HarbiForum  

DeNiZ GeZMiŞ

Atıl Forum bölümde DeNiZ GeZMiŞ konusu, Deniz Gezmiş kimdir Deniz Gezmiş hayatı Deniz Gezmiş hakkında 68 KUŞAĞININ ÖĞRENCİ LİDERİ DENİZ GEZMİŞ...
Geri git   HarbiForum > Forum Hakkında > Atıl Forum

Kayıt ol Arama Bugünki Mesajlar
05.03.08, 23:00   #1
DeNiZ GeZMiŞ

Deniz Gezmiş kimdir Deniz Gezmiş hayatı Deniz Gezmiş hakkında
68 KUŞAĞININ ÖĞRENCİ LİDERİ DENİZ GEZMİŞ

Hayatı

1965'den sonra Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 24 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'da, liseyi İstanbul'da okudu. Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçesine üye oldu. İlk kez 31 Ağustos1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik isçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında isçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı.
TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.
İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankaraİş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı.

Yakalanışı ve İdamı

12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozulur. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Yusuf Aslan ile birbirlerini kaybederler. Yusuf Arslan o esnada Deniz Gezmiş ise 16 Kasım 1971 salı günü Sivas'ın Sarkışla ilçesinin Gemerek
Mahkeme 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 nolu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.
Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi.
İdam edilmeden önce son isteğinin Rodrigo'nun Aranjuez konçertosunu (muhtemelen Adagio'sunu) dinlemek ve bir bardak demli çay içmek olduğu söylenir, ama bu isteğinin yerine getirilmediği bilinmektedir. İdam kemendi boynundan geçirilirken de, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediğini belirtmişti. Son sözleri: "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!" oldu.

Ses belgeleri ve mahkeme savunmasından bölümler
  • "...Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik. Bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık."
  • "...Öteden beri arz etmiş olduğum gibi, bu ülkede Anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler..."
  • "...Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum."[Linkleri kayitli üyeler görebilir. Kayit olmak için Tıklayin...]
  • "Kısaca; Amerikan emperyalizmi yurdumuzda var oldukça bu talan devam edecektir. Türkiye’nin kalkınması için tek ve zorunlu şart Amerika’nın yurttan atılmasıdır. Hem Amerika, hem kalkınma olmaz. Kalkınma toplumsal bir sorundur. Türkiye’de Amerika var oldukça, toplum kalkınamayacak, fakat büyük zenginler, komisyoncular ve uşaklar olacaktır. Amerika yurdumuzda var oldukça, kalkınma değil, tam tersine açlık ve sefalet var olacaktır."
  • ...Fikir özgürlüğünü ve anayasayı paravan yapanlar önceleri Atatürkçü geçinirken,onun fikir ve şahsiyetinide küçük görmeye başladılar şeklinde ve sadece Mustafa Kemal tarafını beğeniyorlardı şeklinde bir cümle mevcuttu.Bunu kesin olarak reddediyorum, asla kabul etmiyorum.Diğer yurtseverler de bunu kabul etmez,bu kasten tahrif edilmek isteniyor,gerçekler örtülmek isteniyor.Bu cümle art niyetle hazırlanmıştır.Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz.
Eylemler


  1. İstanbul Üniversitesi'nin 12 Haziran 1968'de işgal edilmesine önderlik etti. İşgal konseyi adına üniversite senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı.
  2. 1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.

 
06.03.08, 11:04   #2

Adam üniversiteyi işgal etmiş hımm, okulda adam gibi okumaktansa terörist faaliyetlerde bulunmak onunla icad olmuştur. Çünkü sovyet menfaati açısından böyle davranması gerekiyordu. Ama Türkiye'nin bağımsızlığı konusu bahane edildi. sonra bunlar rutin eylemlerdir. Onu meşhur eden bu eylemde sivrilmesidir.
Bu teröristin kurduğu thko terör örgütü Türkiye'de kaç asker, polis ve sivili katletmiş kaç banka soymuştur. Halkı Türkiye'den kurtarıp sovyet kölesi yapma ordusu...

Kahramanlığı kendi ideolojisi içinde değerlendirilebilir. bir komünist için idol olabilir. Ama T.C. 'ye zarar vermiş bir haindir...
 
06.03.08, 19:04   #3

kahramanım o benim

'Türkiye'de kaç asker, polis ve sivili katletmiş kaç banka soymuştur'bu söylediğine kendin de inanıyomusunoku biraz oku

neyse ben çok konuşmıycam dedim susayım bari
 
08.03.08, 10:52   #4

Deniz gezmiş türkiyedeki ilk silahlı öğrenci olaylarının lideri, bu günkü silahlı terör örgütlerinin temeli olan T.H.K.O. nun kurucusudur. Devletimizi yıkıp yerine marksist bir devlet kurmak için silaha sarılan ilk kişidir... Beka vadisindeki fkö kamplarında kgb ajanlarınca eğitilip türkiye‘ ye salınan ilk rus ajanı yani onların değimi ile koministlerin ilk yerli işbirlikçilerinden biridir. Yıllarca akan kardeş kanının ilk sorumlularındandır. Gencecik toprağa giren filizlerin sol terör kurbanlarının Gıyabi katilidir...

Terör yıllardır Türkiye‘nin gündeminden düşmeyen bir kavramdır. Türkiye teröre binlerce kurban vermiş 80 öncesi 5 bin evladı ile birlikte 80 sonrasıda 30 binin üzerinde evladını şehit vermiştir. Özellikle 80 öncesi kuşak sol ve sağın ortak düşüncelerinin Türkiye ‘ yi kurtarmak olduğunu söyleyenler kendi geleceklerini Türk Milliyetçilerine vefasızlıkla oluşturmaya çalışmaktadırlar. Ülkenin birlik ve beraberliğine inandığı, Türk-İslam kültürüne mensup olduğu için-bugün iflas etmiş kominist ideoloji tarafından-öldürülen insanlarımızın değerini kavrayabileceğimiz bir dönem içerisinde olmamıza rağmen hala bu kominizm saçmalığını savunmanın bir mantığı yoktur....

Yaşasın Marksizm ve leninizm‘ in yüksek ideolojisi sözleriyle ölüme giden ve milyonlarca insanın katliamına sebep olan insanlığa düşman bir ideolojinin militanlığını yaparak Türkiye ‘ ye sözde bağımsızlık getirecek bir anlayışın militanlarıdeniz gezmiş ve arkadaşlarını kahramanlaştırmaya çalışmak ya da onlarda bu ülke için mücadele etti safsatalarıyla denize ve fikrine olan aşklarını maske arkalarından kusmaya çalışanlar bu ülkenin dostu olamazlar.Onlar bu ülke için mücadele etmedi! Aksine bu ülkeyle mücadele etti...Onlar ATATÜRK‘ ün kurduğu ve temel niteliklerini belirtiği Türkiye Cumhuriyeti‘ ni yıkmak ve Türk Bayrağını burçlarımızdan sökmek için Türk ait herşeyi yok etmek için ezeli düşmanlarımızla işbirliği etti...Onlar ve onları kahramanlaştırmaya çalışan musevi lobilerince finansa edilip Türkiye‘ nin yeni bir kuşatma altına alınması için kendilerini satan kişilerdir...
Atatürk'ün Kominizm Hakkında Görüşleri
Atatürk, millet realitesinin ve milliyetçiliğin temel unsurlarını red ve inkar eden Marksizm'in ve komünizmin kesinlikle karşısındadır. Ülkeyi felakete sürükleyecek, sınıflara bölecek, menfaat gruplarını çatışmaya sokacak bu ideolojilerin her zaman karşısında yer almıştır. Atatürk'ün başlattığı Türk Devrimi doğuşundan itibaren bu tehlikelerle karşılaşmış, Bolşevik liderler, Türkiye'de komünist köylü hareketin yapılmasını sürekli teşvik ve tahrik etmişlerdir. Komünistler, Türkiye'de milli ve bağımsız bir devletin kurulmasını istememişlerdir. Sosyal Hariciye Komiseri Çiçerin, daha 13 Eylül 1919'da, Sivas Kongresi sıralarında, Türk köylüsünün komünist olmayan idarecilere karşı isyan etmesini tavsiye ederek, Türk hareketine karşı davranış ve anlayışını göstermiştir.

Komünizmin Türk Devrimi için sakıncalı ve tehlikeli olduğunu, Büyük Atatürk çeşitli vesilelerle değişik zamanlarda ifade etmiştir. Sivas Kongresi'nden hemen sonra, Amerikalı General Harbord'a verilen 27 Eylül 1919 tarihli muhtırada Mustafa Kemal Paşa, Milli Harekat'ın amacını anlatmış ve komünizmle ilgili görüşlerini şöyle dile getirmiştir:

"Bolşeviklere gelince, bizim memleketimizde bu doktrinin hiçbir şekilde bir yeri olamaz. Dinimiz, adetlerimiz ve aynı zamanda sosyal bünyemiz tamamiyle böyle bir fikrin yerleşmesine müsait değildir. Türkiye'de ne büyük kapitalistler, ne de milyonlarca zanaatkar ve işçi vardır. Diğer taraftan zirai bir problemimiz yoktur. Son olarak, sosyal bakımdan dini prensiplerimiz bolşevizmi benimsemekten bizi uzak tutmaktadır." (Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, IV., 1917-1938, Ankara, 1964, s.78)

Ayrıca Atatürk, çeşitli zamanlarda komünizmi tehlikeli gördüğünü ve hiçbir zaman bu karanlık sisteme geçit vermeyeceğini ifade etmiştir. Atatürk'ün bu konudaki bir sözü şöyledir:

6 Şubat 1921'de,

"Komünizm içtimai bir meseledir. Memleketimizin hali, memleketimizin içtimai şeraiti, dini ve milli ananelerinin kuvvetli, Rusya'daki komünizmin bizce tatbikine müsait olmadığı kanaatini teyit eder bir mahiyettedir."
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. III, 2. Baskı, s .20)

2 Kasım 1922'de,

"Şurası unutulmamalı ki, bu tarz-ı idare, bir bolşevik sistemi değildir. Çünkü, biz ne bolşevizim ne de komünist; ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü, biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız. Hülasa, bizim şekl-i hükümetimiz tam bir demokrat hükümetidir ve lisanımızda bu hükümet halk hükümeti diye yad edilir." (Ag.e, c .3, 2. Baskı, s. 20)

21 Haziran 1935'te,

"Türkiye'de bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü, Türk Hükümeti'nin ilk gayesi halka hürriyet ve saadet verme, askerlerimize olduğu kadar, sivil halkımıza da iyi bakmaktır."
(A.g.e., c. 3, 2. Baskı, s. 99)

Son derece ileri görüşlü bir insan olan Atatürk'ün her zaman olduğu gibi bu düşüncesinde de yanılmadığı açık bir gerçektir.

Verecek cevabın varsa bekliyorum...
 
08.03.08, 13:07   #5

canım benim konuyu google da arattım nerden aldığını öğrendim ayrım olmasın diye isim vermiyorum ama ben onlardan değilim onun için onların çarpıtılmış yazılarına inanmam...denizler bu ülke için-bizler için-öldü..ayrıca ATAM böyle sözler söylememiştir bunlar o adını söylemediğim çevrenin yaptıkları çünkü Atatürk e başbuğumuz diyen onlardır..ama Atatürk zaten kendisi sosyalist devletçilik anlayışını benimsemiştir ve Atatürk emperyalizme karşıdır..sizler her zaman sola karşı olmuşsunuzdur ama tehlike sol değil amerikadır ve sosyalistler(ve komünistler diim)amerikaya ve onun yandaşlarına karşıdır..

size bir video atıyorum(Gizlenen Atatürk Belgeseli)izleyin bi bakın...

Harbi Tv


Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk�e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!

Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933

bu da Atatürkün bursa nutku okuyun sosyalist içerikli bir yazı olduğunu göreceksiniz bu yazı yıllardır saklanıyo bu yazı okullarda okutulmaz çünkü rahatsız olanlar var..ayrıca atatrürk sovyet yetkililerine şöyle demiştir:
"Ben sosyalist olurum, ben komünist de olurum, mazlumlarin hakkini savunurum, ancak sinirda duracaksiniz"
yani kimsenin kulu kölesi olmayacaksınız bi ATAMIN bu söylediğine bakın bi de şimdiki TÜRKİYE-AMERİKAya..ve de sizin söylediklerinize
 
08.03.08, 15:02   #6

Nutuk kitabını açıp verdiğim sayfalara bakarsan sözlerin doğru olup olmadığını kontrol edebilisin...
Ayrıca birkaç siteden alıntı yapmış olabilirim.Fakat bu tamamen aldığım veya benim birşey katmadığım anlamına gelmez.

işte sana birkaç söz daha(kaynaklarıyla birlikte):
"Bugün Avrupa'nın doğusunda bütün uygarlıkları ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını top yekün bir şekilde, dünya ihtilali gayesi uğruna, seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik Avrupalılar ve Amerikalılarca henüz malum olmayan, yepyeni siyasal metodlar tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarından bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir. Avrupa'da çıkacak bir savaşın başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya'dır. Sadece bolşevizmdir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen bolşevikler, yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almışlardır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 3, s. 94-95)

Büyük Önder Atatürk Ali Fuat Cebesoy'a yazdığı mektupta komünizm tehlikesine karşı Türk Milleti adına duyduğu endişeyi şöyle dile getirmiştir:

"Komünistliğin memleketimizde değil, henüz Rusya'da bile tatbik kabiliyeti hakkında açık kanaatler hasıl olamadığı anlaşılmaktadır. Bununla beraber içerden ve dışardan çeşitli maksatlarla bu akımın memleketimizi içine girmekte olduğu ve buna karşı akla uygun tedbir alınmadığı takdirde milletin pek çok muhtaç olduğu birlik ve sükununu bozan durumların ortaya çıkması da imkan dairesinde görülmüştü. ..." (31 Ekim 1920, SD, IV, s. 360-361, Ali Fuat Cebesoy'a yazdığı mektuptan)

Atatürk, tüm dünyayı tehdit eden bu tehlikeye karşı, milletin düşüncelerinde ve sosyal kurumlarda uygulanacak yöntemleri çözüm olarak görmektedir. Bu tehlikeye karşı öngördüğü değişiklikleri ise kendi sözleriyle şöyle özetlemek mümkündür:

"Rusya hariç olmak üzere bütün dünyada, her kişi menfaat ve zararı kendine ait olmak üzere hayatını düzenler. Yalnız her kişiye çalışmalarında yeni yasal vasıtalar ve haklar verilir." (Medeni Bilgiler ve M. K. Atatürk'ün El Yazıları, Afet İnan, s. 68)

"Devlet bireyin yerini alamaz, fakat, bireyin gelişme ve kalkınması için genel koşulları göz önünde bulundurmalıdır. Devlet eliyle yapılacak işler, bireyin büyük kar getirmediğinden dolayı yapmayacağı işler veya milli çıkarlar için gerekli olan ekonomik işleri kapsar. Özgürlüklerin ve yurt bağımsızlığının sağlanması ve korunması ile iç işlerinin düzenlenmesi nasıl devletin görevi ise, devlet vatandaşların öğretimi, eğitimi, sağlığıyla ilgilenmek zorundadır. Devlet, memleketin asayiş ve savunması için yollarla, demir yolları ile, telgrafla, telefonla, memleketin hayvanlarıyla, her türlü taşıtlarıyla, milletin genel servetiyle yakından ilgilidir. Memleket yönetiminde ve savunmasında, bu saydıklarımız, toptan, tüfekten, her türlü silahtan daha önemlidir. ... Özel çıkarlar çoğunlukla, genel çıkarlarla tezat halinde bulunur. Bir de, özel çıkarlar, en nihayet rekabete dayanır. Oysa, yalnız bununla ekonomik düzen kurulamaz. Bu kanıda olanlar kendilerini, bir serap karşısında, aldatılmaya terk edenlerdir. ...Bir de, ferdin kişisel çalışmaları, ekonomik kalkınmanın esas kaynağı olarak kalmalıdır. Ferdin inkişafına (gelişme) mani olmamak bilhassa iktisadi sahadaki özgürlük ve teşebbüsler önünde devletin kendi faaliyeti ile bir engel yaratmaması demokrasi prensibinin önemli esasıdır. (Medeni Bilgiler ve M. K. Atatürk'ün El Yazıları, Afet İnan, s. 46-47)

Türkiye'ye sosyal, ekonomik ve kültürel yön vermeyi hedefleyen Atatürk, hedefini gerçekleştirmede komünizmi, halkı için büyük bir tehlike olması dışında farklı bir şekilde değerlendirmemiştir. Çünkü, bu kuramda fert yok, devlet vardı. O, "Ferdin hakkı ferde, devletin payı devlete" diyordu. Ne ferdi yutan devlet, ne devleti sömüren fert olmalıydı. Bu nedenle devletçilik ilkesini esas aldı.

Bu düşüncelerinin aksi yani komünizmin uygulanması halkın özgürlüğünün alınması, ülkenin kalkınma yerine yok olma sürecine girmesi demekti. Bu nedenlerledir ki, Atatürk komünizmi aziz Türk Milleti için büyük bir tehlike olarak görmüştür. Komünizmin hiçbir şekilde, hayatını adadığı vatanına girmesini istemeyen Atatürk Milleti'ni bu büyük tehlikeye karşı uyarmıştır. Yüce Atatürk'ün, "Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük tehlikesidir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir." (Faruk Şükrü Yersel, Eskişehir Gazetesi, 1926) sözlerinde Türk Milleti'ne yaptığı uyarı açıktır. Bu nedenle Türk Milleti, komünizmi en büyük düşman bilmeyi ve gördüğü her yerde ezmeyi, Türklüğe karşı manevi bir sorumluluk olarak kabul etmektedir.

Kaldı ki, Türk Milleti'nin üstün zekasının bilincinde olan Atatürk, komünizmin Türkiye'de hiçbir zaman başarılı olamayacağını, bizzat defalarca ifade etmiştir. Örneğin, 1935 yılında yaptığı bir konuşmada "Türkiye hiçbir zaman bolşevik olmayacaktır. Çünkü Türk Hükümeti'nin ilk amacı halka özgürlük ve mutluluk vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halka da iyi bakmaktır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 3, s. 99) ifadelerini kullanmıştır.

Atatürk başka konuşmalarında da komünizme karşı olan kesin kararını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Büyük Önder komünizmi, faşizm ve Nazizm'le birlikte şu sözleriyle değerlendirerek bu konulardaki düşüncelerini de şöyle dile getirmektedir:
"Biz büyük savaşlar görmüş, büyük bir milletiz.. Ama savaşçı değil, barışçı felsefeyi benimsemiş bir milletiz. ... Kendimizi dünyadan soyutlayamayız. Dünya nimetlerinin emperyalist ülkeler tarafından zaman zaman pervasızca paylaşıldığını ve bu paylaşma esnasında gelişmemiş ülkelerin tarihten silindiğini hafızalardan silmek kadar gaflet olamaz. Dünyanın bugünkü durumu hiç de parlak görünmüyor. Her ülke, gençliğini bir başka ideolojiye sahip olarak yetiştirme gayreti içinde. İtalya faşizm ideolojisine dört elle sarılmış. Bu ülkenin diktatörü olan Mussolini ülkesinin sekiz milyon faşist gencinin süngüsü üzerinde yaşadığını haykırıp duruyor... Almanya'da Hitler'in yaratarak geliştirmekte olduğu Nazilik de faşizmin bir başka, bir büyük tehkileli benzeridir. Hitler bir ırkçıdır. Dikkat buyurunuz, milliyetçi demiyorum, ırkçıdır diyorum. Alman ırkını en üstün ırk olarak gören bir mecnundur. Tekmil Alman gençliğini peşine takmış, onlara bu ideali aşılamıştır. Moskova'da oynanan oyun ise bir başka türlüdür. Stalin yalnız kendi gençliğine değil, dünya gençliğine komünistlik ideolojisini aşılamaya çalışıyor. Komünistlik propagandasının, fukarası ve cahili çok ülkelerde ne kolay taraftar topladığı ise ortada bir gerçektir." (Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Sabiha Gökçen, s.155)
"... Hayır. Ne komünizm ne de faşizm... Bu iki ideoloji de memleketimizin, ulusumuzun gerçeklerine karakterine asla uymaz. Şunu da hemen ilave edeyim ki, ne faşizmin ne de Nazizm'in sonu yoktur." (Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Sabiha Gökçen, s.159) Bu sözlerden de açıkça anlaşıldığı üzere, Atatürk açık beyanlarıyla komünizmi "en büyük düşman" ilan etmiştir. Faşizmin de komünizmin de Türk Milleti içinde barınamayacağına dikkat çekmiştir. Milletine, komünist veya faşist olmamayı, bu eğilimleri her görüldüğü yerde ezmeyi ve komünist yayılmacılığa karşı Misak-ı Milli sınırlarını korumayı vasiyet etmiştir.




lütfen okumadan yorum yazmayalım...
lütfen kaynak göstermeden ezbere bilgilerle konuşmayalım...
 
08.03.08, 22:04   #7

okuyorum yazdıklarını merak etme laf olsun diye de yazma...ayrıca kaynak istemişsin söylev ve demeçleri kaynak göstermişsin ancak atladığın bi nokta var söylev ve demeçler ATAMIN ölümünden 24 yıl sonra yazıya geçirilmiş bilgilerdir onun için de böyle bi konuda kaynak değeri taşıdığını düşünmüyorum ülkede bu kadar faşist varken değiştirilip değiştirilmediğini bilmem..benim için hiçbir kaynak değeri taşımıyo bu kaynak(!)


ben komünist değilim ama ekonomi açısından doğru buluyorum..bence ATAM sosyalistti ve bende sosyalistim..

"Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük tehlikesidir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir."---->>araştırma yapmadığın ve taraflı kaynaklar kullandığın burdan belli oluyo zaten ATAMIN böyle bi söz söylemediği kanıtlandı..1964 yılında Ap li senetör Dr Fethi Tevelioğlu Toprak Dergisinde bu yazıyı kullanmış ve gerçek olduğu söylenen metin koyulmuştur ancak metnin sadece bir bölümü ATAMIN el yazısıyla yazılmıştır(el yazılı olan bölüm bahsi geçen sözdür)(bu derginin ne olduğunu biliyosunuzdur umarım)ve gazeteci yazar çetin altan bu sözün ATAMIZA ait olmadığını ileri sürüp mahkemeye başvurmuştur isveçte kaligrafi uzmanları tarafından incelen sözün ATAMIZA ait olmadığı ispatlanmış ve mahkemeyi sayın altan kazanmıştır..yani bu söz uydurmacadır ve Atatürk'e atılan adi bir iftiradır.......
 
12.03.08, 16:12   #8

eger atatürk sosyalist olsaydı,cumhuriyeti ilan etmez sosyalizmi kurardı ayrıca moskovaya atadıgı ali fuat paşa ile de kominist rejimin türkiyede gelişmesini önlemek ve kontrol altına alabilmek için moskova antlaşmasına madde bıraktırmış kars antlaşması ile rusyanın emellerini engellemeye çaışmış YEŞİL ORDU CEMİYETİ,TÜRKİYE KOMİNİST PARTİSİ,TÜRKİYE HALKİŞTİRAKİUN PARTİSİNİ çalışmalarını engellemek ve türkiyedeki kominist rejimin ilerleyişini Türkiye Kominist partisini kurdurarak ortaya çıkartmaya çalışmıştır...
ayrıca Yahya Kahyaya da Kars yolundan Erzuruma gelip kominist rejimi güçlendirmek için gelen Mustafa Suphiyi Trabzonda bindigi teknede 17 arkadaşı ile öldürtmüştür.(27-28 ocak 1921 gecesi) sosyalist düşünceye kayan Yahya kahyayıda Kazim karabekir paşaya öldürtmüştür...
 
12.03.08, 16:15   #9

ayrıca Yeşil Ordu cemiyetinin askeri gücünü oluşturan Çerkez Ethem inde birinci inönü savaşında ortadan kaldırılmasını ismet paşayla saglamıştır...
 
12.03.08, 16:24   #10

bu arada atatük'ün söylev'i öldükten sonra sadece kitap haline getirilmiş zaten onlar yazılıp kayıd edilmiştir...
(naşını mumyaladan bir hükümetin böyle yapması beklenirdi)
 
Cevap Yaz

DeNiZ GeZMiŞ

Atıl Forum bölümde DeNiZ GeZMiŞ konusu, Deniz Gezmiş kimdir Deniz Gezmiş hayatı Deniz Gezmiş hakkında 68 KUŞAĞININ ÖĞRENCİ LİDERİ DENİZ GEZMİŞ...



En Popüler Etiketler
Etiketler
kominizm saçmalığı, deniz gezmiş mahkeme konuşması, deniz gezmiş mahkemede konuşması, deniz gezmiş in hayatı kendi konuşması, deniz gezmiş rus ajanı, deniz gezmiş belgeseli sözlü savunması, deniz gezmiş hakkındaki görüşler, deniz gezmis mahkeme konuşması, deniz gezmişin konuşması, kominizm deniz, deniz gezmiş mahkeme konuşması müzik, deniz gezmiş mahkeme konuşmasıvideo, öğrenci lideri deniz gezmiş, deniz hayatı tehlikede oyunu, denız gezmıs konusması,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Özcan Deniz - Özcan Deniz Kimdir ? - Özcan Deniz Hakkında SaMeT46 Müzik TR 0 20.11.07 00:49
Deniz şoku Dj_BuRKi Fenerbahçe 0 14.09.07 10:15
Deniz otobüsü şeker Fıkralar 0 11.07.07 19:02
deniz kaplunbağaları SЧSTЄM Hayvanlar Alemi 1 11.07.07 15:37



Forum Zaman Ayarları GMT +3 olarak ayarlanmıştır.
Şu Anki Saat: 11:57 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
HarbiForum; Haybeden Değil ,Harbiden
Her Hakkı Saklıdır ©2007-2009
Valid XHTML 1.0 Transitional Creative Commons License
İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın,ilginize teşekkür ederiz.
Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.