Bütün mavileri sunacağım sana
Bu gece bir kadeh şarapla akıyorsun içime...Şarabı değil seni yudumluyorum.Bir de şarabı anlatışını hatırlıyorum.Kelimeler döküldükçe ağzından ben şişelerce şarap içmiş gibi sarhoş oluyorum...Konuştukça başka dünyalara götürüyorsun beni...Ve ben bu sarhoşluğun hiç geçmemesini istiyorum.
Sen konuştukça geceye mavi bir ışık hakim oluyor. Elimi uzatıp tutuyorum o ışığı

elimde büyüyor

gözlerim kamaşıyor.Yine de alamıyorum gözlerimi senden.Haydi beni geçelim

kim seni görünce başını çevirebilir ki? Kim gözlerini seni görmekten mahrum edebilir ki?
Nasıl da farkındasın güzelliğinin...Nasıl da küstahça belli ediyorsun bunu...Küstahlığın bu kadar yakıştığı bir başka insan olabilir mi dünyada?Bir büyü var sende biliyorum;ama

adını koyamıyorum.Küstahlığı böylesine sevimli hale getiren bu büyü olmalı.
Damla damla akıyorsun içime.Dışarıda kutup soğuğu varmış ne gam!Seni düşünmek yeterince ısıtıyor beni.Her kelimen bir alev haline geliyor.Kelimeler çoğaldıkça bir yangına dönüşüyor varlığın.Yüreğimden başlayıp bütün bedenimi sarıyor alevler.
Kendini anlatırken

yüzünde sadece sonsuz özgüveni olan insanlarda görülen o gülüşü görebiliyorum.Beni anlatırken

biraz şaşkın

biraz utangaç

biraz tedirgin

biraz çocuk oluşunu görebiliyorum.Ben aslında sende hayatı görüyorum.
Senin sözcüklerin unutturuyor bana günün tüm yorgunluğunu.Sen oluyorsun

başka hiçbir şey umurumda olmuyor.Seni hissetmek

varlığını bilmek yüzümdeki gülümsemeyi bütün eve yayıyor.Duvarlarda kare kare sen görünüyorsun

eşyalar canlanıyor.Beni saran büyü eşyaları da sarıyor.Zaten nereye girsen

nerede olsan etrafındaki canlı cansız her şeyin bu büyüden etkilenmemesi memkün değil.
Herkes hayran sana;ama

benimki başka.Çünkü yüreğine talibim ben.Biliyorum ki

sen oraya sadece kendi istediklerinin girmesine izin verirsin.Biliyorum ki

bir kez girildi mi o yüreğe bir daha çıkılması mümkün değil. Öyleyse uzat elini

aç yüreğini

içindeki tüm güzellikleri sun bana.
Ben içimdeki tüm mavilikleri sana vermeye çoktan hazırım.
Haydi....