bitirmek.

Konuşmayı Başlatmak :
Utangaçlık sorunu olan kişi için ilk kelimeleri söylemek oldukça zordur. Çoğu zaman "Kafamda ne söyleyeceğimi evirip çeviriyorum boğazım kuruyor ağzımdan tek bir sözcük bile çıkmıyor" dedikleri olur. Oysa zihninizde hiçbir şey planlamanıza gerek yok konuşmayı başlatmak bazen bir "merhaba" demek kadar basittir. Sohbeti başlatmanın ve sürdürmenin en iyi yolu soru sormaktır. Mümkün olduğu kadar açık uçlu sorular sorun: "İyi misiniz?" yerine "Nasılsınız?" diye sorun.

Unutmayın gelecek ilk yanıta geribildirim vermek önemlidir. Bu nedenle 'dinleme becerilerini' kullanmak konuşmanın ilerleyen aşamalarında olduğu gibi ilk aşamasında da çok önemlidir. Karşınızdaki kişi sorduğunuz soruyu yanıtlarken onun gözlerinin içine bakın ilgiyle kafanızı sallayın söz edilen hoş şeylere gülümseyin. Bunlar sizin o kişiye önem verdiğinizi gösteren geribildirimlerdir.

Konuşmayı Sürdürmek:
Konuşmayı sürdürebilmenin en temel ilkesi karşınızdaki kişi konuşmasını bitirince ne söyleyeceğinize konsantre olmak değil onun ne söylediğine konsantre olmaktır. Böylelikle karşıdaki kişiye ait bilgiyi alıp bir sonraki sorunuzu onun üzerine kurabilirsiniz. Örneğin: "İyiyim derslerle uğraşıyorum" gibi bir yanıt gelirse "sorma aynı durum bende de var sen ne sıklıkta çalışıyorsun?" gibi bir soru sorabilirsiniz. Böylelikle kendisi ile ortak bir konuyu paylaştığınızı da belirtmiş olursunuz.

Dikkat etmeniz gereken noktalar şunlardır: Konuşma sırasında aniden konu değiştirmeyin; sorulan sorulara 'evet' ya da 'hayır' diye yanıt vermeyin sohbet aniden bitebilir. Eğer 'evet' ya da 'hayır' dediyseniz yanısıra konuşmayı sürdürmek için bir soru sorun. Örneğin: Size "Yurtta mı kalıyorsun?" diye sorulduysa ve yanıtınız "evet" ise "Evet. Sen nerede kalıyorsun?" diye konuşmayı sürdürün.

Evyah Tıkandım!..
Bazen sohbet bir yerde tıkanır ve sessizlik olur. Utangaç kişinin en dayanamadığı durum birinin ya da birilerinin karşısında iken yaşanan sessizliklerdir. Hemen "Ben ümitsiz bir vakayım"; "Çok aptal ve sıkıcı olduğumu" düşünecekler diye otomatik düşünceler üretmeye başlayabilir. Umutsuzluğa kapılmayın! Konuşmalar arasındaki sessizlikler hele kişiler birbirlerini iyi tanımıyorsa çok doğaldır. Yine de bu sessizliği bozmanın çeşitli yolları vardır. Bu sırada dikkatinizi çevrede olup bitenlere verebilir ve gördüklerinize ilişkin yorumlar yapabilir karşıdaki kişinin fikirlerini sorabilirsiniz? Eğer hâlâ söyleyecek bir şey yoksa neden konuşmayı bitirmiyorsunuz?

Konuşmayı Bitirmek :
Yukarıda belirtildiği gibi sessizlikler ya da konuşmanın tıkandığı noktalar sohbeti bitirmek için kullanılabilir. Ayrıca siz kendiniz de kısa bir sohbet yapmayı planlıyorsanız belki bir duraksama sırasında hoş sözcüklerle veda edebilirsiniz örneğin: "Seninle konuştuğuma çok memnun oldum"; "şimdilik hoşçakal tekrar görüşelim"; "Kendine iyi bak görüşmek üzere" diyerek ve gülümsemenizi yüzünüzden eksik etmeden ayrılabilirsiniz.

Sosyal becerilerinizi geliştirmeye çalışırken sözel olmayan davranışlarınızın insanlarla etkileşiminizde ne kadar önemli bir yeri olduğunu unutmayın. Size bir kaç örnek verebiliriz :

-- İnsanların gözlerine bakarsanız onlarla bir bağlantı kurmuş olursunuz ve karşıdakine onunla ilgilendiğinizi hissettirirsiniz.
-- Sohbet sırasında karşıdaki kişinin gözüne bakmak söylediklerinizde gerçekten ciddi olduğunuz izlenimini yaratır.
-- İnsanlara gülümsemek onları görmekten birlikte olmaktan zevk aldığınızı ve onlara karşı sıcak duygular taşıdığınızı gösterir.
-- Yüzünüzdeki ifade sohbet sırasında yaşadığınız ve karşıdaki kişiye ilişkin duygularınızı açıkça ortaya koyabilir.
-- Kafanızı yukarı kaldırırsanız insanlar yüzünüzü daha rahat görür. Elinizi koyacak bir yer bulursanız daha rahat olduğunuz izlenimini verirsiniz.
sevdaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır Mesajı Moderatöre bildir  
Cevapla


Bu konuyu aşağıdaki sitelere kaydet

Etiketler
hastaligi, utangaclik


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Konu açma yetkiniz yok
Mesaj yazma yetkiniz yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesajlarınızı değiştirme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Göğüs hastalığı ibiramcan Rüya G Harfi 0 04.08.08 12:15
Çiçek Hastalığı kralex Rüya C Harfi 0 13.07.08 05:56
Alaca Hastalığı kralex Rüya A Harfi 0 10.07.08 09:30
Parkinson Hastalığı kralex Sağlık Merkezi 0 08.05.08 01:01
Kalplerin Hastalığı BERKİTO İslamiyet 0 28.01.08 20:37


Forum Zaman Ayarları GMT +2 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 21:38 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.5
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
HarbiForum; Haybeden Değil ,Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2008
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.