| |
| |||||
| Kayıt ol | Arama | Bugünki Mesajlar |
| 11.04.08, 18:33 | #1 |
| | köşe yazıları!! KAZIM KANAT-ŞEREFLİ İKİNCİLİK... Bu sözleri ben demiyorum... Fenerbahçe’yi yöneten Mahmut Uslu söylüyor. Nerede söylüyor? Fenerbahçe-Kayserispor maçını seyrettiği Şeref Tribü’nün de söylüyor. Şeref tribününde kimler oturur? Elbette bu toplumun en saygın insanları. Oraya elini kolunu sallayarak giremezsin. Cebinde bir çuval paran olsa bile.. Lafı uzattım, konuya geliyorum; Bay Uslu, Kayserispor’u yöneten insanlara dönerek bas bas bağırıyor; - Ne kadar para aldıysanız biz iki mislini verelim. Bay Uslu şunu demek istiyor; Beşiktaş ve Galatasaray'dan ne kadar para aldıysanız biz iki mislini verelim; Ne demek bu? Şu demek efendim; 1- Fenerbahçe para ile maç satın alan kulüptür. Kim ne verirse gerekirse iki mislini verir alır. 2- Beşiktaş ve Galatasaray maç satın alan kulüptür. 3- Kayserispor maç satan kulüptür. Gördünüz değil mi bay Uslu’nun sözleri nerelere geldi. Konuşmasını bilmezsen laf nerelere geliyor. Oysa; Fenerbahçe’nin hakem hatası ile maç kazandığı gün, Galatasaray yönetim ne yaptı? Ağladı!... Allah’ın tokadı yok ya!!!!!.... Bir gür sonra bu kez Galatasaray maç hatası ile maç kazandı. Dün suçlayan Galatasaray bu kez susuyor. İşte olay bu... Türk futbolunun çirkin yüzü bu. Türk futbolunu kimler nasıl yönetiyor işte bu... Beşiktaş için bu konularda bir çift laf edeceğim; Şerefli ikincilik dönemi devam ediyor. Beşiktaş’ta şerefiyle, hakkıyla ikinci olursa daha büyük olur. MESAJ; Beşiktaş kötü yönetildiği için şampiyonluğu kaybetti. Bu konuda ısrarlıyım, ısrarcıyım... Beşiktaş bu kadar kötü yönetilmeye layık değil. |
| 11.04.08, 18:34 | #2 |
| | CAN ÇOBANOGLU gelecek gelecekse!! Sanki kazalar hep Beşiktaş’ın başına geliyor gibi bir görüntü çıktı son zamanlarda. Oysa ki durum çok da öyle değil. Zorlanılarak alınan puanlar, tribünleri tatmin etmeyen maçlar, takım içi sorular inkar edilse de var olan maddi sıkıntılar, isyan eden yabancılar, parasını alamayıp sesi çıkamayan tüm futbolcular, lüzumsuz konuşmalar ve bitmeyen sakatlıklar şampiyonluk yolunda kazaların aslında sebepleri oldular. Tam bu zincirleme kazalar olurken, Beşiktaş’ın ağrılı başı ağır ceza ile derde girince, ortalık toz- duman oldu. Cezanın ağırlığı, ligin sonuna gelindiği için, üstelik Şampiyonlar Ligi’nin getirisi dışında kalabilecek olmanın da ihtimaliyle büyük tepki yarattı Beşiktaş Yönetimi’nde. Sahaya atılan madde ve havaya savrulan küfürlerin başka statlarda da olduğunu, onların ceza almadığını ve adalet dağıtıcıların adil davranmadıkları düşüncesi hakim olunca camiada, sözler de, basın bültenleri de yenilir-yutulur olmaktan çıkı verdi aniden. Şu ana kadar olan oldu da, bizce bundan sonrası önemli olacakların. Bizim Orhan Yıldırım hepimizin bildiği iyi bir Beşiktaş yazarıdır. Onun dünkü yazısında yapılan stratejik hatanın ve bugün olanlar ile yarın olabileceklerin ipuçları var. Bu sütunlarda biz o konulara girmeyeceğiz. Saha dışındaki olaylara değil, işimizin gereği saha içi ilgililerinin dikkatini çekeceğiz. Lig sonu gelirken, artık alıştığımız demeç savaşları yapılırken en sakin olması gerekenler saha içindeki futbolun esas aktörleridir. Menacer, teknik adamlar, futbolcular kendilerini ‘demeç sarhoşu’ yapmamalıdır. Onlar işine bakmalıdır. Ses kirliliği içinde de olsa, komplo teorileri çılgınlığının içine çekilmeye de çalışsalar, hedefi tutturmak zorunda olanlardır onlar. Bu konuyu niye yazdığımızı da anlatalım: Ertuğrul hocanın ‘Yapılan haksızlıklar karşısında takımı nasıl motive edeyim, onları nasıl şampiyonluğa inandırayım’ demeci bize bunları yazdırdı. Sevgili kardeşim, hocam; emin ol ki bu ligin sonunda senin sıralamadıki yerin ile ölçülecektir başarın. Kimse haksızlıkları uzun süre konuşmayacaktır. Bunun için sen takımının aklını dağıtmadan, başka şey düşündürtmeden çok çabuk sahaya yönlendirmelisin, kendini de onları da. 5 puan geride olduğun ligin zirvesine saha içinden, kestirmeden gitmenin yollarını onlara anlatıp inandırmalısın. Eğer gelecek, gelecekse, bu senin ve futbolcuların direnci ve inancıyla olacaktır. Aksi durum hem geleceği, hem de seni yoracaktır. |
| 11.04.08, 18:35 | #3 |
| | CEM DİZDAR Kemal Dinçer'in maroken koltuğu! Geçen perşembe Sakarya Üniversitesi’nde futbol sohbeti yaptık öğrenci arkadaşlarla. Üniversitenin Beşiktaşlılarının kurduğu SAÜBJK grubu, panel öncesi ‘kan bağışı’ kampanyası düzenlemiş, bir de Beşiktaş’a olan sevgilerini gösteren sunum hazırlamışlardı. Yaklaşık 3 saat boyunca ‘endüstriyel futbol’dan girdik, “Ne olacak bu Beşiktaş’ın hali”nden çıktık. Kendime yine aynı soruları sordum; bu ülkenin çocuklarına ne yapılmış ki, bu kadar öfkeli, bu kadar umutsuzlar? Ağzını açan, uğradıkları haksızlıklardan başladı konuşmaya. Niye böyle oluyor? Bu çocukların böyle düşünmesinde “bizim de payımız var” diye düşünüyor muyuz? Ben panelde, bir üniversitelinin temel görevinin ‘akılla örülmüş sorular’ ve o sorulara yanıtlar aramak olduğunu anlatmaya çalıştım dilimin döndüğünce. Fanatizmin saplantılı tutkusunun yarattığı, yanıbaşımızdakini ‘öteki’leştirme arzumuzu dizginlemek, daha iyi insan, daha doğru davranan biri ve daha iyi Beşiktaşlı olmak için -siz Beşiktaş yerine istediğiniz takımın adını koyun- vicdanımızın ve bilincimizin kılavuzluğuna olan ihtiyacımızdan söz etmeye uğraştım. Çünkü biliyorum ki, bir başka hayat mümkün ve bizi o hayata bu ‘bilinç ve vicdan’ ikilisi taşıyacak. Ama çocuklar öyle örnek verdiler ki futbolu yönetenlere neden güvenilmemesi gerektiği üzerine, kendimi çaresiz hissettiğim çok an oldu dinlerken. Alın size, takımları için tribünlere giden bu ülkenin çocuklarının futbolu yönetenlere neden güven(e)mediklerini gösteren bir örnek... 2002-2003 sezonunda Fenerbahçe’nin idari menajeri olan Kemal Dinçer, aynı sezon oynanan bir Galatasaray maçında, Fenerli bir taraftarın sahaya attığı kesici/delici aleti gözlemci raporuna girmesin diye cebine atarken kameralarca ‘suç üstü’ yakalanmıştı. Aynı Kemal Dinçer şimdi, Türkiye Futbol Federasyonu’nun ‘Gözlemciler ve Temsilciler Kurulu Başkanlığı’nı yapmaktadır. Ne kadar ironik değil mi? Dinçer, bir zamanlar sakladığı kesici/delici aleti yakalama komitesinin başındadır artık. Sorarım, Fenerbahçe eski menajerinden başka kimse bulunamaz mıydı o koltuğa oturtulacak? O kayıtlar arşivdeyken, taraftar siteleri bu durumla dalga geçen yazılarla doluyken, o çocukların ‘adalet’, futbol ve bu ülkenin geleceği üzerine hâlâ umutlu olmalarını beklemek mümkün müdür? Ne mutlu ki, çocuklar kolay kolay unutmuyorlar. Bu ayrıntıyı da bir maille bana onlar hatırlattı. Daha iyi bir gelecek umuduyla isyan eden bu çocuklar için şöyle der ya Pinhani, o güzelim şarkıda; “Herkes köşesini kapmış iyi ama ben nası büyük adam olucam / Bir tek seni bana çok gördü dünya / İyiler bu savaşı kaybetmiş, peki ben nası büyük adam olucam / Kötü olmak seni geri getirir mi acaba?” Tıpkı bunun gibi, “Biz nası büyük adam olucaz...” |
| 11.04.08, 18:35 | #4 |
| | KAZIM KANAT Demirören sen Beşiktaş'ın hakkını koru hakkını Şunu iyi anladım. Yıldırım Demirören'in bir G.Saray hayranı, F.Bahçe düşmanı olduğu belgelendi. Daha önce "Biz olmazsak G.Saray şampiyon olsun" diyordu. Şimdi de F.Bahçe'ye karşı G.Saray'la ortak deklarasyon yayınladı. Oysa Beşiktaş hakem hataları ile maç değil, şampiyonluğu kaybetti, kaybediyor çıt yok. Bay başkan, bırak onu bunu. Sen Beşiktaş'ın hakkını koru, hakkını!. Bak neler oldu. 1-Beşiktaş Kulübü'nün 50 milyon dolarını babanın parası gibi harcayıp, menajerlere, antrenörlere ve kaçıp giden futbolculara kaptırdın. 2-Beşiktaş'ın avucunun içindeki şampiyonluğu yanlış stratejiler yüzünden rakiplerine ikram ettin. 3-Beşiktaş'ın puanları sahada çalınırken, tribünlere senin verdiğin kombine biletlerle sızan Beşiktaş düşmanlarının tuzağına düştün. Bak sahan niye kapatıldı! Son sözüm de Beşiktaş'ın cesur kalbi dediğim Çarşı'ya.. İçinize sızan Beşiktaş düşmanlarına engel olmayarak, Beşiktaş'a büyük kötülük ettiniz.. Yeter artık!.. Ya eski Çarşı gibi olun ya da!.. |
| 11.04.08, 18:36 | #5 |
| | ORHAN YILDIRIM Beşiktaş şampiyon olamaz! Daha önce, bunun tam tersini düşünüyorduk. Hatta, “Sağlam’a rağmen, bu takım şampiyon olur” diyorduk. Ancak yanıldığımızı anladık! Somut delillerimiz var. Önce federasyondan başlayalım. Hükümetin; Ulusoy dönemini kapama girişimi malum. Bu ortamda Hasan Doğan işe soyundu. Yakını olduğu Başbakan Erdoğan, “Bizden bu yönde talep gelmesi doğru olmaz” dedi. Doğan, eşi ve çocuklarını Ankara’ya gönderip, Başbakan’ı misafir ediyor. Erdoğan, “Kulüpler Birliği ile görüşüp destek alsın” diyor. Doğan bu ışık üzerine Aziz Yıldırım’ın kapısını çalıyor. Çünkü Ulusoy’un en ateşli muhalifi Fenerbahçe başkanı. Yıldırım ağırlığını koyuyor, o hafta Kulüpler Birliği, Doğan’da karar kıldığını açıklıyor. Ardından birlik başbakan ile başkentte yemekte buluşuyor.. Yani plan saat gibi işliyor. Muhalefetin olmadığı yerde iktidar da olmaz. Böyle olunca Yıldırım bütün ipleri eline alıyor. Federasyonun en etkili kurulları olan MHK, Tahkim ve PFDK’da Fenerbahçe’li üyelerin dediği oluyor. Basketbolcu ve zamlı maaşı ile yönetici Lütfü Arıboğan’dan sonra, Kemal Dinçer de işe başlıyor. Daha önce Beşiktaş kongre üyesi Ahmet Akpınar’ın yer aldığı 7 kişilik PFDK’da Fenerbahçe üç kişi ile temsil ediliyor. Hem de ikisi Mosturoğlu’nun avukatlık bürosunda görev yapanlardan. Grup her hafta Kocamustafapaşa’da halı sahada stres atıyor! Daha önce Affan Keçeci ve MHK başkanını istifaya davet eden Beşiktaş yönetimi, bu kez acz içinde. Sivriservi’nin, şampiyonu belirlediği maçın ardından tam altı saat sonra bildiri yayınlayabiliyor. Beşiktaş hakem hatalarından en az 10 puan kaybetti. Geçen haftaki skandalı da eklerseniz 15 puan eder. Lider olan takımın önü bir anda kesildi. Sen öyle pasif kalırsan, elin adamı gözünün yaşına bakmaz. SEN NEYMİŞSİN KIZIL! Eski Bursa başkanı yeni federasyon yöneticisi Levent Kızıl, Bursa’da garanti vermiş. Kızıl, “İnönü’deki maçımızı seyircisiz oynatacağım” demiş. 105 yıllık kulübü bu kadar dillere düşmüşken, puanları gasp edilirken, Fenerbahçe federasyona bu kadar hakimken; Beşiktaş şampiyon olamaz! |
| 11.04.08, 18:36 | #6 |
| | YEMEN EKŞİOĞLU O zaman susun... Haftanın hakemleri açıklandı. Bakın listeye; Vedat Yüksel (ona hakemliği bıraktıracaklar, aslında iyi bir hakemdi) dışında Beşiktaş yönetiminin aylardır bas bas bağırdığı, şikayetçi olduğu hakemlerin hepsi bu haftaki müsabakalarda görevli. O halde Beşiktaşlı yöneticiler havaya mı konuştu? Ligin bitimine 5 hafta var, başta Levent Erdoğan olmak üzere hepiniz susacaksınız... Kim ne derse desin, seversiniz ya da sevmezsiniz, ama son haftalarda Bülent Deriş’in açıklamaları dışında hiç biri bana sıcak gelmedi. Demek ki adam yerine konmuyorsunuz, kaale alınmıyorsunuz. Şunu da bilin, bu hakem hatalarının sorumlusu ne Hasan Doğan, ne de Yönetim Kurulu arkadaşları. Hakemlerin kafaları çok karışık. Her gelen Merkez Hakem Kurulu, ‘onun adamı, bunun adamı, senin adamın, benim adamım’ diyerek kılıçları çekince, ister istemez, hakemler de abandone oldu. İki önemli olay var. Birincisi, hakem camiası son haftalarda bir seçim telaşına girdi. Türkiye’nin genelinde il hakem kurulları ve derneklerin seçimleri var. Aslında yersiz ve zamansız bir seçim. Sadece profesyonel ligde değil, aşağılarda bile aynı telaş mevcut. Yani hakemler gruplaşmış durumda. Hiç lüzumsuz yere ve hepsinden önemlisi Beşiktaş Yönetimi’nin asıl dikkat etmesi gereken bu. Hakem camiasında öyle bir lobi oluştu ki, Süper Lig hakemleri şunu biliyor; ‘ben eğer, Beşiktaş lehine düdük çalarsam, en azından Fenerbahçe bundan rahatsız olursa ya da başka bir deyişle, Fenerbahçe’yi yakarsam beni de yakarlar’. Asıl tehlike burada. Yani hakem biliyor ki, Fenerbahçe’nin rahatsız olacağı bir durumdan sonra, benim maç almam mucize. Hakemin canını al, ama maçsız bırakma. İşte tehlike burada. Beşiktaş Yönetimi’ne bundan sonra neler yapacağını değil, neler yapmayacağını söyleyeyim. Son 5 haftaya girildi, ‘o zaman susacaklar’. Öncelikle şu Galatasaray’ın peşine takılıp, o çarkın içine girip, birlikte hareket etmeyecekler. Çünkü yıllardır Beşiktaş ne zaman Galatasaray’ın peşinden gitmişse, başı dertten kurtulmamıştır. Susacaksınız, kendi işinizi kendiniz çözeceksiniz. Çünkü Beşiktaş’ın Beşiktaş’tan başka dostu yok. Bunu ben değil, şu son 3 haftada yaşanan olaylar söylüyor. Yazık, hem de çok yazık oldu Beşiktaş’a. Sakatlıklar, cezalılar dışında, hakem hatalarıyla kaybedilen puanlara... Ama bunun sebebi de bu yönetimdir. Beşiktaş’ı temsil edemediler. Maalesef ‘kendi kurduğumuz’ dediği federasyonun kurullarında bile temsil edemediler, ondan sonra da cezaya yaygara. Bu kafaya az bile... |
| 11.04.08, 18:37 | #7 |
| | TURGAY DEMİR G.Saray'la kol kola mı? Bu ligde son 20 yılda hakem hatalarından canı yanan takımları listelemeye kalkarsak Anadolu kulüpleri, Trabzon, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray şeklinde sıralama yapabiliriz. Sanırım elini vicdanına koyan kimse bu sıralamaya itiraz etmez. Sadece bu sezon için baktığımızda ise Beşiktaş'ın açık ara önde ve ağır yaralı olduğunu da söyleyebiliriz. Peki bu durumdaki bir Beşiktaş'ın haklarını savunanan yöneticilerinin yapması gereken nedir? Galatasaray'la aynı deklerasyonu yayınlamak mı? Tarihi yok sayarsak bu manzara normal gelebilir ama tarih yok değil var. Malatya'ya giden otomobiller, 8-0'lık Ankara zaferi (!), Eskişehir'de Yusuf'un Zalad'ı döverek topu elinden alışı, Vahap Beyaz'ın İstanbulspor maçındaki Hakan Sivriservi'yi mumla aratacak penaltısı ve Ahmet Çakar'ın, Galatasaray derbisinde verdiği komik penaltı, Beşiktaş'ın farklı sezonlardaki beş şampiyonluğunun Galatasaray'a gitmesine neden olmuştur. Böyle tarihi gerçekler varken, en azından camia bu yönde düşünürken Galatasaray'la, hakem hatalarına ortak tepki koymak ne kadar doğrudur bunun takdirini kamuoyuna bırakıyorum.Yalnız yürümeyi de bilmelidir Beşiktaş. Çünkü haklı olana, Hak yeter! Başka bir gücü yanına almasına gerek yoktur. Başkan Demirören bu manzarayı mutlaka doğru okumalıdır. Bir daha hakem hatalarına tepki koyulacaksa Beşiktaş'ın yanında Trabzonspor veya Anadolu kulüpleri olmalıdır, Galatasaray değil. |
| 11.04.08, 18:38 | #8 |
| | ATIF KEÇECİ Yetti artık... Beşiktaş, şampiyonluk için dikenli yollarda hedefine yürürken, camiasından çektiğini kimseden çekmiyor. İlk yarıda başlayan saha olayları ve kötü tezahüratın getirdiği cezalar, her geçen gün maalesef katlanıyor. PFDK (Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu), Ceza Talimatı'nın 30. ve 31. maddeleri hükümleri çerçevesinde Siyah-Beyazlı kulübe ağır bir ceza verdi. Bu noktada sorumlular, PFDK'yı eleştirmekten ziyade bahsi geçen olayların yaşanıp yaşanmadığını sorgulamalıdır. Durum hepimizce sabittir, her şey ortadadır. Beşiktaş tribünlerindeki sayıları az olsa da bir kısım, takımını desteklemek yerine kendisini tatmin için stada geliyor. Maalesef bunlar kulübe fayda yerine zarar vermektedir. Ulusoy federasyonu yanlıştı, ancak Hasan Doğan yönetimine de küfürler devam ediyor. Bunun sonucu olarak da cezalar veriliyor. Demek ki kusurlu olan taraf günün federasyonları değil. Disiplin Talimatı'nın son paragrafı kısaca, "Kişi ve kuruluşlar bahse konu olayların oluşmaması için gayret gösterir ve 3. şahısların kötü niyetini ortaya koyacak çalışma yaptıklarını ispat ederlerse ceza uygulanmaz." demektedir. Konumuzun Beşiktaş olması dolayısıyla bu konuda başkan ve yönetimin neler yaptığını irdelememiz gerekiyor. Saha kapatma olaylarından en büyük zararı görenlerin, sezon başı büyük paralar ödeyerek satın aldıkları kombine bilet bedellerindeki kayıplarının nasıl telafi edileceği üzerine çalışma yapılmış mıdır? Bu kişiler önceden kulübe para yatırmakla hata mı etmişlerdir? Bazıları, konuyu hukuksal boyuta taşırlarsa haklı çıkmazlar mı? Sayın Süleyman Seba döneminde bu çoklukta olmasa da bir dönem benzer olaylar yaşandığında kendisiyle birlikte yönetim kurulu üyeleri kapalı tribünün orta kısmına gidip maçları oradan seyretmişler ve sonuç almışlardı. Şimdi ise kapalıdan geldiğini söyleyen; ancak kimsenin tribünde görmediği Yıldırım Demirören bu uygulamayı hiç aklına getirmemiştir. Belki gittiğinde ters tepkiyle karşılaşacağı düşüncesi caydırıcı olmuştur; ama bunu mutlaka denemesi gerekirdi. Yapılacak ilk iş 68 kamera ile gözlendiği söylenen tribünlerde olay çıkaranların tespit edilmesi. Haklarında 'zarar ziyan davası' açılması halinde mutlak cezalandırılacak bu kişiler, en azından geridekilere örnek teşkil edip caydırıcılık konusunda fayda temin eder. Bunu yapabilmek dirayet ister, özgüven gerekir. Taraftara sıcak görünmek için taviz üstüne taviz veren anlayışın böyle bir girişime teşebbüsü bile düşünülemez. Beşiktaş yönetimi sadece transfer, Fulya projesi vs. ile değil, bu tarz olayların önüne geçememek suretiyle özellikle manevi ve mali açıdan asırlık kulübe zarar vermektedir. Alınan cezalardan dolayı bugün Futbol Disiplin Talimatı'nın 4. fıkrasına gelinmiştir. Sonraki olaylarda aynı fiillerden ceza kuruluna gidildiğinde puan silme tehlikesi ile karşı karşıya kalınacaktır. Bunun sorumlusu başkan ve yönetimden başkası değildir. Onun için popülizm bırakılmalı, sorumlulara karşı ceza ve tazminat davası olmak üzere ivedilikle çalışmaya başlanılmalıdır. Zira yarın bugündür... |
| 11.04.08, 18:39 | #9 |
| | HINCAL ULUÇ -Peki Beşiktaş?.. Efendim hakem Galatasaray'ı da kurtarmış ertesi gün. Evet kurtardı. Sabri'nin yaptığı penaltının katmerlisiydi. Körler bile gördü. Hakem de gördü, kesin. Ama çalmadı. Kendi sahasından fırlayan adama ofsayt çalmak gibi bir rezil karara da şahit olduk. Tamam.. Tamam da, bu Fener'e yapılanın kefareti olmaz. Kendinizi Galatasaraylı futbolcunun yerine koyun. Fener bir gün evvel 3 puanı kaybetse ve Galatasaray maça lider olmak için çıksaydı, motivasyonunuz nasıl olurdu, "Biz ne yaparsak yapalım, bu federasyon ve hakemleri bizi şampiyon yapmaz" düşüncesi ile çıktığınız maçta nasıl oynardınız?. Geçin.. Diyelim hakem, hakem gibiydi ve Galatasaray da yenildi.. O zaman şimdi liderin 5, Şampiyonlar Ligi'nde oynama rakibinin 3 puan gerisinde kalan ve yarıştan kopmuş görünen Beşiktaş, hakemler hakem olsa, Fener'den 2 puan geride, Galatasaray'la baş başa, Şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi mücadelesi yapıyor olacaktı. Hatta Sivas bile hâlâ her iki iddianın da içinde bulunacaktı. Beşiktaş'ın kıyma gibi doğranan hakkı ne olacak, Federasyonun sözüm ona Beşiktaşlı Başkanı Hasan Doğan!. Beşiktaş'ın doğranan hakkı ne olacak, önce Beşiktaşlı Asbaşkan Affan Keçeci'yi aforoz edip, sonra Haluk Ulusoy Federasyonunu yıkarak yerine Aziz Yıldırım Federasyonunu getirmek için Özhan Canaydın'la işbirliği yapan Beşiktaş'ın sözüm ona başkanı Yıldırım Demirören?. |
| 11.04.08, 18:39 | #10 |
| | İLKER ATEŞ Hatasız 5 maç! Sezon başında yazdığım yazıları hatırlıyorum. Bunların çoğunluğu, 'savunma' üzerineydi. Ben ve bazı spor yazarı arkadaşlarım "Beşiktaş'ın sağ beki, sol beki, topu oyuna sokacak savunma oyuncusu yok. Buralar doldurulmadıkça bu takımın başı çok ağrıyacak" dedikse, yönetim bunlara kulak kapatıyor, Ertuğrul Sağlam da transfere sıcak bakmıyordu. Sonuçta koca bir sezon, bitmek tükenmek bilmeyen 'savunma hataları' ile sona yaklaştı... Bir takım her maçta gol yiyebilir. Ancak Beşiktaş'ın yediği goller öteki takımların yediği gollerin hiçbirine benzemiyordu. Her birinde "Bu kadarı da olmaz" dedirtecek cinsten, inanılmaz savunma arızaları vardı. Bunlar sadece ligde değil, Türkiye Kupası ve Devler Ligi'nde de fazlasıyla yaşandı. Liverpool maçındaki 8 golün her birinde 'savunma sabıkası' vardı ve ortaya çıkan skor bir bakıma sezon başındaki transfer politikasının yüklü faturası gibiydi. Rüştü, tartışmasız Türkiye'nin en iyi yerli kalecisi. O bile Şampiyonlar Ligi'nde Porto'da oynanan son maçta öyle bir gol yedi ki görmeyenlerin inanması zordu. Oyun devam ederken, ofsayta hakem değil, kendisi karar vermiş ve oradaki bomboş Porto'lu futbolcuya topa sadece dokunmak kalmıştı. Borçlarını ödesinler Son Sivas maçının bitimine saniyeler kala yenilen golü hatırlayın. Beşiktaş, koca bir sezonun gol yemediği ender maçlarından birini geride bırakmaya hazırlanıyordu. Bitime 10-15 saniye kala, sağdan gelen korner atışında Beşiktaş defansı 'ailece' seyretti ve M. Yıldız, hayatının en rahat gollerinden birini attı. Beşiktaş o golü yemese, ikili averajda Sivas'ı geride bırakacaktı. O gol belki de Beşiktaş'ı Avrupa'dan uzaklaştırabilecek bir goldü... 'Küçük direkler, büyük ağırlıkları kaldıramaz' diye bir söz vardır. Beşiktaş savunma oyuncularının, taraftarlarına son 5 maçı gol yemeden tamamlama gibi büyük bir borcu var. Bakalım ödeyebilecekler mi? Hele de 'seyircisiz' ve 'tarafsız saha' maçları yaklaşırken! |
| Cevap Yaz |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| duvar yazıları... | P®€ñ§£$ | Harbi Geyik | 11 | 15.04.08 12:41 |
| İlhan Selçuk'u gözaltına aldıran köşe | Betül17 | Güncel Haberler | 1 | 21.03.08 18:23 |
| Kamyon Yazıları | agent force | Harbi Geyik | 1 | 05.03.08 17:47 |
| Kamyon yazıları...:D | audi tt | Motorlu Araçlar Dünyası | 0 | 18.02.08 23:20 |
| mezartası yazıları | green_eyes | Harbi Muhabbet | 1 | 17.07.07 02:40 |
