HarbiForum  

köşe yazıları!!

Beşiktaş bölümde köşe yazıları!! konusu, Bu sezon Beşiktaş kadar hakem hataları ile 'yolu kesilen' başka bir takım olmadı. Türkiye'nin herhangi bir yerinde, sokakta ayak üstü ...
HarbiForum > Spor > Beşiktaş

Kayıt ol Arama Bugünki Mesajlar
11.04.08, 18:40   #11
İLKER ATEŞ Beşiktaş Şimdi Liderdi!

Bu sezon Beşiktaş kadar hakem hataları ile 'yolu kesilen' başka bir takım olmadı. Türkiye'nin herhangi bir yerinde, sokakta ayak üstü bir anket yapılsa ve "Hakemler en çok kimin hakkını yedi?" diye sorulsa, verilecek yanıtlar kesinlikle şöyle olacak: "Beşiktaş!" Hakem hatalarının sayısını çoğaltmaya gerek yok. Sadece üç örneği vermek bile yeterli. İlk yarıda G.Saray maçı... Beşiktaş'ın, Ali Sami Yen'de yediği goller 'skandal' hakem hatalarından gelmişti. İlk G.Saray golünde auta giden top, yardımcı hakemin yarattığı 'korner' atışına dönüşmese, o gol olmayacaktı. G.Saray'ın kazandığı ikinci gol penaltıdan gelmişti. Açın o günün gazetelerini... Bir tek kişinin penaltı kararına "Doğru" dediğini göremeyeceksiniz. Bunlar olmasa, Beşiktaş kötü oynamış olsa bile maçı 1-0 kazanacaktı. Yani '0' puan, Beşiktaş hanesine '3' puan olarak geçecekti.. Deplasmandaki Ankaraspor maçı... Tello'nun son dakikada soldan kaleye gönderdiği topu anımsayın. Bariz gol, Nobre'nin 'eli' bahane edilerek Vedat Yüksel tarafından iptal edilmişti. O gol geçerli sayılsa, puan cetveline '1' değil, '3' puan yazılacaktı... İlk yarıdaki F.Bahçe maçının son dakikası... Bobo'nun, faulle uzaktan yakından ilgisi olmayan hareketinin devamında Higuain'in attığı gol de İsmet Arzuman'ın kararıyla iptal edilmişti. O gol sayılsa, puan cetveline '0' değil, '1' puan yazılacaktı... Bu üç maçın kayıp puanlarının toplamı '6' ediyor. Demek ki 'doğru' kararlar verilse, Beşiktaş bugün '61' puanla dördüncü değil, '67' puanla lider olacaktı. "Beşiktaş bu sezon doğru dürüst futbol oynadı mı?" diye karşı çıkabilirsiniz. Ama unutulmasın, şampiyonluğu en iyi futbol oynayan değil, en çok puan toplayan kazanıyor!
 
11.04.08, 18:43   #12
GÜVEN TANER Ligi hakemler yönlendiriyor!

Beşiktaş’ın Sivas galibiyeti ligi ilk ikide bitirme umuduna dönüşü işaretliyor. Ancak amacına ulaşması için öncelikle tüm maçlarını kazanması gerekiyor. İşini puanla bitirmek zorunda. Zira üç rakibine karşı da ikili ve genel averajlarda üstünlüğü yok.

Öyle bir zorlu dönemde yine önemli adamları sakat, cezalı ve birkaçı da dört sarı kart sınırında. Ve de artan hakem hataları başının derdi!

Hakem hatalarından edindikleri yararlardan ötürü hiçbir takımı suçlamam. Fener’e de Galatasaray’a da diyeceğim yok. Hatalara tepki koyarken hedefim, hatayı yapandır ve yanı sıra yanlışlarında ısrar eden hakeme görev vermede ısrar eden MHK’dır.

Hakan Sivriservi adlı hakeme maçta dili dönen futbolcuya yaptığı ilk yardımdan ötürü büyük saygı duydum. O saygım gene var; ama artık hakemliğine hiçbir biçimde aynı içtenlikle yaklaşmıyorum.

Onu art niyetli de ilan edemem. Ama şu kesin ki hakemlik için yetersiz ve de yeteneksiz. Eğer yetenekli sayılırsa, işte o zaman hataları art niyetli olmakla açıklanır. Ben onu yetersiz sayıyorum. Peki, yetersizliğini açıkça kanıtlamış bir adama neden ısrarla önemli maçlar yönettiriliyor? İşte bu noktada MHK’nın sorgulanması gereği doğuyor. Ak sayfaya kara notu MHK düşürtmekte!

Sivriservi Beşiktaşlı Bobo’yu İBB maçının, 42. dakikasında atarak büyük hata etmiş Beşiktaş’ın yenilgisinde başlıca rolü oynamıştı. Aynı Sivriservi, Kayseri karşısında Fenerbahçe lehine, hakemim diyen adamın utançtan yüzünü kızartacak bir penaltı vererek ve de maç içinde daha birçok hakemlik yanlışı yaparak Fenerbahçe’nin kazanmasında gene başrol oynadı.

Beşiktaş ile Fenerbahçe’nin arasındaki beş puanın doğmasındaki ana neden Sivriservi’nin hatalarıdır.

Bu hakeme ve benzerlerine ısrarla görev verilmesi MHK’nın güvenilirliğine gölge düşürür.

MHK’yı bir nedenle mazur görebiliriz. Kiminle baş edecek? Daha dün Yunus Yıldırım BJK-FB maçında BJK’ın; Müftüoğlu G.Birliği-GS maçında G.Birliğinin penaltısını vermeyerek ligin akışına olumsuz etki yaptılar.

Hakemlik de bir yetenek işi. Sorun yalnızca eğitimle, atamayla, düsütlükle çözülmüyor. Futbolu oynamak gibi yönetmek de bir yetenek işi. Kaderimiz bu ki ülkeden hiç yıldız hakem çıkmıyor. Bizimkiler becerileriyle değil, beceriksizlikleriyle yıldızlaşıyorlar!
 
11.04.08, 18:44   #13
TURGAY DEMİR - Müneccim miyim?

Fenerbahçe-Kayseri maçında bir hakem skandalı yaşandı. Ben birazdan oynanacak olan Sivasspor-Beşiktaş ve akşam oynanacak olan Gençlerbirliği-Galatasaray maçlarında fahiş hakem hataları olmasını bekliyorum!" Pazar günü saat 14.00'te Sivas'ta yayın yapan TV 58'in mikrofonlarına söylediğim bu. Sonrası malum. Beşiktaş maçında fahiş bir hakem hatası olmadı (Çünkü goller erken geldi gerek kalmadı), Ankara'da ise yeni bir skandal yaşandı? Böyle bir tahmin yapmak nerden çıktığı şimdi gelelim ona. Yıl 2004 Beşiktaş 8 puan öndeyken, 4-5 puan geri düşene kadar lime lime doğranınca yine böyle bir kehanette (!) bulunmuş ve şöyle demiştim: Şimdi Beşiktaş'ı aleni şekilde kollayıp haklı davasında haksız duruma düşürecekler...

Susturma taktiği!
Aynen öyle oldu. Galatasaray derbisinde, Ali Aydın Beşiktaş lehine öyle iki penaltı verdi ki, bir sezon boyu kıtır kıtır doğranan takım, maçı skandal hakem hatalarıyla kazanınca gıkını çıkaramaz hale geldi... Dolayısıyla ben bu filmi daha önce izlemiştim, tekrar sahneye konulacağını anlayınca da yukarıdaki tahmini yaptım. Birileri de beni yanıltmadılar! Çünkü onlar hiç değişmiyorlar... Çok ilginçtir iki büyük kulübümüz de bu kaotik ortamda ayaklarına gelen fırsatı kullan(a)madılar... Misal, Selçuk Dereli, Bülent Demirlek, Cüneyt Çakır ve İsmet Arzuman için deklerasyon yayınlayan, Çakır gibi hakemlerin Türk futbolundan uzaklaştırılması gerektiğini belirten Fenerbahçe yönetimi, Hakan Sivriservi için aynı şeyi yapabilse 70 milyonun gözünde inanılmaz bir noktaya gelecekti. Yapmadılar. "Bu maçta Kayserispor'un hakkı yenmiştir" diyemediler... Galatasaray yönetimi de fırsatı kaçırdı. Yapmaları gereken tek şey, maçtan sonra kendi lehlerine olan hatadan sonra kıyameti koparmaktı. Onlar da yapamadılar. Neden biliyor musunuz? Şundan... Böyle bir açıklama yaptıkları anda, hakemlerin, "Fenerbahçe (Galatasaray) lehine hata yapmak başa bela oluyor" diye düşünmesinden korktular. Lehimize hata yapanı savunmasak da sessiz kalarak destekleriz mesajı verdiler. Gören gözler için hikaye budur. Görmek istemeyen filmi izlemeye devam etsin. İyi seyirler.
 
11.04.08, 18:45   #14
SANLI SARIALİOGLU Hakemler izin verirse

Huylu huyundan vazgeçmez. Beşiktaş, gol yemezse huzur bulmuyor. Maşallah yine dayanamadılar, son saniyede kalelerini açtılar. Maç 2-0 bitse Beşiktaş ikili averajda Sivasspor'un üstüne geçecek. Golü yediler ve bu avantajı yitirdiler. Şimdi genel averaj söz konusu.
Beşiktaş'ı analiz etmek gerçekten çok güç. Maçın başında iki gol attılar ve sonra ilk yarının tamamını yürüyerek, durumu idare ederek geçirdiler. Sivas kalesiyle her türlü bağlantıyı kopardılar. Sivasspor moral olarak çökmüş, bitmiş. Beşiktaş rakibinin üzerine biraz gitse, 3-4 olacak. Yok, hayır, köküne kadar frene bastılar. Beşiktaş'ın şansı, Sivas'ın o bildiğimiz görüntüsünde olmamasıydı. Yoksa işler hemen tersine dönerdi.
İkinci yarı tamamen değişik. Belli ki Sağlam soyunma odasında, “İlk hedef karşı kale” demiş. 45-52. dakikalar arasında Beşiktaş'ın girdiği (Aydın (2) -Tello-Cisse) 4 net pozisyon var... Hepsi karavana. Ayrıca 68'de Tello, 77'de Holosko ve 88'de Aydın, Sivas kalecisi Petkoviç ile karşı karşıya. Bu güzelim pozisyonlar da karavana... Ve de yetmiyormuş gibi son saniyede yenen gol.
Sivas uzatmanın son dakikasında korner atarken Beşiktaş'ın uzunları (Gordon, Gökhan Zan, Nobre, Toraman, Kurtuluş, Holosko) kale önünde. Ve herkes topu seyrediyor. Mehmet Yıldız eğilerek golünü atıyor. Aferin hepsine. Olmuyor, kervan zor yürüyor. Her maçta yediğinden fazlasını atabilir misin? İbrahim Kaş, bek değil. Üzülmez, yorgun savaşçı. Gordon, düz adam. Toraman, iyi niyetle boğuşuyor ancak bir noktada tıkanıyor. Zan, kendisine “Cam çocuk” diyenlere kızıyor. Gel gelelim bu kadar da sık sakatlanılmaz ki. İyi ki Holosko transfer edilmiş. Atıyor, attırıyor. Puanların çoğunda imzası var. Nobre'den de fazlasını beklemem. Terini son damlasına dek akıtıyor. Cisse, eski gücünde değil. Demek ki sakatlık kendisini etkilemiş. Sahanın en iyi oyuncusu genç Aydın'dı. Son derece parlak ışıklar saçıyor. Özgüveni üst düzeyde. Sorumluluk üstleniyor. Durmadan koşuyor. Çok güçlü. Sol ayağı nefis. Bu çocukta ısrar etmek gerekir.
KARTAL'IN SIRTI KALIN DEĞİL
Gelelim hakem beyimize. Ne yazık ki bu müessese iflas etmiş durumda. Bir gün önce Fenerbahçe-Kayseri maçındaki hakem triosunu hepimiz ibretle izledik! Gerçekten çok düşündürücü! Bu maçın hakemi de nazar boncukluktu! Israrla belirtiyorum, ellerinde düdük olan bu koca koca adamlar, futbolun ruhundan habersizler. Sarı ve kırmızı kartlarla çocuklar gibi oynuyorlar. Yerli yersiz, zırt pırt çıkartıyorlar. İlginçtir en kolay kartlar da Kartal'a çıkartılıyor. Kart kart kart haydi dışarı. Demek ki Kartal'ın sırtı kalın değil. Demek ki Kartal'ın dayıları, amcaları yok. Vah vah vah her geçen gün kötüye gidiyoruz.
Beşiktaş bu sezonun köşe başı maçlarından birini daha arkasında bıraktı. Yenilseydi koskoca sezonu intertoto amortisiyle noktalayacaktı. Şimdi ilk iki yine söz konusu. Tabi hakemler izin verirse.
 
11.04.08, 18:46   #15
ATIF KEÇECİ Neye yarar ki?..

Seyahat programlarımızı genelde önceden yaparız. Bu maç için de uçağımız pazar sabahıydı. Dolayısıyla Fenerbahçe-Kayserispor karşılaşmasını rahat bir ortamda izleme şansım oldu.
Ancak cumartesi gecesi gördüklerim inanılacak cinsten değildi. Aziz Yıldırım imzalı, "Fenerbahçe şampiyon yapılmalı" senaryosu sahneye konulmuştu. Bu bir emek ve hak gaspından başka bir şey değildi. İçim sızladı. Bir an Sivas seyahatinden vazgeçmek istedim. Zira iş iyice su üzerine çıkmış, şampiyon tayin edilmişti.
Verilen emeklerden vazgeçtim. Yapılan seyahat masraflarına yazıktı. Hasan Doğan federasyonunun kuruluşunda aktif rol alan, Kayserispor, Beşiktaş ve Sivasspor başkanları da olup bitenler karşısında herhalde bu işin piyonu olduklarını anlamışlardır. Bunları yazmamın nedeni bundan böyle oynanacak maçların laf-ı güzaftan başka bir anlam taşımadığındandır.
Hakan Sivriservi'nin B. Belediye-Beşiktaş ve F.Bahçe-Kayserispor maçlarını seyreden şampiyonluk mücadelesindeki oyuncuların kendi maçlara konsantrasyonlarını sağlamak elbette zordu. Trajikomik oyuna başkaldıran ve bunu bir deklarasyonla cumartesi gecesi 23.00'te resmi sitesinden ilan eden Galatasaray'a, Beşiktaş cephesi ancak 02.00'de 'lütfen' anlamında destek veren bir açıklama yaptı. Bu duygu yüküyle başlayan maça dönelim.
Geçen hafta deplasmanda Kasımpaşa'yı 4 golle geçen ev sahibi, oyuna iyi başlamadı. Bu, "Ben artık oldum." veya "Bizi nasıl olsa şampiyon yapmazlar." düşüncesinin ortaya koyduğu bir durum muydu, çözemedim. 'Beşiktaş cephesinde kadro eksikliği maça yansır mıydı?' sorusu çok konuşulmuştu. Ancak en önemli kayıp olarak görülen Delgado'nun görevini üstlenen Tello, işini iyi yapıyordu. 10. dakikada Aydın'ın ortasına arka direkte kafasını buluşturan Holosko'nun golü Beşiktaş'a önemli bir avantaj sağlamıştı. Sahada daha çok top yapan taraf olan Siyah-Beyazlılarda, sol çizgide oynamasına rağmen defansa da yardımdan geri kalmayarak puanlarını giderek artıran Aydın, Nobre ile iyi bir uyum sergiliyordu. Sivasspor'un doldur boşaltla sonuca gitmek istemesi Musa Aydın, Cvetkov ve Mehmet Yıldız'ın etkisiz oyunlarıyla zaten sonuca ulaşamazdı. Ve ulaşmadı da. Böyle bir atak sonrası Rüştü'nün topu yine çabuk oyuna sokması, Nobre'ye ulaşan degajının Sambacı tarafından defansın arkasına bırakılışıyla oraya sarkan Holosko kendisinin ve takımının ikinci golünü ağlara bırakmakta zorlanmadı. Siyah-Beyazlı takım rahatlayıp oyunu rölantiye aldı. Sivasspor bundan istifade ederek top yapmaya başlasa da son hareketlerde bir verimlilik oluşturamadı. Oyuncu değişiklikleri ve İbrahim Kaş'ın ikinci sarıdan kırmızı görmesiyle iyice temposu düşen maçın son bölümlerinde Mehmet Yıldız'ın son dakika golünden başka bir hareketlilik yaşanmadı. Artık formaliteden farksız zirveye oynayan iki takım arasındaki maç, ancak üçüncüyü belirlemeye yarayan bir skorla sona erdi. Galip gelmesine rağmen Beşiktaş, yine göze hoş gelecek bir oyun sergileyemedi. Yıldızlaşan bir futbolcu ismi söyleyemiyoruz. İki gol atmasına rağmen Holosko, sadece gollerde vardı.
 
11.04.08, 19:17   #16

saol kardeş................
 
11.04.08, 19:21   #17

GÜzel Bİr PaylaŞim
 
16.04.08, 13:58   #18
Revizyon Kesmez! Devrim Lazım (Kaan Bora)

15.4.2008

Siyah-Beyazlılar için bir sezon daha geride kalıyor, ahlar-vahlar içinde... Tıpkı 2000-2001, 2001-2002, 2003-2004, 2004-2005, 2005-2006, 2006-2007’de olduğu gibi... Lig henüz bitmese de şu anki görüntü itibariyle bu sezonu geçen yıla göre rahatlıkla ‘başarısız’ diye nitelendirebiliriz. Ligde mucizeler olmazsa, Avrupa’ya açılma yolunda tek kapı İntertoto Kupası olarak gözüküyor. Camia içten içe kaynıyor. Herkes bir suçlu arıyor. Oysaki yakın geçmişe kısa bir yolculuk yapıldığı zaman esas sorunun Beşiktaş’ın, karakterine uymayan bir yapıyı benimseme çabaları olduğu görülebilir. Süleyman Seba devrinin kapanmasının ardından Beşiktaş kabuğundan sıyrılıp, hem idari hem de medyadaki imajı açısından yeni bir kimlik oluşturma parolasıyla yola koyuldu. Bu değişim her alanda camiaya heyecan getirdi. 90’lı yılların başında SSCB’nin, ‘Glasnost ve Prestroyka’ ile girdiği yeniden yapılanmanın bir benzeri milenyumun başında Beşiktaş için sözkonusu oluyordu adeta... Ancak kulübün kimliğini tamamen değiştirmeye yönelik bu hareketin SSCB’de olduğu gibi çok sağlam temeller üzerine inşa edilmediği zaman içinde farkedilmeye başlandı. Sadece 100. yılın verdiği rüzgarla kazanılan şampiyonluk Beşiktaş’ta herkesi memnun eden bir sezonun yaşanmasına neden oldu. Zaten Serdar Bilgili ile başlayan dönem günümüze kadar dikkatle incelendiğinde Beşiktaş’ın 100. yıldaki zaferi ve geçen sezon gelen ikincilik dışında şampiyonluk için hiçbir zaman ciddi bir aday olmadığı görülebilir.
Gelelim günümüze... Şimdi herkes “Yok o gitsin, bu devam etsin” diye düşünceler üretiyor. Başkan Yıldırım Demirören’in Beşiktaşlılığı’nı sorgulamak gibi bir niyetimiz yok. Ancak göreve geldiği günden bu yana kulübün ulaştığı noktada ortadadır. Çok iyi niyetli çalışmış olabilir ama başarılı olamadığı da kaçınılmaz bir gerçektir. Bu saatten sonra Beşiktaş’ın kurtuluşu için yapılacak revizyonlar, makyaj kıvamında olur. Yıllardır revizyon yapılıyor, o gidiyor, bu geliyor ama kulüp hem kurumsal hem idari açıdan bir türlü kendini kimliğini bulamıyor. Artık popülist düşüncelerden vazgeçip, gerçeklerle yüzleşme zamanıdır. Gerekirse belli bir süre küçülme politikası izlenip, yapılacak köklü bir devrim kulübü düzlüğe çıkarabilir. Yoksa...
 
16.04.08, 14:05   #19
Güven Taner - BJK’yı tüketen dört gerçek

Beşiktaş iyi transferler yapamadı. Ara transfer hamlesi bile yüzde elli fireliydi! Bu bir gerçek.

Beşiktaş taraftarı kulübüne renklerine ölesiye bağlı. Ne var ki bunu gösterme biçimi çok özensiz, sorumsuz. Severken sevdiğine zarar veriyor. Tribünde söverek sayarak, sahaya bir şeyler atarak sürekli ceza aldırıyor kulübüne! Bu da net bir gerçek!

Beşiktaş yönetimi futbol topluluğu üzerinde bir ağırlık hissettiremiyor! Bu yüzden hakem kesimi, ‘biz büyükleri kayırmıyoruz’ gösterisini Beşiktaş üzerinden yapıyor!

Beşiktaş sahip olduğu olanaklarla, tüm olumsuzluklara karşın, ligin 24. Haftasında liderliği yakaladı! 25 ve 26.haftalarda korudu yerini... Peki sonra? Birkaç hakem amca, yaptıkları seri hatalarla aldı takımı zirveden dördüncü sıraya indirdi! Hakem hatalarının olumsuz yansıması olmasaydı, Beşiktaş şu anda puan farkıyla zirvede olurdu!Bu da tartışmasız gerçek!

Ve işte şanssızlık faktörü: Beşiktaş kalan maçlarını kazanarak gene zirveye tırmanabilirdi; ama bu kez 8 adamı ceza ve sakatlık nedeniyle yoktu! Sahaya çıkardıklarının üçü de dört sarı kart cezası sınırında idiler. Bir hafta önce lig sonuncusu Kasımpaşa’nın Ankara’da yendiği Oftaş’a, Beşiktaş İstanbul’da yenildi! Bu maçta da Beşiktaş’a olumsuz yansıyan bir hakem hatası vardı!

Son maç öncesi Rüştü, Baki, İ.Kaş, Cisse, Tello, Bobo sakat ve cezalı idiler. S.Kurtuluş aylar süren sakatlıktan çıkmıştı, formsuzdu. Delgado maç öncesi ‘oynamasına engel ağrılardan’ yakınmıştı!

Beşiktaş sahaya ‘M.Yozgatlı, S.Özkan, Aydın’ orta üçlüsü ve arkalarında İ.Toraman ile çıktı. Kimi yorumcu, kadroyu görmeden sahaya bakıp dedi ki, ‘ Böyle orta saha mı olur?’

Olmazdı tabii! Ancak kimi oynatacaksınız?

Beşiktaş’taki eksiklerin ne anlama geldiğini Fenerbahçe’den yararlanarak biraz daha açalım: Beşiktaş’ın eksikleri Fener’in ideal 11’inde şu isimlere karşılıktır: G.Gönül, Edu, Deivid, Aurelio, Alex, Semih ya da Kezman... Bu oyuncuların tümünü alın Fener’den bakalım ne oluyor! Bursa ve Ankaragücü maçlarına Zico’nun tercihi ile böyle eksik çıktı Fener sahaya ve 5 puan yitirdi!

Beşiktaş’ı beğenmeyenler -ki elbette beğenilmeyecek çok yanı var- tüm bunlara karşın yaptıklarına ve zirveden dış etkilerle alındığına bakarak; pek beğendikleri takımların da Süper Ligde güçleri oranında başarılı olmadıklarını göreceklerdir.
 
16.04.08, 14:06   #20
Atilla Gökçe -Beşiktaş aynası

Torino’daki ULEB Kupası çeyrek finalinde Beşiktaş Galatasaray maçına dakikalar kala Beşiktaşlı Kaya Peker’in canını sıkan, motivasyonunu bozan olaylar da yaşanmış, duyduğuma göre...
Kaya’nın eşi ve babasına pota arkasında güçlükle bir yer bulunabilmiş, milli basketbolcu da bu duruma fena halde bozulmuş... Yöneticilerden ve görevlilerden beklediği sıcak ilgiyi görememiş... Beklediği anlayışla karşılaşamamış... Sonunda yüksek adrenalinin de etkisiyle “Ben bu durumda oynayamam” demiş. Maçtaki performansı benim için hayalkırıklığıydı... Sonradan Kaan Kural da bu küskünlüğün daha derinlere indiğini, ücret alamamaktan yakınan sporcular arasında Kaya Peker’in de bulunduğunu ve bir tür protest tavırla verimsiz oynadığını yazdı...
Bu öykünün ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış bilemem. Güvendiğim insanlardan duyduklarımı aktarıyorum.
Aynı hazin durum, dün başta Milliyet, bir çok gazetenin spor sayfalarında başka bir öyküyle yansıdı...
Beşiktaş’ın Hırvat stoperi Gordon Schildenfeld, ev temizliğine gelen kadına 50 YTL’lik ücretini verirken zorlanmış, “Cebimde 200 lira var. Akşama ne yiyeceğimi bilmiyorum” demiş... Sonra yakınmış : “Geldiğimden beri evime para gönderemiyorum!”
Neyse Sinan Engin duruma bir çözüm (!) getirmiş, genç futbolcuya 5 bin YTL’lik bir ödeme yapmışlar, gönlünü almaya çalışmışlar.
Beşiktaş’ta bu olaylar yaşanırken, Sinan Engin, Ertuğrul Sağlam ve yardımcılarının yeniden transfer harekatına başlamaları da çok ilginç doğrusu.
Zengin ailenin, her oyuncağı kurcalayıp bozarak bir kenara atan ve sürekli yenisini isteyen şımarık çocuğu gibi, Beşiktaş da her başarısızlığın faturasını ya teknik direktöre ya da futbolculara çıkarıyor...
Sürekli yenilerini arıyor.
Del Bosque’nin 8 milyon Euroluk tazminatı ve sırada bekleyen Tigana deneyimleri yüzünden Ertuğrul Sağlam’a kıyamadılar.
O nedenle gündem değiştirip sezonu sonlandırmanın en büyük çaresi yeniden transfer olarak belirlendi.
Yıldırım Demirören ve arkadaşlarının alışkanlıkları ve doğru bildikleri tek yol transfer olduğundan pek şaşırmıyorum.
Beni asıl hayalkırıklığına uğratan Ertuğrul Sağlam oldu.
Melek yüzlü, iyi niyetli, tevekkül sahibi ve kaderci teknik direktörün de transfer enstrümanına sığınması, epey can sıkıcı...
Sezon başından bu yana sürekli kadro yetersizliğinden yakınan, transferde takviyeler isteyen Sağlam’ın, yarışmacı ve eğitimci yanlarını da hiç tartışamadık...
Örneğin, iki tecrübeli profesyonel (Ali Tandoğan-İbrahim Üzülmez ) ile ulusal takım düzeyine yükselmiş iki stoperin (Gökhan Zan-İbrahim Toraman ) varlığına rağmen Beşiktaş hala savunma prensiplerini yerli yerine oturtamamışsa, takım savunması kavramı boşlukta kalmışsa, daha ne kadar su taşıyarak değirmen döndürülecektir ?
Ertuğrul Hoca bu sorunun yanıtını niye vermiyor ?
Beşiktaş neden bu kadar dağınık, dirençsiz, inançsız ve cesaretsiz ? Yönetimin ve Ertuğrul Hoca’nın bu konuda yapacakları açıklamalar olabilir mi ?
Ücretini alamamış sporcuların oyundan düşmesi, motivasyonunu kaybetmesi, yönetim tarafından dışlanıp tu kaka edilmesi de rekabette sizi hep geriye düşüren, soluğunuzu kesen yüklerdir.
Beşiktaş’ın aklını başına toplaması, popülizmden, transfer kolaycılıklarından vazgeçmesi, aynaya bakıp kendi gerçeği ile yüzleşmesi gerekiyor.
O zaman belki yeni yüzler ve yeni fikirlerle eski Beşiktaş’a dönerler...
Aman Pota soğumasın!
Beko Basketbol Ligi, neresinden bakarsanız bakın, her yıl artan kalitesi ve heyecanıyla futbola teslim olmadan, Avrupa’ya ve NBA’ye de uç vererek sağlık içinde büyüyüp gelişiyor.
Bunda elbette yayıncı kanal NTV’nin, organizasyona adını veren Beko’nun, Ülker ve Efes’in, Türk Telekom’un, Banvit’in ve belediyelerin de motor gücü yaratan katkısı var.
Potadaki heyecanın soğumadan sürmesi gerek.
Lige bakınca 16 takımdan ikisi küme düşecek...
Tanıdığım en değerli insanları topluma kazandıran Darrüşafaka, bu yıl 100 yaşına basan Boğaz’ın koca çınarı Beykoz, Konya gençliğinin ve üniversitenin aidiyetini temsil eden Mutlu Akü Selçuk, Ülker’in yavrusu Alpella düşme adayları.
Doğrusu bu ya, hiçbirine kıyamayız. her birinin önemli işlevi var basketbolda.
16 takımlı lig, 18 takım olarak yeniden düzenlense... Düşecek iki takımla 2. ligden gelenlerin dışında 2 takıma play-out oynatılsa...
Kimsenin burnu kanamadan, hevesi kaçmadan basketbolumuz ivme kazanır gibime geliyor...
Futbolda hiç kabul edemeyeceğim bir şeyi basketbol için öneriyorum.
Potalar soğumasın istiyorum!
Teşekkürler Kadir Has
Kadir Has Üniversitesi Spor İletişimi Sertifika Programı’nda küçük bir rolüm oldu. Genç arkadaşlara spor basını tarihi, olimpiyat ve olimpizm üzerine bildiklerimi ve birikimlerimi anlatma fırsatı buldum. Cumartesi Pazar, hafta sonunu büyük bir özveriyle unutup aralıksız 5-6 saat ders alan bu gönüllü gençler topluluğuna hayran oldum, saygı duydum... Enerji dolu, meraklı, istekli ve umutluydular. Medyanın sağır kaldığı, görmezden geldiği bir çok konuyu inanılmaz bir merak ve analiz gücüyle tartışıyorlardı. İşte beni mutlu eden ve mesleğim adına umutlandıran fotoğraf... Öğrencilerim ve ben... Dilerim meslektaş oluruz. Teşekkürler arkadaşlar!
Hayır, o penaltı konuşulur
Sevgili Mehmet’e (Demirkol) göre, Kezman’ın kaçırdığı penaltı, üzerinde o kadar uzun uzun durulacak bir sorun değildir. Kezman da penaltı atmak isteyebilir. Bunda şaşılacak bir şey yoktur.
İlk bakışta evet, öyledir...
Ancak bu memlekette her olay sporun geleneklerinde ve doğasındaki gibi algılanmıyor. Her olay için farklı bir yorum ( her yorum için de TV’lerde özel bir forum !!!) yapılıyor.
Kezman’ın ve Alex’in insani durumunu anlamakla birlikte itiraz ediyorum :
Zirve takımlarının da tıpkı Formula 1’deki gibi “takım kararları” vardır. Fenerbahçe’de duran topları Alex kullanır, penaltıları Alex atar...
Takım kaptanının dahi, takım kararlarına aykırı davranmaması gerekir.
Alex, Kezman’ın ricasını kırmayarak belki iyilik yaptı... Ama takım kaptanı ve lider olarak yanlış karar verdi.
Zico, kenardan müdahale etmemekle yanlış yaptığını kabul ediyor. Evet, aynen öyledir. Fatih Terim’in Norveç maçında frikikleri Hamit’e attıran müdahalesi unutulmamalı.
Bazen keskin heves takıma zarar verir... 2000 Avrupa Şampiyonası’nda Arif Erdem’in Portekiz’e penaltı atma ihtirasını hatırlayalım. Oysa aynı Arif, UEFA finalinde Terim’in 5 penaltıcısından biri değildi.
Bir başka gerçek, Zico’nun penaltı atışlarını olasılıklar hesabına katmadan Alex’i oyundan almasıdır... Ve Kezman da pekala güzel bir penaltı golü atmıştır.
Daha başka bir gerçek de şudur :
Herkes penaltı kaçırabilir... Ankaraspor’a penaltıyı Kezman değil, Alex de atsa kaçırabilirdi.
Bu olaydan çıkarılacak ibret : Penaltıcı, ya da takım kaptanı sana atış ikramı yapabilir. Bu bir jesttir...
Hediye, ödül, armağan ve jest talep edilmez...
Uygun görülürse, içten gelirse size verirler, ya da yaparlar.
Sonuç : Bu faturayı Kezman öder!
 
Cevap Yaz

köşe yazıları!!

Beşiktaş bölümde köşe yazıları!! konusu, Bu sezon Beşiktaş kadar hakem hataları ile 'yolu kesilen' başka bir takım olmadı. Türkiye'nin herhangi bir yerinde, sokakta ayak üstü ...



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
duvar yazıları... P®€ñ§£$ Harbi Geyik 11 15.04.08 12:41
İlhan Selçuk'u gözaltına aldıran köşe Betül17 Güncel Haberler 1 21.03.08 18:23
Kamyon Yazıları agent force Harbi Geyik 1 05.03.08 17:47
Kamyon yazıları...:D audi tt Motorlu Araçlar Dünyası 0 18.02.08 23:20
mezartası yazıları green_eyes Harbi Muhabbet 1 17.07.07 02:40



Forum Zaman Ayarları GMT +3 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 05:13 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
HarbiForum; Haybeden Değil ,Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2009
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.
If you own the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be removed from our web site,
please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.