| |
| |||||
| Kayıt ol | Arama | Bugünki Mesajlar |
| 10.08.07, 17:12 | #1 |
| | ‘Laiklik İslamiyete sırt çevirmek değil’ Laiklik İslamiyete sırt çevirmek değil’ “Kadın Sesleri” adlı etkinlik çerçevesinde Türkiye’ye gelen Fransız akademisi üyesi, Cezayirli yazar Asiye Cebar, NTV’nin sorularını yanıtladı. Laikliğin İslamiyet’e sırt çevirmek olmadığını söyleyen Cebar, türban yasağına da karşı olduğunu vurguladı. ![]() İSTANBUL - İslam dünyasının en önemli kadın yazarlarından Asiye Cebar, “Kadın Sesleri” adlı etkinliğin onur konuğu olarak İstanbul’a geldi. “Medine’den Uzaklara” ile “Aşk ve Fantazya” adlı eserleriyle Türk okurunun da tanıdığı Cebar, İslam’da kadının rolü, laikilik ve türban yasağına ilişkin görüşlerini anlattı. Buket Güvenç: İslam dünyasının en önemli kadın yazarları arasında gösteriliyorsunuz. Birçok kez nobel edebiyat ödülü için adınız geçti. Müslüman kadınların sorunlarını feminst bir yaklaşımla anlatıyorsunuz. Öncelikle Türkçeye çevrilen ilk kitabınız Medine’den Uzaklara’dan bahsedelim. Nasıl karar verdiniz bu kitabı yazmaya? Asiye Cebar: İlk kitabım 1993’te çevrilmişti. On yıldan fazla oldu. Bilmiyorum hala kitapçılarda bulunuyormu. Medine’dan Uzaklara bir üçlemenin ilk kitabıydı. Benim romanlarımı yazarken çalışma önce olayların tarihine bakarım. Çünkü ben özümde bir tarihçiyim. Bunu yaparken de akademik bir çalışma yapmaya çalışmıyorum. Sadece tarihi gerçeklere bağlı kalmaya çalışıyorum ve bu kitaba başladığımda Cezayir’de dini konular üzerinde ceza alan şiddet gören kadınlar üzerine yazdım. Kadın-erkek Cezayirde 200 bin kişiyi kaybettik. Paris’te oturuyordum ve bu dönemler üzerine yazmak istedim ama konuya öncelikle İslamın kökenlerine inerek bakmak lazım. Çünkü bu yaşanan şiddet yalnızca özünde olan değil politik olarak kullanılmasıyla ilgili olduğunu düşünüyordum. Bu nedenle Hz. Muhammed’in öldüğü yıldan başladım anlatmaya ve bütün sonraki halifeler dönemini, Hz. Ali’nin değil de Hz. Ebu Bekir’in halife olmasını; ardından bu dönem içinde gördüm ki öne çıkan 33 çıkan önemli Müslüman kadın var. Ben tüm bunları yaparken herşeyi kadınların gözünden anlatıyorum. Bir tarihçi olduğum için gerçek olayları öğreniyorum ve bunları öğrendikten sonra romancı hayal gücüm işin içine giriyor ve sanki o dönemde yaşayan kadınların gözünden anlatmaya çalışıyorum. Medine’den Uzaklara on dile çevrildi. Buket Güvenç: Medine’den Uzaklara’yı sahneye de uyarladınız. Asiye Cebar: Evet. İtalya’nın en önemli tiyatrolarından biri bu kitabı tiyatro oyununa uyarlamam için teklifte bulundu. Hz Ebu Bekir’in ölümüne kadar olan bir dönem. Hz. Muhammed’in kızı Fatma’dan yola çıktım. Mücadeleci Fatma’yı anlattım ama günümüzde yaşayan bir kadın gibi Fatma’yı anlattım. Beş perdeden oluşan bir opera yazdık. Yaptığım operanın adı da ‘Rüzgarda ve Fırtınada İsmail’in kızı’. Sizin müzelerinizdeki minyatürlerden yola çıkarak bu kadınları giydirdim. Kafalarına mücevherlerle süslenmiş başlıklar yaptım ama türban şeklinde değil. ‘OSMANLI HÜKÜMRANLIĞI ÖZLEMLE HATIRLANIR’ Buket Güvenç: Türkçeye çevrilen ikinci kitabınz da ‘Aşk ve Fantazya’. Biraz bahseder misiniz’ Asiye Cebar: Osmanlıların boyunduruğunda yaşadı ülkem yaklaşık 300 yıl, Fransızlar gelene kadar. Fransızlar sömürgesine girdiğimiz zaman kişiliğimizi bile değiştirmek istediler. O zaman Osmanlı hükümdarlığında geçen sömürge dönemi özlemle hatırlandı. O nedenle ne zaman Cezayir’de Osmanlıdan bahsedilse bir nostaljiyle hatırlanır. Türkçeye çevrilen ikinci kitabım olan Aşk ve Fantazya’da babamla olan ilişkimden çok bahsediyorum. Şundan da bahsediyorum babam Fransız eğitimi sayesinde hoca olabildi ve Fransız dili eğitimi alabildi. Ama şunu belirtmem gerek, babam çok büyük bir Mustafa Kemal hayranıydı. Zaten 40’lı yıllara kadar yaşayanların hepsi Mustafa Kemal hayranıdır. Tüm çocukluğumda bana Mustafa Kemal’den bahsetti, onun ne kadar ilerici ve yenilikçi olduğundan. Buket Güvenç: Kitaplarınızı Arapça değil, Fransızca yazmanız da eleştiri konusu olmuştu sanırım. Asiye Cebar: Ben annemle Arapça konuşuyorum kendimi Fransızca ifade edebiliyorum bu nedenle de kitaplarımı Fransızca yazıyorum. Cezayirde bağımsızlık için çok büyük savaş verildi ve kadınlar da erkeklerin yanında yer aldı. Kadınlar özgürlük için çok mücadele ettiler. Bu dönemde benimle mücadele eden kadınlar gerçek kahramanlardır. Düşünebiliyormusunuz bağımsızlığımızı sadece 45 yıldır önce kazandık. 45 yıldır tüm Cezayirli kadınlar Türk kadınlardan çok etkileniyor ve onlardan ilham alıyor. Buket Güvenç: Türk kadını ile Cezayirli kadını karşılaştırırsanız nelere söylersiniz? Asiye Cebar: Hala geleneksel bir yaşam var ve poligami hala yasaklanmış değil. Cezayirli kadınların mücadele etmesi gereken birçok konu var. Türk kadınları özellikle şehirlerde iyi konumda. Tüm İslam ülkelerinde birinci sırada ama sonraki sıraya Cezayir’i koyabiliriz ‘İSLAM’IN KÖKENİNE İNMELİYİZ’ Buket Güvenç: Kitaplarınızda ağırlıklı olarak İslam ve kadına yer veriyorsunuz. Yükselişe geçen Radikal İslamcı akımlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Asiye Cebar: İslamın tek tolerans dini olduğunu düşünüyorum ama gerçek metinlerde bugün uygulandığı şekilde değil. Benim için İslamın politik probleminin çözüm yolu her zaman bizim dini geleneğimize bakılarak yapılmalı. Hz.İsa’dan 10 yıl sonra ilk yapılan kadın resimlerine baktığımızda hep Meryam Ana’nın İsa’yı doğururken ya da kapalı, masum resimleri yapılıyordu. Yavaş yavaş göğsü gösterilmeye, bir kaç yüzyıl sonra çıplak kadın resimleri yapılmaya başlandı. Ama bu demek değil ki en başta amaç çıplak kadını yapmaktı. Bütün bu bir dönüşüm ve geçiş sürecidir yani her türlü problemin çözümü için dinin kökenine inmek lazım. Dindeki problemi çözmenin ve bugün toleransı yakalamanın yolu dinin kökenine inmektir. İslamda da bu şekilde yapılabilir. İslamın kökenine inmeliyiz. Fransa’da bütün gazeteciler bana ‘Siz entellektüel bir kadınsınız niye İslamın peşinde koşuyorsunuz? neden İslamla bağlarınızı koparmıyorsunuz?’ diyordu. Ben bunu reddediyorum. Laik olmak demek onların gözünde İslama sırt çevirmek demek. Ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Bu nedenle Fransızların beni anlaması uzun zaman aldı. İlk başka kitaplarıma ilgi göstermiyorlardı. Ne zamanki ben ABD’de ödüller aldım. Başka yerlerde tanındım. O zaman Fransızlar beni Fransız Akademisi’ne kabul ettiler. ‘ORTADOĞU’DAKİ ACININ NEDENİ PETROL’ Buket Güvenç: Türkiye’de son günlerde bir gerilim yaşanıyor. Cezayir de 1990’lı yıllarda ordu-islamcı çatışması nedeniyle çok sancılı günler geçirmişti. Asiye Cebar: Cezayir’de bilinmesi gereken çok karmaşık bir konu var. Bir ülkede petrol varsa bu avantajdan çok dezavantaj. Ortadoğu’da özellikle de Müslümanlar için çok büyük bir acı var. Bunun tüm nedeni de ne yazık ki petrol. Buket Güvenç: Cezayir, dünyada önemli bir petrol ve doğalgaz üreticisi konumunda. ‘ŞERİATLA YÖNETİLMİYORSAK KADINLAR SAYESİNDE’ Asiye Cebar: 1990’ları çok zor geçirdik. Çok fazla insan kaybettik, bunların içinde çok fazla kadın ve entellektüel de vardı. Arkadaşlarım da vardı aralarında. Şu anda Türkçeye bir kitabım çevrilecek olsa, gerçek hayatta yaşanmış bu arkadaşlarımı anlattığım hikayelerim var. Bunun çevrilmesini isterim. Bugün bu noktaya geldiysek, bunu devrimden sonra başlatılan inanılmaz eğitim kampanyasına borçluyuz. Bu kampanyayla ülkenin her yerinde tüm kadınlar okuma-yazma öğrendi. Bu on yılı atlatmamızda bu yüzden kadınların çok büyük rolü var. Biz bir İslam devleti değilsek bunda kadınların büyük rolü. Buket Güvenç: Başörtüsü yasağına ilişkin görüşleriniz neler? Avrupa’da da kamusal alanda türban yasağı getirilmeye başlandı. Fransa’da okullarda dini semboller yasaklandı. ‘FRANSA’DA TÜRBAN YASAĞINA KARŞIYIM’ Asiye Cebar: Ben Fransa ve Fransa’da yaşayan Cezayirli Tunuslu ve Faslı kadınlar için konuşabilirim. Benim için türban bir kumaş parçası. Tabii ki İran etkisi yüzünden kadınlar gözleri bile görünmeyecek şekilde giyiniyorlardı. Buna yönelik yasağı anlayabiliyorum ama kız öğrencilerin sırf türbanları yüzünden okuldan çıkarılmalarını anlayamıyorum Çünkü siz 13-14 yaşındaki bir kızı okuldan çıkartırsanız, birkaç yıl sonra onun babasıyla ağabeyiyle ya da onu türban takmaya zorlayan kocasına karşı mücadele etme gücünü elinden almış olursunuz. ‘BATILILAŞMANIN GETİRDİĞİ EMPERYALİZMİ YAŞIYORUZ’ Buket Güvenç: Avrupa’daki Müslümanların yaşadığı ülkeye entegrasyonu konusunda ne diyeceksiniz? Asiye Cebar: Akıl kafanın üstünde değil içinde. Bir kadının baskıyla Avrupalıya benzetilmesine karşı çıkıyorum. Kendinizi Fransa’da yaşayan Müslüman göçmen bir ailenin yerine koyun. Kadını televizyonda gittikçe çıplaklaşması modenizmle eş anlamlı olarak gösterilmeye çalışıldı. Kimse ahlak sınırlarını aşacak şekilde vücudunu göstermek istemez. Bunun dinle ilgisi yok. İnsanın kendi bedenine saygısıyla ilgili. Ama o görüntüleri gördükçe Müslüman kadınlar sadece dinde olduklarını ve onlardan farklı olduklarını ispatlamak için başlarındaki hiç çıkarmak istemediler. Biz şu anda batılılaşmanın getirdiği bir görünenin emparyalizmiyle yaşıyoruz. Görünen değerlendiriliyor. ‘FIRST LADY’NİN TÜRBANI SORUN EDİLMEMELİ’ Buket Güvenç: Türkiye’de de bir başörtüsü tartışması var. Bakanların eşlerinin türbanlı olması laik çevrelerin tepkisini çekti ve cumhurbaşkanı adayının eşinin türbanlı olması da tartışma yarattı. Asiye Cebar: Türkiye hakkında bir değerlendirme yapmak için erken olabilir. Ama Avrupalı imajı niye bu kadar önemli. Türkiye zaten jeopolitik olarak çok önemli bir ülke. AB’ye üye olmasa da olur. AB, Irak’ı ABD’nin işgalinden kurtarabildi mi? Türkiye’nin cumhurbaşkanının eşinin türban takması sorun haline getirilmemeli. . Bu konular gelip geçici, cumhurbaşkanı 5-10 yıl görev yapacak. Sorunu, daha uzun süreçte değerlendirmek lazım. |
| Cevap Yaz |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ‘Deli Mahmut’ lakaplı ölüm makinası ‘akıllı’ çıktı | ibiramcan | Güncel Haberler | 0 | 17.09.07 17:31 |
| Uzak Hayat’a ‘İlk Roman’ ödülü | yalnızlar rıhtımı | Edebiyat ve Kitap | 0 | 14.09.07 17:50 |
| Pamuk’un ‘Sessiz Ev’i Rusça’da | yalnızlar rıhtımı | Edebiyat ve Kitap | 0 | 07.09.07 19:32 |
| Mehmet Kıyat’tan ‘Daha iyisi yok’ | yalnızlar rıhtımı | Edebiyat ve Kitap | 0 | 10.08.07 17:10 |
| NTV Yayınları’ndan ‘Anne Karnında’ | yalnızlar rıhtımı | Edebiyat ve Kitap | 0 | 10.08.07 17:00 |
